Atalarımız olayı en baştan çözmüş. Bir kadını yola getirmenin kestirme yolu…
Babaanneli geceler
Ellerimi uzatıp Bir Bir Toplasam yıldızları Babaannemin saçlarına taksam… Geceleyin balkonumdan göğe bakıp gözümü kırpmadan sabahladığım vakit, bir an mutlaka babaannem geliverir aklıma. Bana ‘yıldızların ve ay’ın bilmediğim hikayesini ilk O anlatmıştı küçükken, öylece de kaldı. O sahne, o gece hala aklımda. Babaannemin yanına sıkışıp yatmak fikri beni hep heyecanlandırırdı henüz bir tıfılken, uyuyamadım diye gözlerimi yalancıktan ovuşturur ya da korkuyorum diyerek sırf bu hikayeleri dinlemek için yatağımdan kalkar yanına giderdim. Rüyalarımı boyamak için tam da istediğim gibi rengarenk Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Böceklerin ‘hoş geldin’ karşılaması
Sol elimin içinde minicik bir nokta ve etrafında kocaman şişlik. Tam da ayamdaki çizginin ortasından ısırmış, çizgi kızarmış ve elim ortadan ayrılacakmış gibi duruyor. Avuç içi olduğu için sürekli bir yerlere değiyor ve kaşıntı başlıyor. Elimin üstünde, ayak parmaklarımda, omzumda, bacağımda, kolumda fındık büyüklüğünde kızarıklıklar var. Evdeki tüm merhemlerden sürdüm. Antibiyotikli krem, mantar kremi, alerji kremi, yanık kremi, yara kremi… Bir fayda görmedim, iki gündür kaşınıyorum, şişiyorum. İşin ilginç tarafı neyin ısırdığını bir türlü keşfedemiyorum. Ne sinek ne böcek ortalıkta bir şey yok ama birden kolum hatır hutur kaşınmaya başlıyor. Ve minik bir iğne izi oluyor o bölgede. Ah güzel böcekler ...
İşkembe Çorbası ve Aile Bağları
Aile ile ilgili en bilinen sözlerden birisi sanırım Goethe'ye ait: "Ailenizi Tanrı belirler, fakat dostlarınızı siz seçersiniz." Evet, cümle aslında "dostluk" odaklı bir vecize. Fakat ben bunu hep aile hakkında düşünürüm. Sanki, evet ailemi ben seçmedim ve bu ailemle ilişkimde çok önemli bir kriterdir, der gibi. Hakkaten de insanın kafasındaki "aile" tanımlamasında, zorunluluk önemli bir esas olmalı. Diğer türlü insan anne ve babasından, hem de kırkından sonra bile değişmelerini, farklı olmalarını, en az kendileri gibi açık görüşlü olmalarını, yahut gidip başkasının annesi babası olmalarını isteyebiliyor. Bunu bir dönem "asi gençlik" tanımı içinde moda nevinden kullandı akımlar, fakat işin aslı şu ...
Efsane dergi Gırgır
Gırgır ile ilgili uzunca bir yazı yazacak değilim. Zira onu çalıştığım dergi için yapmaya çalışıyorum ve oldukça zorlanacağım zaten. Ama araştırma yaparken, okurken aklıma gelen birkaç küçük notu paylaşayım en azından. Mizah dergilerini takip edenler bilirler. Sabahlamak, uykusuz geceler çizerlerin en belirgin özellikleridir. Ersin Karabulut bunu çok güzel anlatır bir Sandık İçi'nde. O zamanlar çizdiği Penguen dergisinde tek bir koltuk varmış. Sabahlanan günlerde o koltuk da kapılınca sandalyeleri birleştirip üzerinde yatarmış geceleyin biraz uyuklamak için. Evet sefil çizer portresi anlayacağınız. Uykusuz geceler... Uykusuz dergisi de ismini buradan alıyor zaten. Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Aldat(ıl)mak
Çok derin ve can sıkıcı bir mevzu, biliyorum... Ama her zaman kakara kikiri yazacak değiliz ya, değil mi efendim? Bir çoğumuz için, bu konu hakkında ahkam kesip "tu kaka!" ya da "çok kötü birşey, aldatanları asıp kesmek lazım, taksim meydanında sallandırmak lazım, kınım kınım kınıyorum!" demesi kolaydır ve bu aldatma eyleminin hiçbir olumlu yönü olmadığı, ahlaken ve vicdanen doğru olmadığı benim için de tartışılmazdır. Sanırım bu konuda hemen hemen her insanla hemfikiriz. Fakat bu yaşıma kadar o kadar çok olaylara tanık oldum ki hayatımda, gerek arkadaş çevremde, dost çevremde, yakın ya da uzak çevremde, gerekse okuduklarım, izlediklerim, duyduklarım, işittiklerim vs . ... ...
