Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Bir alamanci-gurbetcinin günlügünden

12 Mar 09 (15:17) | dilinkemigi yazdı | Hayattan Detaylar | 2 yorum

Arkadaslar,

araniza katilmis olan yeni biri olarak, üstelik de bir ‘Alamanci’ olarak, burada büyümüs, yetismis biri olarak edindigim engin tecrübelerimi, yasanmisliklarimi, gözlemlerimi, düsüncelerimi, anilarimi sizinle paylasmayi planliyorum. Panik yapmayin, lütfen sakin olun, sandiginiz kadar kötü olmayacak.

Sadece bazi yazilar uzunca olabilir, sorun degil efendim, taksit taksit de okuyabilirsiniz. Ama eglenceli olacagina söz veriyorum size. Cünkü kendim eglenmedigim hic bir yazi yazmam ben. ( Bu neydi ya? Bu nasil bir ukalaca ve gereksiz bir aciklamaydi öyle ? Kendimden tiksindim bir an)

Anlatacak okadar cok seyler var ki…. bugün bir baslangic yapayim ve her alamancinin cok cok iyi bildigi bir konuyla baslayayim. Arabayla Türkiye’ye yolculuk. Cocuklugumda her sene yapardik bunu, sonralarda, bilhassa Yugoslavya savasindan sonra artik ucakla gitmeyi tercih etti insanlar. Ama artik son yillarda yine bu arabayla gitmeler cogaldi.
Basli basina bir maceraydi herseferinde… ama bir olay vardir ki, onu hic unutamam.

Senesini tam olarak hatirliyamiyorum. 80`li lerin baslarinda. Ben kücügüm tabii.
Hasretle bekledigimiz izin zamanimiz gelmisti yine, bizim okul tatilimiz basladi ya da baslayacak (hep fazladan izin alirdik ozamanlar, önce gider, sonra gelirdik…simdi artik cezasi bile var, izin verilmiyor…e, hakli olarak)
Annem evde bavullari sardi, son hazirliklarimizi yapiyor…
Bu arada babam (bu nokta cok önemli aslinda;ozamanlar bizde farkinda degildik öneminin..herzaman yaptigi rutin birseydi sonucta) hepimizin pasaportlarini oturdugumuz sehrin belediyesine vermisti bir süre önce, oturma iznini uzattirmisti ve o gün sadece hazirlanmis alinmayi bekleyen pasaportlarimizi gidip alip gelmisti “raathavuzdan”. (Rathaus= Belediye. Alamanci türkcesi…o konuya da baska bir zaman gelecegim)
Artik yola cikabilirdik…herseyimiz tamamdi. Caaanim Türkiye’miz, köyümüz, büyüklerimiz, akrabalarimiz, arkadaslarimiz esimiz dostumuz bizi bekliyorlardi, geliyorduk yine! Ne büyük sevincler, heyecanlardi onlar yarabbim…(gerci hala öyle de…sanki ozamanlar daha bir baskaydi, simdiki gibi degildi)

Güle oynaya Almanya ve Avusturya gümrüklerini gecip Avusturya’ya girdik, buraya kadar hersey tamam.
Sonra güle oynaya (ama biraz daha yorgun tabii) Avusturya gümrügünden cikip, Yugoslavya gümrügünüde gecip, Yugoslavya’ya da girdik. Yani bilir aramizda alamanci okur varsa, Almanya gümrügü bakiyor pasaportlara ve “gec” diyor…sonra Avusturya gümrügüne geliyorsun biraz ötede, oda bakiyor pasaportlara ve “gec” diyor.

