12 Maymun isimli güzide filmi izlemişseniz eğer, bu Cassandra Kompeksi dediğim hadiseye aşinasınız demektir. Şimdi efendim, olay kaba taslak şöyledir: Mitolojide tanrılar malum biraz eğlence seviyorlar, Cassandra isimli bir hatun kişiye gelecekte olan şeyleri fısıldıyorlar. Bu hatun kişi de kalkıp insanlara anlatıyor gelecekte neler olacağını. Fakat tanrılar diğer insanlara da inanmamalarını fısıldıyorlar. Bu durumda, Cassandra geleceği bilen fakat inanılmayan bir yalancı çoban hükmüne dahil oluyor. Sanırım delirerek ölüyor.
Ne Umduk? Ne Olduk?
9-10 yaşlarında büyüyünce ne olacağıma dair düşüncelerimin netleştiğini ve pilot olacağımı düşünüyordum. Buna nerden karar verdim bilmiyorum ama soranlara pilot olacağım deyince prestij kazandığımı, beni farklı,başarılı, idealist olarak gördüklerini düşünürdüm. Pilotluk farklıydı, hiçbir arkadaşımdan duymamıştım pilot olmak istediğini nitekim bizim zamanımızda doktorluk, polislik, karatecilik ve komandoluk revaçtaydı. Neyse yıllar yılları kovaladı, lisede mimar olan kuzenlerimden etkilenip sanırım mimar olucam deyip fen bölümünü seçtim, ama matematikle ve kimya ile boğuşurken hayatım aşama aşama kabusa döndü. Lise sonda artık çok geçti ama yine sayısal dersler ağırlıklı dersaneye kayıt oldum. Dönem ortası bu iş olmaycak deyip gizliden evde gitar çalışıp arkadaşlarla grup kurup ...
Babaanneli geceler
Ellerimi uzatıp Bir Bir Toplasam yıldızları Babaannemin saçlarına taksam… Geceleyin balkonumdan göğe bakıp gözümü kırpmadan sabahladığım vakit, bir an mutlaka babaannem geliverir aklıma. Bana ‘yıldızların ve ay’ın bilmediğim hikayesini ilk O anlatmıştı küçükken, öylece de kaldı. O sahne, o gece hala aklımda. Babaannemin yanına sıkışıp yatmak fikri beni hep heyecanlandırırdı henüz bir tıfılken, uyuyamadım diye gözlerimi yalancıktan ovuşturur ya da korkuyorum diyerek sırf bu hikayeleri dinlemek için yatağımdan kalkar yanına giderdim. Rüyalarımı boyamak için tam da istediğim gibi rengarenk Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Kantin De Çok Pahalı Ya
Bizim kantin okulumuzun gözde toplanma mekanlarındandı(r). Böyle herkes gelir. Erkekler genelde kızları keser. Kızlar da öyle görmezden gelir. Herkes konuşmaya çalışır birbiriyle. O yüzden çok büyük uğultu oluşur. Belki bir desibelmetre ile ölçülse 70-80 dbi bulabilir. O yüzden herkes birbirini duymakta zorlanır. Genelde herkes arkadaş grubuyla durur ve konuşur. Ben de genelde öyle yaparım. Hatta bazen "Kanka naber sesleri yükselir". Buna ben de dahil. Herkes birbirine kanka der. Yanına bazen tanımadığın bir çocuk gelir "Kanka 50 Kuruş verir misin?" der. Sen de paran olsa bile yok dersin. Ama arkadaşın isterse iş biraz değişir. Vermek istemezsin ama yine de verirsin kızmaması ...
İşkembe Çorbası ve Aile Bağları
Aile ile ilgili en bilinen sözlerden birisi sanırım Goethe'ye ait: "Ailenizi Tanrı belirler, fakat dostlarınızı siz seçersiniz." Evet, cümle aslında "dostluk" odaklı bir vecize. Fakat ben bunu hep aile hakkında düşünürüm. Sanki, evet ailemi ben seçmedim ve bu ailemle ilişkimde çok önemli bir kriterdir, der gibi. Hakkaten de insanın kafasındaki "aile" tanımlamasında, zorunluluk önemli bir esas olmalı. Diğer türlü insan anne ve babasından, hem de kırkından sonra bile değişmelerini, farklı olmalarını, en az kendileri gibi açık görüşlü olmalarını, yahut gidip başkasının annesi babası olmalarını isteyebiliyor. Bunu bir dönem "asi gençlik" tanımı içinde moda nevinden kullandı akımlar, fakat işin aslı şu ...
