Adettendir, yıl biterken, gazetelerde televizyonlarda dergilerde hep bir “bu yıl neler oldu bitti” tarzında haberler yapılır. Herkes bir kulağından tutar meselenin, tabi olan biten de o kadar hızla olup bitmiştir ki, hiçbir şey tam hakkıyla hatırlanamaz. Zaten birileri istatistik yapmışlar, Türkiye’de medya hafızamız 22 günmüş efendim. Bu durumda, 22 gün öncesini zar zor hatırlayan insanlar olarak, 2008 yılında neler olduğunu yahut ne gibi gündemlerle meşgul olduğumuzu hatırlamak da hep cazip gelmiştir. Nostalji duygusunun, yeni yıl aromalı bir yeniden sunumudur esasında bu da, aslında ne yapıldığını ben hiçbir zaman anlamamışımdır. Hani günü 24 saate bölmek gibi ilginç bir hastalığın neticesidir bence. 2008 geçti gidiyor işte, geride bıraktığı bir şey yok. Kim demiş, yıllar insanlara bir şeyler bırakır diye? Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası kadar yapaydır yani.
İşkembe Çorbası ve Aile Bağları
Aile ile ilgili en bilinen sözlerden birisi sanırım Goethe'ye ait: "Ailenizi Tanrı belirler, fakat dostlarınızı siz seçersiniz." Evet, cümle aslında "dostluk" odaklı bir vecize. Fakat ben bunu hep aile hakkında düşünürüm. Sanki, evet ailemi ben seçmedim ve bu ailemle ilişkimde çok önemli bir kriterdir, der gibi. Hakkaten de insanın kafasındaki "aile" tanımlamasında, zorunluluk önemli bir esas olmalı. Diğer türlü insan anne ve babasından, hem de kırkından sonra bile değişmelerini, farklı olmalarını, en az kendileri gibi açık görüşlü olmalarını, yahut gidip başkasının annesi babası olmalarını isteyebiliyor. Bunu bir dönem "asi gençlik" tanımı içinde moda nevinden kullandı akımlar, fakat işin aslı şu ...
Yurt disinda Türkiye maçları nasil izlenir
Yurt disinda mac takip etmek ekstra eforlarin, saat ayarlamalarinin, ic heyecanlarin/firtinalarin yasandigi bir ortam gerektirir. Canli olarak maclari izlemek icin cesitli taklalar atmaniz, bazen de cevredeki insanlara renk vermeden bunu gerceklestirmeniz gerekebilir. Yontemler: Internetten mac yayinlarini canli olarak veren cesitli web siteleri ya da programlar ya da digiturk’un yurt disinda yasayanlar icin hizmete soktugu yuksek cozunurluklu yayin (tabii ki bedava degil)… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Babaanneli geceler
Ellerimi uzatıp Bir Bir Toplasam yıldızları Babaannemin saçlarına taksam… Geceleyin balkonumdan göğe bakıp gözümü kırpmadan sabahladığım vakit, bir an mutlaka babaannem geliverir aklıma. Bana ‘yıldızların ve ay’ın bilmediğim hikayesini ilk O anlatmıştı küçükken, öylece de kaldı. O sahne, o gece hala aklımda. Babaannemin yanına sıkışıp yatmak fikri beni hep heyecanlandırırdı henüz bir tıfılken, uyuyamadım diye gözlerimi yalancıktan ovuşturur ya da korkuyorum diyerek sırf bu hikayeleri dinlemek için yatağımdan kalkar yanına giderdim. Rüyalarımı boyamak için tam da istediğim gibi rengarenk Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Vatandaş Pişkin Esnafa karşı 7- Sevgi&Barış&Dostluk Cafe
Harika sahiliyle ünlü olan memleketimde, denize sıfır ve ‘’lüx’’ bir yer olan Sevgi&Barış&Dostluk Cafe'ye arkadaşlarımla sık sık giderdim.Her gidişimizde de manzaraya karşı keyifli sohbetler ederken; çayın kötü olması, servisin kalitesizliği ve başarısız tostlar manzara büyüsünün hafifletici unsur etkisiyle umursanmazdı. Her hesap ödenişinde çemkirir biraz ehemmiyet göstermelerini salık verirdik. Yine güzel bir yaz gününde, akşamüstü arkadaşlarımla denize en sıfır masada oturuyorduk; satranç kuruldu, siparişler verildi çaylar tostlar… Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
Aldat(ıl)mak
Çok derin ve can sıkıcı bir mevzu, biliyorum... Ama her zaman kakara kikiri yazacak değiliz ya, değil mi efendim? Bir çoğumuz için, bu konu hakkında ahkam kesip "tu kaka!" ya da "çok kötü birşey, aldatanları asıp kesmek lazım, taksim meydanında sallandırmak lazım, kınım kınım kınıyorum!" demesi kolaydır ve bu aldatma eyleminin hiçbir olumlu yönü olmadığı, ahlaken ve vicdanen doğru olmadığı benim için de tartışılmazdır. Sanırım bu konuda hemen hemen her insanla hemfikiriz. Fakat bu yaşıma kadar o kadar çok olaylara tanık oldum ki hayatımda, gerek arkadaş çevremde, dost çevremde, yakın ya da uzak çevremde, gerekse okuduklarım, izlediklerim, duyduklarım, işittiklerim vs . ... ...