Aynisini Avusturya’nin cikisinda da yaptilar; iki ülkenin gümrük memurlari pasaportlari aldilar, artik nekadar incelediler bilemiyoruz tabi… bazen pek fazla bakmadan da “gec” diyorlar, belkide öyle olmustu. Herneyse… onca uzun (yolculugun en uzun olan kismi zaten Yugoslavya’ydi..bayardi insani) Yugoslavya yollarini gecip, Bulgaristan’a gelmistik… Bulgaristan’a gelince hep ciddilesir , gerginlestirdik zaten. Onlar cok incelerlerdi herseyi ve cok suratsiz olurlardi, korkardik adeta, “su Bulgarlari bi gecsek” derdik hep.

Derken… Bulgaristan’in gümrük gisesine geldiiiik……sunu anlatmamda fayda var sanirim: biz üc kardesdik…(‘di’ li gecmis kullaniyorum, az sonra konusu gecen en büyük abimiz bu olaydan 3 sene sonra vefat etmisti…konuyla alakasi yok tabii ölümünün,o da bambaska bir konu) iki abim ve ben. Biz üc cocuk arkada, annem ve babam önde, konserve kutusundaki sardalyalar gibiyiz yani 3 gün boyunca. (Simdi artik yollar da degisti, gelisti…artik en fazla iki gün sürüyor ayni yol)
Memur pasaportlarimizi aldi babamin elinden,babamin pasaportunu acti, resmine bakti…babama bakti…kapatti kenara koydu onunkini. Anneminkine bakti, anneme bakti…onunkinide koydu bir kenara. Bana bakti…kenara koydu… ortanca abime bakti, onun pasaportunu da bir kenara koydu vee… sonuncuya, yani en büyük abimin pasaportundaki resimede bakti…abime bakti…yine resime bakti…yine abime bakti…(biz de verse de gitsek artik surdan diye bekliyoruz tabii) pasaportu acip, bize dogru gösterip … “komsu, bu kim? ” dedi.
Simdi… normal sartlar altinda, o resimdeki abim olmasi gerekirdi. Ama degildi..hernedense. Iste bu “her nedense” durumu hepimizin yüzünde ilginc ifadeler yaratmisti. Ben eminim, o gümrük memuru arabanin icinde oturan bes tane kocaman iki ayakli soru isareti gördü o gün.
Babam…zavalli.. kem küm edip, olayin sokundan kurtulmaya calisirken anneme bakti “kim lan bu?” der gibi. Annem de babama bakti solgun bir benizle “ya ben nebileyim bey…bu resimdeki benim oglum degil, kendi oglumu taniyamiyacak miyim, askolsun yani” der gibi.
Bizim yüzümüzdeki ifadelere hic deginmiyecegim. Ama gümrük memuru bu arada bize bakiyordu hala “ulan neler oluyor burda cabuk söyleyin, zaten her gün sizlerden yüzlercesi geciyor, suratlarinizi görmekten biktim. Su soguk kommunist ülkede,sizlerden kestigimiz haraclarda olmasa hic cekilmez anasini satiim su is. Biraz daha para biriktireyim de, su mahkeme duvari suratimi estetik ameliyatla “joker face” yaptiracam, belki ozaman hatunlara daha sempatik görünme sansim olabilir” der gibi.

Bilmiyorduk. O resimdeki kimdi ve o kimin pasaportuydu, bize nerden gelmisti ve en önemlisi, biz bu pasaportla buraya kadar nasil gelmistik? sorular sorular sorular…. gecemedik tabi gümrügü. Giremedik Bulgaristan’a, kaldik orada..cektik arabayi arkaya, bir kenara. Düsündük durduk…Herkeste, hepimizde bir Agatha Christie, bir Komser Colombo, bir Scotland Yard havalari. Hatta babam olayi iyice asip, CIA, FBI havalarina girdi..komplo teorileri bile yürüttü adamcagiz, hieyyt bee, aslan babam!