Vatandaş Pişkin Esnafa karşı 7- Sevgi&Barış&Dostluk Cafe
Harika sahiliyle ünlü olan memleketimde, denize sıfır ve ‘’lüx’’ bir yer olan Sevgi&Barış&Dostluk Cafe'ye arkadaşlarımla sık sık giderdim.Her gidişimizde de manzaraya karşı keyifli sohbetler ederken; çayın kötü olması, servisin kalitesizliği ve başarısız tostlar manzara büyüsünün hafifletici unsur etkisiyle umursanmazdı. Her hesap ödenişinde çemkirir biraz ehemmiyet göstermelerini salık verirdik. Yine güzel bir yaz gününde, akşamüstü arkadaşlarımla denize en sıfır masada oturuyorduk; satranç kuruldu, siparişler verildi çaylar tostlar… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Böceklerin ‘hoş geldin’ karşılaması
Sol elimin içinde minicik bir nokta ve etrafında kocaman şişlik. Tam da ayamdaki çizginin ortasından ısırmış, çizgi kızarmış ve elim ortadan ayrılacakmış gibi duruyor. Avuç içi olduğu için sürekli bir yerlere değiyor ve kaşıntı başlıyor. Elimin üstünde, ayak parmaklarımda, omzumda, bacağımda, kolumda fındık büyüklüğünde kızarıklıklar var. Evdeki tüm merhemlerden sürdüm. Antibiyotikli krem, mantar kremi, alerji kremi, yanık kremi, yara kremi… Bir fayda görmedim, iki gündür kaşınıyorum, şişiyorum. İşin ilginç tarafı neyin ısırdığını bir türlü keşfedemiyorum. Ne sinek ne böcek ortalıkta bir şey yok ama birden kolum hatır hutur kaşınmaya başlıyor. Ve minik bir iğne izi oluyor o bölgede. Ah güzel böcekler ...
Efsane dergi Gırgır
Gırgır ile ilgili uzunca bir yazı yazacak değilim. Zira onu çalıştığım dergi için yapmaya çalışıyorum ve oldukça zorlanacağım zaten. Ama araştırma yaparken, okurken aklıma gelen birkaç küçük notu paylaşayım en azından. Mizah dergilerini takip edenler bilirler. Sabahlamak, uykusuz geceler çizerlerin en belirgin özellikleridir. Ersin Karabulut bunu çok güzel anlatır bir Sandık İçi'nde. O zamanlar çizdiği Penguen dergisinde tek bir koltuk varmış. Sabahlanan günlerde o koltuk da kapılınca sandalyeleri birleştirip üzerinde yatarmış geceleyin biraz uyuklamak için. Evet sefil çizer portresi anlayacağınız. Uykusuz geceler... Uykusuz dergisi de ismini buradan alıyor zaten. Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Aldat(ıl)mak
Çok derin ve can sıkıcı bir mevzu, biliyorum... Ama her zaman kakara kikiri yazacak değiliz ya, değil mi efendim? Bir çoğumuz için, bu konu hakkında ahkam kesip "tu kaka!" ya da "çok kötü birşey, aldatanları asıp kesmek lazım, taksim meydanında sallandırmak lazım, kınım kınım kınıyorum!" demesi kolaydır ve bu aldatma eyleminin hiçbir olumlu yönü olmadığı, ahlaken ve vicdanen doğru olmadığı benim için de tartışılmazdır. Sanırım bu konuda hemen hemen her insanla hemfikiriz. Fakat bu yaşıma kadar o kadar çok olaylara tanık oldum ki hayatımda, gerek arkadaş çevremde, dost çevremde, yakın ya da uzak çevremde, gerekse okuduklarım, izlediklerim, duyduklarım, işittiklerim vs . ... ...
