Erkeklerin Derinlikli Sex and the City’si; Losers Club
"Caddeye çıktı. Ağır ağır. İçinde kabaran kederi bastırmak için bir yıldırım zaferi kazanan şüphenin gururuna sarılmak istedi, nafile. Simeranya kızlarını düşündü, faydasız. Kadınlar orada güzel, ince, saf, leylidir. Nafile, nafile.” (Prolog, Yalnızız, Peyami Safa) 1951’de bir kaybeden olmak nasıl bir şeydi? Peyami Safa, Yalnızız’da Samim’in iç karartılarını, yalnızlık duygusunu, insanlardan / şehirden / dünyadan kopuşunu, bunlara paralel olarak kendi küçük dünyasında yarattığı Simeranya’yı o kadar derinlikli anlatırken “kaybeden, kaybedenler” kavramları hiç aklına gelmiş miydi acaba? Bir çeşit erkek muhabbeti içeriği taşırmış filme ismini veren radyo programı. İki kafadar, “birbirinin muhabbetini seven” iki kafadar sanki kamuya açık bir yayında değil, kendi günlük yaşamlarında ...
İnsan ölür…
Steve Jobs yazısı değil bu. Tanımam zira kendisini. Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla işte. Ürünlerini kullanınca, onunla bir ilişki kurduğumuz hayali, bence asılsız. Gerçi rivayet odur ki, kendisine giden mail'lerin önemli bir kısmını cevaplıyormuş merhum. Gene de ama, Steve Jobs'tan ziyade, insanın ölümlülüğü ile ilgili bir yazı olsun istiyor gönlüm. Bakalım becerebilecek miyim... Aslında her şey güzel başlar. Saygılıdır insanlar birbirine karşı, yeni ve yabancı bir ortamda. Herkes birbirine tebessüm eder. Nazik olunur: "Pardon şunu yapabilir misiniz?", "Afedersiniz vaktiniz varsa bir şey rica edebilir miyim?", "Çok özür dilerim, şunu uzatabilir misiniz?" Sonra? İnsanlar ikili ya da üçlü gruplar halinde ayrışır. Herkesin "en iyi ...
Uykusuz ve Gevşeklik
İnsana sormazlar mı haftalardır yazmıyorsun, kalkmışsın Uykusuz'daki gevşeklikten bahsediyorsun diye? Ama bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi Uykusuz Türkiye'nin (sanırım) en fazla satan ve okunan mizah dergisi. Penguen'deki yazar çizer bolluğu ve belki bilmediğimiz başka sebepler Uykusuz dergisinin doğmasına zemin hazırlamıştı. Benim en beğendiğim çizer ve yazarların kurduğu Uykusuz benim de yeni mizah dergim olmuştu böylece. Umut Sarıkaya başta olmak üzere Uğur Gürsoy, Ersin Karabulut ve diğer yetenek abideleri adeta müptela ettiler beni dergiye. Aklıma geliş sırasıyla küçük bir analizini yapmak istiyorum çizerlerin. Analizime dergide bu aralar kol gezen gevşekliğe de değineceğim. Umut Sarıkaya Favori çizerimdir Umut Sarıkaya, iddiasızlığın ve tevazunun, yeteneğin hesapsızca kullanılmasıyla nasıl bir ...
İşe/okula gidip gelirken ipod şarkı listesi
Sabahları gıy gıy şarkılarla güne başlanır. Uyanık ve ayakta gibi gözüksen de aslında ruhun halen uyuyordur ve sen kendini güne hazırlarken geçiş aşamasındayken bu şarkılar sana yardımcı olur. Evden çıkarken türküler, klasik müzikler, damar şarkılar gibi geneline “slow” müzik dediğimiz ninni kıvamında ve sözlerinin çok önemli olmadığı ve hatta bazen İsmail Y.K.’nın bile araya sıvışmasının söz konusu olacağı ve fark edilmeyeceği yavaş şarkılar dinlenir. Tabi ipod şarkı listesinde kimin İsmail Y.K. şarkısı var onu da bilemem ama geçen gün bindiğim dolmuşta tam 6 kere art arda “bomba bomba, 90-60-90…..” diye bir şeyler dinledim ve 7. kere başa sardığında şarkı kendimden ...
