Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Aristo ve gündem

21 Kas 09 (3:45) | ayasophia yazdı | Gündem | 4 yorum

Aristotle_4Aristo’dan bahsedeyim de biraz gündem okuması yapalım istiyorum. Malum, Antik Yunan’da ülke kavramı yoktu, yerine şehirler (polis) vardı. Her şehrin de bir “düzeni” olmalıydı. Aristo’nun “demokrasi” anlayışı, her kafadan bir ses çıkması, yani “kaos” idi. O dönemlerde görülen en yaygın yönetim biçimi bugün “dikta rejimi” (tyranny) dediğimiz şeydi. Tek kişinin hakimiyeti söz konusuydu. Bilimin ve sanatın geliştiği bazı şehirlerde ise, “oligarşi” hâkimdi. Güç, bir grup insan arasında paylaşılırdı. Aristo, şehrin “meclis” denilen yerine halkın katılımını önemser, hatta katılmayanlara para cezası verilmesini öngörürdü. Buna, “Atina demokrasisi” derlerdi. Bu düzende, kadınlar ve köleler hâlen “görünür” kitle değilse de, neticede ortak karar alma mekanizması gelişmişti.

Aristo, şehri yönetecek olanın seçiminden önce şu tespiti yapar. Üç tip insan vardır: filozof, bekçi ve tüccar. Bu üçlüden, filozofun önde olmasını düşler Aristo. Lâkin hesap etmediği şey, filozofun idaresinde karar kılabilecek olanın bekçi ve tüccar olduğudur. Tarih de bize öğretmiştir ki, gücün birimi o devirde ne ise, yöneten de o kesimdendir. Yani eğer, savaş devrindeysek ve ülke (ya da şehir) tehdit altındaysa, yönetici her türlü “bekçi” olacaktır. Silahlı olan, diğerlerini alt etmesini bilecektir. Eğer devir, finans devriyse ve parası olan silahı da satın alabiliyorsa, yönetici “tüccar” olur. “Filozof” ise sırasını bekler hep; barış dönemi uzun süre gelmez çünkü. Geldiğinde ise çabucak bekçilerle tüccarların çıkarları birleşir ve savaş düzeni yeniden kurulur.

Bu bakımdan, demokrasi aslında “savaşsızlık hâli” için tesis edilmiş bir sistemdir. Lâkin hesap edilmeyen şey, ya da tarihin bize öğrettiği, demokratik olarak da savaşlar devam edebilmektedir. Mesela, 27 Mayıs 1960′ta hükümete karşı birleşen muhalefet ve “bekçi” etkin bir sindirme faaliyeti ile “demokratik bir darbe” gerçekleştirmiştir. Yahut paraya teslim olan bir düzende, kapitalizm gelecekse bir memlekete bunun “kontrol altında” (bunun anlamı, ‘zengini biz belirleriz’dir.) gelmesi için 12 Eylül 1980 darbesi gereklidir. Tüccar ile bekçi’nin iş birliği her daim “filozof”un aksine gelişmez. Bazı zamanlar vardır ki, felsefe de çarka dahil olur ve koskoca bir medeniyet “güç” elde etmek adına serpilir. Batı’nın “modernite” dediği şey budur. Buna karşı çıkan, arka plandaki “emperyalizm”i gören ve topyekün bir “muhalefet” cephesini kuranlar, 1960′ların şanlı “post-yapısalcı” filozofları’dır.

Dünyada “Bilge Kral” ünvanı alan Alija İzzetbegoviç dışında, pek fazla “filozof” kral yoktur ki; aslında İzzetbegoviç de asker kökenlidir. II. Dünya Savaşı sırasında askerlik mesleğini icra etmiş, ardından hukuk okuyarak siyasete atılmıştır. Evet, Aristo’nun “filozof” dediği sınıf modernite ile birlikte “hukuk” alanına girmiştir. Salt felsefe akademiye tıkılmışken, hukuk adamları kendilerini “filozof” gibi görmeye başlamıştır. Lâkin hesap edilmeyen, hukukun da bürokrasiye mahkûm olduğu ve ekonomik çarklara çok çabuk angaje olabildiğidir. Ayrıca hatırlatmakta fayda var, “savaşın hukuku” diye bir şey yoktur.

