John Locke’u bir popüler kültür figürü olarak tanıtmamalıydım aslında. Lost’un pazarını sürekli genişlettiği ve takipçilerini meraktan meraka koşturduğu bir ortamda bu gevezeliğe düşmek işten bile değildi. Ancak her şeyde olduğu gibi felsefenin de “pop” hâli iç gıcıklayıcı bir şey olarak gözümüze sokulabiliyor bazen. Belki senaristler de yeterince ikna olmuşlardı ki; John Locke’un bedenine bambaşka birini yerleştirdiler: Lost’un en beklenen kötü adamını.
Efsane dergi Gırgır


Gırgır ile ilgili uzunca bir yazı yazacak değilim. Zira onu çalıştığım dergi için yapmaya çalışıyorum ve oldukça zorlanacağım zaten. Ama araştırma yaparken, okurken aklıma gelen birkaç küçük notu paylaşayım en azından.
Mizah dergilerini takip edenler bilirler. Sabahlamak, uykusuz geceler çizerlerin en belirgin özellikleridir. Ersin Karabulut bunu çok güzel anlatır bir Sandık İçi'nde. O zamanlar çizdiği Penguen dergisinde tek bir koltuk varmış. Sabahlanan günlerde o koltuk da kapılınca sandalyeleri birleştirip üzerinde yatarmış geceleyin biraz uyuklamak için. Evet sefil çizer portresi anlayacağınız. Uykusuz geceler... Uykusuz dergisi de ismini buradan alıyor zaten.
Related posts:Efsane Kadrolar ...Efsane oyun Volfied ...Uykusuz ve Gevşeklik ...
Böceklerin ‘hoş geldin’ karşılaması


Sol elimin içinde minicik bir nokta ve etrafında kocaman şişlik. Tam da ayamdaki çizginin ortasından ısırmış, çizgi kızarmış ve elim ortadan ayrılacakmış gibi duruyor. Avuç içi olduğu için sürekli bir yerlere değiyor ve kaşıntı başlıyor. Elimin üstünde, ayak parmaklarımda, omzumda, bacağımda, kolumda fındık büyüklüğünde kızarıklıklar var. Evdeki tüm merhemlerden sürdüm. Antibiyotikli krem, mantar kremi, alerji kremi, yanık kremi, yara kremi… Bir fayda görmedim, iki gündür kaşınıyorum, şişiyorum. İşin ilginç tarafı neyin ısırdığını bir türlü keşfedemiyorum. Ne sinek ne böcek ortalıkta bir şey yok ama birden kolum hatır hutur kaşınmaya başlıyor. Ve minik bir iğne izi oluyor o bölgede.
Ah güzel böcekler ...
Çocukluğumun parçası olan markalar
1) Cheetos: Çizgi filmli reklamı yüzünden, Cheetos kaplanı, Cheetos görünce gözleri yerinden fırlar, titreme gelir, Cheetos'a koştururdu. Hiç öyle eğlenceli bir reklam görmemiştim hayatımda, 5-6 yaşındaydım. O zamanlar videodan film, çizgifilm izlerdik. Reklamlar videoda filmin arasına konulurdu. Hani dvdden birşey izlerken araya reklam girmesini düşünün aynen öyle.
Related posts:Unutamadığım Reklam Sloganları ...
Bir Erasmus Öğrencisinin Notları
Yeni neslin aşinalığı vardır, ancak bilmeyenler için Erasmus Öğrenci Değişim Programı'nı şöyle izah edelim. Türk üniversitelerinde okumakta olan öğrencilerin, üniversiteleri eğer bir yabancı üniversite ile anlaşmışsa, devlet destekli yurt dışında eğitim almaları olayıdır. Bu işlerle uğraşan Ulusal Ajans, her ülke için asgari harcama tutarlarını belirmemiş ve ona göre de giden öğrencilerinin cebine parasını koyuyor. Tabi, burada fikren bir ütopya söz konusu. Yıllardır pohpohlanan Avrupai tarz, birden bire öğrencinin ayağına geliyor ve bir de üzerine para alıyorsunuz. Bununla birlikte bir de nesilden nesile gidip gelenlerin anlattıkları da cabası. Artık sadece Türkiye'de değil, bu programın kapsamı dahilindeki her ülkede Erasmus adı partiler ...
Yurt disinda Türkiye maçları nasil izlenir


