
Bazen tümevarım hesabı, parçadan bütüne geçebiliyor insan, yahut çıraktan ustaya. Misal Ahmet Hamdi Tanpınar ile nasıl önce Nazan Bekiroğlu’nu tanıyıp kitaplarını hatmettikten sonra müşerref olduysam, Cahit Zarifoğlu’nu da Ömer Erdem’den sonra tanımış bulundum. Katılmayanlar olabilir lakin bana göre boynuzun kulağı geçmesi hadisesidir bu.
Murat Çelik “seyyah”ı söylerken nasıl her dem yeniden yaşatıyorsa o ‘dönüş’ü dinleyenlerine, Ömer Erdem de “söyleyecek çok sözüm var” diyor eksiltili cümlelerinde söyle(ye)medikleri ile. Ve şiirlerine sinmiş bir “yarım”lık, belki hayatına da.
Her şairin kendi kelimeleri var. Haydar Ergülen şiirlerindeki “avlu, gölge, heves” popülâsyonu ne ise, Ömer Erdem için “yarım”dır.
“Ağaç bütün
Işık bütün
Meyve bütün
Benim dünyam paramparça.”
* * *
Ve kaderi yarım kalmak olabilir bazı yazıların. “Yarım”ların şairini anlatmaya cüret edilmişse.
O ince ruh bilir. Kalbin kelâma sığmadığını misal… Dünya gözüyle bi kez daha göremeyeceğiniz kıymetlinizin doğum gününde etrafınızda dolaşan kederi “birbirine sarılmış meyhane dumanları” gibi, “yokluklarında bıraktıkları boşluk, varlıklarıyla doldurdukları yerden bunca geniş”se. Deniz aynı deniz değilse, tebessüm uzak çöllerin rüzigârı… Balkonunda ortancalar, minare manzaralı evler düşlüyorsanız bilemem ama, isteyin Ömer Erdem’den “yağmurun sızmadığı bir merdiven altı” da size versin, “kâğıttan yorganlarla” örtsün üstünüzü.
Kat ettiği yollar şiirine aksediyor şairin. Hitaplar değişiyor misal, tanımlamalar değişiyor. Sorguluyor da, sorguladıkça yeni kapılar açılıyor. Bize en çok yakışan hüzün müdür bilinmez ve fakat Ömer Erdem’in şiirine ne çok yakışıyor heyhat! Aşk-ı Hürrem misali, bilmediğiniz bir dilde, içinizi çok fena yakan bir şarkı gibi. Dünya haklıymış “Ağlamak için türküyü anlamak mı gerekiyor?” derken Nazım’a.
“ben gözlerimi yumdum/
sen kirpiklerimi yakarak geç”
Düz yazıda da çok başarılı olan şair, Radikal, Zaman, Taraf, Milliyet kitap eklerinde sıklıkla tahlil yazıları yazmaktadır. Şiirlerindeki o kapalı anlatıma(ki ben bunu çok seviyorum) göre oldukça açıktır düz yazılarda.
1967 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu Erdem’in yayınlanmış şiir kitapları; Dünyaya Sarkıtılan İpler (1995), Mesafesi Kadar İnleyen Rüzgâr(1996), Yitirişler(1997), Yarım Ağaçlar(1998), Evvel(2006)’dir. Ayrıca kendileri 1992’de kameraman olarak çalışmaya başladığı TRT’de geçen seneye kadar bir süre İstanbul Televizyonu Müdürlüğü yapmıştır.
not: Görsel için Ayberk Sevimli’ye teşekkürler. Bunca kelamdan daha fazlasını söylemiyor mu sizce de :)
bugün 1, toplam 180 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ömer erdem
- şair ömer erdem
- ömer erdem şair
- ömer erdem trt
- ömer erdem şiirleri













sizin şairlerinizden midir bilmem ama bir Bejan Matur yazısı da bekliyorum. (haber edin, eğer yazmayacaksanız, ben cüret edeyim)
buyrunuz efendim, sizin şairinizmiş, yazmak zat-ı âlinize düşer.
benim şairim olduğundan değil esasen, mesela sizin kadar dikkatli okuyamamışımdır herhalde herhangi bir şairi :)
hem daha nazan bekiroğlu yazısı sözüm var… “hayret makamında” mıydı?
bir de birhan keskin yazisi beklesek cok mu oluruz acep?
sadik yalsizucanlar omer erdem siirini anlatirken soyle diyordu:
Ruhun çekilişini anlatırken haberciler, ‘bir çalının ıslak yünün içinden geçişi gibi’ derler. Erdem’in sözcükleri bazen böylesi bir kıymığı beynimizdeki sinirlerin arasından geçirip duruyor
http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/elestiri/omererdemevvel.html
tahlil yazilarini merak ettim simdi omer erdem in
Ömer Erdem, Sevinç Çokum’un hangisi olduğunu şimdi hatırlayamadığım bir kitabına dair yazısında, onun cümleleri için: “ipeğe değen tereddütsüz kılıç darbeleri” gibi bir laf etmişti. Kitabın ismini unutmuşum, bu tanımlama aklımda kalmış :)
Ama bana sorarsanız Sadık Yalsızuçanlar’ın yazıları daha merak edilesidir :)
Birhan Keskin yazısı da gelicek, ama sırada başkaları var, bekleyiniz efendim…
ben de bir ismail kılıçarslan yazısı beklesem:P
Ömer Erdem’in Cağaloğlunda; o ‘Diriliş katı’nda Sezai Karakoç’un yanında bulunduğu günler şairliğini besleyen güçlü damarlardan biriydi belki de ayine…