sakinkafaatari oyunları

  1. Kosmos’un orta yerinden…

    kosmosEvet, evet yazmalıyım! Aklımda öyküler dolaşıyor sürekli. Fatih Camii’nin köşe başlarında duran kediler ve dilenciler üzerine… Camii tuvaletinde sürüp giden garip hayat üzerine… İnşaat halindeki camiyi artık kanıksamış mahalleli üzerine… Bir başka konu da şu: Meşhurları bir araya getirmek ve onlara çöpçatanlık yapmayı kendine vazife edinmiş ruh sefili bir adamın vereceği büyük parti hakkında bir öykü. Sabahtan itibaren geleceğini düşündüğü önemli isimleri tek tek arayıp akşamki partiye hazırlık yapar. Ve… Büyük Parti aslında büyükçe bir karnavaldır ki herkes kendisini görür. Çırılçıplak, müstehcen ve pornografik bir “an” yakalanır orada; tamamen mecazi anlamda bu kelimeler, erotik hikayeler yazmaya hevesli değilim. Lakin yaşadığımız dünya sizce de çok “müstehcen” değil mi?


  2. Green Grass

    green-grass-blue-sky

    Green Grass“,ölürsem kabrime gel, isterim“in ecnebicesi bir nevi. Cibelle, Tom Waits ten daha mı güzel söylüyor ne…


  3. “vehmetmek”

    2879224484_a2f3e50a05_o

    Çok daha geniş ve derin manalar içerdiğini düşünüyorken, sözlüklerde yalnız ve sadece “yersiz korkuya kapılmak, evhamlanmak” olarak karşılık bulan “vehmetmek” için çok şükela bir tarif yapmışlar efendim:
     
    varsaymak, oluşuna inanmak-oluşuna inanmaya kendisini mecbur bırakmak, ne kadar şahsından kaynaklı ne kadar


  4. Neyin sahibiyiz?

    İyi bir üniversitede okuduğun için mi gurur duyuyorsun,
    Dershaneye gönderebilecek bir ailede hayata gelmişken?
    Dünyada doğan her yüz çocuktan
    Sadece üçü senin gibi bir aileye sahipken?


  5. hataya_itilen_erkekÖrneğin üniversitenin ‘önde’ gelenlerinden olan ve birçok ‘önde’ gelen kızıyla çıkmış olan bir erkeğin “özgür kızlar” nezdinde kıymeti artarken, aynı pozisyondaki bir bayana karşı “özgür” yada “gelenekçi” erkeklerin bakışı her daim negatif olmakta. Ben üniversite yıllarımda iken yan masadan kulak misafiri olduğum Cafe-Dorm muhabbetlerinde bir araya gelmiş “özgür” bayanların bir erkek öğrenci ismini zikrederek “çok güzel öpüşüyormuş” demeleri ve bunu o erkeği yücelten bir vasıf gibi görmeleri esasen asimetrik namus anlayışının bir sebebinin de kadınların bu yanlış talepleri ve yanlış yüceltmeleri olduğunu gösteriyor.


  6. “yeni baslayanlar icin hollanda” cinsi kitaplarda anlatilan tipik hollanda kültürünü kendi gözlemlerimle anlatmak istiyorum size. [aslinda "tipik" kavramina çek eleştirel yaklaşırım. monolitik ve homojenize eden yaklaşımları sevmem. her kültürün içinde değişik alt türler barındırdığını düşünürüm. ama yazi gereği ben de özcü bir çizgi izliyorum, uyarmadi demeyin.]


    1. “hollanda’da bisiklet nüfusu insan nüfusundan fazladir.”


  7. sabirsiz_kadinİyi bir eşte bulunması gereken temel vasıflardan birisinin de iyi bir anne olması gerektiğini daha öncesinde belirtmiştik. (1.1.1) İyi bir anne güne erken başlar, iyi bir anne üşengeç değildir. (1.1.2) İyi bir anne bunların yanında aynı zamanda sabırlı olmalıdır. “Eskiden asker kişiye gönderilen mektuba üç ayda cevap alınırken, şimdi gönderilen bir SMS mesajına 5 dakika içinde cevap vermediği için sevgililer birbirlerinden ayrılabiliyorlar. Teknolojinin ve modern hayatın hızı karşısında eriyip biten sabrımız ise günümüz ilişkilerini en çok zora sokan sebeplerden birisi olmaya başladı.”


  8. uyuyan_usengec_kadinMilyon doları olan insan da gününün büyük bir kısmını çalışmakla geçirmekte, günlük yevmiyesi 50 lira olan da gününün büyük bir kısmını çalışmakla geçirmektedir. Demek ki çalışmaktaki amaç sadece ihtiyacı karşılamak olamaz, zira hiçbir insanın günlük ihtiyacı milyon doları bulamaz. Milyon doları olan insanın da gününün çoğunluğu çalışarak geçirmesini insanın çalışmaya ve boş durmamaya yönelik doğasıyla açıklamak daha uygun olur.