Yurt disinda Türkiye maçları nasil izlenir
Yurt disinda mac takip etmek ekstra eforlarin, saat ayarlamalarinin, ic heyecanlarin/firtinalarin yasandigi bir ortam gerektirir. Canli olarak maclari izlemek icin cesitli taklalar atmaniz, bazen de cevredeki insanlara renk vermeden bunu gerceklestirmeniz gerekebilir. Yontemler: Internetten mac yayinlarini canli olarak veren cesitli web siteleri ya da programlar ya da digiturk’un yurt disinda yasayanlar icin hizmete soktugu yuksek cozunurluklu yayin (tabii ki bedava degil)… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
-
Cassandra Kompleksi: Tuhaflaşma Süreci
29 Kas 08 (16:09) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 4 yorum
-
Yemin ederim
29 Kas 08 (11:02) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum
Çocukluğumun yarısı söylenenlere inanmamakla, diğer yarısı da inanmadığım şeylere inanmak için karşı tarafa yemin ettirmeye çalışarak geçti dersem fazla abartmış olmam.Kültürümüze mi işlemiş bilmiyorum, her türlü yalanı da söylesek, “yemin et” dediği zaman karşı taraf, yalan yere yemin edemeyiz, kem küm etmeye başlarız. Tabi hazır yalanı da uydurmuşuz, bütün o kurmaca da boşa gitsin istemeyiz tabi. Eee o zaman ne yapılır, en alçakça yola başvurulur.
-
Şiir Ziyafeti 5: Masam
29 Kas 08 (9:00) | Ortason yazdı | Kültürel Köşe | 2 yorum
Yazılma Zamanı: 3.sınıf
MASAM
Masam sende yemek yerim,
Ders çalışırım sende.
Seni oyun oynarken
Kullanırım masam.
-
Tiyatro demek umut demek, aydınlık demek, ilerlemek demek…
28 Kas 08 (0:20) | Nohut yazdı | Kültürel Köşe | 19 yorum
Günümüzde bazı meslekler yüceltildikçe yüceltiliyor, tabulaştırılıyor. Tiyatrocular mesela. Tamam çok zengin müreffeh bir hayat sürmüyorlar belki ama, manevi olarak o kadar şişiriliyorlar ki… Eninde sonunda yaptıkları iş sahnede bir karakteri canlandırmak. Bu da bir emek işidir, bir çalışmadır, yetenektir eyvallah ama sonuçta marangozluktan şundan bundan pek de farkı yoktur aslında. Bir meslektir, çalışırsın, yaparsın. “Aydınlık Türkiye’nin aydınlık insanı” “Büyük düşünce insanı” “Parlak bir zihin” falan değilsindir. Başka tiyatro metinlerini okumak, üzerine konuşmak sizi aydın, her konuda görüşü alınması gereken vs. biri yapmaz aslında. Basbayağı teknik bir iştir tiyatro.
-
Şaka mı yapıyor birileri. BBC’nin gizli araştırmasına göre 1968 yılında düşen uçakta olan 4 nükleer bombadan 1 tanesi bulunamamış. Şu an Grönland’da buz kütlesinin altında 40 yıllık yüzüşüne devam ediyor. Atom bombası avcıları gidip bulup şöyle diyebilir.“Denizde bulunan mal bulanındır. Vermicem işte benim bombam, evimin duvarına asıcam.”
Dese hakkıdır. Bir şey diyemeyiz. Ama atom bombası tüccarlarına söylenecek o kadar çok şey var ki… ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, kazadan sonra bombaların imha edildiğini açıklamış. ‘Söylenilen hiçbir şeye inanmamak lazım’ geleneğini sürdürmek lazım. Bu uçak
-
Avea kontör yükleme öncesindeki sabır testi
27 Kas 08 (13:02) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum
Sabır la bu! Avea’dan kontör kartı almışsınız, kazımışsınız, yüklemek için aradınız 9333′ü. Belki aceleniz var, ya da hararetli bir tartışmanın tam ortasındaydınız telefonda, kontör bitti kesildi, siniriniz geçmeden kaldığınız yerden devam etmek istiyorsunuz. 9333′te bir abla çıkar başlar konuşmaya:
-
Sany Ericssan
27 Kas 08 (4:11) | Sakin Kafa yazdı | Gündem | 5 yorum
“Abi yuh” diye başlamak istiyorum bu yazıma. Aslında yazıyı da, markanın ruhuna uygun şekilde milliyetten hürriyetten falan kopyalamak lazımdı ama tabiki sakinkafa.com’da öyle şey olmaz.Çinliler’e dur diyecek yok mu a gurban? Helal olsun mu desek, haram olsun mu bilemiyorum. Nasıl bir adam bunlar diye haykırasım var çok pis.
