Aldat(ıl)mak

42-19618858Çok derin ve can sıkıcı bir mevzu, biliyorum… Ama her zaman kakara kikiri yazacak değiliz ya, değil mi efendim?

Bir çoğumuz için, bu konu hakkında  ahkam kesip “tu kaka!” ya da “çok kötü birşey, aldatanları asıp kesmek lazım, taksim meydanında sallandırmak lazım, kınım kınım kınıyorum!” demesi kolaydır ve bu aldatma eyleminin hiçbir olumlu yönü olmadığı, ahlaken ve vicdanen doğru olmadığı benim için de tartışılmazdır. Sanırım bu konuda hemen hemen her insanla hemfikiriz.

Fakat bu yaşıma kadar o kadar çok olaylara tanık oldum ki hayatımda, gerek arkadaş çevremde, dost çevremde, yakın ya da uzak çevremde, gerekse okuduklarım, izlediklerim, duyduklarım, işittiklerim vs . … İnsanı ister istemez, konuya başka bir bakış açısından bakmayı da öğretiyor zamanla. En azından hemen yargılamayıp, asıp kesmemeyi öğreniyorsun insanları. Düşünüyorsun biraz….”Madalyanın iki yüzü” olayı.

Ne çok şeyler konuşuldu, tartışıldı, yazıldı çizildi bu konuda, öyle değil mi?

Ne filmler, ne romanlar, ne hikayeler, ne şiirler… Aldatmak olmasaydı ayrıca müzik piyasasında da çok önemli bir boşluk olurdu sanırım. (İsmail YK gibi, bööyük seslerimizin, “canın çıksın, insafsız” ya da “Allah belani versin!” gibi şaheserleri dinleme şerefine nail olamayacaktık…ne büyük bir kayıp olurdu yarabbim.)

Genelde erkekler aldatır, öyle bilinir. Yani doğrudur bence de, aldatan erkeklerin sayısı çok daha fazladır (ama erkeklerin aldatma eylemindeki partnerlerinin de hep kadın olduğunu düsünürsek… Hmmm….) Fakat günümüzde artık aldatan kadınların sayısı hafife alınmayacak kadar çok. Özellikle şu internet çıktı, mertlik bozuldu.
“Suya sabuna bulaşmadan” ilişkiler kurulabiliyor, bir kadın evden dışarı çıkmadan, bir yerde görülmeden birileriyle diyalog kurabiliyor, tanışabiliyor, konuşabiliyor.

Hep derim, şu internetle tanışınca ben kadınları daha iyi tanıdım (erkekleri aşağı yukarı zaten biliyorduk da…) Nelere tanık oldum, nelere şahit oldum. Ne sohbetler ettim hemcinslerimle. Ben onları ne kadar masum bilirimişim meğer önceden…Tartıştığım bile çok olmuştur bazılarıyla (bana neyse sanki?). Evli olupta, eşini aldatanlar… Hatta eşini aldattığı kişiyi de bir başkasıyla aldatanlar, onu da bir başkasıyla, falan filan… “kadınlık, iffet , namus,vicdan ve ahlak anlayışı bukadar mı kayboldu?” dedirtecek birsürü inanılmaz olaylar.

Herkesin aldatma sebepleri aynı değildir mutlaka. Kimi cinsellik peşindedir, kimi duygusallik… Kimi sadece anlık bir heyecan, bir macera arar. Kimi gerçekten sevip, sevilmenin peşindedir, büyük bir duygusal boşluktadır.
Kimler aldatılmadı ki? Kapıcı Fatma Teyze’den tutun da, “koskoca” Hülya Avşar, Türkiye’nin en güzel kadınlarından biri olarak bilinen kadınlara kadar.

Kimler aldatmadı ki? Bakkal Hayri Abi’den tutun da, koskoca Amerika başbakanına kadar.

Nazım Hikmet bile…:

“Sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile,
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın”

Aldatmanın nedenleri çok tartışılır. Neden aldatır bir insan peki?

Bir araştırmada, erkeklerin neden aldattıklarına dair verdikleri cevaplar şunlarmış:

- Her erkek yapar
- Heyecan olsun diye
- Başka bir kadına aşık oldum
- Eşimle sorunlarımız var
- Karım benimle ilgilenmiyor
- Karım kendisine eskisi gibi bakmıyor
- Cinsel isteğim fazla

Kadına göre aldatılma nedenleri:
- Her erkek yapar
- Sorunumuz yok, nedensiz
- Kadın onu ayarttı, kandırdı
- Sadakatsiz biri
- Psikolojik sorunları var

Ama kadınların aldatma sebepleri nelerdir peki?