  9. sufferingKüçükken Hıncal Uluç olmak istediğim gibi, lise ve üniversite yıllarımda da “düşünce suçu” nedeniyle hapse girmek istemişimdir. Zaman zaman, “Üniversite bitiyor… Düşünce suçundan hapse girsem, birkaç sene yatsam içeride. Bu arada beni destekleyen insanlar çıkar. İçeriden de yazarım sağa sola. Düşüncelerim hiç yoktan değerlenir…” dediğim oldu. Hıncal Uluç’a karşı duyduğum tuhaf sempatiden farklı değil burada işleyen mekanizma. Ama benim hikayem, Fight Club’da anlatılan hikayelerden çok farklı değil efendim. Geç kapitalizm dediğimiz çağın, artık bıktıran klişelerine boğulmuşluğun bir dışavurumu…


  10. Hayir_gelmeyecek_eslerBilgisayar almak istediğimizde tüm seçenekleri önümüze koyar, ucuz fiyata iyi bir bilgisayar almaya çalışırız. Hatta bilgisayar mühendisi arkadaşlar varsa onlara da danışırız. Ya da araba alacağımız zaman mutlaka bir ustaya götürüp kilometresinin doğru mu, daha önce kazasının veya değişen parçasının olup olmadığını araştırırız. Bir arabayı en fazla 5 yıl, bir bilgisayarı ise en fazla 3 yıl kullanırız. Halbuki bir ömür paylaşacağımız eşimizi seçerken başka konularda gösterdiğimiz titizliği pek de göstermeyiz. Araba almayı düşünen birisi en az 10 arabayı gözden geçirdiği halde, evlenmeyi düşünen birisi elinden kaç numuneyi geçirmiştir ki? Gerçi konu insan olunca gözden geçirme, kilometre testi yaptırma, seçenekleri yan yana koymak pek mümkün olmuyor. Ama, iyi ekmeği mıncıklamadan seçmenin bir yöntemi olduğu gibi, iyi eşi de mıncıklamadan seçmenin kolay yolları mevcut. Bu yazımızda ilk önceliğimize bakalım…


  11. Rıdvan’dan Bir İnci

    Rıdvan Dilmen’in NTV Spor’daki programını izliyor musunuz bilmiyorum. Özellikle Ntvspor’da NTV’dekinden daha rahat oluyor Rıdvan.

    Dün medyanın attığı bir başlığı diline doladı Rıdvan. Büyük maçlardan önce teknik direktörleri birbirlerine çarpıştıran alışılagelmiş bir başlık: “Denizli Daum’a Karşı” Rıdvan’ın futbolun takım oyunu olduğunu söyleyip incisini patlatıyor: Başlığa bak, adamlar sanki tavla oynuyor. 


  12. “Size Baba Diyebilir Miyim?”

    382653330_f4802a60f5_oBelli belirsiz bir müzik gelince kulağıma ofiste, artık bir ritüel haline gelen “biz de dinleyebilir miyiiiz”e “peki ne açayım” diye sorduğunda, gözlerimi tavana dikip uzun bir “hmm“dan sonra cevap veriyorum müzik arşivi ‘depresif” ya da ‘az depresif’ şarkılardan ibaret arkadaşıma: “sen hangisini istersen“.


  13. Uçuşan Düşünceler

    clock1Bir hayli zamandır yazmıyorum. Konular tükendiği için değil, aklımda onlarcası da duruyor aslında. İş yüküm çok olduğundan da değil esasen, bir şekilde vakit bulup da yazmak için saatlere ihtiyacım yok. Bu arada üstelik, üç beş yazıyı sildim aniden. Tam da yazının ortalarına gelmişken, CTRL-A marifetiyle önce hepsini seçtim yazılanların, ardından da BACK SPACE tuşuyla (Dileyen DELETE’i de kullanabilir; hatta herhangi bir tuş da iş görür kaybolmasına) geriye gittim. Ve aklıma şu anda Cemil Meriç’in “Dostoyevski de gerici” deyişi geldi. İçimde bir türlü yeşermeyen tohumlar geldi bir de. İnsan ne yaparsa yapsın; bahar bütün haşmetiyle önünde büyüse bile bazı tohumlar telef olmaya mahkûm elbette.


  14. herkes gibi

    deviation from the norm

    - saatlerinizi sol bileginize mi takiyorsunuz?
    - ikinci cekmeceyi en ustten baslayarak mi buluyorsunuz?
    - yolun sagindan mi yürüyorsunuz?


  15. Açık Büfe Mutluluk

    buuAçık büfe kahvaltı gönül işidir. Hakkını vermek için bu işe gönül vermek gerekir. Birkaç basit yolla sizde bu işin ustası olabilirsiniz. Nasıl mı? Buyrun efendim;
    -Minimum 2 kişi gitmek gerekir.
    -Alınacak malzemenin dağılımı ve lojistiği güzelce ayarlanmalıdır
    -Başlangıç için kaselere göz kararı kahvaltılık tahıllı gevrek ve süt almalıdır…


  16. Kardeş Değiliz ama Kardeş Gibiyiz !

    Hane halkının haftasonu teamüllerini bir kez daha doğrularcasına, sabahı el/ayak sesleri iyice birbirine karışmadan biraz önce, denize nefes mesafesinde bir bankta karşılamışım, değmeyin keyfime. Malumunuz, şehr-i İstanbul her vakit güzel, ne ki güneşi koynuna alır almaz şehrin denizle bir cilveleşmesi var ki, insanı tövbeye getirir. Sonra  sonra sabah güzellerimiz, erken koşucularımız, köpek gezdirenlerimiz de birer birer vitrinde yerlerini alıyorlar, bu şehri onlarsız da hayal etmek zor.