Şu anda can almada Azrail
Mutlu mutlu teslim ediliyor
Üzerinde yılların tozu dumanı
bugün 1, toplam 37 defa okundu...
“Kalabalıklar, cesetlerin gürültüsüdür.”
Hüseyin Akın, Düşçınarı - Sayı :7
25 Oca 12 (19:44) | yulimeka yazdı | Gönül İşleri | 1 yorum
Şu anda can almada Azrail
Mutlu mutlu teslim ediliyor
Üzerinde yılların tozu dumanı
bugün 1, toplam 37 defa okundu...
25 Oca 12 (13:17) | ayine yazdı | Gündem, Kültürel Köşe | 2 yorum
Sinemasever okurlarımıza, önümüzdeki dört günki ajandalarına yeniden bakmalarını öneriyoruz:
8. İstanbul Japon Filmleri Festivali, 26 – 29 Ocak 2012 tarihleri arasında Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu’nda düzenleniyor.
Festivalde, Bir Milyon Yen Kazanan Kız, Bir Yaz Rüyası, Bizim Unutulmaz Günlerimiz, Güney Kutbundaki Aşçı, İyi Uçuşlar, Kappa ve Sampei, Küçük Cadı Kiki, Noriben: Şansın Tarifi, Rengarenk adlı filmler gösterilecek. Japonya İstanbul Başkonsolosluğu tarafından organize edilen festival, Japon Foundation, Beşiktaş Belediyesi ve Tiglon Film’in işbirliği ile gerçekleştirilecek olan festivalde tüm filmler Türkçe altyazılı ve ücretsiz olarak sunulacak.
bugün 6, toplam 45 defa okundu...
25 Oca 12 (10:10) | mor paspas yazdı | Çözüm merkezi | 2 yorum
Böyle bir yazı yazıp ulvi bir görevi gerçekleştireceğim hiç aklıma gelmezdi. Kısmet işte denk geldi, hohoho. Tamam geyik yaparak uzatmayacağım zaten efsaneye göre uçan geyiklerim mevcut, hohoho. Bu sefer gerçekten bitti, hemen mevzuya giriyorum.
Bu Noel Baba dediğimiz amcanın yani Santa Claus amcanın marifetlerini biliyorsunuz. Kuzey kutbunda bir sürü evi var, kimse paylaşamıyor. İsveç, Finlandiya, Grönland falan hep ‘bizim buralarda otururdu kendisi’diye demeç vermekteler. Bunlardan Finlandiyadaki Rovaniemi şehrindeki insanlar işte evi burasıdır demişler ve “Santa Claus’ Main Post Office” diye bir postane kurmuşlar. Dünyanın her yerinden mektuplar almakta ve makul olan istekleri yerine getirip hediye göndermektelermiş. Bu kısma pek inanmadım. Ama belki doğru olabilir. Yani ilk başlarda göndermiş olabilirler. Şimdi senede 300bin kişi ziyaret ediyormuş orayı ve 70bini yılbaşında geliyormuş. Postanede hediyelik eşyalar satıyorlar, işi ticarete döküp turizmle yollarına devam ediyorlar anlaşılan.
İşte bu da adresi: Santa’s Workshop Village, Tähtikuja
bugün 1, toplam 36 defa okundu...
17 Oca 12 (11:44) | ayine yazdı | Afacan Köşe | 2 yorum
Ankara’da kar yağdığı ilk gün soruyorum Serdar’a kardanadam yapıp yapmadığını, cevap veriyor mutlu mutlu:
- Kardanadam yapmadım ama kardanadam buldum!
bugün 0, toplam 41 defa okundu...
8 Oca 12 (0:58) | Sizden Gelenler yazdı | Hayattan Detaylar | 0 yorum
Ben, daha beni bile bilmiyorken “İnsanlar nasıl oluyor da bu kadar şükürsüz oluyorlar?” derdim. Bunu söylediğim zamanlar öyle bir zamanlardı ki karşındakine “Seni seviyorum” demek yetiyordu. Ayrıca bir kanıt istemezdi sevilen. Ve cümleler sahiciydi. En büyük yalan “evet, ben de seviyorum o sanatçıyı” cümlesiydi. Sonra eve gidilir, o sanatçı dinlenir, şarkıları ezberlenirdi. Sırf o seviyor diye.