Vatandaş Pişkin Esnafa karşı 7- Sevgi&Barış&Dostluk Cafe
Harika sahiliyle ünlü olan memleketimde, denize sıfır ve ‘’lüx’’ bir yer olan Sevgi&Barış&Dostluk Cafe'ye arkadaşlarımla sık sık giderdim.Her gidişimizde de manzaraya karşı keyifli sohbetler ederken; çayın kötü olması, servisin kalitesizliği ve başarısız tostlar manzara büyüsünün hafifletici unsur etkisiyle umursanmazdı. Her hesap ödenişinde çemkirir biraz ehemmiyet göstermelerini salık verirdik. Yine güzel bir yaz gününde, akşamüstü arkadaşlarımla denize en sıfır masada oturuyorduk; satranç kuruldu, siparişler verildi çaylar tostlar… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Ne Umduk? Ne Olduk?
9-10 yaşlarında büyüyünce ne olacağıma dair düşüncelerimin netleştiğini ve pilot olacağımı düşünüyordum. Buna nerden karar verdim bilmiyorum ama soranlara pilot olacağım deyince prestij kazandığımı, beni farklı,başarılı, idealist olarak gördüklerini düşünürdüm. Pilotluk farklıydı, hiçbir arkadaşımdan duymamıştım pilot olmak istediğini nitekim bizim zamanımızda doktorluk, polislik, karatecilik ve komandoluk revaçtaydı. Neyse yıllar yılları kovaladı, lisede mimar olan kuzenlerimden etkilenip sanırım mimar olucam deyip fen bölümünü seçtim, ama matematikle ve kimya ile boğuşurken hayatım aşama aşama kabusa döndü. Lise sonda artık çok geçti ama yine sayısal dersler ağırlıklı dersaneye kayıt oldum. Dönem ortası bu iş olmaycak deyip gizliden evde gitar çalışıp arkadaşlarla grup kurup ...
Kantin De Çok Pahalı Ya
Bizim kantin okulumuzun gözde toplanma mekanlarındandı(r). Böyle herkes gelir. Erkekler genelde kızları keser. Kızlar da öyle görmezden gelir. Herkes konuşmaya çalışır birbiriyle. O yüzden çok büyük uğultu oluşur. Belki bir desibelmetre ile ölçülse 70-80 dbi bulabilir. O yüzden herkes birbirini duymakta zorlanır. Genelde herkes arkadaş grubuyla durur ve konuşur. Ben de genelde öyle yaparım. Hatta bazen "Kanka naber sesleri yükselir". Buna ben de dahil. Herkes birbirine kanka der. Yanına bazen tanımadığın bir çocuk gelir "Kanka 50 Kuruş verir misin?" der. Sen de paran olsa bile yok dersin. Ama arkadaşın isterse iş biraz değişir. Vermek istemezsin ama yine de verirsin kızmaması ...
Yurt disinda Türkiye maçları nasil izlenir
Yurt disinda mac takip etmek ekstra eforlarin, saat ayarlamalarinin, ic heyecanlarin/firtinalarin yasandigi bir ortam gerektirir. Canli olarak maclari izlemek icin cesitli taklalar atmaniz, bazen de cevredeki insanlara renk vermeden bunu gerceklestirmeniz gerekebilir. Yontemler: Internetten mac yayinlarini canli olarak veren cesitli web siteleri ya da programlar ya da digiturk’un yurt disinda yasayanlar icin hizmete soktugu yuksek cozunurluklu yayin (tabii ki bedava degil)… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
-
Eski reklamlar geçidi
31 Ağu 08 (10:15) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 4 yorum
-
Miymiy’in Tantanaları-4 (Sert ama yumuşak)
31 Ağu 08 (0:38) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 5 yorum
-
Olimpiyat T-shirt’ü: Simit 2008
30 Ağu 08 (3:39) | Sakin Kafa yazdı | Akıl Defteri | 2 yorum
Biraz geç oldu ama olimpiyatlar için bir t-shirt tasarımı yapmıştım. Neden böyle bir t-shirt sormayın. Çünkü ben de bilmiyorum. Galiba halkalar yerine simit kullanmak çok muzipçe geldi bir an.Ne var ki değildi. Dizelerinin sonu “söz”, “göz” gibi biten şiirlere, şarkılara benzemiş t-shirt. Yani yaptığım yardırmacasına bir klişe. Uykusuz’un, “Adamlar: Anti Klişe Timi” gelip beni dövse tam yeridir.
