280776

“Bir miktar delilik, en kutsal zekadir…..ayirt edebilen göze”

(Emily Dickinson)

Aysel Gürel… 17. Subat 2008′de kaybettigimiz kadin…

I.Ü. Edebiyat Fakültesi, sanat tarihi mezunu, Türkolog, Edebiyat ögretmeni, tiyatro oyuncusu, sair ve sarki sözü yazariydi. Ünzile, Firuze, Sen aglama gibi, daha nice güzel sarkilarin sözlerinin de yazariydi.

Cok uzun yillar evvel TV’de kendisini ilk gördügümde “e yok artik, ucmus bu!” demistim…Ama zamanla bana, insanlara yüzeysel bakmamayi, bize cok farkli ve ters gelen özelliklere sahip olan insanlarin da, aslinda nekadar derin, degerli ve sevilmeyi hakeden insanlar olabilecegini… yargilamamayi ögretti.

Bizim toplumumuza hep fazla geldigini düsünmüsümdür… Kendisiyle dalga gecenlerle dalga gecen, hatta kendisiyle de dalga gecebilen, icinden geldigi gibi konusan ve yasayan, cesur, siradisi ve hep kendisi olabilmeyi basaran “deli” kadin…

Vakti zamaninda kendisine sorulan ’sizden bir yemek tarifi alabilir miyiz?’ sorusuna, ‘tabii, mükemmel bi tarifim var.. önce 2 domatesi kesersin, bi tabaga alip üzerine tuz, zeytinyagi ve kekik eklersin. Sonra alirsin beyaz ezine peynirini güzelce dilimlersin. Önceden demlemeye basladigin cayi ince belliye koyarsin. Yanina da alirsin bi sicak simidi, hepsini yersin afiyetle..’ diye yanit veren, ‘iste budur’ dedirten alem kadin…

Kendisini telefonla arayan gazetecilere “su an yataktayim, sevisiyorum…beni iki saat sonra arayin” gibi sözleriyle beni güldüren; siirleriyle, sarki sözleriyle duygulandiran, aglatan kadin…

Yillar evvel bir siir kitabini almistim. Sonra bir arkadasim o kitabi okumak icin benden aldi ve geri veremedi…kaybettigini söyledi, birdaha da yenisini alamadim gittim. O kitapta aklimda kalan hep bir siirin su sözleri olmustur:

“Bir gün genc kiz olup dünyaya yeniden gelecegim…
Tanirsin sen beni nasil olsa,
bana baska isim bile konsa,
ölmeyen sevda eger buysa,
dünyaya yeniden gelecegim…”

Can Yücel’in “Bosver be yasi basi…kim tutar seni kim..kendi yüreginden baska kim? ” dedigi siirindeki gibi, “Yasadim ulan dibine kadar!” diyebilen cilgin kadin…

Hayata gözlerini yummadan evvel Müjdat Gezen’e “Son bir siirim var…bunu okur musun” dedigi son siiri:

Çınar

Bir çınar gibi göğe dururum
Ne yıkılırım ne sökülürüm
Ne hasret yıkar ne ayaz yakar
Baş eğmem, bir tek yöne dururum
Rüzgarım çalar, dallarım söyler
Gönlümü kırma sazdan olurum
Paye verip de paya pay katmam
Çoğu istemem azdan olurum
Ne yazım vardır ne kışım vardır
Yüreğim hardır yanar dururum
Dost bilene hep yerim vardır
Şu gönlüm handır köle olurum
Selam bahara selam hazana
Çiçek açın siz, sizden olurum
Ben kök salmışım kara toprağa
Sus deme sakın sözden olurum

Müzik , Sanat ve Edebiyat dünyasindan bir Aysel Gürel gecti… iyi ki…

Huzur icinde yatsin.



İlginizi çekebilecek başka yazılar

İlgili yazı yokmuş


“Aysel Gürel’i anmak… ya da delilige övgü” için 3 yorum. Var mı arttıran?

  1. herangibiri | 21 Şub 10 (11:31)

    “Hakkımda ne derlerse desinler, (zira deliliğin en deli olanlar tarafından bile her gün nasıl ayaklar altına alındığını bilmez değilm) tanrısal tesirlerimle tanrılar ve insanlar üzerine sevinç saçan gene ben, yalnız benim…”
    Erasmus böyle başlıyor deliliğe övgü’ye; birinci bölümün sonundaysa
    “beni gördünüz, endişeleriniz de hemen uçup gitti”…
    aysel gürel’in yüzü böyleydi, endişesiz..

  2. ayasophia | 21 Şub 10 (23:30)

    bu aysel gürel yazısı eskiden verilmiş bir sözdü; nihayet gördük mutlu olduk :)

    delilik biraz da sorumluluktan kaçmak gibi algılanır. oysa ki, çok deli tanıdım sorumluluğun en hasına talip olmuşlardı. aysel gürel onlardan mıydı bilemem, insanları o beyaz cam’da göründükleri yerden değerlendirmiyorum pek.

    lakin, öylesi deliler… baharda saklanırlar; kışın ortalara çıkarlar.

  3. persephone | 23 Şub 10 (2:49)

    sanırım hep kırmızı gözlükleriyle ve rengarenk duruşuyla hatırlayacağım kendisini:)

Yorum yazmaca