Yeğen koşarak içeri girdi; gözümün içine baka baka masanın üstündeki saati yavaş yavaş ittirerek yere düşürdü. Tabi saat kırıldı. Lüzumsuz bir davranışı uyarmak, bir daha yapmamasını sağlamak için kızmam gerekiyordu. Kızdım… Yanlışlıkla yapmış olsaydı kızmazdım. Ama bilerek ve isteyerek, hem de gözümün içine bakarak yapıyor olması, benim onun üzerinde amcası olarak hiçbir yaptırımım olmaması anlamına geliyordu. Beni şaşırtan durum, yeğenimin saati bilerek yere düşürmesi karşısında hiçbir ceza beklemiyor oluşuydu. Gayet pişkin bir şekilde sırıtmasıydı. Kızdım. Kızdığım anda abimden gelen uyarı, çocuğun neden bu denli pişkin davrandığını açıklıyordu: “Bırak kırsın, erkek gibi yetişsin.”
Yeğenimin babası kardeşim olmasaydı burada sağlam bir giydiriş yapardım ama yine de duramayacağım. Birader, napıyon sen? Çocuğunun ve kendinin geleceğini ne büyük bir tehlikeye attığının farkında olmadan, “görmemişin oğlu olmuş, tutmuş pipisini koparmış” şablonuna cuk oturan bir baba haline geliyorsun.
Bu olay yaklaşık üç dört ay önce yaşanmıştı. Şimdi bu olayı yeniden hatırlamama sebep olan vaka, son zamanlarda gündemi meşgul eden bir cinayet oldu. Daha yirmi yaşına gelmemiş bir genç, 17 yaşındaki liseli sevgilisinin kafasını testereyle kesmiş, vücudunu gitar çantasına, başını da bir kutuya koyarak çöpe atmış; sonra da kayıplara karışmış. Olayın vehameti bir kenara; benim değineceğim detay biraz da bu ‘erkek’ çocuğunun yetiştirilme tarzıyla ilgili. Olay günü meğerse genç, liseli sevgilisini eve getirmiş ve ilişkiye girmek istemiş. Kız reddedince de öldürmüş. Olaydaki ince detay ise, gencin eve sevgilisiyle birlikte gelmeden önce anne ve babasını arayarak “evi boşaltın, kız getireceğim” demiş olması… Anne ve babanın savcılığa verdiği resmi ifade bu. Resmi ifadeye girmeyen kısmı ise muhtemelen gencin babasını arayarak “baba geçen aldığın muzlu paketten kaldı mı geriye” demesidir. Baba da muhtemelen “oğlum o bitti ama annenin ertesi gün haplarından var, işinizi görür” demiştir. Telefonu kapatınca da “aslan oğlum benim” demiştir.
Peki noldu sayın gururlu baba? Aslan gibi oğlun, ne yaparsa doğrudur dediğin oğlun, “erkektir tabi, eve kız da getirecek” dediğin oğlun ne yaptı? İki eliyle uzvunu doğrultamadan, senin verdiğin eğitimle kimsenin kendisini reddedemeyeceğini zanneden oğlun, kız tarafından reddedilince nevri döndü; gitti kesti. Sonra sana haber verdi. Sen eve gittin; aslan oğlunun yediği haltı temizlemeye çalıştın. Kanları her tarafa bulaştırdın. Sonra da eşin sildi bu kanları. Oğlunuzun suçunu örtbas etmek için… Şimdi neredesiniz? Hepiniz birlikte kodesi boyladınız…
Ne acıklı, ne anlamlı, ne kadar öğüt verici bir hikaye…
Benim de biraderimi uygun bir dille uyarmam gerekiyor yeğenime şimdiden vermeye başladığı eğitim nedeniyle…
bugün 0, toplam 2 defa okundu...













haber-yorum hususunda acayip başarılı bir yazı olmuş.
işin traji-komik tarafı, ailenin bu olayı “soğukkanlılıkla” örtbas etme çabası. böyle yapılanmış bir vicdanın toplumsal yaşamı riske ettiğini görmemek, safdillik olur.
fakat işin içinde, daha fazlası da var. sadece aile değil çocuğu bu hale getiren…
“oğlum amcalara göster bakıyım”
“kızım düzgün dur, o ne biçim oturuş öyle”
aradaki farklar boy boy,
aman da yandım oy oy.