yazan: Roneten
Datça harika bir yer. Küçük bir sahil kasabası. Geçen senelerde fazla bir nüfusa sahip değildi ama marmaris-datça arasındaki bozuk yolun yenilenmesi üzerine kalabalıklaşmaya başladı ufaktan. Bu pek sevindirici bir gelişme değil orada yaşayanlar ve datça’ya tatile gitmeyi alışkanlık haline getirmiş biz gibi aileler için. Çünkü datça’ya datça yapan nezihliğin ta kendisi. İnsanlar sakin yaşamaya alışmışlar orda, tatil için gidenler de kafa dinlemeye giderler oraya. Diğer tatil yerleri gibi yüzlerce disko bar yoktur orada, bir elin parmağını geçmez eğlence mekanı sayısı.
Taşkoparan rüzgarları meşhurdur datça’nın. Yarım ada olmasından kaynaklandığını söyler günümüz insanları. Ama efsanesi vardır taşkoparan rüzgarının, bilmezler. başka bir zamanda ayrıca anlatırım bu efsaneyi.
Bir de denizi meşhurdur datça’nın. 9-10 metre derinlikte olsa bile denizin dibi görünür datça’da. Ama çelik gibidir suyu, yürek ister biraz o suya girmek. Yavaş yavaş sokulmanız mümkün değildir zaten. ”cup” diye atlamanız gerek, yoksa kendinize işkence etmiş gibi olursunuz. Kafanızın da suya girmesiyle beraber dişleri birbiriyle savaşmaya başlar, ama çok uzun sürmez bu, uyuşur vücut kısa süre içinde. İşte ondan sonra rahatladığınızı hissedersiniz. Bulutların üstünde dolaşmak gibidir datça’da yüzmek.
Küçük çarşısında meşhr bir midye dolmacı vardır. Midyeleri büyüktür ve ucuza da satar. Aç gözlü değildir oranın insanı, bulduğuyla yetinmeyi bilir, eyvallah çekmeyi bilir hayata.
datça’dan söz edip de koylarından söz etmemek ayıp olur. Haitbükü, palamutbükü, kargı koyu, ince kum, perili köşk en meşhur koy ve plajlarıdır datça’nın.
Haitbükü’nün özelliği, denizle ormanın iç içe olmasıdır. Ağaçların arasında pikniğinizi yaptıktan sonra denize girme fırsatı verir insana.
Palamutbükü koyu içerisinde iki minik ada vardır. Aslında kayalık çıkıntılar desek çok daha doğru olur. Bu kayalıkların diplerinde müren balıkları yaşar, mürenler denizlerin efeleridir. Çok sivri dişleri vardır, haddinden fazla sivri, dokunmak istemezsiniz. Zıpkın avcılığı yapanlar için güzeldir burası.
Kargı koyu şehir merkezine yakındır. En kalabalık koyudur datça’nın. Yalnız ufak bir eşekarısı problemi mevcut. Böceklerden korkuyorsanız, tercih etmemeniz gerekir bu tarafı.
İnce kum ve Perili Köşk’ün özelliği ise göz alabildiğine kumsal olması. Ayrıca sığdır denizi. Açılırsınız -yahut öyle sanarsınız- fakat su belinizi geçmez her halikularda. Küçük çocuklu aileler için uygun bu haliyle.
Güzeldir datça, insanı güzeldir.
”Eğer Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa, Datça yarımadasına bırakır.” Strabon
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













Datça’da şöyle bol ağaçlı bir koyda yüzmek geldi içimden…
hoşgeldiniz siteye ve tanıtım için teşekkürler, bir de başlık “badem” ya Datça’nın bademi mi meşhur bilemedim.
Teşekkürler hoşbulduk ve evet, taze bademi güzel olur Datça’nın. :)
İnsanı güzeldir de, oranın yerlisine ayrı yerli yabancı turiste ayrı fiyat veren esnafıda ayrı güzeldir. Ama yine de nefis bir yerdir ve çocukluğumun en güzel tatilleri orda geçmiştir. Mevsimi ise ağaçlardan yerlere düşen keçiboynuzlarını da toplayıp yemek, Tekne turu yapıp Domuzçukuru’nda yüzmek, Palamutbükü’nde mangal yapıp o tropik adalarınki gibi olan masmavi denizine dalmak, Değirmende o kapkara gölete atlamak, sonra buz gibi suyunun altında durmak ve İstanbul’a dönerken kekik balı almak olmazsa olmazıdır.