yazan: hurmacidede
‘… Genciken, günler her şeye yeterken, berduş bulutlar
Gibi dolaşırken dünya denilen alacakaranlık güzergahta
Cesaretimi ilk kez nerede keşfettim düşünsem hatırlarım
Belki korkuyu tepeden tırnağa yaşadığım bir gündü
Söz çakmaktaşından sıçrayana kıvılcım olsa nafiledir
Hükmü hengamedir artık kalbim dediğim muallakta
Geyiğini yitirmiş dağ, şiirini unutmuş dil neye yarar
Hepsi acı bir eyvah olmuştur, sitemkar bir Nida… ‘
diyordu son şiir kitabına da adını veren ‘Nida’ adlı şiirinde Ahmet Telli.
Son kitabı ‘Barbar ve Şehla’ nın üzerinden tam yedi yıl geçmiş, sıkı takipçileri iyi bilirler. Ben de önceki hafta rastladım zaten yeni kitabı ‘Nida’ ya. Önce ayaküstü göz attım parmak aralarından sıyrılan sayfalarına, sonra mütevazi bütçemdeki kapanmak bilmeyen deliğe ufak bir çentik daha atarcasına alıp kitabı hızla uzaklaştım kitapevinden.
Ne zaman konusu açılsa, Ahmet Telli’ nin şiirleri için hep aynı yorumu yaparım ben: Sessiz ve şiddetli. Öyle ki, vereceği mesajı her durumda vermeyi başarır ama bunu yaparken sözcükler hiçbir surette amacını aşmaz. Onun şiirlerinde bir duygu ne dolaysız işlenir ne de tüm mısralara başından sonuna hükmeder. Bazen bir tarihi sorgulamış, bazen bir kentin ölü yalnızlığını imgelemiştir sevgiliye özlemin işlendiği satırlarında. Tıpkı eski şiirlerinde olduğu gibi, şiire konu olabilecek her ne varsa, o sınırsız sözcük dünyası içinde, satır arası geçişlerle karşımıza çıkıvermiştir bu kitabında da. Hepimiz biliriz, kendine özgü bir duruşu vardır şiirinin, kimileri buna ‘felsefi bir duruş’ yakıştırması da yapabilir. Ne ki bu duruşun el çabukluğuyla ilişik olmadığı kesindir, neredeyse ruhuna işlemiştir şiirinin.
Aslında ince ve ilk okumada anlaşılması çok da kolay olmayan bir dili vardır şiirlerinin, ben her okuduğumda aynı şeyi düşünmüşümdür. Bence bunda biraz da 1980 sonrası yaşadıklarının etkisi de vardır. En çok da ‘Su Çürüdü’ de aşikar etmiştir zaten bu etkiyi.
Bir şairin intiharıdır sayfalarında tekdüze serzenişleri olan, birbirinin sureti hükmündeki şiirler yığını. Ancak Ahmet Telli bu intiharı son kitabında bir kez daha pas geçmiştir. ‘Balkon’ adlı şiiriyle, ‘kentsoylu söylencelerimiz’ arasında unuttuğumuz birçok şeyi bir çırpıda hatırlatıvermiştir bizlere;
‘… çocuk sesleri, akşam sofraları, kadınlar
En çok bunlar yakışıyor bir balkona
Camı kırıp sokağa dilini çıkaran çocuk
İlk kez burada sarılır komşunun kızına…’
Bu mısralardan sonra hepimizin gözleri önünden geçivermiştir çocukluk yıllarımız, balkon sefalarımız, saksıda çiçeklerimiz, sıra sıra asılmış bayraklarımız … Şairin bu şiirle başardığı şey, aslında ‘Şiir’ in üzerinden o yaldızlı gömleği çıkarıp herkeste müşterek duygularla müşterek etkiler bırakmaktır.
Bir diğer şiirindeyse sevmenin rengini kutsamıştır Ahmet Telli tarihten gelen bir öfkeyle;
‘… Sevdakardır ve duakardır Cizre
Yaşmaklı Kürt kadınları Mem ile
Zin’ in mezarını ziyaret ettiklerinde
Sırtlarını dönerler Beko’ ya…’
der ‘Cizre’ adlı şiirinde şair.
Altı çizilip üzerine titrenilesi daha birçok şiir var bu kitapta, okurken insanın kendinden bir şeyler bulmaması mümkün değil.
Sözün kısası, hemen her sayfasında derin duygular içine daldığım Ahmet Telli’ nin ‘Nida’ adlı son şiir kitabı, şubat ayında ilk basımını yapmış ve raflardaki yerini almıştır.
Şiir severlere yine bir şiir sever duyurusudur…
bugün 0, toplam 101 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ahmet telli nida
- ahmet telli şiir kitapları
- ahmet telli nida şiiri
- ahmet telli son kitabı
- nida ahmet telli