Yurt disinda mac takip etmek ekstra eforlarin, saat ayarlamalarinin, ic heyecanlarin/firtinalarin yasandigi bir ortam gerektirir. Canli olarak maclari izlemek icin cesitli taklalar atmaniz, bazen de cevredeki insanlara renk vermeden bunu gerceklestirmeniz gerekebilir.
Yontemler: Internetten mac yayinlarini canli olarak veren cesitli web siteleri ya da programlar ya da digiturk’un yurt disinda yasayanlar icin hizmete soktugu yuksek cozunurluklu yayin (tabii ki bedava degil)…
Related posts:Günaydın Türkiye… ...Nasıl ve Neden Kitap Okunur? ...Galatasaraylı olmanın ayrıcalığı: Şampiyonlar Ligi Maçları ...
Ne Umduk? Ne Olduk?


9-10 yaşlarında büyüyünce ne olacağıma dair düşüncelerimin netleştiğini ve pilot olacağımı düşünüyordum. Buna nerden karar verdim bilmiyorum ama soranlara pilot olacağım deyince prestij kazandığımı, beni farklı,başarılı, idealist olarak gördüklerini düşünürdüm. Pilotluk farklıydı, hiçbir arkadaşımdan duymamıştım pilot olmak istediğini nitekim bizim zamanımızda doktorluk, polislik, karatecilik ve komandoluk revaçtaydı.
Neyse yıllar yılları kovaladı, lisede mimar olan kuzenlerimden etkilenip sanırım mimar olucam deyip fen bölümünü seçtim, ama matematikle ve kimya ile boğuşurken hayatım aşama aşama kabusa döndü. Lise sonda artık çok geçti ama yine sayısal dersler ağırlıklı dersaneye kayıt oldum. Dönem ortası bu iş olmaycak deyip gizliden evde gitar çalışıp arkadaşlarla grup kurup ...
Kendini Kandırabilen Adamın Dokunulmazlığı


Kendisini her zaman acı çekmiş, mağdur olmuş zanneden bir kişi hayal edin... Aslında böyle olmadığı halde bu kişi kendisine nezaketinden "hadi len" diyemeyen arkadaşını esir almış ve ne kadar masum biri olduğundan bahsediyor. Bu konuşmalarını o kadar içtenlikle yapıyor ki, "Arkadaşım yanlışın var!" demeye korkuyorsunuz, incineceğini, darılacağını düşünüyorsunuz. Bazen cesurlaşıyorsunuz "bu sefer söyleyeceğim" diye ama bu sefer o hassaslaşıveriyor. Anlatırken gözleri dolmaya başlıyor. Ya da hepten hırçınlaşıyor. Gerçeği söyleseniz kavga çıkaracak bir hal alıyor.
Bu konuşmalarda ağzından çıkanlara arkadaşı "hadi len" diyemediği için artık bu kişi zaten inandığı bu saçmalıkları bir de tasdik ettirmiş olmanın huzuru içersinde. Vicdanı çok rahat. İşte, ...
Otobüs Durağında… Kırmızılı… Kadın…


