Evet okur, Çeşme’den sonra bir de gittim Alaçatı’yı gördüm. Göresim geldiğinden görmedim, ana baba ısrarı daha çok. İlle de git, gör diye yalvardılar. Peki sen ille de gidip görmeli misin? Hayır. Böyle bir zorunlulukta bırakma kendini. Kendini ‘yabancı ülke sokağında yürür gibi’ hissetmek isteyenler gitsin. Diğerleri uyusun.
Gittim de ne oldu? Yoruldum. Kendimi Yunan mimarisinin sıcak kollarına bırakmak istedim en başta. Ama henüz sokağa bile girmemişken karşımda bana gülümseyen T-Box zımbırtısı hayallerimi yine yerle bir etti. Uzunca bir süre de etkisinden kurtulamadım. Sen de benim durumuma düşmek istemiyorsan okur, ilk sokağı geçmeden kafayı kaldırma. Ayak parmaklarını sayar gibi yap. Ha dersen ki bunlar bana koymaz, düz devam et.
Alaçatı güzel mi? Yaptığım yorucu gezi beni tatmin etti mi? Evet. Dapdaracık bir sokakta sağlı sollu masalarda gerek Yunan, gerek Türk, olmadı İtalyan ve daha pek çok ülkeden bu tuhaf mekanı görmeye gelen insanlar ile şarap kadehleri, loş ışık arasında harika bir kompozisyon var zira. Öyle şuh hissettiriyor ki kendini Alaçatı, yuh diyip kalıyorsun. Çünkü takabileceğin bir kulp yok. Varsa da o manzara karşısında zihninden öte gidip, diline ilerleyemiyor. Güzel lan işte. Daha ne.
Yalnız burada yapabileceğim en net uyarı-tavsiye de insan görmek istemeyenlerin yahut sakin bir tatil geçirmek isteyen vatandaşlarımızın Alaçatı’ya kesinlikle uğramamaları. Adım atmak bile o daracık sokakta büyük bir hüner halini alıyor. Adım atarak 1-2 metre ilerleyene de üstad diyip alkışlıyorlar.
Bu denli ünlü tatil, eğlence merkezlerinde en çok dikkatimi çeken şey ise kazık fiyatlar olmuştur hep. Hani bir şey alırken aslında yarı fiyatına olduğunu biliyorsun da yine de gidip pahalısını alıyorsun ya onun ezikliğini çokça yaşatıyor bu gibi yerler insana. ‘Turist değilim ben, yap bir şeyler’ diyesin geliyor ama nafile. Adamın biri diyecek oldu, dükkan sahibi ‘ belli zaten bu tiple anca Türk olursun’ dedi. Çok korktum gık diyemedim. 2 değil 3 kat para verdim benimle uğraşmasınlar diye.
Alaçatı’yla ilgisi olmayan kısım:
Çeşme’de gezinirken eski bir binada yapılan resim sergisine de giresim geldi. Hani ressamım ya, o açıdan. Genç yetenekler tanıyayım dedim kendi kendime. Çalışmalarını çok beğendiğim takdir ettiğim bir isim var ki siz sormadan ben söyleyeyim : Nurdan Kasalı. Soyut çalışmalarıyla tanıdığım sevimli ablamız öyle de tatlı ki. Artık hayatımın kadını olduğunu söyleyebilirim. Hakikatten çok başarılıydı çalışmaları. Genç yeteneklere yer açmak gerek diyerek gittim yanına dedim Nurdan’cığım ne de güzel çizmişsin. Çok teşekkür etti. Öptü de öptü. Fotoğraf çekilebilir miyiz, atölyede arkadaşlara hava atarım dedi, kıramadım. Çok önemli bir toplantıya gitmek üzere yanından ayrılmam gerektiğini söylediğimdeyse tutamadı kendini, ağladı. Gözlük camları buğu oldu. ( buğu diye mi yazılıyordu lan?) Kartımı verdim. Ne zaman istersen, bi derdin olursa ara dedim. Azıcık sakinleşti. Sonra da kaçtım zaten.
Not: Şaka bir yana kendisine buradan sonsuz saygılar. Hesaplı alış-veriş burada: Alaçatının pazarında (Pazar gibi bir yerdi. Hediyelik eşya, taşlar maşlar bir şeyler satılıyordu) boniboncunun yanında bir amca var. Taa en sonda bir şeyler satıyor. Öyle de güzel şeyler satıyor ki. Bir sürü kedi gibi şeyleri var. Ben aldım. Ucuza verdi. Siz de alın. Sevgilinize kedi alın. Ben aldım. Kesin alın.
Bir de boniboncudan bonibon alın.
Çok güzel bonibonlar.
Göz gibi olanlardan alın.
En güzeli onlar.
Kapiçinolusu da var.
Şimdi ben gitsem mi kalsam mı hiç bilemedim?
Noth: Eski yazılarını okuyunca insanda ‘bunu ben mi yazdım? Ne yazmışım be’ gibi duyguların uyanması normal midir bilmiyorum. Kesin değildir.
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş



















Benim Alaçatıda yazlığım var .Ben Alaçatı t-box ta çalışıyorum ve bahsettiğin t-box hayal kırıklığının neden olduğunu öğrenmek isterim..Cevap yazarsanız sevinirim.
Tarihimsi bir mekanda öylesine densizce karşıma çıkması beni uyuz etti :)
Bol ışıklı, gösterişli… Benim için böyle bir şey ‘tahammül edilemeyecekler’ sınıfında.
Yalnız dükkan iyi yerde. Söylemeden geçmeyeyim. Yiğidi öldür hakkını yeme :D
ve melkeDe kendini kapitalizmin serin sularına bırakırken :)))