Kandil gecesi müşteri ücreti öder ve taksiden inerken:
Müşteri: -”Hayırlı kandiller!”
Taksici: -”Mersi!”
bugün 0, toplam 5 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- vücudumuzun değerli olduğunu anlatan sözler
30 Haz 11 (13:37) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum
Kandil gecesi müşteri ücreti öder ve taksiden inerken:
Müşteri: -”Hayırlı kandiller!”
Taksici: -”Mersi!”
bugün 0, toplam 5 defa okundu...
27 Haz 11 (13:44) | ayine yazdı | Bilgi Davarcığı | 2 yorum
Bizim “indie“miz şöyle bişey olsa gerek:
bugün 0, toplam 22 defa okundu...
23 Haz 11 (17:04) | pera yazdı | Hayattan Detaylar | 0 yorum
Folku sokaklarda yaşatan gruplardan biri de, ALATAV. (Fakat Karagüneş diye de bilinmekteler.)
Genel olarak santur, gitar, ney, perküsyon, kemençe ve bağlamadan oluşuyor. Kendileri hakkında pek söz etmek istemiyorum. Dinlediğinizde ne anlatmak istediğimi anlayacaksınız zaten.
(Bu gruba neredeyse her cumartesi İstiklal’de rastlayabilirsiniz.)
Gel Gönül Giy Şu Hırkayı
bugün 0, toplam 649 defa okundu...
21 Haz 11 (17:36) | Araksi yazdı | Hayattan Detaylar | 0 yorum
“Gâh odunda vü gâh suda idi.
Dün ü gün kahr ile kısuda idi.”
Şeyhî
Bazı vakitler, şu bahsi geçen eşekle özdeşleştirmiyor değilim kendimi. Öyle ya! Faideli faidesiz, gerekli gereksiz pek çok hususta ruhen ve bedenen yıpratıyorum kendimi. Sonra da, bir Hint masalında adı geçen kötü kızkardeş Mungo gibi ileniyorum yazgıma. Güm artıklarındanım. ‘Ah nasıl da yoruldum, gözü çıksın şu trafiğin…” Halbuki bunda şikayet edecek bir şey yok. Mükafatlar, külfetlerin doğal sonucudur çünkü. Ve bize yüklenen misyonun bir parçasıdır her külfet.
bugün 0, toplam 7 defa okundu...
20 Haz 11 (12:59) | ayine yazdı | Afacan Köşe | 2 yorum
Serdar: -”Baba, bana bilmediğim bir günde, bilmediğim bir oyuncak alıp sürpriz yapaaar mısın?”
6 yaş için sizce de fazla iyi değil mi :)
bugün 0, toplam 35 defa okundu...
17 Haz 11 (15:25) | mor paspas yazdı | Sakin Turizm | 1 yorum
Nevada çölünde her zamanki yürüyüşlerimden birine çıkmıştım ki arkamdan bir ses duydum.
- Hey dostum senin adın ne?
- Mor paspas. Seninki nedir kardeş?
- Lanet olsun dostum buna inanamıyorum. Korkarım ki şu an çok özel bir anı paylaşıyoruz.
- N’oluyor yani, kendine gel ne korkuyorsun?
- Adamım bunu görmezden gelemeyiz. Senin adın mor paspas ve sıkı dur söylüyorum benim adım… hazır mısın bak söylüyorum dostum… benim adım da mor paspas!
- Ufak at da civcivler yesin.
- Yapma dostum, ver elini bak tüm bu yaşananlar tesadüf değil, evrenin ritminde olmasını istediği tempoda yaşıyoruz, görmüyor musun, bak kapat gözlerini kualalar nasıl oynaşıyor.
- Hoop yavaş ol, ne gözümü yumucam, elimi vericem, elini veren dokuz köyden kovulurmuş naber. Hem ne alaka kualalar çöl falan, bilmiyoz ya yiyon bizi. Mor paspasmış, peh.
- Dünya kardeşliği için bir göz de sen yum. Seni de aramıza alalım dostum, rahatla biraz gevşe adamım. Bize
bugün 0, toplam 17 defa okundu...
14 Haz 11 (21:27) | nisan yazdı | Hafakan, Hayattan Detaylar | 3 yorum
Hepimizin yanında taşıdığı bir hayalet var!
Kaybettiklerimiz,korktuklarımız veya kaybetmekten korktuklarımız… Hepsi birer hayalet ve en çok korktuğumuz renkte geliyorlar yanımıza. Çoğu beyaz; çünkü çoğu insan kirlenmemiş yürekten korkuyor. Kaçıyoruz hayaletlerden ya da kaçtığımızı sanıyoruz.
Ne o? Yoksa elini mi uzatıyor Zerdüşt hayalete? Sahi! Benim elim var mı, diye bakıyorum kendime.Bu zamana kadar uzatmayı bile beceremediğim bir çift elim var. Sıcak, küçük, yumuşak ellerimi sırf zarar gelmesin diye cebimde taşımışım yıllarca. Başkalarını geçtim, kendine bile uzanmamış şirin,nazik ellerim. Öyle ya, benden yardım isteyen hayaletimi bile görmemişim bu yüzden…
bugün 0, toplam 12 defa okundu...
