Dün annemle konustum yine. Canim annem… Herzamanki gibi, illa en az bir tembih/nasihat etmeden duramadi yine.
Annelerin özelliklerinden biri de bu galiba. Koruma icgüdüsü diyelim hadi suna, iyimser olmak gerekirse. Ama artik koskoca kadin olmus birine, üstelik kendi de anne, hala daha “aman arabayi hizli kullanma, dikkatli git” gibi seyler denilir mi ya herseferinde?
Benim annem der.
Ve hala ikimiz yoldan karsidan karsiya gececek olsak, yanimda bir eliyle beni korumaya calisir “dur bekle, gecme hemen” der gibi. Nasil psikolojdir bu? Isterse 60 yasina geleyim, bu hic degismiyecek galiba. Nezaman onun yaninda olsam, kendimi 10 yasinda bir kiz cocugu gibi hissederim. Arabamla uzak bir yola cikacagimi söylesem örnegin, mutlaka “dikkatli kullan” der. Vay be, iyi fikir. Bak ben bunu hic düsünemezdim, iyi ki söyledin. Öyle demeseydin ben kesin bir koyun sürüsünün icine, ya da kaldirimlara cikar insanlarin icine dalardim, önüme ne gelirse alir götürürdüm.
Hem hadi ben yavas ve dikkatli gittim diyelim; ya arkadan annesi olmayan biri geliyorsa??!!
Düsünüyorum da, ben bir astronot olsaydim mesela, eminim bizim uzay roketi start almadan, son 10 saniyede benim annem gelir, kosa kosa merdivenlerden yukari dogru cikar, bizim roketin disindan tik tik tik vurup “hizli gitmeyiiinnnn!” diye tembih eder bir de arkamizdan bir kova su dökerdi.
Ya da biz atmosferdeyken, icerde son derece önemli verileri arastirip ugrasirken terlemis bir vaziyette, geminin disinda, pencereye burnunu dayamis, el kol hareketleriyle “sirtina havlu koyyy!” diye cirpinan bir annem olurdu.
-yuustin, bir problemimiz var.
-hayirdir? (Houston’un cevabina da bakarmisiniz)
-bir cisim yaklasiyor..hatta yaklasmayla kalmadi, burnunu cama yapistirdi…ha tamam tanidim , pardon… annemmis.
-ha su, siz start alirken bizim santrala ugrayip, bir tabak yaprak sarmasi getiren, maykil’a da “oglum, dik otur cocuum, bak belin agrir sonra” diyen kadin mi?
-evet o..kahretsin.
Gecen sene beni ziyarete geldiler Almanya’ya, cok uzun yillardan sonra.
Havaalanindan sonra onlari (annemi ve babami) alip, abimin evine gittik Frankfurt’a. Orayi ben pek tanimam, bana uzak, o yüzden arabada navigasyon aleti acik. Ve almanca, bir kadin sesi “NACH 200 m fahren sie links…NACH 300 m bleiben sie rechts” gibi direktifler veriyor haliyle..”200 m sonra sola sapin” gibi seyler.
Annem “kizim ne diyor bu böyle ikide birde ‘naah..naah’ ?? tövbe tövbe” demeye basladi. Dedim “anne.. böyle böyle”…neyse ki rahatladi.
Eve vardik, gecenin bir yarisi..neyse hos bes, sohbet muhabbet.. herkes yatti uyudu, annem, babam ve ben hala oturuyoruz. Annem sabah namazini kilmak icin kible yönü ariyor. Panjurlar kapali, gecenin bir vakti.. günes falan da yok ki dogru yönü bulsak? Annem dedi ki “kizim ben babana sorayim en iyisi, o herzaman bilir yönünü”
Babamin yanina gidip “Bey..kible ne taraftadir acaba? nereye dogru dursam sence?” diye sorunca, babamdan aldigi cevap aynen su: “Valla.. gönlünden NERESI geciyorsa oraya dur hanim..bana sorma” Bu arada belirtmeliyim,babam arada bir aksamlari cilingir sofrasini kurup, ‘bir ufak’ götüren biridir. Yani sizin anliyacaginiz, cok uyumlu bir cifttirler.
Annem bu lafin üzerine sonra namazda babam icin bir elham, üc kulhuvallah okudu. Zavalli kadincagizin imdadina ben yetistim hemen. Ayiptir söylemesi , o müthis yön hassasiyetimle anneme “suraya dogru dur anne..bence burasi” dedim ve kadin caresiz kabul etmek durumunda kaldi. Dön dön nereye kadar efenim?
Ertesi sabah, aci gercekler gün yüzüne cikti tabii. Meger annem benim yüzümden kibleye dogru duruyorum diye, Paris Eyfel Kulesine karsi namaz kilmis!
Annem hemen benim icin de birseyler okumak istedi, “bosver anne.. hatim indirsen bile kurtaramazsin beni sen” dedim.
Ah anne ah…canim benim, Allah basimizdan eksik etmesin seni ve tüm anneleri.
Peki ben de öyle bir anne miyim acaba? Okadar olmasa da, bazen annemin bana , ben cocukken (ya da simdi hala) söyledigi seyleri, kendi agzimdan cikarken yakaliyorum kendimi, dehsete kapilarak… ve “ben bunlari hatirliyorum biryerlerden..” diyorum .
Oldukca ketum olan ogluma arada bir “eee oglum? kiz arkadasin yok mu senin hic , hmm?? anlat bakiim annecigine” sorusunu cok sormus olmam lazim ki, bir gün yine sordugumda, oglum kisik gözlerle bana döndü ve söyle kisacik bir diyalog gecti aramizda
-anne… ben sana homoseksüel oldugumu söylemis miydim?
-hadi ordan, zevzek!!
O gün bugündür sormuyorum.
Gicik sey…
O igrenc espri anlayisini da kimden almis bilmem…………..(öhüms)
bugün 0, toplam 2 defa okundu...