Böceklerin ‘hoş geldin’ karşılaması
Sol elimin içinde minicik bir nokta ve etrafında kocaman şişlik. Tam da ayamdaki çizginin ortasından ısırmış, çizgi kızarmış ve elim ortadan ayrılacakmış gibi duruyor. Avuç içi olduğu için sürekli bir yerlere değiyor ve kaşıntı başlıyor. Elimin üstünde, ayak parmaklarımda, omzumda, bacağımda, kolumda fındık büyüklüğünde kızarıklıklar var. Evdeki tüm merhemlerden sürdüm. Antibiyotikli krem, mantar kremi, alerji kremi, yanık kremi, yara kremi… Bir fayda görmedim, iki gündür kaşınıyorum, şişiyorum. İşin ilginç tarafı neyin ısırdığını bir türlü keşfedemiyorum. Ne sinek ne böcek ortalıkta bir şey yok ama birden kolum hatır hutur kaşınmaya başlıyor. Ve minik bir iğne izi oluyor o bölgede. Ah güzel böcekler ...
Kantin De Çok Pahalı Ya
Bizim kantin okulumuzun gözde toplanma mekanlarındandı(r). Böyle herkes gelir. Erkekler genelde kızları keser. Kızlar da öyle görmezden gelir. Herkes konuşmaya çalışır birbiriyle. O yüzden çok büyük uğultu oluşur. Belki bir desibelmetre ile ölçülse 70-80 dbi bulabilir. O yüzden herkes birbirini duymakta zorlanır. Genelde herkes arkadaş grubuyla durur ve konuşur. Ben de genelde öyle yaparım. Hatta bazen "Kanka naber sesleri yükselir". Buna ben de dahil. Herkes birbirine kanka der. Yanına bazen tanımadığın bir çocuk gelir "Kanka 50 Kuruş verir misin?" der. Sen de paran olsa bile yok dersin. Ama arkadaşın isterse iş biraz değişir. Vermek istemezsin ama yine de verirsin kızmaması ...
Ne Umduk? Ne Olduk?
9-10 yaşlarında büyüyünce ne olacağıma dair düşüncelerimin netleştiğini ve pilot olacağımı düşünüyordum. Buna nerden karar verdim bilmiyorum ama soranlara pilot olacağım deyince prestij kazandığımı, beni farklı,başarılı, idealist olarak gördüklerini düşünürdüm. Pilotluk farklıydı, hiçbir arkadaşımdan duymamıştım pilot olmak istediğini nitekim bizim zamanımızda doktorluk, polislik, karatecilik ve komandoluk revaçtaydı. Neyse yıllar yılları kovaladı, lisede mimar olan kuzenlerimden etkilenip sanırım mimar olucam deyip fen bölümünü seçtim, ama matematikle ve kimya ile boğuşurken hayatım aşama aşama kabusa döndü. Lise sonda artık çok geçti ama yine sayısal dersler ağırlıklı dersaneye kayıt oldum. Dönem ortası bu iş olmaycak deyip gizliden evde gitar çalışıp arkadaşlarla grup kurup ...
