İşe/okula gidip gelirken ipod şarkı listesi
Sabahları gıy gıy şarkılarla güne başlanır. Uyanık ve ayakta gibi gözüksen de aslında ruhun halen uyuyordur ve sen kendini güne hazırlarken geçiş aşamasındayken bu şarkılar sana yardımcı olur. Evden çıkarken türküler, klasik müzikler, damar şarkılar gibi geneline “slow” müzik dediğimiz ninni kıvamında ve sözlerinin çok önemli olmadığı ve hatta bazen İsmail Y.K.’nın bile araya sıvışmasının söz konusu olacağı ve fark edilmeyeceği yavaş şarkılar dinlenir. Tabi ipod şarkı listesinde kimin İsmail Y.K. şarkısı var onu da bilemem ama geçen gün bindiğim dolmuşta tam 6 kere art arda “bomba bomba, 90-60-90…..” diye bir şeyler dinledim ve 7. kere başa sardığında şarkı kendimden ...
Uykusuz ve Gevşeklik
İnsana sormazlar mı haftalardır yazmıyorsun, kalkmışsın Uykusuz'daki gevşeklikten bahsediyorsun diye? Ama bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi Uykusuz Türkiye'nin (sanırım) en fazla satan ve okunan mizah dergisi. Penguen'deki yazar çizer bolluğu ve belki bilmediğimiz başka sebepler Uykusuz dergisinin doğmasına zemin hazırlamıştı. Benim en beğendiğim çizer ve yazarların kurduğu Uykusuz benim de yeni mizah dergim olmuştu böylece. Umut Sarıkaya başta olmak üzere Uğur Gürsoy, Ersin Karabulut ve diğer yetenek abideleri adeta müptela ettiler beni dergiye. Aklıma geliş sırasıyla küçük bir analizini yapmak istiyorum çizerlerin. Analizime dergide bu aralar kol gezen gevşekliğe de değineceğim. Umut Sarıkaya Favori çizerimdir Umut Sarıkaya, iddiasızlığın ve tevazunun, yeteneğin hesapsızca kullanılmasıyla nasıl bir ...
Erkeklerin Derinlikli Sex and the City’si; Losers Club
"Caddeye çıktı. Ağır ağır. İçinde kabaran kederi bastırmak için bir yıldırım zaferi kazanan şüphenin gururuna sarılmak istedi, nafile. Simeranya kızlarını düşündü, faydasız. Kadınlar orada güzel, ince, saf, leylidir. Nafile, nafile.” (Prolog, Yalnızız, Peyami Safa) 1951’de bir kaybeden olmak nasıl bir şeydi? Peyami Safa, Yalnızız’da Samim’in iç karartılarını, yalnızlık duygusunu, insanlardan / şehirden / dünyadan kopuşunu, bunlara paralel olarak kendi küçük dünyasında yarattığı Simeranya’yı o kadar derinlikli anlatırken “kaybeden, kaybedenler” kavramları hiç aklına gelmiş miydi acaba? Bir çeşit erkek muhabbeti içeriği taşırmış filme ismini veren radyo programı. İki kafadar, “birbirinin muhabbetini seven” iki kafadar sanki kamuya açık bir yayında değil, kendi günlük yaşamlarında ...
İnsan ölür…
Steve Jobs yazısı değil bu. Tanımam zira kendisini. Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla işte. Ürünlerini kullanınca, onunla bir ilişki kurduğumuz hayali, bence asılsız. Gerçi rivayet odur ki, kendisine giden mail'lerin önemli bir kısmını cevaplıyormuş merhum. Gene de ama, Steve Jobs'tan ziyade, insanın ölümlülüğü ile ilgili bir yazı olsun istiyor gönlüm. Bakalım becerebilecek miyim... Aslında her şey güzel başlar. Saygılıdır insanlar birbirine karşı, yeni ve yabancı bir ortamda. Herkes birbirine tebessüm eder. Nazik olunur: "Pardon şunu yapabilir misiniz?", "Afedersiniz vaktiniz varsa bir şey rica edebilir miyim?", "Çok özür dilerim, şunu uzatabilir misiniz?" Sonra? İnsanlar ikili ya da üçlü gruplar halinde ayrışır. Herkesin "en iyi ...
