Sakinkafa’daki ilk tweet’te bu olsa gerek.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ali sünnet
28 Ağu 10 (12:50) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum
Sakinkafa’daki ilk tweet’te bu olsa gerek.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
27 Ağu 10 (13:54) | ayine yazdı | Bilgi Davarcığı | 0 yorum

Fotoğrafta çok sevdiğim ışık-gölge oyunlarına birkaç eğlenceli örnek:
bugün 1, toplam 301 defa okundu...
22 Ağu 10 (0:10) | Nohut yazdı | Hayattan Detaylar | 3 yorum
Bugün Ali bizdeydi. Beraber Geleceğe Dönüş 2′yi izledik. 5 yaşında olmasına rağmen iyi anladı filmi. Geçmişe gittiklerinde kendilerinin geçmişlerinin de orada olduğunu ve onlarla karşılaşmaması gerektiğini bile anladı.
Neyse söz verdiğim gibi Ali’ye sorumu sordum.
“Ali sen bir çocuksun ve çocukların masalsı büyülü dünyası olur bu dünyanı benimle paylaşır mısın?” dedim.
Ali koltukta biraz ters döndü bir hareketler yaptı cevap vermedi.
Sorumu tekrar ettim.
Durdu ve “Şimşek McQueen” dedi. (Cars çizgifilminden bir karakter)
Ben cevaptan tatmin olmadım, büyülü dünyan Şimşek McQueen mi diye sordum.
Ali de: “Sadece bir tane mi seçebiliyoruz.” dedi.
Sustum.
Ali de amuda kalkmaya çalıştı, biraz da muvaffak oldu.
bugün 0, toplam 59 defa okundu...
21 Ağu 10 (15:43) | mor paspas yazdı | Hayattan Detaylar | 3 yorum
Telefon defterimi düzenlemeye karar verdim. Defter dediysek cep telefonundaki kayıtlı isimlerden bahsediyorum. Listedeki ilk isimden başladım. “Abdullah”. Numaraya baktım, evirdim çevirdim kim olduğunu bulamadım, hiçbir şekilde hatırlayamadım. İndim aşağılara doğru, ancak “H” harfine kadar dayanabildim. Bu düzensiz ve özensiz halimden midem bulandı. Hiç ellemedim, oynamadım, öylece bıraktım hepsini. Baksanıza ne kadar çok sınıf var:
- “Görüşelim tabi abi, sen çaldır beni kaydedeyim” şeklinde bir konuşma geçirilen ve hiçbir zaman aranmayanlar.
- Fi tarihinde arananlar ve çoktan numarası değişmiş ya da hattı kapanmış olanlar.
- İşim düşer diye telefon numarasını aldığınız ve siz aradığınızda sizi hatırlamayanlar.
bugün 0, toplam 17 defa okundu...
20 Ağu 10 (15:14) | ayine yazdı | Bilim ve Teknoloji, Gündem | 5 yorum

Sultanahmet şu sıralar gidip gezilesi bir sergiye ev sahipliği yapıyor: 1001 İcat Sergisi.
İslam medeniyetinin 7. yüzyıldan 17. yüzyıla kadarki bin yıllık süreçteki bilim ve teknolojik gelişmelerin aktarıldığı serginin açılışı geçtiğimiz Çarşamba günü yapıldı.
İlk olarak Londra’da sergilenen ve 500 bin kişi tarafından ziyaret edilen sergi açılışında Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Salim Al-Hassani, “Lagari’nin roket gücüne dayanan uçuşları, El-Cezeri’nin pilli su saati, Hazerfen’in yaptığı kanatlar ile uçuşu, Mimar Sinan’ın mimari dehası ve birçok bilimsel eser sergide yer alıyor. Ziyaretçiler, bu sergide İslam medeniyetinin dünyamıza ne denli önemli miraslar bıraktığının farkına varacaklardır” demiş.
bugün 0, toplam 6 defa okundu...
Kuzenim Ali var. Gerçekten çok iyi bir çocuk. Kendi halinde kimseye bulaşmadan idare ediyor. Hayalinde 3 meslek var, bahçıvanlık, yazarlık bir de dalgıçlık. Ama istikrarlı sürekli değiştirmiyor ne zaman sorsam ne olacan diye bu 3ünü sayıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Ali’yi ben baya bir seviyorum. Ali 4 yaşında gibi ya da 4,5.. Normalde Ali ile iletişimimiz futbol oynamak şeklinde olur. Ben baya ciddiye alıp onu yenerim her seferinde. Bu sanırım onun hoşuna gidiyor. Ciddi ciddi oynamam. O da coşuyor. Ama bir yandan da çocukların hayal dünyasına girip oradaki saf cevherleri keşfetmek istiyorum tabi ki. O yüzden Ali’ye masal anlatmak istedim. Ama Ali hiç sallamadı ve ablası Yağmur ile kart oynadılar. Sen de oynar mısın dediler, ben oynamadım masal okudum kendi kendime ama Ali gerçekten masalı sallamadı. Helal olsun karakterli çocukmuş ben küçüğüm ve hayal dünyam olduğu için masalların büyülü iklimine girmem gerekiyor gibi düşünmedi. Ali ile biz jenga da oynadık ve Ali o zaman da her seferinde kaybetti. Kaybeden bir daha dizmek zorundaydı ve çok üzüldü ama gene de ona abilik yapıp ben dizmedim taşları. Ali buna rağmen ne zaman gelsem boynuma atlıyor ve top oynamak istiyor.
bugün 0, toplam 0 defa okundu...
