Bugün fark ettim ki, İstanbul’da vakit geçirmeyi sevdiğim mekânlardan çok, aslında oraya varmak için yürüdüğüm yolları seviyormuşum. Misal Çemberlitaş’taki Kahve Dünyası’nın “fondü”sü kadar, oraya giderken Beyazıt’ta Sahaflar Çarşısı’na takılmayı, “iki çizgi canım, ben de öğrenicem yapmasını” deyip para vermeye kıyamadığım “derviş” çizimlerine bakmayı, Divanyolu’nun onca törene “şahit” kaldırımlarında yürüyüp, bir vakit Atik Ali Paşa, bir vakit Nuruosmaniye Camiine uğramayı seviyorum.
Ya da Çengelköy’deki o minicik cafede sıcak çikolata içmek kadar keyifli değil midir vapurla karşıya geçerken hangi mevsim olursa olsun dışarıda oturup fotoğraf çekmek, sahil boyu yürümek ve Kuleli’nin önünde balık tutanları izlerken üşümek?
İstanbul, birilerinin “aşk = f(karanlık)” ını da boşa çıkarıyor. Mevzu İstanbul olunca, “seven”in “sevilen”i daha çok bilmek istemesi, ve fakat tanıdıkça merakının ve dolayısı ile ilgisinin sevgisinin azalmasından bahseden bu paradoksal fonksiyon geçerliliğini yitiriyor. Her güzellik, içindeki İstanbul aşkını depreştiriyor insanın, “güzelliğine benzetme bulmak zor” oluyor.
Bütün bunları yazdıran, Anadolu Hisarı’nın yanındaki o daracık sokaktan geçerek gittiğimiz, boğaza nazır Göksu Cafe, çok fazla insanın bilmediği, lakin müdavimlerinin vazgeçemediği, hoş, sade ve “özenli” bir mekân. Ama benden söylemesi, “Uzak İhtimal”i seyrettiğiniz gün gitmeyin böyle yerlere. Filmde kahramanların, “söyleyemedikleri” ile kurdukları o dünyadan sonra ya çok abartılı geliyor yan masanızda oturanların kahkahaları, yahut caz filan çalıyorlarsa kulaklarınızı tırmalıyor müzik.
bugün 0, toplam 61 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- anadolu hisarı şiir
- anadolu hisarı ile ilgili şiir
- anadolu hisarı şiirleri
- anadolu hisarı ile ilgili şiirler
- anadolu hisarı şiiri













hekim ali pasa degil atik ali pasa camii olacakti herhalde
fakat yazarin hekimoglu ali pasa camiinin isimini yanlis olsa dahi bilmesi guzel tabi:)
yalniz bilmeyenler icin o da baya guzel bir camidir davutpasa’da ama divan yoluna biraz uzak kaliyor
ikisi de güzeldir Suphi Ceyhun ama evet, benimki Atik Ali Paşa olucaktı :) düzeltme için teşekkürler.