Efsane dergi Gırgır
Gırgır ile ilgili uzunca bir yazı yazacak değilim. Zira onu çalıştığım dergi için yapmaya çalışıyorum ve oldukça zorlanacağım zaten. Ama araştırma yaparken, okurken aklıma gelen birkaç küçük notu paylaşayım en azından. Mizah dergilerini takip edenler bilirler. Sabahlamak, uykusuz geceler çizerlerin en belirgin özellikleridir. Ersin Karabulut bunu çok güzel anlatır bir Sandık İçi'nde. O zamanlar çizdiği Penguen dergisinde tek bir koltuk varmış. Sabahlanan günlerde o koltuk da kapılınca sandalyeleri birleştirip üzerinde yatarmış geceleyin biraz uyuklamak için. Evet sefil çizer portresi anlayacağınız. Uykusuz geceler... Uykusuz dergisi de ismini buradan alıyor zaten. Hiç ilgili yazı yokmuş, ne ilginç di mi?
-
-
Türk Müziği Makamları (1-Nihâvend)
30 Ara 08 (3:17) | segah yazdı | Kültürel Köşe | 0 yorum
Nihavend Makamı, günümüzün en çok kullanılan makamları arasındadır. Beş komalık si bemol ve mi bemol arızaları vardır. Bir önceki yazıda verdiğim tablodan bakılarak daha iyi anlaşılabilir. Bu arızaların batı müziğinde de bulunmasından mıdır, seyrindeki benzerlikten midir bilinmez, batı müziğini anımsatır. Belki de günümüzde çok kullanılır olmasının sebebi, batı müziğine alışmış kulaklarımızın bu seyre daha yatkın olmasıdır.
Romantik ve hüzünlü bir makam olarak bilinir, ki bana da öyle geliyor. Yalnız, notaların seyrinin tizden pese ve pesten tize gidişinin(çıkıcı-inici seyirli)
-
Yeni ve dev bir yazı dizisi daha
30 Ara 08 (2:13) | segah yazdı | Kültürel Köşe | 6 yorum
Şimdiye kadar Türk Sanat Müziği hakkında çok şey söylendi. Bu söylenenler Türk Müziği’ni yakından tanıyan ve yapısını bilen insanlar için bir şeyler ifade edebildi. Fakat onu tanımayan, bilmeyen insanlar için “laf” tan öteye gidemedi. Oysa ben isterdim ki, Türk Müziği bilgisi “Nasıl Geçti Habersiz” den öteye gidemeyen insanlar da bize ortak olsun, müziğimizi daha çok kişi tanısın. Tanıdıkça sevsin, sevdikçe dinlesin. Bu sebeple
-
1. Çinko ve Tombala
29 Ara 08 (14:13) | maynuşya yazdı | Ikonografi 90'lar | 2 yorum
Şu yılbaşı denen zımbırtının sevilecek tek yanı bana ‘tombala’ oynamayı hatırlatması. Öyle yeşiller kırmızılar bıdı bıdı noel geyikleri uçup gitsin. Bu devirde noel babaya inananların başına ne geldiği müstehcen bir fıkra ile de belirtilmiş. Lakin şimdi söylemeye gerek yok, inanıyorum ki bu yazıyı okuyanlar öyle şeylere kanmazlar. O şişko kırmızı beyaz adam gelip sizin şöminenizden-ki kimin şöminesi var- hediye mediye atmaz. Bilirsiniz, kostümü ticari kaygılardan öteye gidemez.Sevimli bir tombala yazısı yazmaya çalışırken yine içimdekileri biraz döküp konuyu saptırma yolları aradığımı düşünmeyin. Konumuz ‘Tombala’ :)
-
Yasak listesi
29 Ara 08 (12:49) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 4 yorum
Yeni Sakinkafa ceza kanununa göre;
- Dergilerde ya da televizyon programlarında “bunları biliyor muydunuz?” diye bir bölüm olması;
- Ebeveynlerin çocukları için “bizimki zeki ama çalışmıyor” demesi;
- Öğrencilerin sınavdan çıktıktan sonra, “çok kötü geçti” diye dövünmesi;
- Antin kuntin bir şey yaptıktan sonra, kendini ödüllendiriyorum diyerek çikolata falan yenmesi;
- Alternatif gençliğin “Orhan Gencebay, Müslüm Gürses dinlerim ben ağbi” diyerek özgürlükten prim yapmaları…
yasaklanmıştır.
-
Bir okul anısı daha: GS-Nöşatel Maçı
28 Ara 08 (23:39) | Sizden Gelenler yazdı | Okul Hayatı | 0 yorum
En güzel okul anısı yarışması için bize gönderilen ikinci okul anısını yayınlamaktan kıvanç duyarız
Bilgilendirme: 28 Aralık 2008 itibariyle 18 okul anısı mevcut. 100 olunca yarışma tamamlanacaktır.
