Açık büfe kahvaltı gönül işidir. Hakkını vermek için bu işe gönül vermek gerekir. Birkaç basit yolla sizde bu işin ustası olabilirsiniz. Nasıl mı? Buyrun efendim;
-Minimum 2 kişi gitmek gerekir.
-Alınacak malzemenin dağılımı ve lojistiği güzelce ayarlanmalıdır
-Başlangıç için kaselere göz kararı kahvaltılık tahıllı gevrek ve süt almalıdır…
-Girişte kişiler tabaklarına istedikleri miktarda peynir, zeytin, et mamullerini (salam sosis, jambon pastırma) ve yumurta (menemen, patlıcan biber kızartması, acılı ezme, omlet opsiyoneldir.) almalıdırlar. Daha ileri aşamalarda, şahıslar ustalaştıkça her ayrı tür için birer tabak hazırlanabilir. Mesela masada tabaklara alınmak üzere peynir çeşitleri bir tabak, zeytin çeşitleri ayrı bir tabak, et mamulleri ayrı bir tabak gibi.
- İkinci aşamada birinci şahıs başka bir tabağa domates, salatalık, amerikan salatası gibi malzemeleri genişçe bir tabağa doldurmalıdır.
-Aynı anda diğer şahıs reçel çeşitleri, bal, kakaolu fındık kreması, kaymak ve tereyağ türevlerini almalıdır.
-Daha sonra unlu mamuller olan kek, simit, açma poğaça, kruvasan, börek sair ürünlerden az miktarlarda genişçe bir tabağa istiflenmeli, ikinci turda ekmek türlerinden de birer numune almalıdır.
-Sonraki aşama normalde kahvaltılarda yemediğimiz ama açık büfede görünce olmazsa olmaz dediğimiz mevsimine göre sıkma meyve suları , taze meyveler, yaz helvası, Kemalpaşa tatlısı, ekmek kadayıfı, kuru kayısı, incir ve üzüm, yanında ceviz badem, süzme yoğurt, krem şokola ve varsa gofret alınır. Yenmesi şüpheli olsa da her türden bir tane mutlaka alınmalıdır amma velakin bir adetten fazlasını almayıp, israftan kaçınmalıyız.
-Son olarak varsa çorba alınır kahvaltıya başlanır.Çorba sonrası masadaki malzemeler çay eşliğinde alınış düzeninde yenmeye başlanır, hepsi tüketilince partnerimizle göz göze gelip ve sözel olarak fikir alışverişi yapılıp, gereken malzemeler takviye edilir ve süzme yoğurt, bal, kakaolu fındık kreması ince katmanlar halinde ekmeğe sürülüp yenilerek deneysel çalışmalar yapılabilir. Bu durum “abi artık açık büfeyi kapatacağız” sözlerini duyup yahut garsonların masadaki tabakları önünüzden alarak dikkatinizi dağıtana kadar sürdürülebilir.
Unutmayınız açık büfe kahvaltı organize olunca daha nefistir. Afiyet olsun !
bugün 0, toplam 45 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- çömlek çamlıca kahvaltı
- çamlıca çömlek kahvaltı
- açık büfe kahvaltıda olmazsa olmazlar
- çalıcadaaçıkbüfeyemek
- çömlek çeşitleri derin tabak













eger bu dediklerinizi hidiv kasrinda yaparsaniz tadina doyum olmaz. sonrasinda cikar korulukta guzel bir yuruyus yaparsiniz ki bogaz manzarasi ile efsane olur.
aksam yemegi niyetine acik bufe (tek bir tabakla sinirli da olsa, tabagi istediklerimle doldurma hakkim vardi en azindan) salata yiyip tika basa doymus olsam da hidiv kasrinda acik bufe kahvaltiya her zaman yer vardir. kosuyu one alirsak, biraz kostuktan sonra her seyi yiyebilirim ;)
hidiv kasrından daha güzel mekanlar var sevgili sakin kafalar… hele bi gelin istanbul’a :))
bu konudaki tecrubelerinizi paylassaniz madem sayin aya, istanbul a yolumuz dustukce istifade etsek biz de…
Bu işte efsane Fethipaşa tesisleri idi. 3 yıl süresince her ay iki kere ziyaret edip, yağmaladığımız nefis, bol çeşitli ve uygun fiyatlı açık büfesini hala arkadaş sohbetlerimizde yadederiz. Ben hemen hemen her türlü koru, köşk vs. açık büfesini deneyen bir kişi olarak, şu an Çamlıca’da Çömlek restoranın açık büfe kahvaltısı bir nebze idare eder düzeyde diyorum.
Çocukken otele gittiğimde açık büfe görünce ilk defa acımıştım adamlara. Herkes yemeyeceğini alıcak otel boşuna para vercek yemeklere diye. İnanamamıştım da, ne yani şimdi ne kadar istersek alabiliyor muyuz? Sanki çok alsak görevliler kızacakmış gibi gelirdi..
ben de fethi pasa korusunun tepesinden bogazi goren dilruba’yi onereyim.. hatta hafta ici sanki daha bir ucuz olurdu, cuma sabahlari solugu orada alirdik..
ama ayni mekani aksam yemegi vs icin dusunurseniz “aman” derim.. aksamlari kazikci esnafa donusuyorlar, yemekleri de pek lezzetsiz.
bir nevi “kurt adam” yani :)
dilruba’da bir akşam yemeği, ardından yürüyerek aşağıya inmek. akabinde sahilde biraz oturmak. hatırlayan hatırlasın artık bunu :)
şahsi kanaatim kahvaltı hususunda sarıyer’e giden yol üzerinde, sahildeki Kale Restorant harikadır. açık büfe değildir lakin açık büfe gibidir.
üsküdar’daki mekanlar eskiden güzeldi de, şimdi eski tadı tuzu kalmadı gibime geliyor…
onu hatirlayan o gunle ilgili baska bir ilki de hatirladi :)
Kale’nin kahvaltilik yemeklerinin lezzeti cok guzel idi. sonrasinda ki rumeli hisari’ndan manzara da.
her ne kadar kahvaltilik acisindan, acik bufeye kiyasla yavan gibi gorunse de cengelkoyde super babadaki nihat’in kahvesinde yapilan kahvaltinin da yeri bir baska :)
kale kahvaltilari pek lezizdi gercekten, acik bufe olmasina gerek yok kanaatimce, porsiyon ve cesit acisindan tekrara mahiyet vermeyecek sekildeydi diye hatirliyorum.
sahsen arnavutkoy belediye tesislerinin acik bufe kahvaltisini da begenirdim. manzarasi guzel, ortam nezih. lezzet ise abartilacak derecede olmasa da kafi derecede guzel.
uskudarın tadını ve tuduzunu kacıran sey, orda yıllardır suren ve bıtmek bılmeyen marmaray projesı ve arkeolojık kazılar, ve dolayısıyla gurultu patırtı toz duman ve stres.. artık benım ıcın uskudar bıtmıstır, daha da keyıf ıcın gıtmıyorum oraya;) . zaman beylerbeyı, cengelköy, kandilli, kanlica, hatta anadolu kavagi zamanı. saygılar.