Bazen düşünüyorum,
-
Cem Yılmaz Uçak Aldı
26 Kas 08 (22:35) | Sakin Kafa yazdı | Afacan Köşe | 8 yorum
Cem Yılmaz uçak almadı. Şaka olsun diye yazdım. Benim aklıma şey geldi, çalışırken TRT FM dinliyorum. Oradaki programcı arkadaş, konuklarına Neden Tiyatro? Neden Yazarlık? falan diye sorup duruyor. Ben hep, artık TRT çalışanları bu soruyu sormazlar Cem Yılmaz pis dalga geçti diye düşünürdüm ama adamlar yılmamışlar. (Bu arada aklım sıra espri yapıyorum resimlerle farkettiniz mi?)
-
Yakın Tarih Beyaz Perde’ye Bir Beden Büyük mü Geldi?
26 Kas 08 (22:18) | Sakin Kafa yazdı | Gündem | 0 yorum
“Eşkıya” filmi ile birlikte Türk Sineması tekrar canlandı. Bu benim görüşüm de değil sadece, yaygın görüş. Onu takip eden güzel başka filmler de kondu ortaya. Derken dandik film sanayimiz de gelişti (Keloğlan (Erbil’in oynadığı), Maskeli Beşler, Destere, Çılgın Dersane falan), dandik filmler kategorisinden sıyrılan komedi filmleri de oldu, misal G.O.R.A, Organize İşler. Recep İvedik ise yoğun tartışmalar altında yerini bulamadı. Dandik film miydi, komedi filmi mi? Farketmez. O da öyle işte.
-
Kardeşini Seç
25 Kas 08 (17:35) | maynuşya yazdı | Hayattan Detaylar | 3 yorum
Bir yardımlaşma sitesi var. www.kardesinisec.comBu öyle para toplayan bir dernek falan değil. İhtiyacı olan öğrencilerin isimleri ve adresleri yazıyor. Çocukların boy, kilo, yaş ve aile durumlarıyla ilgili bilgiler veriliyor. Sen de kardeş bekleyenlerden bir tanesini seçiyorsun.
Ona mektup yazıyorsun.Mektupla beraber kitap, kalem, defter gönderiyorsun. Belki ihtiyacı olan bir şey. Bot, şapka, kazak gibi şeyler. Ama kesinlikle
-
Zaman geçtikçe bazı yazılar yavaş yavaş tozlu raflara kaldırılıyor. Sakinkafa’nın eski yazılarında takılmak son derece eğlenceli geliyor bana. Bazen aha keşke bu yazı şimdi yazılsaydı diyorum. Azıcık kişi girerken siteye yazılmış çok güzel yazılar oluyor, yeterince kişi okumadı bu yazıyı diye elemlere gark oluyorum. İşte 5 tanesini seçtim merak edenlere..
Yazıların altında alakalı yazılar beliriyor 5 tane, onlara basarak eski yazılarda şuursuzca dolanmak da eğlenceli, aynı zamanda çok güzel yazılar da keşfedebiliyorsunuz.
sakinkafa.com/linc-edilmekten-kilpayi-kurtuldugum-an/
sakinkafa.com/bir-devrin-bitisi/
sakinkafa.com/ulasim-teknolojisinin-son-noktasi-at/
sakinkafa.com/dev-mehtap-projesi-dunya-ve-ayi-birbirine-baglamak/
sakinkafa.com/tasarimcilarin-yeni-dostu-paint/
-
Merak etmeye devam ediyorum
25 Kas 08 (12:31) | maynuşya yazdı | Afacan Köşe | 2 yorum
‘Nabza göre şerbet vermek’ ne demek diye kara kara düşünüyordum. Bilimsel bir veri elde etmek için kan şekeri ile alakalı bir durumdan şüphelenmeye başladım. Baktım beceremedim olayın içinden çıkamadım, olayı örneklerle açıklamaya çalıştım. Daha kolayca oldu ve galiba bir açıklama ile doyurdum bu meraklı beynimi. Düşünmeye taa uzaklardan, atalarımızdan başladım.
