1. Malt diye bir grup var. Onun “Yeniden” isimli şarkısı sardı bu aralar. Şiddetle tavsiye ederim. Dileyene mp3′ünü de yollayabilirim gmail’den. “Kendime benim gibi bir ahmak lazım…” kısmı özellikle sıklıkla tekrarlanası.
2. Referanduma kadar, tartışmalar öyle böyle dönüp dolaşacak. Naçizane tavsiyem gazetelere ya da televizyonlara inanmayın! Anayasa değişiklik paketinin ayrıntılı maddeleri var. Neler öngörüldüğü de var. Açıp okuyun derim. Çok da uzun değil zaten. Bu konuda da asistanlık yapabilirim dileyene, bir mail uzağınızdayım.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...

Dünya Kupası’nın Güney Afrika’da yapılması, bazıları için oldukça anlamlıydı. Nelson Mandela’nın başlattığı “barışçı” hareket 1990′da başarıya ulaşmış, “apartheid” denilen “iç savaş” sona ermiş ve Güney Afrika’daki beyaz ırkla, siyah ırk arasında bir anlaşma sağlanmıştı. Şimdi, ondan 20 sene sonra, ülke bütün dünyanın odağı haline gelebiliyordu. Tek bir terör tehdidi olmadan hem de, birçok şehirde maçlar oynandı. Evet, Nelson Mandela pek çokları için (itiraf etmeliyim yakın zamana kadar benim için de) barışın ve aktivizmin sembolü olsa da, 1990 öncesi Mandela, silahlı bir direniş örgütünün lideriydi ve hapiste olduğu sürede bu direniş devam etti. Aslında bu yazıyı yazmaya başladığımda aklımda Andres Iniesta’yla ilgili bir şeyler vardı… Peki öyleyse Mandela’nın hikayesi neden ilgimi çekti dersiniz?
Her biri ortalama 2 saatten, yüzlerce romantik film izlemiştir bizim nesil. Mesela sayıyı 100′e sabitlersek, 200 saat eder. Kaba bir hesapla, ömrümüzün 8 günü sadece ama sadece o romantik filmleri izleyerek geçmiş. Henüz yaşı 20′lerin başında olanlar için, ciddi bir rakam bu. Buna okuduğumuz o aşk romanlarını, hikayeleri, şiirleri, televizyon dizilerini, şarkıları, dinlediğimiz mutlu birliktelikleri, kulaktan dolma bildiğimiz efsaneleri de katarsak, çok ciddi bir süreye ulaşıyoruz. Karşımızda çok ciddi bir “aşk literatürü” var. Buna rağmen, pek çoğumuz hiç de o filmlerdeki ya da kitaplardaki “kusursuz aşk” denen şeyi yaşamamışızdır. Bunun sorumlusu kim peki: Biz mi, aşk literatürü mü? 

Kuruçeşme Arena’da 2 Temmuz akşamı Saat 21:00′da başlayan ve 00:00′da son bulan Teoman konserindeydim Sayın Okuyucu.
Michael abiyi anma babında türlü türlü Moonwalk ‘lar