14 Haz 11 (1:52) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 12 yorum
Son bir aydır, hastayım. “Hastalık hastası” nevinden bir hastalık değil üstelik. Ki, aile kodlarımızda vardır bu. Ben, beni bildim bileli, hastalık vardır evimizin içinde. Halbuki annemin ev ararken en büyük takıntısıydı; “güneş görmeyen oda olmasın!”. Buna rağmen, serumlar, iğneler, butik bir eczaneye benzeyen o ilaç dolabı, doktorlar, hemşireler… Hiç eksik olmadı evden. Aile hatıralarında bu kadar hastalık olan birisi olarak, “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” nevinden bir insan olamayacağımı biliyordum. Lakin böyle sıklıkla huzursuz etmesine de hazır değildim, ne yalan söyleyeyim. Hazır değilim; zira benim kadar çok hasta olan birisinin, düzenli hayat denilen o büyülü yaşam tarzını sürdürmesi gerekir. Öğünleri kaçırmamalı, gerekli vitamin, kalori, karbonhidrat vs. alınmalı. Olmuyorsa ne yapayım diye düşünmeye başladım…
bugün 0, toplam 38 defa okundu...
8 Haz 11 (16:21) | ayine yazdı | Hayattan Detaylar | 3 yorum
Yakın zamanda katıldığım dört nikâhta da, o malum soruya gelin hanımlar “kesinlikle evet, “tüm kalbimle evet”, “sonsuza kadar evet” gibi acayip net ifadelerle yanlarında oturan beyefendileri eş olarak kabul ettiklerini beyan ederken, damat beyler dört nikâhta da yalnız ve yalnız “evet” demekle yetindiler. Ve fakat asıl yazılması gereken, gelinin nikâh kıyıldıktan sonra kendisine takdim edilen evlilik cüzdanını, şampiyonluk kupasını kaldıran bir futbol takımı edasıyla göstermesidir.
bugün 0, toplam 15 defa okundu...
7 Haz 11 (10:12) | mor paspas yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum
Dikkat sevgili okur, eğer yüksekten korkuyorsan bu yazıdan uzak dur. Çünkü kahramanlarımız –mor paspas ve pıt- 45 metre yükseğe çıkıp sizler için bu yazıyı oluşturdu. Olay ‘çalışınca oluyor’ sloganıyla hayata tutunmuş İzmit’te gerçekleşti. 45 metreyi hesaplayamadıysan ya da hala gözünü korkutmadıysa ve yazıyı okumaya devam ediyorsan seni cesaretinden dolayı kutlayarak bu yazı ile ödüllendiriyoruz.
23 Nisan 2011 tarihinde açılışı gerçekleşmiş olan ‘Körfez Güneşi’ isimli dönme dolabımızı İtalyadan gelen ekip 28 günde kurmuş. 34 kabini var, çarp 6 ile alsana 204 kişilik dönmece. Yapımı 8 ay sürmüş ve 9 tırla ülkemize gelmiş. 45 metre oluşuyla da Türkiyenin en büyük dönme dolabı madalyasını kazanmış, bravo. Şimdi girizgah bittiğine göre gelelim bizim hikayemize.
Mor paspas: Bak bu dünyanın en büyük dolma biberiymiş.
Pıt: Hani?
Mor: Aman işte şu dönen şey, adı neydi bilemedim.
Pıt: Dönme dolap mı, hadi binelim o zaman.
Mor: Binmek mi? (Burda mor paspas çok bi ‘faka bastık’ havasında mimik yapar.)
Pıt: Madem öyle en büyük o zaman hadi binelim bakalım gece şehrin ışıkları nasıl gözüküyor.
Mor: Bence o binmelik bişi değil, süs gibi bişi. (Mor paspas saçmaladığının farkındadır ama bir umut çiçeği vardır içinde bir türlü çürütemediği)
Pıt: Ne yani yoksa korkuyor musun?
Mor: Birazcık yüksekten korkmuşluğum var, hani böyle 5 katlı apartmandan aşağı bakarken falan, o kadar yani.
Pıt: Manzara harikadır nolcak, korkarsan bana bakarsın aşağıya bakmazsın.
Mor: Hadi gel şöyle bi dolaşalım, başka binmecelerde var.
Böylece bir süre fuar alanında dolaşırlar. Herkes çığlık atmaktadır. Mor paspas herkesin deli olduğunu düşünür, hatta
bugün 0, toplam 69 defa okundu...
2 Haz 11 (14:08) | ayine yazdı | Kültürel Köşe | 1 yorum
“Bildiğini okur kalbim artık ne anladıysa” Z. Arkan
bugün 0, toplam 20 defa okundu...