Peki neden paylaşıyorum o zaman? Çok basit; yaptığım tasarımın ne kadar klişe olduğunu düşünsem de ortada bir fikir var. Fakirliğin bir nevi simgesi olan simit, kıtaları temsil ediyor.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları -3 (Tripin doruğunda)
29 Ağu 08 (17:35) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 4 yorum
-
Bomba Esprilerim 8: Mutsuz Beykoz halkı için 2 vuruş…
29 Ağu 08 (14:46) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 7 yorum
Espri insanların moralini yükseltmek için en doğru yöntemdir. Her yaştan, her cinsiyetten insanın morali ne kadar bozuk olursa olsun, bir iki yerinde espriyle düzelebilir. Normalde espri başına çok yüksek ücretler alsam da, morali bozuk insanlar için sevabına ya da çok ucuz espri yaparım çoğu zaman.Karnelerin dağıtıldığı gündü… Beykoz taraflarında dolanıyordum. Beykoz belediyesinin ufak bir espri işi vardı. İlçede espri azalmış, halk negatif ruh haline bürünmüştü. İnsanlar birbirlerini bıçaklıyor, ağlıyorlardı. Kimsenin yüzü gülmüyordu. Esnaf çileli, vatandaş kızgındı.
-
Ayakkabı Bağcıklarınızı Bugün Şöyle Bağlayın
29 Ağu 08 (13:37) | Sakin Kafa yazdı | Tanıtım Köşesi | 1 yorum
Bazı insanlar vardır, düzenlerini kurarlar ve hep öyle yaşarlar. Herşeyleri standarttır kendilerine göre. Mavi pantolonlarıyla her zaman yeşil tişörtlerini giyerler, cuma günleri hep kırmızı elbiselerini…Bazılarının standartları ise sürekli bir değişiklik yapmaktır. Evlerine bir hafta arayla gidersiniz ve mobilyalarının yerleri yine değişmiştir. Hemen hemen sizinle aynı sayıda kıyafetleri vardır ancak sizin düşünmeye üşendiğiniz kombinasyonları bulur çıkarırlar o kıyafetlerden ve her gün bambaşka bir görünüme sahip olurlar.
-
İspanyolca Öğrenmek İsteyenler: Study Spanish
28 Ağu 08 (20:59) | Sakin Kafa yazdı | Tanıtım Köşesi | 1 yorum
İspanyolca öğrenmek istiyorsunuz veya en azından kulak dolgunluğunuz olsun istiyorsunuz, ama kursa verecek paranız yok. O zaman bu site sizin için uygun olabilir. Tabi İngilizce biliyorsanız.Study Spanish, belli bölümlere ayırmış İspanyolca öğrenme sürecini;
-
1 Nisan Böyle
27 Ağu 08 (17:41) | Ortason yazdı | Okul Hayatı | 7 yorum
O gün 1 NİSAN’dı. Türkçe dersine girmeden önce hocaya ne şaka yapsak diye düşünmüştük. Bir şey bulamadık ve derse girdik. Derse başladık. Konuyu işledik. İkinci derse girdik. Hoca bu ders konu anlatmayacağını söyledi. Geçen gün bir olay olmuştu. Nur ve Aliye Gül’e çok kötü(şimdi yazsam ayıp olur o yüzden yazmıyorum) bir söz söylemişti. Bundan dolayı herkes birbirine küfür ediyor, birbirine vuruyordu. Bu sözlere dayanamayıp Gül ağlamaya başladı ve İngilizce öğretmenine(sınıf öğretmeni) gitti.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları-2 (Mesaj beklerken)
27 Ağu 08 (9:41) | Nohut yazdı | Afacan Köşe, Gönül İşleri | 16 yorum
-
Çağrı Merkezi Hikayeleri -2- Çekilin, 532liyiz biz!
26 Ağu 08 (23:38) | Sakin Kafa yazdı | İş yaşamı | 16 yorum
Çalıştığım bir çağrı merkezinde, müşterilerinize cep telefon numaralarını soruyordunuz, kendilerinin bilgilerine ulaşabilmek için. İşte orada farkettim, 532′li numara sahibi olmanın büyüklüğünü(!), azizliğini(!)…Telefon eden müşterinin sesinden anlıyordum artık cep telefon numarasının başlangıcını;
Eğer kişinin 532′li hattı olursa kulaklarım yırtılıyordu “Merhaba Sakin Kafa Bey” sesinden. Akabinde 532 sesi, gür, mağrur, gururlu, semiz ve mutlu bir eda ile: BEŞ YÜZ OTUZ İKİ. Müşterinin özgüveni karşısında kalbim hophop ediyordu adeta.