Otobüs durağında her ne hikmetse yalnız oturan kırmızılı bir kadın…
Bu resim, göz mercekleriniz aracılığı ile beyninize imgelendiği an, sizler hangi filmin sekanslarına gittiniz zihinsel olarak bilmiyorum, ama benim aklıma, ülkemizde “Kaybedenler” adıyla gösterilen Sean Penn’li, Jennifer Lopez’li Oliver Stone filmi U Turn düştü. Zira orta gençlik dönemlerime denk gelen yıllar, Lopez’in de yeni yeni parlamaya başladığı yıllardı ve filmdeki birkaç yerde bu hatun kişinin tek parçalı kırmızı elbisesiyle otobüs duraklarındaki sekansları her nedense asılı kalmış hafızamın bir yerlerinde. (Sağlam bir kaybedenler filmidir. Ayrıca muhakkak ki öncesi de vardır ama benim Amerikan taşrası içerikli – sanım country deniyor – izlediğim ilk ...
“Bir Semtini Sevmek” -Cihangir-


Taksim meydanından İstiklal Caddesi’ne değil bu kez, Sıra Selviler’e giriyorsunuz. Cadde boyu ilerleyip Alman Hastanesini görüp de sola sapınca, neden şimdilerde favori olduğunu anlıyorsunuz bu muhitin, bir yandan ayaklarınıza dolanan kedilerle ilgilenirken, diğer yandan hangi film karesinde gördüğünüzü hatırlamaya çalışıp bu şirin sokakları.
Pürtelaş Mahallesinin Cihangir Yokuşundan cemaate yetişme telaşı kadar tatlı bir yorgunlukla aşağı inip de deniz havası yüzünüze çarptığında, Thom Yorke’un Analyse’ı ile girdiğiniz yolun sonunda The Strokes, “hep denedin,hep yenildin,olsun,yine dene yine yenil” mealindeki şarkısını sizin için söylüyor oluyor.
Related posts:“Bir Semtini Sevmek” – Dolmabahçe- ...“Bir Semtini Sevmek” -Anadoluhisarı- Bana Bir Şiir Ver Güzelliğinden ...Aslın Surete Mağlubiyeti: Sevmek ...
İşkembe Çorbası ve Aile Bağları


Aile ile ilgili en bilinen sözlerden birisi sanırım Goethe'ye ait: "Ailenizi Tanrı belirler, fakat dostlarınızı siz seçersiniz." Evet, cümle aslında "dostluk" odaklı bir vecize. Fakat ben bunu hep aile hakkında düşünürüm. Sanki, evet ailemi ben seçmedim ve bu ailemle ilişkimde çok önemli bir kriterdir, der gibi. Hakkaten de insanın kafasındaki "aile" tanımlamasında, zorunluluk önemli bir esas olmalı. Diğer türlü insan anne ve babasından, hem de kırkından sonra bile değişmelerini, farklı olmalarını, en az kendileri gibi açık görüşlü olmalarını, yahut gidip başkasının annesi babası olmalarını isteyebiliyor. Bunu bir dönem "asi gençlik" tanımı içinde moda nevinden kullandı akımlar, fakat işin aslı şu ...
-
-
göçmen ağları üzerine..
6 Şub 10 (23:05) | kirpininmordikeni yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum

Efendim, uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bugün ise birebir, canlı canlı şahit olduğum bu fenomen, göç çalışmaları alanında sıkça kullanılan “migrant networks” teriminin Türkçesidir. Network yerine “chain” kullanıldığı da görülür, ki “göçmen zincirleri” anlamına gelir.
Konu üzerinde akademik bir çalışmayı (ingilizce) merak edenler şöyle buyursun: (http://sociology.msu.edu/documents/MigrantNetworks.pdf ) Biz de kalanlarla devam edelim, zira anlatacaklarım bu makaleden çok daha ilgi çekici ve örneklerden oluşuyor.
-
M. Bison’un Hayat Hikayesi
5 Şub 10 (9:31) | Nohut yazdı | Ikonografi 90'lar | 0 yorum
Street Fighter karakterlerine hız kesmeden devam ediyoruz. Sıradaki karakter, oyunun baş kötüsü…Street Fighter’ı oynayanlar bilir, bilgisayara karşı oynayınca M. Bison karakteri en son karşımıza çıkar ve onu yendikten sonra oyun mutlu sonla biter. Peki kimdir bu M. Bison?
Bir değişiklik yapalım ve bu hafta bir bilgisayar oyununun kötü karakterinden bahsedelim. Çocukluğumuzda genel olarak Mr. Bison diye bilinen ancak gerçek adı M. Bison olan bu karakter, Street Fighter isimli efsanevi dövüş oyununun baş kötü karakteridir.
-
Hakim güç, The Truman Show ve Türkiye Gerçeği
4 Şub 10 (13:49) | cebelitarik yazdı | Gündem | 10 yorum
Her sistemin, düzenin, oyunun içerisinde çeşitli güçler bulunmaktadır.Hakim güç oyunun içinde olmakla beraber kuralları düzenleyen mekanizmayı da elinde bulunduran güçtür.
Bu sebeple oyunu oynayıp kazanmanız neredeyse imkansızdır.
Çünkü ‘hakim güç’ işine gelmediği yerde kuralları değiştirecektir.
-
Çok dolmuşum, insan dediğin ara sıra dedikodu yollu olsa da boşalmanın tadına varmalı. Ne de olsa üçüncü kişi muhataplar göz önünde değil ve çoğunun kim olduğu da muamma. Böylesi gerçekten de daha kolay ve vicdana hafif geliyor. Ne de olsa anlatımımı güçlendirecek el kol hareketlerim, mimiklerim, ses tonumun gösterdiği değişiklik gibi faktörler de anlaşılmıyor. Yazı yazmak, bir yerlerde birileriyle bir şeyler paylaşmak amacı güdülüyorsa diğerlerinden çok farklı bir metottur. Ben de bunun yarattığı ferahfeza ortamda, saatlerim 02.26′yı gösterirken, üçüncü defa özgürlüğe kavuşmak amacı ile makalelere kafa yorarken, dış etkenlerin hassas algılarımda yarattığı tahribatı ifşa edeyim de rahatlayım dedim. Dedim ya insan zaman zaman dolan ve boşalmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır.Hazır lafı dolmak ve boşalmaktan açmışken, aradaki anlam örgüsüne hayret edip gelin birlikte değerlendirelim
-
Fenomen Matrix üçlemesinin ilkinde usta Morpheus, seçilmiş Neo’ya bir binanın simülasyon terasında ‘uçmayı’ öğretirken “Zihnini özgür bırak, düşüncelerinden arın.” diyordu. Diyordu, zira Neo, ustasının çekirge gibi zıplayarak uzaklaşmasını ve uzakça bir binanın terasında karınca büyüklüğüne kadar küçülmesini izledikten sonra bulunduğu yerin yüksekliğini, aşağıdaki asfaltın sertliğini düşünmekten kendini alamıyordu. Neo’nun, ustası gibi uçabilmesi için bulunduğu yerin yüksekliği ya da aşağıdaki zeminin sertliği düşüncesinden arınması ve sadece uçmaya odaklanması gerekiyordu.
-
“Engineering Approach” – biraz matematiksel modelleme-
3 Şub 10 (15:12) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum

Yer: Şişli, Halaskargazi Caddesi
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır.
ayine: -Abi yaa, biraz kalori harcayacaksın ama, biraz daha hızlı gitsek nasıl olur?
mühendis olmayan abisi: -Böyle iyi işte, yavaş yavaş gidiyoruz ne güzel. Hem yağmurda koşunca daha çok ıslanıyormuşsun diyorlar.
ayine: -Hayır abicim. O bahsettiğin, aynı t süresi içinde koşan ve yürüyen insanlarla alakalı bişey. Yoksa yürüyeceğin zamanın yarısı kadar bir zamanda koşarak varırsan gideceğin yere, tabii ki daha az ıslanırsın. Ama şöyle de bişey var:
-
Hotmail.com.tr ile msn adresi almak
3 Şub 10 (11:21) | DeLi yazdı | Çözüm merkezi | 0 yorum
Msn adresleri içesirinde bir çok uzantıya sahip olunması, içlerinde tr uzantılı msn adresinin olmaması, biz Türk kullanıcıları azda olsa başka seçenekler ile tr uzantılı msn adresi almaya yöneltmişti. Ama artık buna gerek kalmadı; çünkü Messenger hizmet olarak tr ‘uzantılı messenger ‘ı kullanıma açtı. Aşağıda ki resimde de görüldüğü gibi nick@hotmail.com.tr adresini kullanabiliriz. Türkçe (tr) uzantılı Msn adresi Almak için yapmanız gerekenler ise www.hotmail.com.tr linkine tıklayarak bu süreci başlatabilirsiniz.
-
Üsküdar’da Islanmak
2 Şub 10 (22:29) | herangibiri yazdı | Sakin Turizm | 7 yorum
Ben bugün delice bir şey yaptım. Üsküdar’da ıslandım. Öyle ve ya böyle değil bir karşı cinsle de değil! Saat yedi miydi sekiz miydi? Yağmur sarmış mıydı boğazı? Hiçbir şey olmamış gibi çıktık dışarı. Birkaç ıslansam bir şey çıkmaz dedim. E ne de olsa Üsküdar sahildeyim.
-
Gripten Korunmanın Yolları
2 Şub 10 (11:21) | DeLi yazdı | Çözüm merkezi | 0 yorum
Bu konu ile alakalı olarak aklıma bir sürü soru gelebilir?
Gripten korunmak için neler yemeliyiz?
-
Geçen gün bir dostumla hissizlik ve heyecan duyamama gibi dertlerden muzdarip söyleşiyorduk. Derken arkadaş benim de defalarca düşündüğüm bir şeyi deyiverdi: “Ben dedemin ölümünü bekliyorum.” Mesele çok karmaşık gibi görünüyor, lakin oldukça basit. Her ikimiz de, bizi tekrardan bu hayatın akışına bağlayacak; metaforlarla dolu yaşamdan bizi alıp götürecek; içimizde yeniden heyecan doğurabilecek bir şeyler olmasını bekliyoruz. Elimiz gitmiyor hiçbir şeye. Ruhumuz herhangi bir coşkuya iki saatten fazla katlanamıyor. Bütün muhabbetlerde kilitlenip kaldığımız nokta da bu isteksizliğimiz oluyor. İlginçtir, bundan dert yanan yalnızca ikimiz değiliz. Bir başka arkadaşımla da aynı hisler üzere söyleşmiştik. Onun beklediği şeyse evlilikti. Bir kadının eli değince hayatına, her şey başka bir hâl alacaktı. Öyle ki, “Bu şekilde de olmazsa, iyice kendimi bırakırım sanıyorum.” demişti.
-
Dünyayı değiştiren kadınlar: “Judith”
31 Oca 10 (17:41) | persephone yazdı | Kültürel Köşe | 4 yorum

Güzellik ve çirkinlik konusunda öteden beri “gözün”, insana oynadığı hep şöyle bir oyun vardır; “güzel olan iyidir, çirkin olan kötüdür.” Göz bu oyunda doğrudan aklı da kısıtladığı için aksini düşünmek biraz zordur. Daha çok reklam dünyasında iş gören “güzel olan iyidir” stereotipini -bu genellemeyi- altüst eden, tarihte “femme fatale” (kötücül kadın) diye bilinen bir kadın tiplemesi vardır. Eşsiz güzelliğiyle erkeği baştan çıkaran, kendine kul köle haline getirdikten sonra da istediğini vermeyip avucunda oynatan, bir nevi süründüren hatta öldüren kadın modelidir. Çok güzel olduklarından ve o masum çekiciliğin ardına sığındıklarından, tuzaklarına düşmemek zordur. Uç noktada durdukları için gözlerinizi büyüterek bakarsınız ve inanmak istemezsiniz. “Kıskanmak” filmindeki Seniha gibi hem çirkin hem de kötü olmak, durumu çok daha kabul edilebilir bir kulvara sokuyor ve Seniha’yı pek de yadırgamamıza izin vermiyor, oysa bu bahsettiğimiz femme fatale kadın imgesinin etki alanı çok daha büyük. Çünkü aklı ve gözü perdeleyen güzellik ve saf görünümüyle kadın bütün kozunu kullanabiliyor, böylelikle güzellik kadının elinde bir güç simgesine dönüşebiliyor. Bu kadınların, genel imajın dışında çok farklı bir yerde durduğu da kesin ve işte bunlardan biri de Judith.
-

