Atalarımız olayı en baştan çözmüş. Bir kadını yola getirmenin kestirme yolu…
İlginç Bir Fotoğraf Çalışması: “Feet First”


Ömrünün her safhasında aynı mekana gidip aynı pozu çektiren bir adamın fotoğraflarını biliyorum. Kronolojik sıra ile baktığınızda her fotoğrafta adamın saçının modeli, giysileri, hatta fotoğraf kalitesi bile çekildiği dönemi yansıtıyor. En güzeli de bir vakit sonraki fotoğraflarda önce eşini görüyorsunuz, sonra sırayla ilk ve sonraki çocuklarını, “an”ı ölümsüzleştiren o karelerde.
"Yıllar neleri götürmüş özünden, neleri değiştirmiş / sele mi kapıldın İstanbul yokuşunda" esprisini yapanlar olmuştu, lakin yaşadıklarınızı gülümseyerek anımsayanlardansanız siz de, “ şiddetin ne hoş/ne güzel şefkatin”i mırıldanırken bulabilirsiniz kendinizi. Değil mi ki geçmişin elemi gidiyor, lezzeti kalıyor?
Fotoğraf böylesi “süper” bişey işte. Hiçbişey “bitmiş gitmiş” olmuyor.
İmkân olsa da bulsak, paylaşsak o çalışmayı.
Elimizde ...
Tırsmanın ötesinde “çocuklu korku filmleri”


Çok ufak yaşlarımdan beri doğaüstü hikayelere, korku filmlerine bayılırım. Tek çocuk olmam hasebiyle odamda gözlerim faltaşı gibi açık, yatmadan önce annemlerin eş dostla konuşurken anlattığı gizlice dinlediğim perili korkunç hikayeleri tasvir ederek çok zaman geçirdim. Uzun süre annemle babam beni bunlardan uzak tuttular, ama önce halamlardaki beta sonra bize alınan vhs video ile kuzenimle beraber bu çemberi yardık. İlk bilinçli izlediğim korku filmi "Evil Dead" oldu ki başarılı bir film olmasına rağmen beni sarmadı. Daha sonra oldukça iddialı filmleride izledim ama beklediğim gibi olmadı hiçbiri, taa ki "Hayvan Mezarlığı" filmini izleyene kadar.
Related posts:İzlenesi Uzak Doğu Filmleri-1 Bir Kim Ki Duk ...
İspanya’nın güneyinde bir gezinti
Ocak ayında güney İspanya'ya gitme fırsatım oldu, yeyip içtiklerim benim olsun gördüğüm güzellikleri anlatayım istedim.Öncelikle şunu söyleyeyim, eğer Avrupa’da schengen sınırları içinde yaşıyorsanız, böyle bir geziye çıkmanız çok kolay. Zaman ve para sorunlarınızı çözdüğünüzü varsayarsak tabii. Avrupa içinde çok yaygın olarak uçuşlar düzenleyen ryanair bu iş için biçilmiş kaftan diyebilirim hem de İspanya’nın birçok şehrine sefer düzenliyor. Uçuşunuzdan bir iki ay önce bilet alabilirseniz çok ucuz miktarlara bulabilirsiniz. Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Aysel Gürel’i anmak… ya da delilige övgü
"Bir miktar delilik, en kutsal zekadir.....ayirt edebilen göze"
(Emily Dickinson)
Aysel Gürel... 17. Subat 2008'de kaybettigimiz kadin...
I.Ü. Edebiyat Fakültesi, sanat tarihi mezunu, Türkolog, Edebiyat ögretmeni, tiyatro oyuncusu, sair ve sarki sözü yazariydi. Ünzile, Firuze, Sen aglama gibi, daha nice güzel sarkilarin sözlerinin de yazariydi.
Cok uzun yillar evvel TV'de kendisini ilk gördügümde "e yok artik, ucmus bu!" demistim...Ama zamanla bana, insanlara yüzeysel bakmamayi, bize cok farkli ve ters gelen özelliklere sahip olan insanlarin da, aslinda nekadar derin, degerli ve sevilmeyi hakeden insanlar olabilecegini... yargilamamayi ögretti.
Bizim toplumumuza hep fazla geldigini düsünmüsümdür... Kendisiyle dalga gecenlerle dalga gecen, hatta kendisiyle de dalga gecebilen, icinden geldigi gibi ...
Tasolarımla Hayat Ne Güzeldi…


Küçükken bilgisayarı şimdi kullandığım kadar kullanmıyordum. Genelde dışarı çıkıp akşama kadar top oynuyor,bisiklete biniyor,yerden yüksek gibi oyunlar oynuyordum.Onları oynuyordum ama bana Tasolarla oynaması daha bir neşe, bir sevinç ya da hüzün katıyordu.Çünkü ya yeniyor ya da yeniliyordum.Şimdi ise bu tasoların bir espirisi kalmadı.Kartlar,bilgisayar ve playstation oyunları çıktığı için bu tür tasodur,yerden yüksektir, hatta dışarı çıkıp top oynama bile kalmadı.