18 Ağu 10 (14:54) | ayine yazdı | Afacan Köşe | 3 yorum
Serdar: Ayine Teyze sen neden hiç aramadın beni?
Ayine: Tatlım çünkü ben çok uzak bi yerdeydim. Nereye gittiğimi söylemedi mi annen?
Serdar: Hayır, hiç bişey söylemedi annem.
Ayine: Serdarcım, sen Peygamberimizi tanıyor musun?
Serdar: Hı hı.
Ayine: İşte ben peygamberimizin ve arkadaşlarının evlerinin olduğu yere gittim.
Heyecanla annesine sesleniyor ve zaten kocaman gözlerini daha da kocaman açarak(bu kısmını sesinden anlıyorum):
bugün 0, toplam 13 defa okundu...
(Ne varsa eskilerde var Ayasophia’nın 17 Ağustos depremine dair 2 sene önce yazdığı yazısı. Tophanedeki günü hatırladın mı Aya? Çalışmıştık… 2 sene geçmiş üzerinden…)
Normal şartlar altında, bu siteye yazmam için ısrar edilen bazı “ciddi” yazıları reddetmişliğim var. Neticede ucundan kıyısından geyik yapabileceğim, nezih bir ortam diye belledim burayı. Fakat, bugün 17 ağustos tarihini görünce, ciddi bir şeyler karalamanın vaktidir zannımca. Popülist bir tutum gibi algılanmaz umarım. Zaten depremde herhangi bir yakınımı kaybetmediğim, hatta deprem bölgesinde yaşayan tanıdığım dahi olmadığı için o dönemde, vıcık vıcık bir ajitasyon yazamam.
bugün 0, toplam 23 defa okundu...
13 Ağu 10 (3:20) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum
Hep merak ederdim, hadisler nasıl toplanıyor diye. Malum, Ramazan geldi ve etrafta Efendim Muhammed Mustafa’ya ait olduğu iddiasıyla çok sayıda söz dolaşıyor. Küçükken, on sekiz ciltlik bir hadis külliyatını bitirebileceğim zannıyla başlamıştım. İkinci ciltte filan bıraktım. Sonraları da okudum ama çocukken zihnime yerleşenlerin yeri hep başka oldu. Bir kitapta okuduğuma göre, hadis âlimleri çok hassas insanlarmış. Ele aldıkları sözlerin zâtî kıymetini de hesaba katarak, rivayet edenleri kılı kırk yararak araştırırlarmış. Öyle ki, o insanlar hayatlarında bir kez bile yalan söyleseler, onların rivayet ettikleri hadisleri çıkarmışlar külliyattan. Buna rağmen ortalarda çok sayıda “zayıf hadis” dolaşır. Hatta bir söylentiye göre, dönemin birinde Aristo’dan çok etkilenen bir hadisçi, ona ait bir sözü Peygamber’den geliyormuş gibi yazmış. Ama beni en çok etkileyen husus başka…
bugün 0, toplam 30 defa okundu...
12 Ağu 10 (2:03) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum

İnsan bir binadan, altı üstü dört duvardan ibaret bir binadan nasıl böyle etkileniyor?
Kabe’nin örtüsüne sarılıp göz yaşı dökenleri gördüğünde ilk gün, yahut “Burada Kâbe’ye bakarak kılınıyor namaz”ın ilk kez tecrübe edildiği o sabah namazında, surelerden birini okurken hıçkırıklara boğulduğunda Kâbe imamı sizin neden bahsettiğini bilmediğiniz bir ayeti okurken, siz ağlayamadığınıza ağlıyorsunuz ilk.
Yalnızca seyretmenin bile ayrı bir büyüleyiciliği varken Kâbe’nin etrafındaki o yüzyıllardır devam eden deveranı, gidip o rahmet denizine katılmak, karışmak…
bugün 0, toplam 9 defa okundu...
