Blogun bu sessizliği korkutuyor beni. Kaç gündür herhangi bir girdi olmadı. Belki günü gününe takip eden insanlar vardır ve kafalar sakin moddan dağılmadan birşeyler yazıp kaçayım hemen.
Başlığın üzerinde durduğu kavram, benim tam olarak üzerinde yaşadığım olaylardan ibarettir. Kişisel bir durum değerlendirmesinden çıkaracağımız sonuçları genele yayabiliriz sanıyorum. “Bay Evet” kişisi olma, insanın başta dikkat etmediği, fakat daha sonraları insanlardan gelen örnek demetlerinden yola çıkarak kendini kaptırdığı bir psikolojidir. Hatta bununla ilgili henüz izlemediğim bir film de var.
Buradayken, yani Erasmus’ta, bir daha rastlaşmanızın tesadüflere veya düşük olasılık hesaplarına dayandığı insanlarla geçirdiğiniz vakitlerde, aynı örnek olay için umursamadığınız veya aşırı umursadığınız tutumlarınız sizi bir anda “Bay Evet” sıfatına nail kılabilir. Başlı başına de facto bir durum olmakla birlikte, belki de karşılıklı çıkar ilişkilerinin alçak düzeyde seyrettiği, insanların birbirleriyle paylaşacak bir şeyler aradığında elinde sadece “eğlence” mefhumunun olduğu ortamlarda baş gösterir. Önceleri dikkate alınmaz ve iç sesle yapılan müzakerelerde geçiştirici bir tavır alınarak yola çıkılır. Bunda süresinin kısıtlı ve kısa olmasının rolü de büyüktür. Artık her dakika daha bir değerli haldedir çünkü. Son 6 akşamın 5′i sohbet muhabbet ortamlarında çeşitli alköllü ürünlerin tüketilmesiyle geçmiş, vücut kudretli bir isyan girişimine hazırlanıyor olsa bile artık zamandan demir alma vakti gelenlerin size karşı bu kozu oynaması kendinizden de öte bir varlık yaratarak onu harekete geçirmenizi teşvik eder. Kafanızdan olmadık iyilik planları kurmaya başlarsınız. İnsanlar mutlu, siz mutlusunuzdur. Görünüşte ne kadar egoyu dışlar bir keyfiyetmiş gibi görünse de zamanla bir ego parlatma haline gelir. Çünkü bu mutlak olumlu tavrınız vaktinde insanlar tarafından pozitif karmanızı cilalamışsa, bunun da bir alışkanlık haline gelmesi o denli tehlikelidir. Çünkü durum taraflarca zamanla kanıksanır. Ne siz “Bay Evet”likten terfi edecek veya aşağı düşeceksinizdir, ne de insanlar sizin öteki tarafa meyledeceğinize inanacaktır. Karşılıklı kabullenilmişlik safhasından sonra artık eski övgülerini toplayamayan egonuz, tüm bu fedakarlıklarına rağmen hala maziyi yad etmekten sıkılır bir süre sonra ve muhteşem dönüşünü yapmak için yeni “iyilik projeleri” geliştirir. Kaçınılmaz son da buradan sonra başlar. Biyolojinizin ve psikolojinizin muhalefetine ve hatta mukavemetine rağmen olmadık aktivitelerin baş rolüne soyunursunuz.
Hülasa iyi değildir. Saat 00’26 olmuştur, iç sesiniz “uyu” diye haykırmaktadır ama siz saat 2′de buluşmak üzere arkadaşlarınızla sözleşmişsinizdir. İlginç bir ikilem…
bugün 0, toplam 2 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- bay salim in gülemiyorum artık şarkısının sözleri
- de facto bay saatleri













Kuşkusuz bu yazın coşturdu siteyi:)