Fevkalade keyifli, komedi ve birazcık dram karışımı eğlenceli bir Kusturica filmi. Tadını çıkararak keyfinizce izleyin sevgili sakinkafalar.
Her şeyden önce filmin müzikleri fıkır fıkır, yerinde duramıyorsun izlerken. Hatta şimdi indirmeye çalışıyorum internetten daha sonra da bolca dinlemek için. Sırbistan yapımı olsun o kadar oynaklık =) Çingeneler Zamanı’nı izleyen varsa Kusturica’nın müzikler konusunda çok titiz ve başarılı olduğunu görmüştür.
Dedesi ve ineği Cvetka ile köyde yaşayan Tsane başrol oyuncumuz. Dedesinin vasiyeti üzerine şehre inip ineğini satmalı ve bir resim almalı. Ayrıca dönerken de kendine bir eş getirmeli. Dedesine verdiği bu sözü tutmak için şehre giden minik kahramanımızın hikayesi işleniyor kısaca. Dedesiyle günlük yaşamlarına neşe sokmak için türlü şakalar ya da sorunlara pratik çözümler buluyorlar. Uyumak için buldukları dönen spiral, uyanmak için yataktan acil havalanma sistemi ya da tavanda asılı sucuğa ulaşmak için kullanılan sevimli kedi gibi. İneği ile röntgencilik yaptığı sahne –ki çok ayıp- ve dedenin çan kulesinde asılı kaldığı sahne gülümsemeleri arttıracak şirin kareler içeriyor.
Seyirciye itici gelen durumlar da var. Hayvanlarla cinsel ilişkinin ima edilmesi, 12 yaşında bir çocuğun evlendirilmesi ya da oraya buraya ateş eden insanlar gibi. Ama yine de aşık olduğu Jasna’ya simit hediye ederek hala çocuk olduğunun altını çizen Tsane’yi ve büyükbabasının bile hala içindeki çocuğun sözünü dinleyerek hayatını yönlendirdiğini görüyoruz. Politik mesajların da verildiği filmde, final sahnesinde düğün ve cenazenin bir arada olduğu şu hayattan, zaman akarken biraz keyif almaya bakmalıyız dersini de çıkartıyoruz, ödevimizi yapıyoruz.
Dileklerimizi söylemeden önce filmimize 8,5 puan veriyoruz. Bir de dedenin söylediği bir çift söz:
“Şehirler, insanların gördükleri her şeyi alması için kurulmuştur.”
Ve işte dilekler:
Filmdeki külüstür arabalardan birine sahip olsam ve filmdeki gibi elma dolu bir havuzda yüzsem…
bugün 0, toplam 4 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- bana söz ver soundtrack
- zavet bana söz ver














Tarantino’dan sonra en sevdiğim yönetmenlerden Kusturica. “Arizona Dreams” belki en iyi örnek, komedi ve dramı birlikte bu kadar başarılı kullanmasına . Müziklerin bu kadar iyi olması, kendisinin de müzisyen olmasıyla ilgili olsa gerek.
ve fakat insanları yaptıkları işlere göre değerlendirmeye çalışan biri olmama rağmen, Boşnak olan Kusturica’nın, kendi ülkesinin değil de Sırbistan’ın yanında olması yok mu…
iş başka aşk başka derler ya. objektif olabilmek zor bazı zamanlarda.
hele tarantino-didem olayından sonra…
olayı fazla çarpıtmadan iki yönetmene de sevgilerimi sunar, bir film izlemek ümidiyle aranızdan ayrılırım.