-
Kaptan Tsubasa
26 Ağu 08 (11:43) | pascal yazdı | Ikonografi 90'lar | 10 yorum
Bir döneme damgasını vurmuş bir başyapıttır ‘captain tsubasa’. Hatırlarım her gün yayınlanan yarım saatlik bölümleri nasıl bir sabırsızlıkla beklediğimi ve gözümü televizyondan ayırmadan izlediğimi. Ülkemizde de büyük ilgi gören Tsubasa, hak ettiği saygıyı görmüş ve her yönüyle japon anime kültürünün nadide eserleri arasında yerini almıştır.
-
Miymiy’in Tırışkadan Tantanaları-1 (Karasevda)
26 Ağu 08 (9:57) | Nohut yazdı | Afacan Köşe, Gönül İşleri | 6 yorum
-
‘Matematik’ Ödevi Teneffüste
25 Ağu 08 (18:46) | Ortason yazdı | Okul Hayatı | 5 yorum
Her sınıfta olduğu gibi bizim sınıfta da ödevlerini yapmayanlar vardır. Matematik dersinin ödevi ama bir başka olur. Ödevlerini yapmayanlar matematik dersine girmeden önce kitaba saçma sapan şeyler yazarlar veya sınıfın ineklerinden alırlar. Eğer sınıfın inekleri de ödevlerini yapmassa herkes teneffüste ödevlerini yapmaya koyulur ve hıphızlı bir şekilde yapardı. Kim doğru kimi yanlış kiminin yazdıklarının konuyla alakası yoktur. Nasıl olsa hoca bakmıyor deyip yaparlar. Yaparlar, ederler falan diyorum ama ben de bu grup içine bazen giriyorum. Çünkü akşam test çözüyorum ” nasılsa okulda ödevi yaparım ” diyorum. Yarın sabahhta perişan oluyorum. Çünkü yapmaya uğraşırken canım çıkıyo.
Birgün ödevimi yine yapmamıştım. Okula geldim ve sınıfa geçtim ve geldiğim gibi ödevi yapmaya başladım. Tabi
-
Tasarımcıların yeni dostu: Paint
25 Ağu 08 (11:28) | Nohut yazdı | Afacan Köşe | 5 yorum
Uzun süreden beri, bilgisayar teknolojisiyle, tasarımı bir araya getirmeye çalışıyor bilim adamları. Sonunda bu başarıldı gibi. Microsoft, Windows paketinin içerisinde sunduğu paint isimli programla, tasarım dünyasında bir çığır açacak…
-
Sakinkafa.com Dizi Rehberi
25 Ağu 08 (4:09) | Sakin Kafa yazdı | Editörden | 0 yorum
VER SANSASYONELİ!
Mouse’unuzu elinize alın ve arkanıza yaslanın. sakinkafa.com‘un muhteşem dizilerini buradan takip edebilirsiniz… Ne kota derdi, ne divx playerlarla cebelleşme derdi…Yeni yayın dönemine bomba gibi giren sakinkafa.com, sizi yazı dizilerinin heyecan dolu dünyasına davet ediyor. Dizi dediğin böyle olur efendim.
-
Çağrı Merkezi Hikayeleri -1- Cumhuriyet Savcılığında Memurum
25 Ağu 08 (2:10) | Sakin Kafa yazdı | İş yaşamı | 3 yorum
Zamanlardan bir zaman, bendeniz, büyük bir beyaz eşya firmasının çağrı merkezinde çalışıyorum. Her gün olduğu gibi o günde 100 civarı bir çağrı sayısıyla günü kapatmak üzereyim (ortalama bir skordu). Yapı itbariyle de sakin bir adam olduğum için kimseyle tartışmamışım o gün. Ama gelgelelim günün son çağrısına…Kulaklıktan kulağıma yoğun dalgalar halinde gelen ses bir asabinin sesinden çok daha fazlasıydı. Evet, galiba bir terbiyesizin sesiydi. Daha sorununu söylemeden, cumhuriyet savcılığında memurum diye bağrınıyordu müşteri. Savcı olsa bu kadar iyi





















