Teknoloji Cinayet Sebebi Olabilir mi?

2 Aralık, 2008 | yazan: MelkeDe | kategori: Hayattan Detaylar | 1 yorum

Evet, teknoloji cinayet sebebi olabilir. Özellikle de zevklerin dibine kibrit sıvısı boca ediyorsa öyle de bir cinayet sebebi olur ki gazetelere 3.sayfa haberi olur hiç yoktan. Gözünün çapağını yediğim bilim adamları her geçen gün beni şaşırtmaya, sinir kalıplarımı zorlamaya ve şahsımı rencide etmeye devam ediyorlar. Ciddi anlamda bir beddua hazırlığı içindeyim kendilerine. Dilimin ucunda daha önce duymadığım küfürler birikiyor da birikiyor. Bir dokunsalar tarih öncesi çağlarına kadar sallayacağım dilimin ucundakileri.

Şimdi de çay çıkarmışlar. ‘Suda eriyen çay’… devamını okumaca >>

325. kısa dönem askerlere yol verin

1 Aralık, 2008 | yazan: Nohut | kategori: Hayattan Detaylar | 3 yorum

Evet, sonunda torunlarımın torunlarının torunlarının torunları da askerlik yolunu tutuyor. 325. kısa dönem askerler bugünden itibaren asker sayılıyorlar. 12sinde de acemi birliklerine teslim olacaklar.

Askere gitmeden önce pek önemsemezdim bu gidişleri, ama artık önemli geliyor. Msn listemde, kişisel iletilerine 12sinde asker yazanları gördükçe içim bir tuhaf oluyor. Askerdeki gariban halim aklıma geliyor.

Ben de pek hevesliydim askere gitmeden önce. devamını okumaca >>

Mikrop Yuvası Bendeniz…

1 Aralık, 2008 | yazan: MelkeDe | kategori: Hayattan Detaylar | 2 yorum

Evde plastik kaplardan yemek yeme zorunluluğu getirilen şahsıma yapılmış hakaretlerin en başındadır dezenfekte kurallarına uygun yaşamak. Yaşayamıyorum ben ne yapayım? Değil plastik kaplardan yemek, odam karantinaya alınsa yine tınlamam.

Yine de sürekli C Vitamini depolamaya çalışmak, yattığı yerden Sünger Bob izlemek, öhö öhö öksürmek çok dokunuyor insana, içim cız ediyor.  Yaklaşık 3 seneden beri süregelen ‘ ben hasta olmam ki lan çok sağlıklıyım, bünyem çok güçlü’ hava atmacalarına da böylelikle son vermiş bulunuyorum.

Evet okur, devamını okumaca >>

Konkoleza Kayz ve Ben…

29 Kasım, 2008 | yazan: MelkeDe | kategori: Afacan Köşe | 1 yorum

Sürekli mesajlar, elektronik postalar, telgraflar vb tüm iletişim cihazlarından şahsıma ulaştırabilecekleri objeler alıyorum okurlarımdan. Telefonlarım susmuyor vallahi.

Odamda oluşturduğum dört köşeli kara delik etrafında döne döne dururken yürütücüm (menajer yazınca sevgili bilgisayarım uyardı beni. ‘Onu yazma bunu yaz!’ dedi Ben de tavsiyesine uydum. İyi ettim, iyi.)  dürtüyor beynimi. Yok efenim neymiş artık bir cevap vermek lazımmış bu çağrılara. Halk merak ediyormuşmuşmuş. Yine böyle bir gün yürütücüm beni uyandırma hevesiyle dürterken mıyıldayarak uyandım. devamını okumaca >>

Cassandra Kompleksi: Tuhaflaşma Süreci

29 Kasım, 2008 | yazan: ayasophia | kategori: Kültürel Köşe | 2 yorum

12 Maymun isimli güzide filmi izlemişseniz eğer, bu Cassandra Kompeksi dediğim hadiseye aşinasınız demektir. Şimdi efendim, olay kaba taslak şöyledir: Mitolojide tanrılar malum biraz eğlence seviyorlar, Cassandra isimli bir hatun kişiye gelecekte olan şeyleri fısıldıyorlar. Bu hatun kişi de kalkıp insanlara anlatıyor gelecekte neler olacağını. Fakat tanrılar diğer insanlara da inanmamalarını fısıldıyorlar. Bu durumda, Cassandra geleceği bilen fakat inanılmayan bir yalancı çoban hükmüne dahil oluyor. Sanırım delirerek ölüyor. devamını okumaca >>

Yemin ederim

29 Kasım, 2008 | yazan: Nohut | kategori: Hayattan Detaylar | 1 yorum

Çocukluğumun yarısı söylenenlere inanmamakla, diğer yarısı da inanmadığım şeylere inanmak için karşı tarafa yemin ettirmeye çalışarak geçti dersem fazla abartmış olmam.

