sakinkafaatari oyunları

  1. 49029587_8e46ba6282_b

     

    Anaokulu öğrencisi Ezgi, annesine okuldaki üst sınıfları şikayet ediyor :)

    “-Anne biz büyüklere saygılı oluyoruz, peki ama neden onlar bize hiç sevgili olmuyor?”


  2. Seni seviyorum diyemeyen insanoğlu

    seniseviyorumm“Ne gerek var, biliyorsun ya” cümlesini kurar bu insanoğlu. Ama bir türlü “seni seviyorum” demez. Bu öyle “özür dilemek” gibi tam çıkacakken yutulan bir söz değildir. Bu söz o kişi için “aslında hiç yoktur”, olmamıştır.

    Sadece oyuncak maymunların ıslıktan sonra çıkardığı “I love you” sesini bilir. Ki onun da anlamını bilmez. Maymunun önünden geçer gider sadece.

    Bu insanoğlu birisi ona ‘seni seviyorum’ dediğinde o güzel insanın yüzüne şapşal şapşal bakar. Sonra da karşısındakinin sustuğunu görünce aklına nihayet bir kıvılcım düşer.

    ‘Ne dedi lan bu, ne demek istedi acep’
    ‘Acaba iyi bir şey mi bu söylediği’
    ‘Peki şimdi niye sustu, ne bekliyo lan bu benden, ne demeliyim şimdi ben’
    diye geçirir.

    Ama aklı ermez. Erişemez. “Seni seviyorum” diyemez. Sonunda karşısındaki beklemekten sıkılır, dayanamaz.

    “Eee sen bir şey demeyecek misin? “
    “Ne deyim ki?”
    “Yani sen


  3. İnsanı yaman çelişkilerin kucağında maymuna çeviren bir durumdur. Günlerden herhangi birinde, gideceğiniz yere gidebilmek için binmişsinizdir minibüse. Elinizi cebinize atıp -bu nasıl bir fiyakaysa- yapabilmek için fiyakanızı, en büyük paranızı vermişsinizdir şoföre. Bilemem orda alımlı bir ahu mu görmüşsünüzdür, yoksa gaza mı gelmişsinizdir bilinmeyen bir sebeple.

    Ancak işte gerilim tam da bu parayı uzattıktan sonra başlayacak, parayı verdikten sonra geçen her saniye sizin için üzeri gerilimle soslanmış bir aksiyona dönecektir. Parayı verip döndükten sonra kendi içinize, o insanın ruhunu delik deşik eden acaba soruları yapışacaktır narin zihninize.

    Acaba” diyeceksinizdir.”acaba lan, acaba ya gelmezse?

    Bu incitici sorgulama anlarına dayanamayacak kendinizi farklı meşgalelerle meşgul etmek için


  4. Özür dileyemeyen insanoğlu

    forrrBazı kilit kelimeler var. Gelir gelir tam boğazından çıkacakken içeri kaçar saklanır. Yutarsın. Çiğnemeden hem de. Löp diye oturur midene. Zaten ardından sindirim sistemine dahil olmaz. Orada midende öylece kalır. Kaskatı. Hep seninle yaşar. Yanına benzerleri gelir. Hepsi “söylenemeyen sözler dağı”nı oluşturur. Dağ büyür sonra sana “reflü, gastrit, sivilce, karın ağrısı, migren” gibi hoş darbelerle saldırır.

    “Özür dileyememek” midedeki dağın en önemli hammaddesidir. O insan birçok kelimeyle iç içe yaşar, konuşur da konuşur. Bol bol söylenir. Konu yaptığı bir hataya gelince değişen bir şey olmaz. Hatta daha bol şekilde söylenmeye devam eder. Ama hakkını yemeyelim çok titiz bir insanoğludur bu, konuşurken tabu kelimeleri kesinlikle kullanmaz.

    “Özür dilerim”
    “Üzgünüm”  


  5. Her ne kadar saçma sapan bir düşünce gibi görülse de hemen her erkek bünyenin en az bir kere içine düştüğü düşünceler yumağıdır. Sanki her uzun otobüs yolculuğu bir aşk serüveni, bir aşk başlangıcı olmak zorundaymış gibi uzun otobüs yolculuklarına garip bir heyecanla başlar söz konusu bünye. Ancak kişi otobüse ilk adım attığında çalışan radarlar otobüste hiç de dikkate değer bir bayan olmadığını tespit ettikten sonra hayal kırıklığı yaşasa da asla kaybetmez ümidini. Erkek kişi mola vermek için durulan yerlerde, terminallerde hep diğer otobüsün kızlarının daha güzel olduğu, o otobüsün kızlarının direkt teklif ettiği düşüncesiyle yer bitirir kendini. Bu ümitle molalarda kabız gibi terminal ya da tesis içinde dolaşılır, acaba iş çıkar mı sorgulamasıyla karşılaşılan her hatun bünyenin