Şimdi? Kafanızı her çevirdiğinizde bir öpüşen görmüyor musunuz sizde? Balonları sevdiğinizi söylediğinizde dalga geçer gibi gülmüyorlar mı size de? En sevdiklerinizin hediye ettiği rüzgar gülüne bakmadan, onunla oynamadan evinizde çıkmadığınızı çekinmeden söyleyebiliyor musunuz? Saygı var mı cana, dile, düşüncelere? Allah Allah demenin ne
bugün 0, toplam 45 defa okundu...
3 Oca 12 (19:10) | Sizden Gelenler yazdı | Hayattan Detaylar | 0 yorum
Diş ağrısına benzer bir şey vardı bu acıda. Diş ağrısı gibi aniden geliveren, tıpkı diş ağrısı gibi saatlerce bazen günlerce sancıyan ;ama hep ertelenen.Ağrısı geçtiğinde orda unutulan tekrar ağrıyıncaya kadar hatırlanmayacak olan gereksiz,işlevsiz bir diş.
Neden bir doğum sancısı değildi hissettiği? Sancısa, acısa,kanasaydı ve kendinden kendini doğurabilseydi yeniden.Hayat o zaman yaşanılabilir bir yer olur muydu ? Neydi hayatı yaşanılabilir ya da yaşanılası kılan?
-Ojeniz kururken içecek bir şey alır mısınız Esin Hanım?
bugün 0, toplam 36 defa okundu...
30 Ara 11 (8:25) | ayine yazdı | Afacan Köşe | 2 yorum

Yiğit(6 yaşında) : “Sana bişey söyleyebilebiliiii miyim? Galiba bi kız benim peşimden koşuyo, Utku dedi ki bu kız sana bakıyo.”
* * *
-”Yiğitcim, sen büyüyünce ne olacağına karar verdin mi?”
-”Iııııı, ben bütün işleri almayı düşünüorum, on tane bin tane Yiğit hayal ediorum, ben kopya çekmeyi biliorum. Bi robot yaparız, bin tane robot Yiğit yaparız, ama bozuluuur, ben tamir etmeyi bilmiorum, babam biliyo, ben ona yardım ediorum, ama sivri penseyi babam tutuyo…”
bugün 0, toplam 63 defa okundu...
26 Ara 11 (1:29) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 11 yorum
Aklımda nicedir evirip çevirdiğim bir hesaplaşmadır Okan Bayülgen. Neticede Televizyon Çocuğu’ndan bu yana takipçisiyim. Hemen her programını, gecenin bir yarısında da olsa, ertesi gün dershane de olsa, oturup izlerdim. Üniversitede televizyonla uzaklaşmam, tatillerde eve gittiğimde onu izlememe mani değildi. Hatta bugünlerde bile, oturup nostaljik bir duyguyla izleyebilirim Okan Bayülgen’i. Ama çocukluğumla ve ilk gençliğimle hesaplaştığım şu günlerde, bir Okan Bayülgen yazısı yazmak farz oldu… (Bir sonraki yazı Cemil Meriç üzerine ve başka bir mecrada olacak muhtemelen)
bugün 1, toplam 788 defa okundu...
19 Ara 11 (17:08) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 9 yorum
Kendini ateist olarak tanımlayan Ahmet Altan’ın Taraf’taki yazısını okuyunca dün, kainata onun gibi tefekkürle bakabilmeyi diledim Allah’tan:
…
“İnançsızlığım” onları kızdırmıyor, şefkat ve üzüntü uyandırıyor yalnızca.
İyi dindarları seviyorum, onlarla konuşmayı seviyorum.
İyi bir dindar, dürüst ve güvenilir bir insan demek benim için.
Allah’ın cezalandırmasından değil, Allah’ı gocundurmaktan, kendilerini “yaratanı” yaptıklarıyla üzmekten korkuyorlar.
“İbadetlerini” yerine getiriyorlar elbet ama asıl ibadetin hayatın her ânını, kulun her “amelini” kapsadığını, her sözün, her davranışın, her ilişkinin ibadetin bir parçası olduğunu biliyorlar.
Allah’ı ve dini anlatışlarında bir neşe ve sevinç var.
Bilmiyorum ama sanırım tanrının en büyük emri tek kelime: “Ara.”
Aramamızı, bulmamızı istiyor.
Çünkü “tekâmül” etmek, gelişmek, olgunlaşmak, ilerlemek ancak aramakla mümkün, aradıkça yürüyoruz.
bugün 1, toplam 173 defa okundu...
