sakinkafaatari oyunları

  1. Ekşi Gözlük 3: Noel Baba

    noel-baba-coca-cola


  2. Classic-Coca-Cola-coke-52365_518_510Her şişeden aynı tadı alabilmek mucizevi bir şey olsa gerek diye düşünmüştü herkes. Seri üretim denilen sihirbaz şapkasının içinden hep aynı tavşan çıkıyordu ve insanlar bu salt matematiksel güzelliğin büyüsüne kapılmıştı. Seri üretimin aslında insanları “aynılaştırmak” için bir araca dönüştüğünü tespit etmek her zamanki gibi sosyal bilimcilere düştü. Zaten bu sosyal bilimciler Amerikan filmlerindeki polislere benzerler. Olaydan sonra gelip bütün delillerle birlikte suçu ve suçluyu aydınlatırlar, fakat asla mağdurlar aydınlanmaz. Onlar hep kurgunun içindeki rollerine mahkum kalırlar. Ölenleri geri getirmeyen, yahut onlara başka bir “rol” biçmeyen teoriler de hep güdük kalmaya devam etmiştir. Almanların tezgahından (bu kelime çok anlamlı) geçmiş Yahudiler üzerinden yazılan tonlarca sayfa, aslında ölen Yahudileri ebedî bir cehennemin figürlerine dönüştürüyordu.


  3. cottonCandyUzun süredir hayatımın rutin halinden kopup başka yollara budaklandığını gözlemliyorum. Öylesine bir gözlem ki bu olayın tamamen dışında kalıp daha kendimle bile paylaşamadığım soğuklukta bir şey. Şimdiye kadar sizinle de paylaş-a-mamamın sebebi de bu sanırım.

    Ama şimdi “haaazırım” -sünger bob gibi vurguladığımı hayal edin-
    Evet hazırım.

    1)    Bugün asansörde kaldım. 4. kattan inerken birden durdu, korku içinde alarma bastım, diğer düğmelere bastım, kapıya vurdum. Hiçbir tepki yok. Basılacak bir yer kalmadı. Kalbim çok hızlı atıyor, nefes alamıyordum sanki. Hemen beni uğurlayan arkadaşımı aradım, “güvenliğe haber veriyorum korkma” dedi. Sonra birileri kapıyı zorlamaya başladı. Yaklaşık 3-4 dakika sonra kurtarıldım. Aman yarabbi. Hani o kapalı yer korkusu


  4. desktop-temizlemeHepimize oluyordur sanırım ya da en azından bana çok sık oluyor. Karamsar ve de hayata karşı inançsız biri olmama rağmen gündelik işlerde umudumu hiç kaybetmiyor, her yeni gün aynı yanılgılara düşmeyi yineliyorum. Zaman zaman sinir bozukluğu yaratsa da aslında yapılması gerekenleri yapmamı ve de rutinin ilerlemesini de sağlıyor bu durum, aksi takdirde iyice vurdumduymaz, evini belediyenin temizlediği, bitlerini maymunların ayıkladığı biri olur çıkarım.

    Şimdi bu yanılgılar, bu durumlar nedir bir bakalım.

    Mesela markete gidiyorum, neredeyse her insan gibi.


  5. Tower of Hanoi

    untitledKaç zamandır bir eğlence dalgası ortamı sarmış, madem öyle alın buyrun, bu da çok eğlenceli, tam mühendislere göre matematiksel bir oyun, bayıltan eğlence için resme tıklayın….

     

     


  6. meyveli kekGecenin bir vakti yapmaya niyetlendiğim ve size birazdan tarifini vereceğim meyveli kek, beni yıllar yıllar önce üniversitede ikinci yılımda, çoğu ikinci el eşyalarla kurduğumuz mütevazi öğrenci evimize götürdü.

    Teknik resim sınıfımdan bir arkadaşım misafir olmuştu o gün bize. Ödevleri yetiştirebilmek için sabahlayacaktık. Gecenin bir vakti kek yapmaya karar verdim ben. Arkadaşım yurtta kalıyordu, böyle ev yapımı bişeyler ikram etmek lazımdı değil mi?