Related posts:Gündelik Hayat Yanılgıları ...M. Bison’un Hayat Hikayesi ...Hayat Dersi 3: Başlarsan Biter ...
Mühendisliğin Saplantıya Dönüşümü
Çocukken düşündüğümüz bir çok ayrıntı olur. Kafamızda ilginç mekanizmalar kurar, sistemler icat eder, senaryolar kurarız. Bu çeşitli hayaller ve düşünceler kimi zaman bir büyüğün gerçekçi planlarıyla son bulur, kimi zaman ise fiziğin ve en önemlisi termodinamiğin acımasız kurallarına çarpan bir devridaim makinası kadar acınacak halde olur. Aslında benim yazacaklarım tam da onlarla ilgili.
Related posts:Isı Yalıtımının Saplantıya Dönüşümü ...
Komedyen Duruşları
Şuradaki yüz ifadesindeki canlılığa, ağızdaki rahatlığa omuz ve kollardaki kendine güvene bakın. Usta komedyen duruşu budur işte. Ya da usta demiyelim de, usta komedyen duruşuna sahip komedyen duruşu. Sanki kollarıyla sizi keklik gibi avlayacak bir çevikliğe sahip. Sanki bir o yana bir bu yana espri bombalayacak bir yanar dönerlik var halinde... İşte kabına sığmayan, komedyen budur...
Related posts:Dilbilgisi Dersi: “Dahi anlamındaki -de, -da ayrı yazılır.” ...
Lambada’yı özlüyorum… /Yassak kardeşim özleme/


90lı yılların başı. Her şeye karşı en meraklı olduğum zamanlar. Bir şarkı var her yerde duyduğum. Artık nerelere takılıyorsam o dönem. Aman bir şey sanmayın bakkal çakkal yani, öteye gidemiyorum. Belki servis şoförü amcamız da çalıyordur arabasında. Oradan buradan duymuşum işte. Ipod yok o dönemler, acele etmeyin daha çok var icadına. İşte o şarkıyla okuma bayramında mı yoksa öyle özel bir gecede mi şimdi tam hatırlamıyorum bir gösterimiz vardı. Herkes çok mutlu, dans ediyorduk. İlkokul çocuğu neşesiyle, sorgusuzca...
“çoolaabenito marianna luiz albertooo…”
Öyle saf saf söylüyorduk. Her teneffüste tren olur,
Related posts:Güzel Kardeşim Emergency ...Cümbeci Yaşar ...Küçüklüğümün Çizgi Filmi Ninja Kaplumbağalar ...
Mevlana Şems’e Âşık mıydı?


Madem ki kuantum fiziği ile felsefe dünyası büyük bir nefes aldı, cevabımız şudur: Hem evet, hem hayır. Çünkü, bu iki zâtın arasındaki "muhabbet" bizim dünyamızın kriterleri ile bir "aşk" değildi. Fakat, aynı muhabbet, çok ileri düzeyde, belki "hayret makamı" içinde bir aşk'tı. Bunu anlamak için, önce "muhabbet" kapısı açılmalı, ardından "hayret makamı" ve Mevlana felsefesinin temeli olan "tevhid" esasları açıklanmalı, son olarak "aşk" bahsine tasavvufî bir giriş yapılmalıdır. Başka türlü, bu işin içinden çıkmanın en kestirme yolu şu oluyor: Mevlana ile Şems arasında eşcinsel bir aşk vardı. Yahut, Şems aslında hiç yoktu veya bir kadındı. Bu çözümlemeler bana hep "basit" ...
İstanbul; çekilmezliklerine (bile) mersiye…


Sözüm, bu şehirde doğup büyüyenlere değil…
Burada doğup büyümemesine karşın, burada doğup büyüyenlerden daha yerli olanlara da, değil… Onlar bu şehrin boğazının, slüetinin, erguvanının, yedi tepesinin, kulelerinin, şarkılarının sahipleri… Bizler çok sonradan geldik, her şey sahipli ve yerli yerindeydi geldiğimizde. Sosyolojik anlamda olmasa bile aidiyet anlamında bu şehrin varoşlarındaydık…
* **
Dışarıdan gelip yerleşenlerin, sonradan gelenlere rehberlik ederken sıkça kullandıkları bir cümle vardır: “Bu şehir, önce nefret ettirir kendinden. Sonra da bağımlılık yaratır.” Evet bir çok insan “Uzun kalmayacağım.” deyip başlamıştır bu şehirdeki macerasına ve sonra çocuk, torun vs derken döneceği yere ya omuzlarda döner ya da arkadan gelen nesiller onu “Yakınımızda ...