44′ten 1, 54′ten 2, 69′dan 3, 84′ten 4 almak
Ortason’un devamını merakla beklediğimiz ortaokul günlüğüne özenip benim de ortaokul zamanlarımdan yazasım geldi. Ortaokul zamanlarımda yaşadığım en kahredici anlarımdan bahsedeceğim.
Bilirsiniz 5′lik not sisteminin çizelgesinde 44′e kadar 1, 45-54 arası 2, 55-69 arası 3, 69-84 arası 4, 85-100 arası 5′tir. Ve bu çizelge bazen garip cilveler oynar size. Ortaokul hayatım boyunca nedense başıma çok gelmiş bir olay vardır ki, sürekli 1 puanla bir üstteki notu kaçırırdım. Bu hadise moralimi ciddi manada bozardı. Liseyi rahat bir okulda okusam da, ortaokulum gayet disiplinliydi. Lisede hocam 1 puan arttırıverin notumu deseniz, anlaşıyla karşılanırdınız. Ancak ortaokul yıllarımda bu bir hayaldi.
Hele 54′ten 2 alıp, yan sıranızdaki arkadaşınız 55′ten 3 aldıysa; sınavın sonucunun moral bozukluğu tüm gün üzerimden gitmezdi. Bir kere hiç unutmuyorum, Gramer dersinde Mr. Seitz sınav kağıdıma bakmış, şöyle böyle der gibi bir hareket yapmıştı. 69 almıştım. Yanımda oturan kıza da aferin der gibi bir hareket yapmıştı hocamız, o arkadaşım da 70′ten 4 almıştı. Ben çat pat İngilizcemle “one point” gibi bir şey demiştim, hoca duymamıştı bile.
İnsan haksızlığa uğradığını düşünüyor. Ne yapacağını bilemiyor. Mazlum mazlum bekliyor. Aslında cidden bir haksızlık var ortada tabi, ama kurallar içinde bir haksızlık.
En kanlısı da 44′le 1 almak oluyor. Dersten kalmanın eşiğinde bekliyorsunuz 44 puanınızla. 45 alanlara gıptayla bakıyor, onların ne kadar kısmetli olduklarını düşünüyorsunuz.
bugün 0, toplam 28 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar- 69 notu 4 müdür (2)
- 44 ten 1 almak (1)
- 44ten 1 olması (1)
- 69 3 mü 4 mü (1)
- 69 notu 4 mü 3 mü (1)













bizim bir coğrafyacı vardı.. (bil vesile burdan selam ederim:) ilk dönem 5 verip, ikinci dönem 3 vermişti (bi de okulda notu hep hoca verir, öğrenci almaz) böylece karneye ortalama 4 düşmüştü. aradan iki sene geçtikten sonra, gidip demiştim böyle böyle oldu diye. bana cevaben: “sana da ayıp etmişiz” demişti. hey gidi :)
çok benzeri bana da olmuştu. coğrafyacı ikinci dönem bütün notların 5, bitane nazarlık olsun diye 4 verdim, ortalamanı etkilemez 5 düşer demişti. sonra hocam o 4 yüzünden okul birinciliğim gitti diyince üzülmüştü bayağı adamcağız.
sana da yazık olmuş be erikli:) geçmiş olsun..
bana yok mu geçmiş olsun :D
bzim bi fenci var 54 aldım 55 yapmadı 2 ylen işte ingilizceci var hakkını yememek lazım 54,50 ye 3 yapmış yaa
banda san aynısı oluor butun derslerim 5 ingilizce 84 den 4 ya hocam gitmiş sanki hesaplayarak bu notu vermiş