    O saatte markete gidip malzemeleri aldık, hazırladık ve pişmek üzre fırına verdik. Biz “efsane” Asaf Hocamızın  tasarı geometri ödevlerine dalmışken, burnumuza gelen yanık kokusuyla mutfağa koştuk. Güzelim kekimiz neredeyse tamamen yanmıştı. Benim üzüldüğümü görünce, arkadaşım yanık yerlerini kesip kalanını yiyebileceğimizi söyledi. Biz de yuvarlak tepsinin orta kısmını ayırdık, yenilebilir olarak. Kek o kadar yanmıştı ki, tepside kalan kısmı çıkardığımızda, tekerlek gibi olan bu çerçevenin içinden bakıp şakalaştığımızı hatırlıyorum. Şimdi yazarken bile çok gülüyorum, o günkü halimizi tahmin edersiniz :)


  7. Super Mario Rampage

    Çocukluğumuzun Mario’su tüfekli formatıyla, kaplumbağalara dehşet saçıyor. Niye bilmiyorum, ama her zaman olduğu gibi mario kaplumbağalara ve böcüklere karşı…


  8. Ryu’nun Hayat Hikayesi

    ryuOyunda yönetiyoruz bari hayat hikayesini de bilelim Ryu’nun.

    Street Fighter ailesinin baş karakterlerindendir Ryu ve belki de en “cool” olanıdır. Derin bir hali vardır, Ryu’nun. “Aduket!” “Hooryuken!” “Zapdapduket!” diye bağırışları çocukluğumda unutamadığım seslerdi. Atari salonunda dev ekranda Street Fighter oynayan çocukları izler, bu oyunu oynamaya korkardım. Büyük bir sorumluluk gibi gelirdi oynamak ve o bağırışlar beni de korkuturdu.

    İşte bu korkutucu bağırışların baş aktörü Ryu’du. Blanca denilen vampirden bile daha korkutucuydu bağırışlarıyla. Peki sesine yansıyan bu kinin sebebi neydi?


  9. Ekşi Gözlük -2-: Ağlayan Çocuk

    aglayan-cocuk


  10. Ekşi Gözlük -1- (Escher’in Elleri)

    Selamlar, bu benim bir internet projemdi. Ekşisözlüğe bu kadar rağbet olduğunu görünce, ekşisözlük çakması ne yapabilirim diye düşünmüş ve “Ekşi Gözlük” diye bir şey uydurmuştum. Ekşi Sözlükteki entrylerin yerini burada görseller alıyor. İnsanlar görselin altına, görselin ona ne çağrıştırdığını, ne anlam ifade ettiğini yazıyorlar. Fikir bu kadar. Tırıt bir fikir farkındayım.

    escher_eller

    İlk görselimiz Escher’den aşina olduğumuz bir resim. Bilmem fikir tutar mı? Bilmem yorumlar ardı sıra gelip, görsele yeni bir açıdan bakmamızı sağlar mı?


  11. sahaf

    Sahaf yoktu doğup büyüdüğüm şehirde. Vardı da, genelde ÖSS kitapları ve eski dini kitaplar satardı. Dostoyevski’nin bir kitabını ilk kez o tozlu raflardan alıp okuyanlara imrenmişimdir o nedenle biraz da. Kitapçılara büyük paralar dökmüşümdür bir de. Babam, kredi kartı ekstralarına baktığında, “oğlum biraz az oku” derdi. Böyle olunca alışıyor insan o rafine kitapçılardan kitap almaya. Hâlen ne zaman bir kitapçıya girsem, cebim hafifliyor. Fakat artık bir de sahaflar var. İstanbul’un değişik yerlerinde keşfedilmeyi beşleyen saklı dükkanlardır pek çoğu.


  12. Süper Baba’nın Alim’i

    alim-super-baba Efsane dizi Süper Baba’da herkes kendisinden bir parça buluyordu.

    Genç kızlar Zeynep’in özgürlük çabalarıyla aralarında özdeşlik kurardı heralde. Küçük kızlarda o minik Payende Çizmeci’nin oynadığı kızla belki aralarında bir bağ kurmuştur. Onlar beni ilgilendirmiyordu. Beni ilgilendiren “Alim”di. O benim ve arkadaşlarımın Süper Baba’daki parçasıydı.

