Hakikaten bir gün birisi beni dövsün istiyorum. Yok öyle mazoşist bir yanım olduğundan değil. Maksat şehir efsanesi gerçeğe dönüşsün. Yani beni dövmese de olur. Ama biri dövülsün. Birisi o ucuzluk içinde gördüğü bir şeyi almasın. Ve onu gören diğerleri onu “kınayaraktan” bir sopa çeksinler. O kişi de bu durumdan ders alsın. Bir daha yapmasın.
Bir reklam var şimdilerde televizyonda. Ekonomi canlansın diye gül satıyor, balık satıyor. “Sen de al” falan diyor. Tamam reklamın çıkış noktası güzel ama orada almayan birini gösterip dövseler daha etkili olur kanımca.
Bugün çarşıda gördüğüm ucuz sepetlere hiç bakmadan geçtiğim için kendimi suçlu hissettim. Mağazadan çıkarken birisinin beni dövmek için takip ettiğini varsayıp tüm ara sokaklara girerek izimi kaybettirdim çok şükür. Belki gece peşimden koşan bir yığın insan görürüm kabuslarımda. “Dövmeyin beni” diye sayıklayarak uyanırım. Sevgili kardeşimin yanına sokulsam fena olmaz şimdiden.
Aslında seviyorum mübalağa sanatını. Sanatlar içinde üst mevkilerden bize bakıyor. Biz de onun yerini koruyabilmek için abarttıkça abartıyoruz.
- Bi milyon lan bunlar, almayanı dövüyorlar.
- Ooo şu köşede satılıyo olum, almayanı dövüyolarmış.
Sizce de öyle mi?
Almayanı dövüyorlar mı?
Ya da dövseler daha mı iyi olur?
bugün 0, toplam 4 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- almayanı dövüyorlar
- almayanı dövüyorlar metodu













Bir ara dövüldüğümü hatırlar gibi oldum şimdi. Tam olarak hatırlamıyor olabilirim, hatta kimse beni dövmemiş bile olabbilir. Sanırım sadece söylenenlerin etkisinde kaldım. Kalmamış da olabilirim bilemiyorum.
Ama sevgili kardeşinin yanı olmadığı gerçeğine de değinmek gerekir şimdi. Evet koskocaman bir yatağım olduğu kesin. Ama bana o yatakta eşlik eden iki koca yastık da mevcut. Kendine sığınacak başka bir yer bul derim. Bulur musun bilmem.
Bir kere benim başıma gelmişti bu olay. Pazarda değildim de sanırım kuruyemişçiydi. Dışarıya ceviz sermişti adam fiyatını tam hatırlayamıyorum şimdi ama çok ucuzdu. Ama işin kötü yanı ben hiç ceviz sevmem. Kuruyemişçi ensemden yakalayıp beni zorla aldırmıştı. İlk önce biraz kıl oldum ama gerçekten ucuzdu, o yüzden hak verdim sonra.
Oncelikle ucuz mal alacak kadar zengin degilim sozunden yola cikanlar bildigimiz kadariyla zengi ama mutsuz insanlar… Burdan zengin insanlarin cok tutumlu oldugu ve bu sayede paralarina para kattigi gercegini ve gereksiz , insani mutlu edecek ufak urunler almadiklari gercegini cikarabiliriz… Tabii bir suru gereksiz sey alip aile ekonomisini de sarsmamak gerekir diye dusunuyorum… Sizce de oyle degil mi?
aile bütçesi :)
o zaman siz ‘dayak yiyebilme potansiyeli’ olan bir şahıssınız.
belki de hepimiz öyleyiz, dilimizde her şey ama bir faaliyet yok.
konuyu sapıtıyorum, uykusuzluğuma verin,
bir de sokakta ‘kaymaaaak kaymaaaaakkk’ diye çığrışan çocuklardan kaynaklı olabilir.
“abla kaymak alsana” gibi.