Bugün bir hukuk panelindeydim. Kelli felli akademisyenler vardı. Hepsi de okumuş çocuklar (Anca laflardan birisi daha). Almanya’dan konuklar da var. Onlar daha efendi tabi. Adam işiyle ilgili konuşuyor sürekli. Fakat bizimkileri “konu dışı” konuşturmaya başladın mı böyle bir “akil adam” kesiliyor hepsi. Böyle olunca da, ortalıkta “anca laf” cümleler dolaşıyor. Bugün beni daha da bir gıcık edeni buydu. Aldı birisi mikrofonu eline. Dedi ki, “Ben öğrencilerime kültür romanları, tarih romanları tavsiye ediyorum. Bundan da sınav yapıyorum.” Ben de içimden iyi ediyormuş gibi bir de anlatıyorsun dedim. Kültür romanı ibaresine takılmadım bile. “Hukukçu dediğin sanattan da anlamalı, edebiyattan da anlamalı.” dedi. Gene ses çıkarmadım. Hemen önümde oturuyordu.
Burada beni irrite (irrite kelimesi de ayrıca gıcık da neyse idare edin) eden durum şu: Bu adamlar hayatları boyunca asosyal birer akademisyen olmuşlar. Kendilerini sanattan, edebiyattan anlıyor sanıyorlar. Oysa ki, hukuktan dahi anladıkları konusunda şüphelerim var. Çünkü hakikaten hukuk felsefesine hâkim birisi, Albert Camus’nün Düşüş’ünü okuduğunda, hayata daha başka bakmalı (Ben mi çok ciddiye alıyorum bu romanları?). Ya da gençlerle ilgili daha farklı görüşleri olmalı. “İlk taşı günahsız olanınız atsın” fehvasınca, önce kendine bakmalı.
Zaten mikrofonu eline alan herkes, “Aman efendim Türkiye’de şunlar var, bunlar var. Böyle ülke olmaz olsun!” modunda takılıyor.
Gençler okuyor mu peki? Evet, okumuyor. Fakat bunun nedeni, Türkiye’de “okuma kültürü” denen şeyin bizzat bu işi yürütecek kişilerce de ele alınmamış olması ilginç değil mi? Tolstoy’dan alıntı yapan tek milletvekilimiz Ufuk Uras oldu yakın zamana kadar. En akademisyen dediğimiz insanlar bile, kaba saba cümlelerle konuşuyorlar. Tartışma programlarında, kimse “okumuş adam” modunda değil. Televizyonda “okumuş adam” yok kadar az. Ya da herkes kendine okuyor…
Gençler tabi okumaz! (Burada çok kızdım)
bugün 0, toplam 11 defa okundu...













şimdi efendim ben de başlarsam evet çok doğru bu ülke de şu yanlış bu yanlış diye bahsi geçen akademisyenler gibi birer klişe insanı olurum sanırım :)) ha doğruya doğru. ama şikayet etmek yerine bi çözüm bulmak lazım. bir kere insanlar en fazla okulda kültür edinmeli. yani eğitilirken her türlü ses getirmiş yazar,roman,sinema, fotoğraf vs vs hakkında bilgi sahibi olmalı. ama görünen o ki maalesef ders kitapları bomboş :(
bir de “gençler fazla okumasın efenim, sadece ne okuduğunu bilsin yeter, yoksa biri marksist, biri komunist, biri ateist olup çıkıyor” anlayışı da var. Yani gençler de şaşmış durumda:))
biz kelimelerle zehirlenen adamız azizim hayri. :)
hem o camus kendisiyle tutarlı olsun bir kerre. onların söyledikleri de anca laf işte.
hypertextin buzdolaplarına sıçradığı bu güzel yıllarda (belki sıçramamıştır, ama vestel şüphesiz onu da yapacaktır) yazılı, basılı edebiyatın günümüz dünyasında gitgide demodeleşmesi de bu duruma katkı sağlıyor olabilir. ne kitabı lan o ne? bununla birlikte, adeta kanayan yaramız olan bu sorun her yerde (oturduğum yerden kaşıya kaşıya da derim bunu, öyleyimdir): okumayan gençlerde, okuyan gençlerde, okumuş yaşlılarda (özellikle ermenilerden özür falan dileyenlerde), okumuş adam diye geçinen arkadaşlarda, “günümüz enformasyon çağı, küreselleşme :)” diye gezinen popüler optimist tayfanın kitapların bedavaya dijitalleştirilmesi konusu açıldığında “e ama telif hakları…” diye kabuğuna çekilmesinde, yazarları ve edebiyatı ikonlaştırıp marjinalleştiren seçkin kitapçılar ve belli bir ödül verme kurumunda, kitap yerine ekşi sözlük okuyanlarda, bilgisayar ekranından kitap okumayı başarmaktan aciz ekiplerde, neden okuyayım diyenlere atatürk öyle dedi diyenlerde, tüm erkeklerin kitap yerine kız peşinde koşmasında, kızların da etraflarında olan bitenleri değerlendrirken kitaplara ihtiyaç duymamasında…
güzel bir yazıydı.
bunu söyleyen 40 yaş üstü insanlara acaip gıcık olduğumu söylemeliyim önce.onların çok okuyarak bugüne getirdiğikleri türkiye manzarası buysa okumamış hallerini merak ediyorum.putlaştırılmış dünya klasiklerini okumamış olmak bilgisizlik sembolü olarak görülüyorsa bu adamlar tarafından internetin köşesinden geçmemiş olmak da en hafif tabiriyle primatlıktır 21.yüzyıl itibariyle..