Sonucta vardigimiz karar suydu:
Gercekten bu baskasinin pasaportuydu ve nasil olduysa bir sekilde bizim elimize gecmisti. Ama buraya kadar gelebildigimize göre, demekki en son gectigimiz gümrükte, yani Yugoslavya giris gümrügünde bir karisiklik oldu, memurlar pasaportlari karistirdilar islemleri yapip geri verirken. Benim abimin pasaportunu ona, onun pasaportunuda bize vermisti yanlislikla…olur mu olur efendim? beser sasar yani (babalarini da sevmezdim bu Yugoslavlarin ben zaten) eee..bu durumda ne demek oluyor? bu pasaportun sahibi de gecemez bu gümrügü, gelirse… demek o daha arkalarda, buraya ulasmadi henüz, ama..ne demis Kayahan abimiz? yolu sevgiden gecen herkes burdan gececek… yolu Yugoslavya’dan gecen her gurbetci, Bulgaristan gümrügünden de gececek, okadar!

Gümrüktekiler bize,ta (ozamanin baskenti olan) Belgrad`a kadar geri gidip, oranin Türk konsoloslugundan gecici bir belge almamizi söylediler ama, babam tutturdu “yok, bu resimdeki adam mutlaka gelecek buraya, o da buradan gececek nasilsa. Hem o da ayni sorunu yasar simdi biz burada olmasak” deyip, beklememize karar verdi. Ulu manitu konustu mu, bize yagmur dansi yapmak düserdi. Öyle otoriter biriydi benim babam, yah!.

Aslinda mantiksiz da degildi düsüncesi…öyle ya? Madem gecen gümrükte degismisti pasaportlarimiz, bu adam da gecemiyecekti bu gümrükten ve kalacakti burada . Hem biz cok cabuk gelmistik, o henüz gelmis olamazdi. En hizli benim babam gelirdi..en iyi rakiyi o icerdi, en iyi o horlardi.

Beklemeye basladik yolun kenarinda. Gümrüge gelen insanlarin hemen yakininda durmustuk, hepsini görebiliyorduk gelenlerin. Babam, elinde adamin pasaportu ve resmi, beklemeye basladi yolun kenarinda. Her gelen adama bakip “geldi galiba.. ayni buna benziyor…yok o degilmis, tüh yav…” gibi sirti bize dönük, monologlarla mesguldü. Hepimiz disari cikmistik.

Derken, saatler sonra… birden babam “aha geldiii! valla o, ta kendisi! iste bekledigimiz adam bu! cokkk süküüürr!” deyip, o resimdeki adama gercektende cok benzeyen, elinde pasaportlarla yürüyerek gümrük gisesine ve bize dogru yaklasan ciliz bir adamin üstüne atladi. Evet evet, resmen atladi! Boynuna yapisti, adami hem sapur supur öpüyor hem de ” ahhh kardesimmmmmm…nerde kaldinnn, biz de senin yolunu gözlüyorduk sabahtan berii… ahhh ahhh… sükürler olsunn geldinn” gibi, sevincini ve mutlulugunu “birazcik” belli eden ifadeler, hareketler kullaniyordu. (Babam cok duygusal ve tezcanli biridir..belirtmeyi unuttum galiba)
Hani birtek annemin agit yakmasi, benim ve abimlerin mendilleri cikarip “leleleleleleeeee….teyyy teyyy teyyy” diye zilgit ve halay cekmesi ve gümrük memurunun kurban kesip , kani adamin alnina sürmesi eksikti.

Neyse uzatmiyayim…arkamizda yanlis, aradigimiz adam olmayan ve neye ugradigini sasirip babamin sevgi gösterisinin sokundan kurtulmaya calisan, psikolojisi bozulmus bir insan biraktiktan sonra ve büyük bir hayal kirikligiyla Belgrad`in yolunu tuttuk.

Bütün gece süren yolculuktan sonra sabah konsoloslugun önüne vardigimizda, o gün Yugoslavya’nin resmi bir tatili oldugundan dolayi, heryerin kapali oldugunu ve ertesi gün sabaha kadar beklememiz gerektigini ögrenir ögrenmez, annem, babami cinnet gecirmemesi icin telkin etmeye baslamisti bile.