Sanırım kadın aldatırsa, işin içinde mutlaka duygusallık olur, aşk olur. (İstisnalar kaideyi bozmaz elbette!)
Ben internetten bir kadınla sohbet ettiğimde, bana, eşini biriyle aldattığını söylediğinde ona şu soruyu sormuştum: “Neden peki?” Verdiği cevap şuydu: “Senelerdir büyük bir duygusal boşluktayım… Eşim benimle hiç ilgilenmiyor, bir tatlı sözünü duymuyorum, sevildiğimi hissedecek en ufacık bir girişimde bulunmuyor bana karşı, ben ona yapıyorum ama onun umurunda değil… Burada, benimle ilgilenen, bana alaka ve şefkat gösteren birisi var… Beni seviyor… Aradığım cinsellık bile değil… Onun bana arada bir “seni seviyorum” demesi, benimle ilgilenmesi, beni düşünmesi, beni özlemesi beni çok mutlu ediyor. Hayata bağlanıyorum sanki…” gibi sözler söylediğinde, yutkundum… Çok üzüldüm…

“Peki, tamam da güzelim… Neden ayrılmıyorsun? Madem birçok şey bitmiş aranızda, bu evlilik bir nevi bitmiş.. Neden boşanmıyorsunuz? Böylesi çok mu iyi?” diye sorduğumda, “Boşanmaya da yanaşmıyor ki zaten… Boşansa da bana huzur vermez, hem çocuklarım var… Ailem, etraf ne der.. Ne yaparım , ne ederim?” gibi şeyler demişti. Yani, çok karmaşık ve zor durumlar yaşıyor insanlar bazen, çok…. Öyle “bekara karı boşamak kolay” misali, basit değil herşey. Hele bizim toplumumuzda.

Bir erkek defalarca aldatır, hatta açıktan söyler, övünür gibi, “Çapkın” denir, “Erkeğin elinin kiri” denir, hoşgörülür, unutulur. Bir kadın bunu yapamaz, yapsa nerdeyse taşlanır, tamamen dışlanır herkes tarafından. Aldatan kadınların sayısı (bu ister fiziksel, ister duygusal, beyinsel aldatma olsun; çünkü aldatma beyinde başlıyor ve bitiyor) sanıldığından çok daha fazladır… sadece bunu itiraf edebilen kadın sayısı hiç yoktur.

.

Aldatmanın birçok sebebini biliyoruz da, peki aldatmamanın sebebi neler olabilir? Bana göre aldatmamanın iki sebebi var.

1.Eşine/sevgilisine aşık olmak.

Aşık olan bir insan asla aldatmaz. Bir erkeğin söyle dediğine şahit olmuştum sohbet ortamlarının birinde , “normalde çapkınımdır ama, eğer aşıksam, asla aldatamam, kaşım gözüm bile oynamaz”

Ama “eşimi seviyorum aslında…ondan asla ayrılmam, aldatmam için bir sebebim yok ama…işte, güzel kadınlara dayanamıyorum” diyen erkekler çok var mesela. O yüzden sadece aşık olan insanlar için geçerli bu, sevmek yetmiyormuş demek.

2.Vicdan, ahlak anlayışı, sağduyu

Bu duygular bazı insanlarda çok fazla ağır basar (iyiki). Dolayısıyla, eşlerine karşı birşey hissetmeseler bile, sırf bu duyguların onlarda çok ağır basması engelleyebilir bazı şeyleri. Asla aldatmazlar.

Aslında 3.cü nokta olarak “yakalanma korkusu” da diyebilir bazıları ama, ben buna inanmıyorum. Yani eğer sadece yakalanırım korkusuyla aldatmıyorsa bir insan, zaten beyninde aldatmaya hazırdır, aldatmış sayılır.

Sonuç olarak, ben herzaman şu görüsü savunurum: Eğer aldatma ihtimalini bile hissediyorsa bir insan içinde, bazı şeyler bitmiştir o ilişkide. Kendisine ve karşıdakine dürüst olup, o ilişkiyi bitirip, ondan sonra ne yaşayacaksa yaşamali, aldatmamali.

Biliyorum çok karmaşık, çok komplike durumlar var. Aldatılanlar kadar, aldatanların da çok acı çektiği durumlar, elbette…ama yinede cesur olup, karar verilmesinden yanayım ben. Karşımdakinin dürüst olması, olmamasından daha yaralayıcı olamaz.

Son olarak bir fıkra aklıma geldi bu konuyla ilgili, onunla noktalamak istiyorum yazımı.

Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız???
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise söyle olmuş:
İsveçlı : Neyimi beğenmediğini sorarım.
Rus : Evi terk ederim.
Fransız : Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
İtalyan : Kadını vururum.
İspanyol: Kocamı vururum.
Yunanlı : Her ikisini de vururum.
Türk : Benim kocam yapmaz!

Hiç bir zaman aldatmamanız ve aldatılmamanız dileğimle…



İlginizi çekebilecek başka yazılar

İlgili yazı yokmuş


“Aldat(ıl)mak” için 4 yorum. Var mı arttıran?

  1. hiç kimse | 2 Tem 09 (0:14)

    yunanlı hoşdu o kadar acımasızmı bu yunanlılar bence türklerle karıştı o :D ve aldatılmaya yönelik bu kadar yazı, kaynak gerçekden tebrikler…

  2. dilinkemigi | 2 Tem 09 (12:48)

    E bosuna demiyoruz, Yunanlarla cok ortak yönümüz var diye bazen:) tesekkürler..

  3. firstzombie | 9 Tem 09 (10:46)

    Yunanlıların komşumuz olduğu ne kadar da belli değil mi :)

  4. hiç kimse | 26 Ağu 10 (5:21)

    uzun süre sonra aynı yazıyı ikinci defa okumak ayrı bişi :) ama şu durum üzdüki beni bu kadar araştırma ve yazı bolluğuna 3 yorum çok az yönetim uyuma yazarlarına sahip çık ;)

Yorum yazmaca