-
Eski reklamlar geçidi
31 Ağu 08 (10:15) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 4 yorum
-
Miymiy’in Tantanaları-4 (Sert ama yumuşak)
31 Ağu 08 (0:38) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 5 yorum
-
Olimpiyat T-shirt’ü: Simit 2008
30 Ağu 08 (3:39) | Sakin Kafa yazdı | Akıl Defteri | 2 yorum
Biraz geç oldu ama olimpiyatlar için bir t-shirt tasarımı yapmıştım. Neden böyle bir t-shirt sormayın. Çünkü ben de bilmiyorum. Galiba halkalar yerine simit kullanmak çok muzipçe geldi bir an.Ne var ki değildi. Dizelerinin sonu “söz”, “göz” gibi biten şiirlere, şarkılara benzemiş t-shirt. Yani yaptığım yardırmacasına bir klişe. Uykusuz’un, “Adamlar: Anti Klişe Timi” gelip beni dövse tam yeridir.
Peki neden paylaşıyorum o zaman? Çok basit; yaptığım tasarımın ne kadar klişe olduğunu düşünsem de ortada bir fikir var. Fakirliğin bir nevi simgesi olan simit, kıtaları temsil ediyor.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları -3 (Tripin doruğunda)
29 Ağu 08 (17:35) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 4 yorum
-
Bomba Esprilerim 8: Mutsuz Beykoz halkı için 2 vuruş…
29 Ağu 08 (14:46) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 7 yorum
Espri insanların moralini yükseltmek için en doğru yöntemdir. Her yaştan, her cinsiyetten insanın morali ne kadar bozuk olursa olsun, bir iki yerinde espriyle düzelebilir. Normalde espri başına çok yüksek ücretler alsam da, morali bozuk insanlar için sevabına ya da çok ucuz espri yaparım çoğu zaman.Karnelerin dağıtıldığı gündü… Beykoz taraflarında dolanıyordum. Beykoz belediyesinin ufak bir espri işi vardı. İlçede espri azalmış, halk negatif ruh haline bürünmüştü. İnsanlar birbirlerini bıçaklıyor, ağlıyorlardı. Kimsenin yüzü gülmüyordu. Esnaf çileli, vatandaş kızgındı.
-
Ayakkabı Bağcıklarınızı Bugün Şöyle Bağlayın
29 Ağu 08 (13:37) | Sakin Kafa yazdı | Tanıtım Köşesi | 1 yorum
Bazı insanlar vardır, düzenlerini kurarlar ve hep öyle yaşarlar. Herşeyleri standarttır kendilerine göre. Mavi pantolonlarıyla her zaman yeşil tişörtlerini giyerler, cuma günleri hep kırmızı elbiselerini…Bazılarının standartları ise sürekli bir değişiklik yapmaktır. Evlerine bir hafta arayla gidersiniz ve mobilyalarının yerleri yine değişmiştir. Hemen hemen sizinle aynı sayıda kıyafetleri vardır ancak sizin düşünmeye üşendiğiniz kombinasyonları bulur çıkarırlar o kıyafetlerden ve her gün bambaşka bir görünüme sahip olurlar.
-
İspanyolca Öğrenmek İsteyenler: Study Spanish
28 Ağu 08 (20:59) | Sakin Kafa yazdı | Tanıtım Köşesi | 1 yorum
İspanyolca öğrenmek istiyorsunuz veya en azından kulak dolgunluğunuz olsun istiyorsunuz, ama kursa verecek paranız yok. O zaman bu site sizin için uygun olabilir. Tabi İngilizce biliyorsanız.Study Spanish, belli bölümlere ayırmış İspanyolca öğrenme sürecini;
-
1 Nisan Böyle
27 Ağu 08 (17:41) | Ortason yazdı | Okul Hayatı | 7 yorum
O gün 1 NİSAN’dı. Türkçe dersine girmeden önce hocaya ne şaka yapsak diye düşünmüştük. Bir şey bulamadık ve derse girdik. Derse başladık. Konuyu işledik. İkinci derse girdik. Hoca bu ders konu anlatmayacağını söyledi. Geçen gün bir olay olmuştu. Nur ve Aliye Gül’e çok kötü(şimdi yazsam ayıp olur o yüzden yazmıyorum) bir söz söylemişti. Bundan dolayı herkes birbirine küfür ediyor, birbirine vuruyordu. Bu sözlere dayanamayıp Gül ağlamaya başladı ve İngilizce öğretmenine(sınıf öğretmeni) gitti.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları-2 (Mesaj beklerken)
27 Ağu 08 (9:41) | Nohut yazdı | Afacan Köşe, Gönül İşleri | 16 yorum
-
Çağrı Merkezi Hikayeleri -2- Çekilin, 532liyiz biz!