Atalarımız nabza göre şerbet vermekte çok başarılıymış. Yani fısır fısır konuşurlarmış birisi hakkında. Sonra kapı açılır ve
-
Al Pacino ve Hayatın Anlamı
25 Kas 08 (10:16) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 5 yorum
Al Pacino için yapılmış en büyük eleştirilerden birisi, hep takım elbiseli ve janti adamları oynadığı, bu nedenle de karakter oyuncusu olarak başarılı olamadığıdır. Şöyle bir filmlerine baktığımızda pek de haksız sayılmaz. Godfather(Baba) serisi, Corlito’s Way, Scarface gibi filmlerde hep bir mafya babasını oynamıştır. Ancak ne oynamak! Godfather’ı saymazsak, diğer iki filmi neredeyse onun seviyesine çıkaracak bir oyunclukla görülmüştür kendisi.Bu oyunculuğunu süsleyen, hafızalarda yer etmesine sebep olan yegane şey de, her filmde yaptığı o karizma konuşmalardır herhalde.
-
Ağız sağlığı için ufak detaylar
24 Kas 08 (14:27) | pascal yazdı | Bilgi Davarcığı | 9 yorum
(Editörün notu: Pascal arkadaşımız bir diş hekimidir. Dediklerini yapasınız:) )
1. Dişlerin hergün düzenli olarak 2 defa fırçalanması gerektiğini tüm okurlarımız biliyordur sanırım.
Sabah hiçbirşey yenilmese bile yapılan fırçalama işlemi ’sabah nefesi’ denen ağız kokusunu gidermede faydalıdır. Ayrıca; gece boyunca azalan tükürük akışına bağlı olarak, ağızda oluşan çürüğe yatkın ortamın etkisinin de giderilmesi demektir. Aynı şekilde yatmadan önce çürük oluşumuna neden olabilecek -özellikle karbonhidratlı- gıda artıklarının ağızda kalmaması ve ağız ortamının PH dengesinin bazik yöne doğru kayması için gece yapılan fırçalama çok önemlidir.
-
Hoyrarirarira hey hey, hoyrarirarira hey..
24 Kas 08 (11:47) | Nohut yazdı | Okul Hayatı | 12 yorum
Yukardaki başlık size tanıdık geldi mi? İlkokulda söylemekten çok keyif aldığım bir marştı bu. Hoyrarira kısımları çok eğlenceli gelirdi.“Hoyrarirarira hey hey,
Hoyrarirarira hey…
Rira hoyrari
Rira hoyrari
-
“Yardımcı” Müdür Öğretmen
23 Kas 08 (9:00) | Ortason yazdı | Okul Hayatı | 4 yorum
Tam hatırlamıyorum ama 1. sınıfta arkadaşlarımı yeni tanıdığım zamanlardı. Hep koşardık gülerdik, eğlenirdik. Ne hocalar, ne öğretmenler, ne muallimler gelse durduramazdı bizi. Arkadaşım Velican, Talih, Turkan koridorlarda koşuştururduk. Aman Allah’ım şimdi hatırlıyorum da ne koşuşturmaydı. Gelen geçene çarpar(bilerek), hocalara çarpar kısacası gelen geçen herkese çarpardık. Sonra da özür dilerdik.
Velilere çarptığımızda cevap nedense hep “ne yaramaz çocuk bunlar büyüğünce okulun altını, üstüne getirir” olurdu.Bir gün Cumartesi Kursu’nda arkadaşlarla koridorda takılıyoruz. Elimiz de silgi kalem. Gelene geçene çarpıyoruz. Kızlara silgi atıp erkeklere kalem batırıyoruz.

