-
1. Kaffa Lympics Olimpiyatları: Dünya tarihindeki ilk Trip Atma Olayı
28 Ara 08 (22:50) | Sakin Kafa yazdı | Editörden | 0 yorum
Evet sevgili yazarlarımız, başlıktan da anlayabileceğiniz gibi, Kaffa Lympics Olimpiyatları başlamıştır ve ilk konusu “Dünya tarihindeki ilk Trip Atma Olayı”nın hikayesini uydurmak ve yazmaktır.Katılım Şartları ve Kurallar:
1. Kaffa Lympics Olimpiyat kurallarının hepsi geçerlidir.
2. Yazarlar yarışma yazılarını 4 Ocak 2009 Pazar günü yayınlarlar veya o tarihe zamanlarlar. (O gün başka yazı yayınlanmayacak)
-
Kaffa Lympics Yazar Olimpiyatları
28 Ara 08 (21:34) | Sakin Kafa yazdı | Editörden | 1 yorum
Küçüklüğü “Gerçek Kötüler” in LAFF-A-LYMPICS‘i kazanmasını beklemekle geçenler! Bir macerayı yeniden hortlatıyoruz. Sakinkafa.com yeni bir yarışma organizasyonuna daha imza atıyor: Kaffa Lympics Yazar Olimpiyatları.Laffa Lympics’teki gibi çeşitli abudik gubidik yarışmalar olmayacak ne yazık ki (en azından şimdilik). Yazılarla yarışacağız. Her ay 1 konu belirlenecek ve o konuda yarışma yapılacak.
Yarışma Kuralları:
-
İsrail’in Filistine Saldırısı
28 Ara 08 (16:54) | Sakin Kafa yazdı | Gündem | 13 yorum
Hamas terörist bir örgüttür. Peki devletler terörist olamazlar mı? Terörist faaliyetler gösteremezler mi? Sivil katliamıyla devlet korunur mu, olunur mu? İsrail Devleti modern çağın en büyük terörist oluşumu olabilir mi? Olmaya mı çalışıyor? 2 sene önce Lübnan’da yaptığı sivil katliamını, senelerdir Filistin’de yürüttüğü soykırım politikasını dünya kınayıp durup izleyecek mi? Bir devlet nasıl bir çocuk yuvasını vurabiliyor? Neden dünya buna engel olmuyor, olamıyor?
İsrail Devleti gibi, Hamas da İsrailli sivillerin canını alma hakkını nasıl kendine buluyor? Dünya neden bu savaşın ırk veya dinle ilgisi olmadığını anlamıyor? Politik askeri çekişmelerin sonuçlarına neden sivil halklar katlanıyor? Bunlara katlanmaya alışan halklar nasıl bir nefret, düşmanlık ve savaş kültürüyle donanıyor?
-
Turkcell Süper Ligi Seyrediyorum Gözlerim Kapalı
27 Ara 08 (23:50) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 2 yorum
Vizontele’de çok sevdiğim bir sahnede, Belediye Başkanı Nazmi Bey, televizyona büyülenmiş gibi bakarken, Siti Ana sorar: “Bu nedir?” Nazmi Bey kendinden emin söyler: “Vizontele. Dünyayı evimize getirecek.” Siti Ana hiç bozmadan: “Sebep?”. İşte televizyon denen hadisenin, özellikle 90′lardan itibaren özel kanallarla ve uydu yayını ile dünyayı evimize getirmesi meselesi, şu sıralar en çok futbolda ilginç geliyor. Son senelerde, İngiltere Premier ligin olağanüstü çıkışı, İspanya futbolunun göz dolduran yıldızları, İtalyan liglerinin mücadelesi… Almanya’da Hoffenheim mucizesi… Hepsi bir anda evimize geliyorken, bizim Turkcell Süper Lig’de olan bitenler can sıkıcı olabiliyor. Hani neredeyse yüzyıldır meşhur olan “geri kalmışlık” hadisesine futboldan bir bakış oluyor resmen. Muasır ligler seviyesine çıkmak gibi bir ideal kafamda belirmeye başlamadı desem, yalan olur.Aslında her şey güzel gidiyordu bu sene başında. Fenerbahçe, Avrupa şampiyonu olmuş İspanya’nın hocasıyla anlaşmıştı. Nereden baksanız, önemli bir olay.