Süperliğin ikinci yarısı ile başlayan heyecan devam ediyor. Öylesine ki Beşiktaş’ın kazanmasından daha ziyade, Fenerbahçeli taraftarların puan kaybetmesini beklediği bir karşılaşma; Denizlispor Galatasaray mücadelesi. Sizler için bu maçın analizini yapmak istedim.Denizlispor bu sezon kendi sahasında oynamış olduğu hiç bir maçtan gelibiyet ile ayrılamadı. Sahasında 4 puan toplayan ev sahibi ekip sadace 4 beraberlik elde etmiş. Galatasaray ise dış sahadan sadace 3 malubiyet ile ayrıldı. Ayrıca aralarında oynanan 37 karşılaşmadan; 24′ünü galatasaray galip kapatırken, 5 maçta ise maglubiyet ile evine geri dönerken ,8 maçta ise eşitlik bozulmadı. Ligin ilk yarısında galatasaray evinde Denizlispor’u 4-1 mağlup etmişti.
-
Facebook Oldu mu şimdi sana Sexbook
29 Oca 10 (14:30) | DeLi yazdı | Hayattan Detaylar | 5 yorum
Şu sıralarda artık Facebook türkiyede en çok girilen 2′inci site halini almış durumda. O kadar ki ; Messenger gibi hemen pc açılınca facebook açılır oldu.Eş dost,akraba,arkadaş aramalar artık sevgili aramasına döndü. Arkadaşına halı saha maçı var bugün geliyormusun diye sorulunca cevap enterasandır, kız bekliyor oğlum gelemem. Vayy kız arkadaş yapmışız biz tanıyoz mu abi, yok tanımassınız facebook ‘ta oturuyor. Kişiler ikinci hesap hatta bunu abartıp daha fazla hesap açanlar var ki bunlar türk tıp dilinde Sapık olarak geçmektedir.
-
Sinema Sanattır 2: American Gangster
29 Oca 10 (12:39) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 2 yorum
Ridley Scott’ın yönettiği American Gangster için “Zenci Godfather” yakıştırması yapılmıştı. Filmin bir “baba” hikayesi olması dışında, her iki filmde de ortak olan şu yön var sadece: “Baba”lar istemeseler de girdikleri bu yolda, prensiplerini çiğnemek durumunda kalıyorlar. Ömürleri de bunun pişmanlığı ile son buluyor çoğunlukla. Bu nedenle de “dönüşüm” filmleri kategorisine giriyor benim açımdan. Karakterlerin, yaşadıkları olaylara bağlı olarak yaşadıkları dönüşümü oldukça düz bir üslupla ve güçlü imgelerle anlatması bir yana, bazı diyaloglarıyla insana “ulaaaan!” dedirtiyor. Ben ne zaman, “ulaaaan!” derim? Uzunca bir zamandır farkedemediğim bir şeyi farkettiğimde.
-
Onlara Göre Reklam, Bana Göre Çikolata
29 Oca 10 (11:31) | ayine yazdı | Bilgi Davarcığı | 3 yorum
Belki başka yerlerde de vardır, ben portakal ağacında gördüm. Fare ile bir şekil çiziyorsunuz, vee …
Çok cici bir reklam olmuş. Çekinmeyin, siz de deneyin :)

