    Aynı yaştaydık Alim’le. Beraber büyüdük. Aynı senede Anadolu Lisesi sınavına girdik, kız arkadaşı yurtdışına gittiği zaman Alim ile beraber ağladım, Galatasaray Lisesi’nde bir çocuk ona sataştığında benim de içimde bir kin oldu, Aikido öğrenip çocuğu dövdüğünde ben de gururla, başım dik yürüdüm.


  13. telefon-maymunBilmem hepinizin başına gelen bir şey midir bu… Çünkü ben bir dönem artık bu durumu o kadar kanıksamıştım ki, herhalde bu işin normali bu diye düşünüyordum.

    Özellikle sevgilisi olan arkadaşlarımda başıma gelirdi. Adam bizi evine davet etmiş, oturcaz muhabbet edecez ya da topluca oynanan bir oyunun ortasındasınızdır. Sevgilisi arar, haydaaa… Telefonun çalmasıyla arkadaş, çok ciddi bir işe gidiyormuş gibi bir ifade takınır suratına (önemli bir mesele var o yüzden konuşmam gerekiyor ifadesi), birazdan geliyorum ben der (”birazdan” muğlak zaman belirtmelerinden her zaman korkmuşumdur) kaybolur gözlerden ve bir daha ondan haber alamazsınız.


  14. dictionary-of-english-languageHerkes az çok aşinadır internet sözlüklerine. Tüm ciddiyetiyle kullandığımız Tdk ya da diğer dil sözlüklerinin dışında bir de ‘ekşi sözlük’ ve ikonlarının oluşturduğu bir sözlük grubu var. Bunlar gayet kişisel entrylerin bulunduğu, bir nevi kitaba, ansiklopediye değil de ‘Arkadaşım, sen ne diyosun bu işe?’ denilip karıştırılan sözlükler.

    Ne de olsa insan, önünde somut bir örnek görmeyi, karşısındakinin tecrübesini, fikrini, yalan yanlış da olsa dinlemeyi, paylaşmayı pek bir sever. Bunu Türklere indirgemek istemiyorum, herkes böyle bir bakıma. Teoriden çok tecrübeyi, yaşanmışlığı önemseriz insan olarak. Ama bu yaşanmışlığa, misal, yerde kanlar içinde yatan adama ‘Acı var mı, acı?’ diye sorabilecek belki de tek millet biziz. Kabul edelim, mübalağa yapmakta hatta densizlikte üzerimize yok. 


  15. Sonunda…

    congratulationsSonunda becerdim ve Sagat’ı yenerek kötülüğü evine yolladım. Gördüğünüz gibi ağzı burnu dağıldı kötü kahkahalı adamın. Sakin Kafa’ya özel teşekkür ediyorum, beni şu son zamanlarda bu kadar inatçı yapabilen başka bir şey olmadı. Sabahtan beridir değişik periyotlarda denedim. Kah yendim, kah yenildim. Fakat sonunda 3 oyunu alıp ağzını burnunu kırdım. Oh, ne güzel oldu, rahatladım. Görüntüyü de vereyim ki kanıtım olsun. Ryu’nun hikayesini de okuduktan sonra, bu fotoğraf size daha anlamlı geliyordur artık. Hepimiz Ryu’yuz! Babasının katili olan öz babasını (postmodern adammış vesselam) bulucaz!


  16. Şakadan Kavga Edip Kafa Göz Yarma

    street-fighter-ryusagat-bigEvet yanlış görmediniz. Başlık biraz abartı olsa da abimlerle bizim yaptığımız bu. Küçükken abimlerle değil de daha çok Nohut abiyle şakacıktan kavga ederdik. Herkesin bildiği gibi Nohut abi benle tartışmaya ve beni deli etmeye bayılır:). Nohut abi her bize geldiğinde bir olay olurdu. Belki bana o şakadan dalardı. Ama ben gerçek algılıyıp sinirlenirdim. Genelde bu dalaşmadan ben ağlayarak çıkardım. Mutlaka bir yerime bir şey olurdu. E napıyım ben 5 o 17 yaşındaydı. Cüsse bakımından da güçlüydü. Şimdilerde Nohut abi gelse bile biz pek dalaşmıyoruz. Normal normal oturuyoruz. Tabi artık ben de güçlendim korkuyor benden, napalım?.!(Mihahha:)