26 Ağu 08 (23:38) | Sakin Kafa yazdı | İş yaşamı | 16 yorum
Çalıştığım bir çağrı merkezinde, müşterilerinize cep telefon numaralarını soruyordunuz, kendilerinin bilgilerine ulaşabilmek için. İşte orada farkettim, 532′li numara sahibi olmanın büyüklüğünü(!), azizliğini(!)…Telefon eden müşterinin sesinden anlıyordum artık cep telefon numarasının başlangıcını;
Eğer kişinin 532′li hattı olursa kulaklarım yırtılıyordu “Merhaba Sakin Kafa Bey” sesinden. Akabinde 532 sesi, gür, mağrur, gururlu, semiz ve mutlu bir eda ile: BEŞ YÜZ OTUZ İKİ. Müşterinin özgüveni karşısında kalbim hophop ediyordu adeta.
-
Kaptan Tsubasa
26 Ağu 08 (11:43) | pascal yazdı | Ikonografi 90'lar | 10 yorum
Bir döneme damgasını vurmuş bir başyapıttır ‘captain tsubasa’. Hatırlarım her gün yayınlanan yarım saatlik bölümleri nasıl bir sabırsızlıkla beklediğimi ve gözümü televizyondan ayırmadan izlediğimi. Ülkemizde de büyük ilgi gören Tsubasa, hak ettiği saygıyı görmüş ve her yönüyle japon anime kültürünün nadide eserleri arasında yerini almıştır.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları-1 (Karasevda)
26 Ağu 08 (9:57) | Nohut yazdı | Afacan Köşe, Gönül İşleri | 6 yorum
-
‘Matematik’ Ödevi Teneffüste
25 Ağu 08 (18:46) | Ortason yazdı | Okul Hayatı | 3 yorum
Her sınıfta olduğu gibi bizim sınıfta da ödevlerini yapmayanlar vardır. Matematik dersinin ödevi ama bir başka olur. Ödevlerini yapmayanlar matematik dersine girmeden önce kitaba saçma sapan şeyler yazarlar veya sınıfın ineklerinden alırlar. Eğer sınıfın inekleri de ödevlerini yapmassa herkes teneffüste ödevlerini yapmaya koyulur ve hıphızlı bir şekilde yapardı. Kim doğru kimi yanlış kiminin yazdıklarının konuyla alakası yoktur. Nasıl olsa hoca bakmıyor deyip yaparlar. Yaparlar, ederler falan diyorum ama ben de bu grup içine bazen giriyorum. Çünkü akşam test çözüyorum ” nasılsa okulda ödevi yaparım ” diyorum. Yarın sabahhta perişan oluyorum. Çünkü yapmaya uğraşırken canım çıkıyo.
Birgün ödevimi yine yapmamıştım. Okula geldim ve sınıfa geçtim ve geldiğim gibi ödevi yapmaya başladım. Tabi
-
Tasarımcıların yeni dostu: Paint
25 Ağu 08 (11:28) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 5 yorum
Uzun süreden beri, bilgisayar teknolojisiyle, tasarımı bir araya getirmeye çalışıyor bilim adamları. Sonunda bu başarıldı gibi. Microsoft, Windows paketinin içerisinde sunduğu paint isimli programla, tasarım dünyasında bir çığır açacak…
-
Sakinkafa.com Dizi Rehberi
25 Ağu 08 (4:09) | Sakin Kafa yazdı | Editörden | 0 yorum
VER SANSASYONELİ!
Mouse’unuzu elinize alın ve arkanıza yaslanın. sakinkafa.com‘un muhteşem dizilerini buradan takip edebilirsiniz… Ne kota derdi, ne divx playerlarla cebelleşme derdi…Yeni yayın dönemine bomba gibi giren sakinkafa.com, sizi yazı dizilerinin heyecan dolu dünyasına davet ediyor. Dizi dediğin böyle olur efendim.
-
Çağrı Merkezi Hikayeleri -1- Cumhuriyet Savcılığında Memurum
25 Ağu 08 (2:10) | Sakin Kafa yazdı | İş yaşamı | 3 yorum
Zamanlardan bir zaman, bendeniz, büyük bir beyaz eşya firmasının çağrı merkezinde çalışıyorum. Her gün olduğu gibi o günde 100 civarı bir çağrı sayısıyla günü kapatmak üzereyim (ortalama bir skordu). Yapı itbariyle de sakin bir adam olduğum için kimseyle tartışmamışım o gün. Ama gelgelelim günün son çağrısına…Kulaklıktan kulağıma yoğun dalgalar halinde gelen ses bir asabinin sesinden çok daha fazlasıydı. Evet, galiba bir terbiyesizin sesiydi. Daha sorununu söylemeden, cumhuriyet savcılığında memurum diye bağrınıyordu müşteri. Savcı olsa bu kadar iyi




















