Son bir kaç senede, hayatımda annemden, babamdan, öğretmenimden yemediğim azarı, fırçayı Kemalist arkadaşlardan yedim sağolsunlar. Facebook’ta bol (!)’li video paylaşımlar, vatandan kovmalar, gerici, yobaz, Amerikan uşağı, köpek… gibi hakaretlere uğramalar gani… İlla bana direkt bir şey söylenmesi gerekmiyor tabi. Bazen hakaretler ortaya atılıyor. Tanımadığım insanlardan da var, arkadaşım olanlar da… Sürekli bir video paylaşımı ve mesaj aktarma hali içerisinde Kemalistler. Kendilerini ifade etmeleri güzel tabi, ancak asabilikleri bir dönem ülkücülerini bile geride bırakır nitelikte.
“Vatanı sevmeyen köpeeeeeeeekk!!!!!!!!!!!!1111111…” bu coşkulu haykırışları biz halbuki orta okul, lise çağındaki ülkücü gençlerden duymaya alışkındık. Kemalistlerden haz etmesem de gözümdeki Kemalist imajı daha oturaklı bir imajdı. Kaşları çatık ve çok söz söylemeyen bir amca gibi.
Kemalistleri hırçınlaştıran süreç “Cumhuriyet yürüyüşleriyle başladı bana kalırsa. O dönem pek çok kişi ne güzel insanlar sivil haklarını kullanıp görüşlerini ifade ediyor diyordu. Ancak sonu böyle bir asabiyet oldu işte. Sanırım ben kendimi tutamayacağım:
“Amerikn uşakları! Hepimiz Ermenyiz diye dolanan taayipin emriyle köpek gibi dolanan 1.000-2.000 kişi tayyipci medyanın abartmasıyla çokmış varmıs gibi gösterildi!!!!! Tayyipci medya cumhuriyet meydanında yürüyüşüüüüü neden görmez acabaaaaaaaaaa=?!?!?!???”
Oh yaptım rahatladım, hepimiz arada bu terapiyi yapmalıyız. Stres atıyor insan!!!!!111 Tayyipçinin stresini atıooooo!! köpek yandaşşşşşş medyaaş!!
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













ne demek istiyosun sen simdi acik konussss!!!!111
Bir kelimenin sonuna -izm eklenmişse artık tüketim aracı olmuştur, içi boşaltılmıştır, ancak önüne gelen kullanır. Nasıl ki maça sırf adrenalin için gidenler mevcut, hala bu tarz provakatif tutumlar gösterenlerin derdi de sadece adrenalin kaygısı, bir derinliği yok, ne de bir samimiyet. Yoksa iki çift laf ettiğinizde, aynı basmakalıp cümleleri duyacağınızdan emin olun, kimsenin oturup da ciddi ciddi kafa yorduğu da yok, çünkü hakkaten gına geldi artık bu meseleleri uluorta tartışmaktan…
bu kitlenin mobilizasyonunu salt adenalin arayışı içinde olmakla açıklamamak lazım.valla billa korkuyolar.kendilerini kötü sona doğru giden trenin içinde görüyorlar.canhıraş bağrışmaları,şuursuzlukları bu yüzden.. derste başörtülüler hakkında “tabikine herkes okusun üniversitede ama bana karşmasın bana karışmicaanı nerden biliim nerden biliim” diye sayıklayan kızı gördükten sonra içim parçalandı yeminlen. bu korkuları hiç yoktan inşa eden medyayı anlından öpüyorum..(aya hariç,o yapmaz öyle şey) aristo da iyi ki öldü, kurtuldu,bu günleri görmedi.yoksa kahrından ölürdü medyaya ne diyeceğini bilemeyip…görünüşte tüccarın kapısında köpek ama sahibi mi köpeği gezdiriyor köpek mi sahibini bilemiyorum artık..
mobilizasyon mu? bağrışmakla hangi kitle değişti ki şimdiye değin, değişse istanbul üniv.nin çocukları değişirdi, oysa hala yemekhanede birileri elinde gazetelerle masalara çıkıp biz komünistler diye nutuk atmakta, yaşını başını almış adamlar nasıl hala okuldalarsa sınıflara girip Atatürkçü gençlik ayağa kalkın şurada eyleme gidiyoruz kuzum diyerek bağrışmakta ya da bahçede birileri tekbir diye yeri göğü inletmekte..
şu kesin ki hala herkes neyse o, artık bir çeşit çok bilinmeyenli denklem oldu millet, hangisinden yola çıksanız sonuç yine bilinmeyenli ve bir diğerine bağlı yani diyorum ki bu bağrışmalar şimdiye kadar hiçbir işe yaramadı, yaramayacak da.
Bana onların korkusu biraz şımarık bir korku gibi geliyor. Hatta korkunun baskıyı meşrulaştırdığının bilincine varıp daha da korkuyormuş gibi yapıyor olabilirler. Aman bana vurmasın diye adamın tekini sürekli yumruklamaya benziyor. Baskıya maruz kalırım diye baskı yapmak.
kesinlikle şımarık bir korku bu..yani doğruları bugüne değin hiç sorgulanmamış,hiç bir meydan okumayla karşılaşmamışlara, söylediklerinin otomatik olarak “kuşatıcı doğrular” vazettiğini vehmedenlere özgü bir korku. bu zevatın herhangi bir tepkisi için “bilinçli” diyemiyorum ben oysa sizin aksinize. baskıya maruz kalırım diye baskı yapmak çok güzel bir tanım,tam da ifade etmeye çalıştığım şey.. demem o ki manüple edilen bu insanlara kızamıyorum da çok fazla..zira korkunun hakim olduğu yerde şuurdan idrakten ahlaktan bahsetmek çok zor malesef.
istanbul üniversitesinin haşarı gençleriyle kurulan paralelliği ise malesef anlamadım…
Bu tepkiler aşırı ama bu paranoya şımarıkça değil. Ekrana çıkıp ” Türkiye Cumhuriyeti kurucusunu suç olamayacaksa sevmiyorum, ama İran İslam Cumhuriyetinin kurucusuna sempati besliyorum” diyen sözde eğitimli, ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan gerizekalıların, neyi ne amaçla söylediklerini bilmeden orda burda söyleyip Milli Mücadeleyi yönetenlere arsızca giydirenlerin, insanların yüreğine ya rejim değişirse başımıza kimbilir neler gelir bunlar yüzünden dedirtenlerin eseridir. Herkes her konuyu derinlemesine öğrenebilecek şartlara sahip değil aynı zamanda herkes düşüncelerini açıklarken adil de değil. İkisi bir arada olunca böyle oluyor maalesef…
insanların kimi sevip kimi sevmedikleriyle ilgili beyanları yüzünden kendini tedhdit altında hissetmeye varabilen paronaya şımarıkçadır,malesef. meselenin düğümlendiği yer şu ki birileri “burada korkulacak,korkun” dediğinde korkup aynı birileri “burası önemsiz” dediğinde umarsamayabilecek kadar o birilerinin güdümünde olan insanlardır bu insanlar..oysa ki özgürleşebilmek için zihinleri inşa edenin kim olduğunu farkedebilmek gerekir önce..
Paranoya istemsizde oluşabilir, herhangi bir etken bu paranoyayı tetikleyebilir. Herkes fikrini söylemekte özgür diyorsak, insanların mental düzeylerine konuları algılayıp göre etkiye farklı farklı tepki vereceklerini de gözardı etmeyelim. Ondan bu tepkilere şımarıkça diyemeyiz konusunda ısrarlıyım. Herkes şanslı doğmuyor maalesef, peki niye? bilmem niye ?