  6. manchester united

    Ilkokula gidiyordum. Babam o zamanlar mesaiye kaldigi icin beraber izleyememistik o tarihi maci. cocuk aklimla mac sirasinda hic yerimden kalkmamak icin maca 5 dakika kala tuvalet ihtiyacim olmamasina ragmen, tuvalete gitmis, susama ihtimalime binaen de bir bardak suyu devrilmeyecek bir uzakliga yerlestirip mac saatini beklemeye koyulmustum. Hala hatirlarim o tarihi Manchester United-Galatasaray (3-3) macini ve 15 gun sonrasinda Ali Sami Yen’deki 0-0′lik beraberlik ve sonrasinda babamla zafer turuna cikisimizi. Hatirimda kalan, Galatasarayliligimin baslangici Feldkamp ve Hollmanli o yillara dayanir.


  7. Bosphorus_Bridge_Night

    Sevinmemek heyecanlanmamak elde değil! Hani çok sevdiğiniz bir yazarın gazetedeki köşesini sabırsızlıkla okur, ertesi günkü yazısını da büyük bir sabır örneğiyle beklersiniz ya!  Aynen öyle bekliyorum 1.İstanbul Edebiyat festivalini!

    İçinde yok yok diyerek abartmak bir yana bir samimiyet havası sezdim aralıkta bizi bekleyen bu sürprizde. Adı üstünde ‘Edebiyat Mevsimi’ ismi gibi umarım bizlerin içini ısıtacak bu kışa girerken. Bu güzel heyecanla birlikte bakalım programda neler var!

    7 Aralık pazartesi günü sabah 09.00′da başlayacak olan 1.İstanbul Edebiyat Festivali 13 Aralık tarihine kadar sürecek. 50’den fazla yazarın katılacağı festivalin koordinatörlüğünü ise Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı A. Ali Ural üstleniyor.

    Açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılacağı festivalin mekanı: Sultanahmet’teki tarihi Kızlarağası Medresesi İstanbul Kültür Merkezi.


  8. freudBilinenin aksine, Sigmund Freud filozof değildi. Sosyal bilimci hiç değildi. Avrupa’nın politik tarihi dersinde okumuş olsak da hazreti, Freud politika ile net bir biçimde ilgilenmemişti. Marx’la ne kadar yakındı pek bilemiyorum. Lakin, onu Marxist söylemin tam ortasına getirip koyan Frankfurt Okulu denen, bir grup Alman Yahudisi amcadır. Bunlar, Freud’un temelde insan psikolojisine dair söylemlerini alıp Marx’ın toplumsal tezleriyle harmanlamışlardır ve ortaya 1960 sonrası Marxism’i çıkmıştır. Oysa ki özünde Freud, tarihe ve edebiyata ilgi duyan bir psikiyatristtir. Hastlarından edindiği gözlemlerle, hem psikiyatri bilimine katkıda bulunmuş, hem de edebiyat, felsefe ve tarihle ilgili değişik kuramlar ortaya atmıştır. Hz. Musa ve Yahudiler üzerine, ya da Shakespeare metinleri üzerine yazdıkları ölümünden yıllar sonra akademiye dahil edilmiştir.


  9. ÇİZ-BUR-GER

    marvel
    Çizgi roman seversiniz sanırım ben de severim, özellikle takip ettiğim çoğu karakterin yaratıcısı olan Marvel yayınevi sitesinde hoş bir uygulama gördüm geçenlerde sitesine girdiğimde.Bu uygulama ile sevdiğimiz karakterlerin serilerinde yer alan yardımcı karakterler ve diğer ana karakterlerle olan bağlantıları evire çevire inceleyebiliyoruz, hikayelerini öğrenebiliyoruz. Ben birkaç gündür oynayıp duruyorum, Meraklısıysanız bir inceleyin.
    Marvel Universe Connections


  10. Bazı bazı benim de yaptığım ve anlamlı bir mana yükleyemediğim durumdur. Artık her neyse bir şeyler satın almak için ya da herhangi bir sebeple elinize aldığınız bozuk para düşmüş ve siz derin bir kararsızlığın içine yuvarlanmışsınızdır.

    Yalnız olsanız üzerine kapaklanacağınız paraya, etraftaki insanları sağdan sağdan keserek bakarak daha bir tereddütle yaklaşacak ve bir an önce karar vermek zorunda hissedeceksinizdir kendinizi. Ne acı… Tam bir panik anıdır yaşayacağınız.

    Bu kararsızlığınız uzadıkça içinde sersemlediğiniz gel gitler sizi daha da ümitsiz yapacak ve paraya pike yaptığınızda insanların hakkınızda “vay cimri ayıya bak 3 kuruş için yerde akrobasi yapıyor” deyip sadistçe kahkahalar atacağını hayal edeceksinizdir.

