yazan: hurmacidede
‘… Genciken, günler her şeye yeterken, berduş bulutlar
Gibi dolaşırken dünya denilen alacakaranlık güzergahta
Cesaretimi ilk kez nerede keşfettim düşünsem hatırlarım
Belki korkuyu tepeden tırnağa yaşadığım bir gündü
Söz çakmaktaşından sıçrayana kıvılcım olsa nafiledir
Hükmü hengamedir artık kalbim dediğim muallakta
Geyiğini yitirmiş dağ, şiirini unutmuş dil neye yarar
Hepsi acı bir eyvah olmuştur, sitemkar bir Nida… ‘
bugün 0, toplam 99 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ahmet telli nida
- ahmet telli şiir kitapları
- ahmet telli son kitabı
- ahmet telli nida şiiri
- nida ahmet telli


Bir sabah herkes yatağından kalkar, kapıya bırakılmış gazeteyi açıp, manşete gözlerini diker. “Türkiye’ye bugün modernizm geldi, vatana millete hayırlı olsun.” Gazeteden kafasını kaldıran şahıs, “Haydi bakalım, böyle hayır duası ettiklerine göre iyi bir şey herhalde” deyip, ‘yeni olan her şey iyidir’ düşüncesiyle sevinmeye başlar. Sonrası malum, değişen çevre, kafatasları, insan fizyonomisi, özgür bedenler ve sevinç çığlıkları…
Bugünlerin popüler sorusu bu. LOST’un 6. sezonu insanı iki arada bir derede bırakırken, Jacop mı iyiydi, yoksa efendim o siyahlı beyefendi mi aslında doğru söylüyor, derken; sormak lazım yeniden: İnsan iyi midir kötü mü? Ben gene bir Godfather izleme dönemini az önce tamamladığım için, oradan bol bol esinleneceğim. Bir de LOST’un müzmin sakatı John Locke yardıma koşar sanıyorum. En olmadı Dante’nin Inferno’su, Kuzey Avrupa filozoflarının meşhur pasajları, Frankfurt Okulu ve daha bir dolu insan… Popülerleştikçe, söylediği şeyleri tekrar etmeye başlayan Slavoj Zizek bile gelebilir bu karnavala. Hem karnaval demişken… 

Kuantum’u, klasik fizikten ayıran en önemli özelliklerinden birisi de quantization kavramıdır efendim. Türkçesi ile söylesem bilmem yeterince açıklayıcı olur mu, seslisözlük’e göre kuvantumlama ya da niceleme diye geçiyor. Ya da en güzeli ben bildiğim gibi açıklayayım. Klasik dünyada isteyen parçacık istediği enerjiyi alabilir. Orta okul ya da lise yıllarınızdan hatırlayabileceğiniz bir örnek vereyim. Bir cismin kaç metre yükseklikte iken ne kadar potansiyel enerjisi olduğunu, eğer yere düşerse ne kadar kinetik enerjiye dönüşeceğini, bu bahsettiklerimizin ne manaya geldiğini bilmesek de hesaplardık. Bu örnekte cisminizin yüksekliğini değiştirerek, cm ya da mm ölçeğinde değişiklik yaparak cisminizin istediğiniz enerjiye sahip olmasını sağlayabilirsiniz.
Sahne I


1- Tim Burton-Johnny Depp ikilisinin yine yeniden bir araya geliyor olmalarından dolayı çok büyük beklentiye girmeyin, fena oluyor sonra. Bir de fantastik film sevmeyenlerdenseniz eğer…
Ortaokulda yıllık ödev yapardık. Edebiyattan yapmıştım orta-3′teyken. Yeni tanıştığım ve çok etkilendiğim adam, Cemil Meriç’in kitaplarından devşirdiğim bazı kavramlar üzerine denemeler yazacaktım. Böyle acayip bir ödevi yapmaya ikna etmiştim hocayı da. O ödevi kaybettim sonraları ama aklımda kalan bir tanesi şuydu denemelerin; “Gerçeğe giden yolun kilometre taşları”. Cemil Meriç’ten anladığım kadarıyla, insanın bu dünyadaki vazifesi gerçeği aramaktı. Bulmak değil, aramak. Her şeyden önce, bu olmalıydı. Amaçtı yani. Eğer yaşam bu arayıştan sapmışsa, bir yerlerde yanlış vardı. Zamanla, “sıratu’l müstakim” (dosdoğru yol) buymuş gibi algılamaya başladım. Arayışın bittiği, “buldum!” nidalarının yükseldiği her yerden uzaklaşıyordum. Neydi ki gerçek?











