Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Abartınca oluyor mu?

30 Haz 10 (18:44) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 3 yorum

reading_dinosaurBazı köşe yazarları uyarıyor: “Bu durum karşısında kahrolmalıyız!” Durumun ne olduğunun şimdi ve bu yazı boyunca bir önemi yok, bu biline. Yahut bir başka TV figürü, “Dün gece tarihî bir andı, sevgili izleyiciler. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” diyor. O “an” nedir, ne değildir, o da mühim değil. Böylesi büyük cümleler kurmayalı, kurduğum zaman da mide ağrısı yaşayalı, kendimden utanalı uzun zaman oldu. “Hayatımda aldığım en önemli karar…” diyordum mesela eskiden. “Senden daha fazla sevemem kimseyi…” demişimdir. “Sen benim en iyi dostumsun, hep de öyle kalacaksın!” derken yüreğim sızlamamıştır. Oysa o kadar hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz ki; bazı şeylerin sabit kalabilmesinin, değişimlerin ve dönüşümlerin bu kadar belirgin bir şekilde ortaya çıkmasının imkânı yok. Gene de konuşuyoruz, peki neden?

Entelektüeller, bilim adamları, rahipler-hahamlar-imamlar, sanatçılar… Bilgiyi referans olarak kullanabilen bu insanlar çoğunlukla “büyük laflar” edebilmek üzere yetişmişlerdir. Çıkıp dünyayı değiştirmek üzere olduklarını açıklarlar. Mesela Beethoven’ın, meşhur 9. senfonisini sunmadan evvel, “Artık müzik aynı olmayacak” şeklinde iç geçirdiği rivayet edilir. Oysa pek çok sanatçı ya da bilim adamı, tarihi değiştirdiğinin farkına varmayacaktır. Bugünden bakışla, tarihin sık sık yön değiştirdiğini zannetmek oldukça basit bir düşünme biçimi gibime geliyor son zamanlarda. Çünkü ne zaman o dönüşümlerin etrafına bakınsam, uzunca bir süre hiçbir şeyin değişmediğini, hatta bu bahsi geçen değişimin de büyük ölçüde zorlama olduğunu görüyorum.

Mina Urgan vefatından evvel, “Bir Dinazorun Anıları” isimli bir kitap çıkarmıştı. Buradan yola çıkan antropolog Esra Özyürek de, Mina Urgan’ın yaşıtları denebilecek ve Cumhuriyet’le yaşıt insanlar ekseninde bir çalışma yaptı: Nostalgia for the Modern. Orada, 1923′ü takip eden yıllarda çocuk ya da genç olan insanların, bugünkü hayatı algılama biçimlerini araştırıyordu. Esra Özyürek, CHP’li bir milletvekilinin kızı; çevresi de genellikle Kemalist isimlerle dolu. O kitaptaki yaşlı insanlar, “Eskiden böyle ayrılıkçı insanlar yoktu. Bütün Türkiye devrimlere inanmıştı. Bunlar yeni çıktı ortaya” diye özetlenebilecek görüşleri dile getiriyor, nostalji duygusuyla iç geçiriyorlardı. Dönüşümün, hemen ve her yerde aynı anda yaşandığını sanmışlardı. Ankara’daki “kapalı” hayatları, onların “devrimlere direnen” kitleyi görmelerini engellemişti.

Esra Özyürek tam da bu noktadan yaklaşıyordu meselelere. Türkiye’de o yıllarda yaşanan değişimi ve bu değişimin karşısındaki değişimi algılayamadıkları için, bugünkü dünyanın değişimini de bir türlü anlamıyorlardı. Asıl problem, bir zaman için gerçekten de değişimin hızlı, çabuk ve keskin olduğunu zannetmeliriydi.

“Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?” oyununda 70′li yıllarda duvarlara sloganlar yazanlara getirdiği önemli bir eleştiri vardır Yılmaz Erdoğan’ın. Duvara “KAHROLSUN!” yazan solcu öğrenciye, kadın sorar: “Peki yazınca kahroluyorlar mı?” Aslında öğrenci de makul bir şekilde cevaplar: “Yazmayınca da olmuyor.” Aynı Yılmaz Erdoğan son filmi, “Neşeli Hayat”ta, alkol masasına oturttuğu karakterine yaklaşan meyhaneciye şu soruyu sordurur: “İçince unutuyor musun peki?” Cevap aşağı yukarı aynısıdır: “Yok, unutulmayınca içiliyor.” Hayatımızın önemli bir kısmı böyle git-geller ve cevap-karşıcevaplarla geçip giderken, “Bu olaylar Türkiye’nin gündemini sarsacak” cümlesini duyduğumuz her haber bülteninden sonra, her şeyin yerli yerinde duruyor olmasına içerliyoruz ister istemez.