    Bu fena


  11. Susma

    Uzun bir ayrılıktan sonra gecenin bir  vakti  aniden yazmak, nasıl desem bilmiyorum böyle nasip imiş işte… Daha ilk cümleden sıkıntılı başladığımın farkındayım, cümlenin öğeleriyle bol bol içli dışlı olmanın bir felaketi olur mu?

    Garip belki tatlı bir duygu hiç tanımadığınız insanların ve yine dünya gözüyle hiç karşılaşmadığınız insanların sayfasına dimağına ortak olmak…Ama yine de ezel tanışıklığının ya da ne bileyim irrasyonel bir şekilde ruhun bir şeylere bürünme ihtiyacı belki… Evet uzun bir aralıktan sonra bunu fark ettim… Ama şunu da fark ettim ki kapı hiç kapanmamış!

    Zaten kapanmasın da, belki ara sıra rüzgar sallasın dursun kapanacak gibi olsun. Canımız isteyince de sonuna kadar açalım, bir sakinlik dolsun… Bilmem işte


  12. ezberDinlemekten büyük keyif aldığım ve ondan çok yararlı bilgiler öğrendiğim hocam, bir konu hakkında konuşmayı bitirdiğinde hep aynı cümleyi kurar:”What questions do you have? (Ne gibi sorularınız var?)”. Bu cümle kalıbı dikkatimi çekmişti. Diğer hocaların tercih etmediği bir cümle kalıbı. İnsanı soru sormaya zorlanmış gibi hissettiren.

    Bu hafta içinde bir derste, konu soru sormak üzerine açılmışken


  13. Haksızlık

    Haksızlık

    Irak’ta ağlayan çocuklar var,
    Onların da hakları var.
    Ama ne soran ne sayan var,
    Menfaat peşinde koşanlar var.


  14. Aristo ve gündem

    Aristotle_4Aristo’dan bahsedeyim de biraz gündem okuması yapalım istiyorum. Malum, Antik Yunan’da ülke kavramı yoktu, yerine şehirler (polis) vardı. Her şehrin de bir “düzeni” olmalıydı. Aristo’nun “demokrasi” anlayışı, her kafadan bir ses çıkması, yani “kaos” idi. O dönemlerde görülen en yaygın yönetim biçimi bugün “dikta rejimi” (tyranny) dediğimiz şeydi. Tek kişinin hakimiyeti söz konusuydu. Bilimin ve sanatın geliştiği bazı şehirlerde ise, “oligarşi” hâkimdi. Güç, bir grup insan arasında paylaşılırdı. Aristo, şehrin “meclis” denilen yerine halkın katılımını önemser, hatta katılmayanlara para cezası verilmesini öngörürdü. Buna, “Atina demokrasisi” derlerdi. Bu düzende, kadınlar ve köleler hâlen “görünür” kitle değilse de, neticede ortak karar alma mekanizması gelişmişti.


  15. Tüketirken tükenmek…

    21Tüketiyoruz.
    Çünkü tükeniyoruz.

    Tükenmez kalem var. Ama insan modeli çıkmadı daha. Ki çıksa bile o da lafta kalır çünkü tükenmez kalem de tükeniyor. Herkes bunu bilse de yine de ısrarla ona “tükenmez kalem” diyor. Aslında bir ümit sadece. Belki bu sefer tükenmez diye umutla tekrarlıyoruz aynı kelimeyi.

    “Bana şu tükenmez kalemi uzatsana” gibi.

    Ama kahretsin ki o kalemden bile önce “birbirimizi” tüketiyoruz. Çoğu zaman da hiç farkına varmadan. Ya da mürekkep akıp giderken öylece bakarken. Sonra tükendiğinin farkına varınca sadece yüklem içeren cümleler kuruyoruz.

    “Bitti”
    “Gitti”
    gibi.

    Filhakika hiç böyle olmayacak sanıyoruz. O insanoğluna hislerimiz hep aynı kalacak. Ama


  16. Asabileşmiş Kemalistler

    ordu-goreveSon bir kaç senede, hayatımda annemden, babamdan, öğretmenimden yemediğim azarı, fırçayı Kemalist arkadaşlardan yedim sağolsunlar. Facebook’ta bol (!)’li video paylaşımlar, vatandan kovmalar, gerici, yobaz, Amerikan uşağı, köpek… gibi hakaretlere uğramalar gani… İlla bana direkt bir şey söylenmesi gerekmiyor tabi. Bazen hakaretler ortaya atılıyor. Tanımadığım insanlardan da var, arkadaşım olanlar da… Sürekli bir video paylaşımı ve mesaj aktarma hali içerisinde Kemalistler. Kendilerini ifade etmeleri güzel tabi, ancak asabilikleri bir dönem ülkücülerini bile geride bırakır nitelikte.