Askerlik derin bir konu. Ya da çok sığ. Yani ortada olmayan uçlarda gezinen bir mesele. Tabii burada bahsettiğimiz –biz kimsek artık- ‘zorunlu askerlik’.
Şimdi o gür sesleri duyar gibiyim;
“Sen ne anlarsın askerlikten kadın başına”
“Bir de yazı yazmaya çalışıyor, bak, bak…”
Daha ağır cümleler de kurabilirsiniz, dilin kemiği yok –sanki kemiği olan her şey çok masummuş gibi. neyse böylece yeni yazar arkadaşımızı da cümle içinde kullanmış olduk, rahatladık-
Lafın özü ben askerlikten anlamam. Sevgili ağabeyimden aldığım “Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatı” kağıdındaki 64 maddenin birkaçını aynen kağıtta yazıldığı gibi sizlerle paylaşmak istedim.
Madde 15: MORALİ BOZUK SİTRESLİ ARKADAŞLARIMI EN YAKIN AMİRİME BİLDİRECEĞİM.
Madde 18: ISLAK ELLE PRİZ VE ELEKTRİK DÜĞMELERİNE DOKUNMAYACAĞIM.
Madde 37: HAMAMDA ARKADAŞLARIMLA ŞAKA YAPMAYACAĞIM.
Madde 38: KALORİFER KAZAN DAİRESİNE İNİP VANALARLA OYNAMAYACAĞIM.
Madde 43: PARASIZSAM AMİRİME BİLDİRECEĞİM.
Madde 44: ARAÇLARIN YAKININDA VE ALTINDA YATMAYACAĞIM.
Madde 58: HAMAMDA DAİMA KAYABİLECEĞİMİ DÜŞÜNEREK İTİNALI YÜRÜYECEĞİM.
Madde 60: ELEKTRİK DİREKLERİNE TIRMANMAYACAĞIM.
Bu maddeleri imzalattıktan sonra tüm sorumluluğu üzerlerinden atarak rahatlıyorlar. Çünkü demek ki birisi zamanında elektrik direklerine tırmanmış, hamamda arkadaşına şaka yapmış. Çetrefilli bir olaya meydan vermeden imzalatarak kurtuldular.
Peki bunu imzalayan kişi olur da bunlara uymazsa sonucu ne oluyor?
Hele hele sona sakladığım 32. maddeyi ihlal ederse?
Madde 32: TERLİ TERLİ SU İÇMEYECEĞİM.
bugün 0, toplam 26 defa okundu...













askere ben de henüz gitmiş değilim, fakat bildiğim şey şu: türkiye’nin en hetorojen bölgesi. yani her yerden, her devirden (türkiye’nin doğusu ile batısı aynı devri yaşamıyor esprisine binaen), her yöreden ve tattan insan var. bu nedenle de kurallar feci dinamik olmak zorunda. fakat kurum bir şekilde bunu stabilize etmeyi becermiş. militarizm denilen şey bu olsa gerek.
ayasophia, dilin sürçmüş olsa gerek. zira askerlik memleketin pek çok farklı çeşitlerinden kopup gelenlerin oluşturduğu en “homojen” bulunduğu alan gibi görünüyor.
doğusu ve batısı, direğe tırmananı ve hamamda koşanı, soğuk su içip sitres içinde volta atanı olmak üzere her bir cins bir arada ve aynı anda aynı görevi -askerlik- görevini icra etmekte.
işte görüp görebileceğiniz bu en harika, göz alıcı, hamarat makina; öncelikle bu yan yana gelmez, gelse de lezzetli olmaz dediğiniz maydanoz ve ayvaları tek bir hazneye doldurur. sonra eser miktarda çalkalar, çamurun içinde terbiye eder, güneşin altında biraz kurutu ve neticede arzu ettiği şablona uygun şapşahane meyveleri “çıktı” olarak sunar.
şöyle bir düşünün kuzum; böylesini hayal bile edemezdiniz di mi? tesla dahi ancak doğru akımdan alternatifi çıkarmayı becerebilmişti.
hayır niye bu kadar geveliyorsun derseniz, halkı askerlikten soğutmak suçuyla itham edilmek istemiyorum.
neyse, hülasa; iş bu yukarda bir parçasına nail olduğunuz emniyet tertibatnamesi de mevzu bahis makinanın şekil verme bandındaki hafif soğutmalı büzgü techizatıdır. böylelikle meyvelerin doğru lezzette imal edilmesi amaçlanır.
görüldüğü üzere makinayı tasarlayanların sitresli meyveye bile tahammülü yoktur. peki niçün? çünkü sitresli meyve çürüme yapabilir ve üzüm üzüme baka baka kararabilir. sonrasında çürük meyvelerden ne tart olur ne de hoşaf!
sırf bu yüzden sitrese meyyal meyvelerin bir kaç defa çiçek açtırıldığını bilirim. hele bir düşünün, çiçek aç ve sol, aç ve sol, aç ve sol. ne zor iş!
çok uzattık, böyleyken böyle işte.
–
hoşbulduk efem! :)
özellikle heterojen dedim :) zira öyle deyince, bu kitlenin “homojenleştirilmesi” meselesini daha net ortaya koyabilirim gibi geldi…
:) terli terli su içmeyeceğim.bu madde çok hoşuma gitti. gerçi hepsinin bi sebebi var adamlar bu maddeleri yazıyorsa onlara bunu yazdıracak insanlar olmasından sebep :) askerlik adam olma, hayatı öğrenme yeri diye boşuna dememişler .