19 Ara 11 (8:39) | ayine yazdı | Afacan Köşe | 5 yorum
Serhat(6 yaşında): “–Anne biliyor musun ejderhaların zayıf yönlerini keşfettim.”
Annesi: -“Öyle mi? Neymiş peki?”
Serhat: -“Her ejderhanın zayıf bir tarafı var.”
Annesi: -“Tamam da neymiş o zayıf tarafları?”
Serhat: – “Her ejderhanın kendine göre bir zayıf noktası vardır.”
bugün 1, toplam 103 defa okundu...
13 Ara 11 (8:34) | ayine yazdı | Kültürel Köşe | 3 yorum
Son zamanlarda gittiğimiz filmlerde, arka sıradakilerin “resmen vakit kaybı” yahut “verdiğimiz bilet parasına yazık“ları eşliğinde bizim gülmekten ölmelerimiz oluyor, geerçekten:
http://www.celaltanveailesininasiriaciklihikayesi.com/
bugün 0, toplam 90 defa okundu...
10 Ara 11 (1:00) | Sizden Gelenler yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum
mod/mode ve mood aynı şey değil.
bunu daha çok komputer vs konularına meraklı tipler, cihazlardaki mod/mode terimiyle karıştırarak (confuse ederek) kullanıyorlar. bunlar zaten hem mod/mode, hem de mood terimlerini, mod/mode olarak kullanıp, kelimeden tasarruf ediyor. halbuki dilde kelimeden tasarruf vakitten kazandırıyor gibi görünse de, dilden ve kültürden fakirleştirir.
bugün 0, toplam 38 defa okundu...
6 Ara 11 (1:50) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 6 yorum
Malumunuz, genellikle Sufî geleneğinde sıkça rastlanan “tevekkül” kavramı, günlük hayattaki kullanımının aksine, “bir işi yapmak üzere bütün insanî çabayı gösterip, neticeyi Allah’a bırakmak” şeklinde anlaşılabilir. Negatif çağrışımları, şu modern-rasyonel dünyada daha çok olan “kadercilik” meselesinin aksine tevekkül, önce esaslı bir azim, ardından sabırlı bir bekleyiş gerektiriyor. “Nasipse olur” demeden evvel, nasip olması istenen şeye yönelik, makul bir ölçüde, hamlenin yapılmasını çağrıştırıyor.
bugün 0, toplam 173 defa okundu...
30 Kas 11 (8:36) | ayine yazdı | Kültürel Köşe | 3 yorum
Kırk küsur yıllık sanat hayatında yalnız 6 film yapan bir adamın, tam olarak anlayamadığı ve fakat hayran olunası bulduğu bir filmindeki her görüntüye anlamlar yükleyebiliyor insan (nedensiz bir ağlama hissiyle birlikte, belki filmin insanı alıp götüren müziklerinden sebep ): “Ben anlamadım ama kesin şahane şeyler anlattı.”
http://www.imdb.com/title/tt0478304/
bugün 0, toplam 83 defa okundu...
20 Kas 11 (23:19) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 5 yorum
Grup terapi seanslarında olur ya hani. Öyle başlıyorum şimdi. “Merhaba ben ayasophia. 24 yaşındayım. Ve belki inanmayacaksınız 24 yıldır bağımlıyım. Hepsini tek tek anlatacağım…” O sırada sıralarda şaşkın bakışlar. Ben, burun spreyimi çıkarıp cebimden, burun deliklerimi açıyorum. Kokain çekmeye benziyor. Az sonra temizlenmiş deliklerden, derin bir nefes alıyorum. “Evet, şimdi anlatabilirim…”
bugün 0, toplam 845 defa okundu...
16 Kas 11 (12:54) | ayine yazdı | Afacan Köşe, Hayattan Detaylar | 1 yorum
Aforizma değil belki deyim olacak bu ama sevgili anneciğim “yemek sonrası keyif yapmak” anlamında kullanıyor bunu, içinde biraz “nispet yapmak” anlamı da var sanki.. (TDK’da “çalım yapmak amacıyla bıyıklarını kıvırmak” olarak geçiyormuş )
Örnek diyalog:
Anne tabağı doldurmuştur.
Ayine: Annecim bu çok fazla yaa, bitiremem ben.
Anne: Ne fazlası kızım, küçücük bi çocuğun önüne koy şu yemeği, iki dakikada yer, bıyığını da büker.
bugün 0, toplam 74 defa okundu...