Babaannelerin “din algısı” da buna benziyor çoğunlukla. Çocuklarının ahlaklı olmasını isteyen kadın, “Onu yaparsan, taş olursun” diyerek yaklaşır meseleye. Çocuk, annesine ve annesinin referans verdiği bir tanrıya inancını bu sahnede kaybedebilir. Hem de basit bir şekilde; yapma denilen şeyi yapar ve taş olmadığını görür. Gene de “abartmak” bir acizlik göstergesidir. “Herkes, benim düşündüğüm şeyi düşünmeli” diyen insanın silahıdır abartı. Gerçeklikten koparıldığı anda bütün yargı içeren cümleler, abartıya kaçan kelimelerle süslenir çünkü. O nedenle Türkiye’deki gazetelerde, büyük genellemeler ve ağır yargılamalar içeren “manşetler” kullanılır. Gazeteler, “haber vermek” işlevini çoktan yitirmiş, “işaret etmek” ya da “yönlendirmek” denilen ve gazeteciliğin “tali” veya “yorum” kısımlarında yapılması gerekeni sahiplenmiştir.

Bu medyatikleşme, elbette zaman içinde insanların düşünme biçimlerine de yansıyor. Kendinden “haber vermek” isteyen birisi, MSN iletisi olarak ya da Facebook status’ü olarak “büyük laflar” yazmaya başlıyor. Depresyonun giderek derinleştiğini görüyoruz. “Ölüyorum!” yazıyor mesela. Oysa her şey üç aşağı beş yukarı yolundadır. Babaannemin, “ölüyorum herhalde” diye yakındığı, lakin -Allah daha uzun ömür versin- yıllardır yaşadığını da biliyorum. Bu öykünme durumu, “abartma” denilen ve aslında dönüşümleri gözde büyütmeye yarayan süreçleri -bence- anlatıyor. Oysa böyle “büyük laflar” ettikçe, insanların duyguları manipüle ediliyor, basit ve günlük bir hadise, çağları aşan bir trajediye dönüşebiliyor. (Bu demek değildir ki, insanlığın ortak acıları ve çağları aşan trajedyalar yoktur…)

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 1 defa okundu...

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • Leyla’ya Mecnun’un Gözleriyle Bakmak (2)
    Yılmaz Erdoğan eşiyle tanışmas...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Abartınca oluyor mu?” için 3 yorum. Var mı arttıran?

  1. Nohut | 25 Tem 10 (1:25)

    nohut bunu begendi

  2. kayhan | 20 Eyl 10 (1:23)

    Merhaba,
    Akşamları işten yorgun bir şekilde eve geldiğimde (ki bu 23:00 civarı oluyor) biraz haber sitelerinden gündeme yaklaşmaya çalışıyor,sonrasında takip ettiğim bir kaç yabancı dizinin yeni yayınlanan bölümünü izliyor,bilgisayarımda birazcık oyun oynuyor ve son günlerde yazılarını okumaya çalışıyorum.
    Edebi,dinlendiren bir dilin var…bunun için tebrik ediyorum….Bende bazı akşamlarda yazmaya çalışıyorum…artık kalemin ucuna ne gelirse :)

  3. ayasophia | 20 Eyl 10 (17:37)

    teşekkür ederim. 23.00 civarı yorgun argın bir şekilde eve dönülen iş ne ola ki?

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • Sakin Kafayan (1)
    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Siyasetçiye bel altından vurma.. (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Böyle gelenek ne gerek? (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
  • google & sakinkafa

    • sevgili fotoraflar
    • türk yemekleri
    • türk reptilian
    • rüyalari kontrol etmek
    • mavi balina
    • 90 lıların dinazor ailesi çizgi film izle
    • kaf dağı nerede
  • sohbet muhabbet

    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
    • sananee: aslında çok gzl bi oyun ama oynansa ahh bide
    • taen: Sanatı sadece bir şeyler aramaya yönlendirmesi ile sınırlandırmak ne kadar doğru?
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.