Neyse, o günü ve geceyi de zor zahmet atlattiktan sonra, ertesi sabah belgemizi alip , tekrar gümrügün yolunu tuttuk. Ve busefer, gümrük memuruna nanik yapip gectik! Oh beee…. okadar yil, Bulgaristan’a girmis olmaktan hic bukadar memnun olmamistik.

Iste böyle……

Ha, peki olayin asil ic yüzü neydi diye merak ediyorsunuzdur belki…neden ve nasil böyle bir sey oldu, o kimin pasaportuydu ve bize nasil gelmisti. Bizimki nerdeydi… anlatayim:
Almanya’ya döndükten sonra babam hemen ilk is olarak solugu belediyede aldi. Ve (sıkı durun) babam iceriye girer girmez, izinden evvel babama pasaportlari veren memur özür dileyerek durumu anlatmis. Meger o gün pasaportlari karistiran kendisi olmus adamin. Diger pasaportlarin arasinda, ayni bizim soyadimiza benzeyen , ayni 4 harfle baslayan bir soyadmis. Ve bu gerzek, babama yanlislikla baskasinin pasaportunu vermis o gün…. inanilir gibi degil.

Hic unutmam, o gün eve geldiginde babamin argo ve küfür alaninda en cok reyting yaptigi gündür.

Bu yazı dilinkemigi tarafından yazıldı;

dilinkemigi – yayınlanmış 49 yazısı bulunmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 14 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • alamancı
  • kayahan yugoslavya

sakinkafa der ki: \"Benzer yazı yoktur, Beğenilen yazı vardır\"

  • Dandik tezahüratlar (184)
    Nereden çıktı bu tezahüratlar ...
  • Nefes Filmi (89)
    İlk defa kuzenim H. ...
  • hola dünya (78)
    Açılışı Gülben Ergen'in şarkı ...
  • Nasa (75)
    NASA Ulusal Havacılık ve Uzay ...
  • İletişim ve Reklam (68)
    Reklam vermek için e-mail: yoy...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Bir alamanci-gurbetcinin günlügünden” için 2 yorum. Var mı arttıran?

  1. naciye | 12 Mar 09 (15:42)

    yazılarınız okurken hep bana birini anımsatıyorsunuz .kırmızı başlıklı kız (radyocudur kendisi).yazıyormuş hissine kapılıyorum zaman zaman,konuşma (sizin yazma )tarzlarınız yakın ondan sanırım… :)

  2. dilinkemigi | 12 Mar 09 (16:23)

    valla, benim de birtane kirmizi bir sapkam var ama sanirim o bahsetttiginiz sahisla ortak yönümüz sadece bunlardan ibarettir: )

    ayrica yazilarimi okudugunuz icin (cok kisa yazilar olmuyor cünkü genelde ve insanlar uzun yazilar okumaktan hoslanmazlar,onlari da anliyorum) cok tesekkür ederim.

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
    • Sakinkafa Haberleşme Aparatı (1)
    • 1. Kaffa Lympics: “İlk t.. (1)
    • Time’ın İkinci Sakinkafa.. (1)
    • “derdest” (1)
    • Güdümlü Terlik ve Fikirlerin B.. (1)
  • google & sakinkafa

    • facebook ta gruplara reklam verme
    • israil
    • biyik birakmak icin
    • celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi indir
    • 90lar çizgi film isimleri
    • al pacino sözleri
    • lugano
  • sohbet muhabbet

    • Nohut: Küçücük çocuğa tokat mokat denir mi öle ayıp!:(
    • rumuz: ah ah birde atılan terlikleri bilseydi yavrucağız sayma yetisini hepten kaybederdi...
    • ayasophia: ben orhan pamuk’un herhangi bir karakterinin o mertebede bir âşık olamayacağını...
    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.