
Tamam, burada büyüdüm, buraya alıştım, seviyorum kendisini, aramızdan su sızmaz. Ama bazı durumlarda çok sinir ediyor beni yahu!
Örneğin geçen Pazar günü. Resmi tatil olan mubarek ‘Pfingsten’ günü. Heryer kapalı ve yine evde önemli birşey eksik. Tamam, alışverişimi yaptım bir kaç gün öncesi ama fazladan yağ (çiçek yağı) almayı unutmuşum iste, ne var? O gün de bitmiş ve acilen lazım oldu. Sabahın köründe yine yollara düstüm ve açık benzinlik aradım önce. Hepsi açık değil tabii o gün. Etraftaki 2-3 tanesini dolaştım, hiçbirinde yağ yok, iyi mi? (Ama bugün alışverişimi tam yaptım, eksik noksan acil birşey çıkmaz umarım yarın hayırlısıyla.)
Almanların bir lafı aklıma geldi o ara dolanırken: “Was man nicht im Kopf hat, muss man in den Beinen haben” = Kafanda olmayan, bacaklarinda olacak. (Oooldu…suyundan da. Herbişeyi de bilmeseler olmaz)
“O sabah bütün benzinliklerini dolaştım Köllün’ün…onu aradım raflardaki yağ izlerinde. Canım doya doya kızartma yapmak istiyordu.”
bugün 0, toplam 7 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- tarih ten önce nasıl yaşanır lan bak beni sinir etme çok döverim
- almanyada kac gün heryer kapali
- munihte pazar günü heryer kapalımı



Geçenlerde bir sahafa yolum düştü. Kitaplar arasında gezinirken, Barış Manço şarkıları çalıyordu. Tam o anda, küçükken abimin geceleri bana söylediği o şarkı çalmaya başladı. Çok eğlenirdim bu şarkıyla ben. Absürt türün en başarılı örneklerinden. “Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum…” diye başlayan o garip hâle bazen girip girip duruyorum. Tam da şarkıda başgösterdiği gibi bir his bu. Durduk yere geliyor, yemyeşil bir hüviyete bürüyor insanı, sonra tam dilim dilim doğranıp cacık olayım derken… O da olmuyor a dostlar! Neyse fazla uzatmayayım lafı… “devamını oku”ya tıkladığınızda, o şarkının sözleri karşılayacak sizi. Absürt şarkılar antolojisine giriş olsun bu da… Belki devamı da gelir. 
Ben bugun bunu gordum sevgili okur. Aslinda daha oncede gormustum ama tekrarlanmis oldu, yazmama da sebep oldu. Gecen seneki danismanim Cin asilli Amerikan bir kadindi. Bir Turkle evlenerek guzide ulkemize gelmis Usak sehrinin kutuğune kayit olmus. Kari koca ikisi de bolumumuzun sevilen hocalarindandi, en azindan ben seviyordum. Hic cocuklari olmadigi icin de biz ogrencileri kendi cocuklari gibi gorup, yakindan ilgileniyor, bir cok konuda yardimci oluyorlardi. Bu cocuk olarak gorme mevzundan bircok sohbette bahsetmisler, bircok aldigimiz mail “dear kids” diye basladigi icin alismistik…
İnsanın sınırsız özgürlüğü keşfettiği bir nevî renk değil midir? Maviye bakınca insan huzur dolu bir tat hissetmez mi kapalı gişesinde? Kuşlar gibi süzülerek uçmak,balıklar gibi dalgalarla bogusma cesareti istemez mi?