Bahsi geçen üç zümrenin Aristo’dan sonra hayli karıştığı, birbirinden etkilendiği ve belki de başka zümre(cik)leri doğurduğunu bildirmekte fayda var. Gene de, temel hatlarıyla doğruluğu geçerli olan bu tespitin, bugünün şartlarında, “güç birimi” denilen şeyle ilgisini şöyle dillendirmek mümkün: Eğer “bekçi” iktidar olmak istiyorsa, düzende “korku” hâkim olmalı ve iç/dış tehdit konusunda halk ikna edilmeli. Eğer “tüccar” iktidar olmak istiyorsa, insanlar parayla satın alınan şeylere müptela olmalı, maddi kaynaklara dair adeta tapınılası bir bağımlılık oluşmalı. Peki eğer “filozof” iktidar olmak istiyorsa? O zaman ya Lenin gibi “bekçi” ile anlaşma yapılmalı; yahut Obama gibi “tüccar” memleketinden olmalı.

Gündemi okumak size kalmış. Lâkin tarihin bize öğrettiği, demokrasinin geçer akçe olduğunu sandığımız bu dönemde, yapının (structure) değişmesi için kamusal vicdana sığınmaktan başka bir şey elden gelmiyor. Belki de vicdanlara seslenmek lazım…

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 27 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • aristonun demokrasi anlayışı
  • aristo ve demokrasi
  • aristotales demokrasi anlayışı
  • aristonun demokrasi fikri
  • aristoteles demokrasi düşünceleri

sakinkafa der ki: \"Benzer yazı yoktur, Beğenilen yazı vardır\"

  • Dandik tezahüratlar (184)
    Nereden çıktı bu tezahüratlar ...
  • Nefes Filmi (89)
    İlk defa kuzenim H. ...
  • hola dünya (78)
    Açılışı Gülben Ergen'in şarkı ...
  • Nasa (75)
    NASA Ulusal Havacılık ve Uzay ...
  • İletişim ve Reklam (68)
    Reklam vermek için e-mail: yoy...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Aristo ve gündem” için 4 yorum. Var mı arttıran?

  1. persephone | 22 Kas 09 (3:27)

    Kurumsal olarak bakılırsa,Türkiye’de bu işler biraz şöyle; bekçi artık korkuluk görevi görür, ses, görüntü vardır ancak efekt yoktur ve sadece arada bir beğenmediği kendi bahçesinin horozlarına kışkış demeyi bilir, korkutmak adına bazen bir iki el ateş de eder, gözünü çıkarmaya gelen kargalara ise kolları açık bekler. Dışarıdan bakan da adam sanır.

    Tüccar, kaçak, çakma mal, rüşvet, hortumlama, hatta gdolu gıda pazarlama vs. gibi eylemlerle ekonomiye katkıda bulunur. Çalışana ise alet edevat muamelesi yapılır ve vergi milyarderi olma yoluna gidilir çünkü yatırım insana değil, mal’adır.

    Filozof yoktur, ancak kendini filozof sanan çoktur. Filozof koltuğundaki kişi halkın adamıysa göz boyar, değilse şeytan kovalar…

  2. ayasophia | 22 Kas 09 (3:48)

    pek bi karamsarsınız…
    halbuki, her “değer” illa ki kıymet bulur.

  3. persephone | 22 Kas 09 (4:17)

    “balık bilmezse halık bilir” mantığı yani:)

  4. us and them | 20 Oca 10 (22:08)

    “Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?”——cemil meriç

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • Sakin Kafayan (1)
    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Siyasetçiye bel altından vurma.. (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Böyle gelenek ne gerek? (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
  • google & sakinkafa

    • türk yemekleri
    • türk reptilian
    • rüyalari kontrol etmek
    • mavi balina
    • 90 lıların dinazor ailesi çizgi film izle
    • kaf dağı nerede
    • yemekte dinlenebilecek müzikler
  • sohbet muhabbet

    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
    • sananee: aslında çok gzl bi oyun ama oynansa ahh bide
    • taen: Sanatı sadece bir şeyler aramaya yönlendirmesi ile sınırlandırmak ne kadar doğru?
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.