Her öğrencinin öğrencilik hayatı enteresanlıklar ile doludur (klasik lise komposizyon girişi). Ancak bildiğim bütün dillerde anlatmaktan usanmayacağım bir hikayem vardır ki, hayat boyu hatırlayacağım. Lise 2′de sayısal ağrılılıklı bir düzende seyrederken sıkıldığımdan ve vasatı aşamamamdan ötürü, lise 3′e eşit ağırlıkta merhaba dediğim yıllardı. Arkadaşlar ile aramdaki farkı zamanla kapatmış artık yavaş yavaş başa oynar hale gelmiştim. Deneme sınavlarında kaçıncı olduğum aslında yapmak istediklerim göz önüne alındığında pek de bir önem arzetmiyordu. Ne var ki, büyük yarışa sıkı tutunabilmem açısından önemliydi. Bu yolda bana her akşam, anahtarını müdürden aldığımız dersanedeki çalışmalarımızda iki arkadaşım eşlik ediyordu. Çoğu zaman dedikodu ile geçen bu akşamların sınav üzerindeki olumlu etkisi yine de takdire şayandır.
Sınav bitmiş, tercih süreci başlamıştı. Beraber çalıştığım arkadaşlarımdan birisi benden 1 puan, öteki de benden 2 puan fazla almıştı. Bizim dönem hayal kırıklıklarıyla anılan bir dönemdir. Şöyle ki, bir önceki yılla puanların kıyaslandığında herkes en az 3-4 tercih öncesini beklerken sonuçlar açıklandığında şoke olmuştu. O zamanki mağrur duruşları rehberlik öğretmenleri bile ayıltamıyordu. Ben de uğruna eşit ağırlığa geçtiğim Uluslararası İlişkiler bölümü sevdamın, ailem tarafından ‘geleceği olmadığı gerekçesi’ ile veto yemesinden sonra rotamı hukuk tercihlerine yönlendirmiştim. Tam 11 hukuk tercihi, araya zorla sıkıştırılmış Ankara Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler ile birlikte kült bir şekilde duruyordu. Hukuk tercihlerinden sonra gelen Ankara Üniversitesi Maliye bölümü ise başıma gelenlerden sonra edilgenleşecekti.
Tercihlerin sona ermesine birkaç gün kala kuzenimle beraber okulun yoluna koyulduk. Giderken benden 2 puan fazla alan arkadaşımı gördüm. Samimiyetimiz ilerlediğinden beri hakkında bildiğim gerçek kendisinin ve ailesinin hayallerini hukuk fakültesinin süslediğiydi. Tercih sırası hemen hemen benimkine yakındı ama aralara psikolojik danışmanlık ve rehberlik (bundan sonra kısaca pdr diyeceğiz) bölümünün muhtelif üniversitelerindeki fakültelerini eklemişti. Biz tabi daha önce de söylediğim gibi üst sıralardan tercihlerin gelmesini beklediğimizden alttakilere pek itibar etmiyorduk. Ancak tercihlerinde gözüme ilişen bir gariplik vardır. Puan sıralamasında geçen yıl daha yukarıdan öğrenci almış Mersin pdr, kendisinden düşük puanla öğrenci almış Erzincan Hukuk Fakültesi’nin altındaydı. Kendi tercih sıramızda daha yukarıları beklediğimizden aslında önemli olmadığını, fakat yine de bu durumu düzeltebileceğini söyledim. Ben tercihlerimi teslim ederken kendisi naçizane tavsiyeme uymuş ve değiştirmiş.
Sonuç tahmin edebileceğiniz gibi. Erzincan Hukuk Fakültesi yerine Mersin pdr’ye gitti. Peki bu durumun bende yarattığı değişiklik neydi? Benim Erzincan Hukuk Fakültesi’ne son sıradan girmem. Yani o gün karşılaşmasak kendisi hayallerine kavuşacak ve beni de Ankara’ya, bambaşka bir hayata yönlendirmiş olacaktı. İşte bu hikayenin yazılmasının sebebi de, hoş bir anıdan ziyade, insanın hayatı ile oynadığı kumarlar üzerine hayatın çektiği resttir. İlk zamanlar şehre ısınamamış, okul hayatının getirdiği ağır yükü de taşımakta zorlanmıştım. Ancak an itibariyle hem Portekiz’de olmama vesile olmuş olması, hem de okuduğum bölümün önemine artık haiz olmamdan ötürü şikayet etmeye sebep de derman da bulamıyorum. Arkadaşıma ne mi oldu? 1 sene sonra okulunu dondurdu, tekrar sınava hazırlandı ve şimdi Kayseri Hukuk Fakültesinde.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...












