Evvela, ikisi de cam küreler şeklinde hayat buluyorlar tabirleri görselleştirmeye, elle tutulur kılmaya meyilli dimağımda. Entelektüel küre daha mütevazı. Rengi eflatunî bir mor ile mavinin muhtelif tonları arasında gidip geliyor ve bunları perdeleyen yarı saydam gri bir perde var. Kıvrak fakat gönülsüz raks eden bir rakkas kadar durağan çivit mavisinin içinde saman kâğıdının hoş rayihasını taşıyan minik uçaklar var. İlginç bir muziplik bu. Coşkulu değil, sakin.
bugün 0, toplam 16 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- saydam krampon
- bilgelik tanrıçası sophia
- hanifi aslan edebiyat dergisi
- fildişi kulesi nereden gelmektedir
- entellektüel beyaz türkler





Ve evet.
Tevekkül, elbette nimettir. Gemiye bindiğinizde, yükü sırtınızda taşımanız gerekmez. Nimettir, işi yapıp sonucunu kadere bırakmayı bilmek. “Bizler tarihe hizmet ediyoruz…” diyebilenler, ferahlar. Sonuçları düşünmemek, güzeldir. İnsana, kendi kapasitesini hatırlatır. Fazlası, fazladır. Her şeyi heybede taşımamak, haliyle bazı şeyler unutmak da elbet güzeldir. İnsan her şeyi, her an düşünerek yaşayamaz. İlla ki unutur bazı şeyleri. Bilir misiniz, bu devrin güzel insanlarından birisine doktor, ‘unutamama hastalığı’ teşhisi koymuş. Unutamıyormuş, okuduklarını, duyduklarını, söylediklerini… Nasıl bir azap olmalı ki bu? Unutmak nimet hakikaten, nasıl yaşamış ki o güzel adam? 





Gurbette hastalanmak gerçekten çok kötü. Hastalığım mide spazmı. İnanın böyle bir ağırıyı tahmin etmeniz bile imkansız. Karnınıza bir bıçak saplandığını ve her 10 saniyede bir dönderildiğini düşünün. Öyle beter birşey. Yapabileceğiniz tek şey ise ağrının geçmesini beklemek. Bir başka seçenek ise hastaneye gidip sağlam bir ağrı kesiciyi damardan yedikten sonra yarım gün uyumak. Ağrılar sabaha doğru çok şiddetlenince ben de mecburen hastaneye gitmek zorunda kaldım. Tiz Lukmançılık’ı aradım ama küçücük şehirde her yere 10 dakikada ulaşabiliyor olmanıza rağmen Tiz Lukmançılık Kömegi 1 saatte gelemedi. Sonrasında Türk Hastanesine kendi imkanlarımla kıvrana kıvrana gitmek zorunda kaldım.