Kültürümüze mi işlemiş bilmiyorum, her türlü yalanı da söylesek, “yemin et” dediği zaman karşı taraf, yalan yere yemin edemeyiz, kem küm etmeye başlarız. Tabi hazır yalanı da uydurmuşuz, bütün o kurmaca da boşa gitsin istemeyiz tabi. Eee o zaman ne yapılır, en alçakça yola başvurulur. devamını okumaca >>

Şiir Ziyafeti 5: Masam

29 Kasım, 2008 | yazan: Ortason | kategori: Kültürel Köşe | 2 yorum

Yazılma Zamanı: 3.sınıf

MASAM

Masam sende yemek yerim,
Ders çalışırım sende.
Seni oyun oynarken
Kullanırım masam. devamını okumaca >>

Tiyatro demek umut demek, aydınlık demek, ilerlemek demek…

28 Kasım, 2008 | yazan: Nohut | kategori: Kültürel Köşe | 18 yorum

Günümüzde bazı meslekler yüceltildikçe yüceltiliyor, tabulaştırılıyor. Tiyatrocular mesela. Tamam çok zengin müreffeh bir hayat sürmüyorlar belki ama, manevi olarak o kadar şişiriliyorlar ki… Eninde sonunda yaptıkları iş sahnede bir karakteri canlandırmak. Bu da bir emek işidir, bir çalışmadır, yetenektir eyvallah ama sonuçta marangozluktan şundan bundan pek de farkı yoktur aslında. Bir meslektir, çalışırsın, yaparsın. “Aydınlık Türkiye’nin aydınlık insanı” “Büyük düşünce insanı” “Parlak bir zihin” falan değilsindir. Başka tiyatro metinlerini okumak, üzerine konuşmak sizi aydın, her konuda görüşü alınması gereken vs. biri yapmaz aslında. Basbayağı teknik bir iştir tiyatro. devamını okumaca >>

Ben Bir Rüya Gördüm!

27 Kasım, 2008 | yazan: MelkeDe | kategori: Afacan Köşe | 2 yorum

Rüya Tabircisi

Merhaba gönül dostları. Bu hafta da sevgili, pek değerli okurlarımdan gelen onlarca elektronik postayı cevaplamaya, rüyalarını yorumlamaya çalıştım. Onlarca elektronik posta geldi evet. Peki öyleyse neden ben bu kadar az ve cuzi sınırlarda rüyalardan oluşan bir yazı yayınlıyorum? Bilmiyorum. Ama cidden onlarca posta, mektup vb geliyor okurlarımdan(!). Valla ya. Çok ciddiyim. Öyle böyle değil yani. Başlıyoruz, hadi bakalım hayırlısı.

İyi uykular, tatlı rüyalar. devamını okumaca >>

Atom bombamı kaybettim, hükümsüzdür

27 Kasım, 2008 | yazan: mor paspas | kategori: Gündem | 5 yorum

Şaka mı yapıyor birileri. BBC’nin gizli araştırmasına göre 1968 yılında düşen uçakta olan 4 nükleer bombadan 1 tanesi bulunamamış. Şu an Grönland’da buz kütlesinin altında 40 yıllık yüzüşüne devam ediyor. Atom bombası avcıları gidip bulup şöyle diyebilir.

“Denizde bulunan mal bulanındır. Vermicem işte benim bombam, evimin duvarına asıcam.”

Dese hakkıdır. Bir şey diyemeyiz. Ama atom bombası tüccarlarına söylenecek o kadar çok şey var ki… ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, kazadan sonra bombaların imha edildiğini açıklamış. ‘Söylenilen hiçbir şeye inanmamak lazım’ geleneğini sürdürmek lazım. Bu uçak devamını okumaca >>