-
Annelik: Global Kültürlü Müessese
26 Ara 08 (17:43) | Sakin Kafa yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum
Annem, her zaman söyler(di): Saat kaç oldu, hala yatmadın mı? / Ödevini yaptın mı? / Okumanı yaptın mı? / Testlerini çözdün mü? / Sütünü içtin mi?
Annelik müessesesinin soru ve istekleri evrenselmiş efendim. Buyrun seyre:
-
Okul anısı yarışmasına ilk yollanan anı
25 Ara 08 (11:00) | Sizden Gelenler yazdı | Okul Hayatı | 1 yorum
Okul anısı yarışmasına katılımlar devam ediyor.
Şimdiye kadar pek çok arkadaşımız anı yolladı sağolsunlar. Hepsini okumak da çok eğlenceli. Bize ilk yollanan anıyı sitemizde yayınlıyoruz. Yarışma 100 anı gelinceye kadar devam edecek, hala yarışmamıza katılabilir, hediye kontör, ya da dergi aboneliği kazanabilirsiniz.
-
The Kite Runner – Uçurtma Avcısı (2007)
24 Ara 08 (16:02) | maynuşya yazdı | Kültürel Köşe | 0 yorum
Senaryosu Afgan yazar Khaled Hosseini’nin romanından alınmış. Taliban rejiminin Afganistan’a gelmesinin ardından Amerika’ya kaçan Amir’in ve Afganistan’da kalan arkadaşı Hasan’ın hayatını anlatıyor.
Beraber uçurtma uçurup, harika gösteriler sunuyorlar. Etkileyici, insanın gözüne toz kaçıran sahneler çoğunlukta. Filmi yalnız izlesem kesin hüngür hüngür ağlardım, fakat sevgili kuzenlerimle beraber olduğumdan üç-beş küçük çığlık attım o kadar. Bir de ben heyecanlı sahnelerde konuşmadan duramam. “Hadi oğlum,
-
Cem Yılmaz Meselesi
23 Ara 08 (2:38) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 4 yorum
Yetmişlerde, gazete yazarları köşelerinde çıkıp “Bilmemne Sorunsalı” başlıklı makaleler yazarlarmış. Tabi “sorunsal” sol bir kelime iken, sağ muadili de “mesele” imiş. Benim sağ ve solla bir ilişiğim yok ama, meseleyi hep daha çok sevmişimdir. Mesel kelimesine yakın olduğu için galiba. Meselin de masalla ilişkisini severim ayrıca. Neyse, etimolojik bir giriş olsun niyetim yoktu ama aklıma gelmişken yazıvereyim. Son günleri oldukça meşgul eden Arog filmi de devreye girmişken, bir Cem Yılmaz olayını masaya yatırmak lazım. Sosyal bilimci eldivenimi takıp, mevzuya girişiyorum. (Nohut’un komedyen gözlüklerine karşılık, benim de sosyal bilimci eldivenlerim var. Neden eldiven diye sormayın…)
-
Memleketten gelip Harem otobüs garında indiniz, Üsküdar’a doğru sahilden ilerlerken karaya vurmuş iki gemi görürsünüz. ‘NO SMOKING’ yazan iki tane tanker gemisi. Tüm ‘No Smoking’ yazan gemiler tanker mi diye soracak olursanız, evet öyledir sevgili okur. Gemilerimizin adı Geylan Bey ve Transpetrol II. Bu gemiler Kasım ayındaki şiddetli lodostan dolayı Harem’de bağlı haldeyken halatlarını koparıp karaya vurmuşlar. Zaten cezalılarmış ve son nefeslerini de böylece vererek İstanbul’un çöplüğüne bir metal yığını olarak süzülmüşler. Harem sahilindeki cesetleri henüz kaldırılmadı, neyi bekliyorlar, hep öyle mi kalacak bilmiyorum. Belki de diyorum ki bir ‘ibret
-
Minibüste giderken dün, gözüm bilboarddaki bu afişe takıldı. Anlamaya çalıştım, arkamı dönüp görmeye çalıştım ama çok geçti..Çok şaşırmıştım doğru olduğuna inanamamıştım. “Hedefimiz, yerel yönetimlerde %50 kadın aday!” ibaresini okuyabilmiştim ve 3 liderin gülerek, gayet samimi poz verdiğini algılayabilmiştim.




















