
Tamam, burada büyüdüm, buraya alıştım, seviyorum kendisini, aramızdan su sızmaz. Ama bazı durumlarda çok sinir ediyor beni yahu!
Örneğin geçen Pazar günü. Resmi tatil olan mubarek ‘Pfingsten’ günü. Heryer kapalı ve yine evde önemli birşey eksik. Tamam, alışverişimi yaptım bir kaç gün öncesi ama fazladan yağ (çiçek yağı) almayı unutmuşum iste, ne var? O gün de bitmiş ve acilen lazım oldu. Sabahın köründe yine yollara düstüm ve açık benzinlik aradım önce. Hepsi açık değil tabii o gün. Etraftaki 2-3 tanesini dolaştım, hiçbirinde yağ yok, iyi mi? (Ama bugün alışverişimi tam yaptım, eksik noksan acil birşey çıkmaz umarım yarın hayırlısıyla.)
Almanların bir lafı aklıma geldi o ara dolanırken: “Was man nicht im Kopf hat, muss man in den Beinen haben” = Kafanda olmayan, bacaklarinda olacak. (Oooldu…suyundan da. Herbişeyi de bilmeseler olmaz)
“O sabah bütün benzinliklerini dolaştım Köllün’ün…onu aradım raflardaki yağ izlerinde. Canım doya doya kızartma yapmak istiyordu.”
Artık ümitsiz bir şekilde, homurdana homurdana eve dönerken, bir tane açık market gördüm. Pazar ve tatil günleri açık olan Mini-Marketlerden biri. Oh be deyip daldım hemen içeri. Herşey var içerde, bildiğimiz market yani. Ön tarafta ‘Brötchen’ (ufak ekmekler) satıyorlar, birkaç müsteri var. Hemen arka taraftan bir şişe yağ alıp, mutlu bir şekilde geldim kasaya. Geldim de… şu anda da biz Türklerin bir lafı aklıma geldi bak: “Geleceğin varsa, göreceğin de var” (Biz de az değiliz hani)
Cünkü kasadaki kadın beni acı gerçekle karşı karşıya bırakti: “Tut mir Leid, aber Sonntags dürfen wir keine Lebensmittel mehr verkaufen” = Pazar günleri yiyecek satmiyoruz (=yassah!)
Hö? Nassıyani!
‘
Dedim, nediyon kardeşim sen, bu Brötchenler ne peki? onlar Lebensmittel’ değil mi? Onları satmasını biliyosunuz ama???
Hatta hemen “Gastarbayter/Avuslender” psikolojisine bürünüp, “Biz yabancıyız diye vermiyonuz dimi? Şayze doyçeland duu!” deyip, ajitasyon falan mı denesem diye geçirdim içimden bir ara, ama yine de “boşver kiz, çirkeflikle biryere varamazsın” deyip durumu kabullenmeye karar verdim nitekim.
Yok efendim neymiş, Brötchen olayı başkaymış, o serbestmiş.
Biri bana bu durumun mantığını açıklayabilir mi acaba?
Neyse, o ana kadar elimde sımsıkı tuttuğum ve aramızda neredeyse bir duygusal bağ oluşan yağ şişesini, içim parçalanarak arkamda bırakıp , çıkıp gittim marketten.
Avrupa birliğiymiş… yerim sizin Avrupa’nızı! Tatil günü birşey lazım olduğunda bulamıyoruz, bu mu Avrupa? Bu mu medeniyet? Yazıklar olsun! Türkiye’yi biraz örnek alın yahu!
Çok eskiden, Türklerin buraya yeni geldiği senelerde sarımsak bile yemezdi bu Hans’lar, bize “Knoblauchfresser” diyorlardı… şimdi onlara sarımsağı bile alıştırdık. Şu AB’ye bi girelim var ya….görecekler onlar hanım osmanlığı.
Pazarmıs, tatilmiş vız gelir bize. Her köşede açık bakkal, sokaklarda ‘simiiiiiiiyyyeeeeeeeettt!’ diye bağıran seyyar satıcılar, daha neler neler olacak, durun siz.
Gaza geldim , tutmayin beni!
“Ceddin deden! Neslin babaaan!…….dındırdındırıdınn!………..
Biliyorum , şiddet cözüm değildir ama ben bu Almanya’yi harbiden döverim abi!
Ne? Ayıp mı?
Ozaman bırakın ümüğünü sıkayım…ucundan.
O da mı olmaz? Diyosunuz… Saçını çeksem?
Bana ne yaa!
bugün 0, toplam 7 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- tarih ten önce nasıl yaşanır lan bak beni sinir etme çok döverim
- almanyada kac gün heryer kapali
- munihte pazar günü heryer kapalımı













Aynen efendim, geçenlerde 9′a beş kala girdiğim çiçekçi “komın zi in tseyn minuten viğder” diyince olay çıkartıp “şays türke” olmamak için zor tuttuö kendimi.
Sizde ümüğünü sıkınız, saçinı çekiniz hatta dövünüz efendim, vakti geldi bu Almanya’nın. Hatta ben de bu ucundan dalayım ortada buluşalım. Arada gidip Anadolu havası aldığımız Kıroyzberg olmasa beni de kimse zaptedemez burda. Zaten bir kişi daha “Nööö, geht nischh” derse, Uppercut ile dalıp Fatality ile bitiricem …
Yaav biz teeee Viyana kapılarına dayanmış, efendime söyliim, Yunanları denize dökmüş milletiz arkadaş, şuncacık Alamanya’yla mı başa çıkamıcaz ayol? Peeh…
Haklısınız azizim, şunun ucundan tutalim, ifadesini alıverelim elbirliğiyle.
Bir de birşey sorcam: Kroyzberkte çok Alman var diyorlar, doğru mu?
Bu arada “Cörmeni tivelf poynts”, kutluyorum kendilerini. O kızı ve şarkısını çok sevmiştim zaten.
yahu o pazartesi ben de ekmeksiz kaldım. internetten baktım, albert heinlar falan hep kapalı. hiç dışarı çıkıp market bulmaya yeltenmedim bile nasılsa bulamam diye.
ama sizinki daha fenaymış, istediğini bulunca yok kardeşim “yassah” demeleri. inanılmaz saçma.
Kroyzberkte de almanımız da var evet, lakin bohem sanatçılardan ve junkie gençlerden ibaret. Yinede Türk bakkalcıların “kiiiloooo aaynnn eyyroo” bağırışları arsında turisttir elleşmeyelim deyip geçiyoruz.
Örovizyon ise tam bir süpriz oldu. Son gün Stafan Raab “önemli olan şarkı değil, görüntüdür efenim” demişti. Varmış bir bildiği, şaşırdım …
gecen gun bir arkadasımın da evınde ekmek kalmamıs bı pazar gunu, ve careyı turk kebapcılardan doner ekmegı sormakta bulmus. gelın gorun kı bu hollandalı-turk donercı amcalar bıraz cımrı cıkmıslar, “bızım de az kaldı ekmegımız, veremeyız” demısler. arkadas kendını bıraz daha acındırınca amcalar sabahtan kalan kruvasanları paketleyıp vermısler, “su fakıre sadaka” havasında ve para almamıslar. bu da boyle bır anıydı, dükkanların kaoalı oldugu bir pazar gunu hollanda’da yasanan..