11 Ağu 10 (10:42) | Sakin Kafa yazdı | Hayattan Detaylar | 7 yorum
(Sakinkafa’nın 2008 Ramazan’ından kalmış yazısı. Geçen Ramazan da ısıtıp koymuştuk gene siteye bu Ramazan da aynısını yapıyoruz. Adam bir yazı yazdı 2 senedir ekmeğini, pardon pidesini ;) yiyor)
(Sakinkafa duraklama dönemine çoktan girdi, yakında Karlofça anlaşması imzalanır gibi sanki, benim (Nohut) Sakin Kafa’nın yazısını ısıtma eylemim ıslahat çalışması gibi görülebilir, Tarhuncu Ahmet’im ben, sanırım böyle bir sadrazam vardı, bütçeyi denkleştirmiş miydi neydi..)
Ramazanı ramazan yapan güzelliklerden biri de değişmeyen replikleridir. Ağızdan ağıza dolaşır bu replikler. Kendimi bildim bileli bu sözleri duydum her ramazan. Duymasam üzülürüm bundan böyle.
“Niyetli misin?”
Hiçbir zaman alışamadığım bir sorudur “Niyetli misin?”. Bir de “Oruç musun” versiyonu vardır. Zekat mısın? Namaz mısın? diye sorasım gelir bunu sorana. Ben alışmışım “Oruçlu musun?” sorusuna, ondan garip geliyor
bugün 0, toplam 3 defa okundu...
6 Ağu 10 (18:12) | persephone yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum
Modernizmin senelerdir içimizde yeşertmeye çalıştığı ve nihayetinde başarılı olduğu iki olgu var: çıplaklık ve müstehcenlik.
Bir yandan insanın kendini, kendi yaratılışını keşfi bu sonucu doğururken, diğer yandan ete kemiğe bürünmüş ruhların yalnızca etine ve kemiğine odaklanma meselesine dönüştüğüne tanık oluyoruz.
Çıplaklık artık modern insanın vazgeçemeyeceği bir olgu olmuş durumda. Sözle, tavırla, duruşla, mimiklerle hatta bazen bir bakışla insanın karşısında bulduğu bir yalınlık hali. Bazen de etin ve kemiğin alelade teşhiri. Çoğu kez sahte. Ancak, bu sahtecilik ne kadar pudralanırsa dış dünyada o kadar getirisi var. Pudra bildiğiniz kapatıcı ya da bebek pudrası değil, “kullanmışlık ve kullanılmışlık” pudrası. Locke’un bahsini ettiği “tecrübe” hali.
bugün 0, toplam 9 defa okundu...
3 Ağu 10 (18:17) | kirpininmordikeni yazdı | Hayattan Detaylar | 1 yorum
Ufaklık beşbuçuk yaşındadır kendi deyimiyle. Pek de meraklıdır yaşıtları gibi. Bir defa duyduğunu asla unutmaz. Hayvanlara özel ilgisi vardır. Son zamanlarda da ölüm, cennet, cehennem, tanrı gibi konular üzerine özellikle kafa yormaktadır. Hiç tanışmadığı dedesi ile babaannesinin o doğmadan önce cennete gittiği de kendisine söylenmiştir bir zamanlar..
Gelelim kendisiyle aramızda geçen diyaloga:
- A. abla, dinozorlar nerde şimdi?
- Dinozor yok artık canım dünyada…
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
3 Ağu 10 (0:55) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum

Hiç görmeden özlemini duyduğunuz o beldeden böyle özlemle ayrılmamak ne mümkün…
Her varlığın- misal atom çekirdeği etrafında elektronların, dünya etrafında ayın, güneş etrafında gezegenlerin- kendi lisanları ile söylediği o şarkıyı, kâinatın sıfır noktasında
bugün 0, toplam 6 defa okundu...
1 Ağu 10 (14:51) | Sizden Gelenler yazdı | Hayattan Detaylar | 0 yorum
yazan: mavikalem
Yazın bu sıcak aylarında günlerim yaz okulunda geçiyor. Yaz günlerini okulda geçirmek bir anlamda çok güzel. Arkadaşlarım okuldalar, ders yükü de az olunca günler gırgır şamata ilerliyor. Ama her ne kadar güzel olsa da, sonuçta okuldayım,bütün yılı geçirmiş olduğum yerde. hala tatil yapamamış olmanın verdiği ufak burukluk var. Öte yandan, benden başka tatil yapamayanlar da var. malum, yazın TBMM kapatılmadı, milletvekilleri işinin başında. Bunun sebebi ise, referandum. Efendim, anayasamız iyi değilmiş de, biraz balans ayarına ihtiyaç varmış da, balans ayarı yaparsak özgürleşirmişiz de falan filan. İşte bu falan filanları da halk seçsin dedi cumhurbaşkanı, demokrasiye olan inancıyla. Neyse benim derdim ne politikacılarla, ne cumhurbaşkanıyla, ne referandumla. Benim merak ettiğim, politikacıların bu referandum propagandası sürecinde söylediklerinin, kendilerinin iç sesinde ne meydana getirdiği. Hatta genellersek politikacıların iç sesi, dış sesiyle vokal yapacak kadar paralel mi?
bugün 0, toplam 0 defa okundu...