Balık adam Phelps
Olimpiyat oyunlarını geride bırakırken, benzerine zor rastlanacak bir başarıya imza attı ‘balık adam’ Michael Phelps. O dev fiziğine ve atletik yapısına bakınca 23 yaşında olduğuna inanmak gerçekten zor. Ancak genç yaşına rağmen öyle işler çıkardı ki otoritelere “Bu adam yüzmüyor, uçuyor.” yorumları yaptırdı.
Phelps, İlk olimpiyat deneyimini 2000 yılında yaşamıştı. Bu oyunlarda 200 metre kelebek kategorisinde ancak 5. olabilmişti. Ancak bunun sadece başlangıç olduğunu sonraki madalyaları ve kırdığı rekorlar ispat edecekti. Başarı serisine 2001 de Japonya’da düzenlenen Dünya Yüzme Şampiyonasında, yine aynı dalda hem 1. olarak hem de Dünya rekoru kırarak başlamıştı. Aslında kırdığı rekorları, sonrasında yine kendisi tarihe gömdüğü için çok da uzun vadeli rekorlar olmadı hiç. Olimpiyat başarılarına dönecek olursak; 2004 yılında Atina’da düzenlenen oyunlara 19 yaşında ‘genç semih’ tadında iken katılmış ama gayet olgun sayılabilecek başarılarla, 6 sı altın olmak üzere 8 madalya ile ülkesine dönmüştü. Bu başarılarla yetinmeyen ‘Balık adam’ 2008 Pekin Olimpiyatlarına tarihe geçmek için gelmişti. Olimpiyat bitiminde 8 dalda tüm altınları toplayarak ‘Altın adam’ lığa da terfi etmiş, bu madalyalarla birlikte Avustralyalı efsane yüzücü Ian Thorpe’ nin de rekorunu kırmıştır. Dahası, genç yaşı ve bundan sonra katılacağı olimpiyatlar hesap edildiğinde kırılması zor bir rekora doğru yüzmektedir.
Tabi bu rekorları kırıp madalyaları toplarken Phelps’ in fiziki üstünlüğü de konuşulur olmuştur. Özellikle 100 metre kelebekte saniyenin bilmem kaçta biri kadar farkla altına ulaşması ve yarışı önde götüren Sırp yüzücüden önce bitişi görmesi kollarının uzunluğuna verilmiş; olimpiyat boyunca, diyetinden,kollarını açınca oluşan omuz mesafesinden, vücudunun diğer yüzücülere oranla çok daha az laktik asit ürettiğine kadar ‘Bruce Lee 2 yıl daha yaşasa kurşun geçirme olacakmış’ kıvamında haberler yapılmıştır. Her şey bir yana, sportif anlamda çalışmasıyla, hazırlığıyla, konsantrasyonuyla başarılarını sonuna kadar hak eden bir yüzücüdür. Sonuçta 23 yaşında iken 32 dünya rekoru kıran, 40 ı altın olmak üzere 48 madalya kazanan bir sporcuyla her zaman karşılaşmıyoruz. Olimpiyatlarda ülke olarak aldığımız madalyalarla Phelps’ inkiler karşılaştırıldığında bu adamın kendi başına bir ülke olduğu görülüyor.
Değinmeden geçmeyelim; Phelps ile birlikte Jamaikalı sprinter Bolt bize gösterdi ki Adidas , o meşhur sloganla turnayı gözünden vurmuş…”İmpossible is nothing”
bugün 0, toplam 113 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar- yüzücü vücudu (79)
- yüzücü fiziği (27)
- yüzücülerin vücutları (16)
- yüzücü vücutları (5)













