Kuzenim H. Bey ile pek kıymetli eşi E. Hanım’ın düğünleri ve kurban bayramı nedeniyle baba ocağına teşrif eden segah Bey’e yardım edecektim bugün. Edecektim diyorum çünkü edemedim. Diferansiyel Denklemler dersini kendisine anlatacaktım. Fakat gelin görün ki, elimde o dersi geçtiğim notlar olmadan (dersi geçer geçmez bir arkadaşa vermiştim) kendisine hiç bir yardımım dokunmadı bir çırpıda. Ayrıca üzerinden yıllar geçti. Dokunmaz mıydı yardımım zorlasak? Pekala dokunurdu. Ama önce marşın basması gerekiyordu.

“Marşın basması” sözünü biraz açmak isterim anlamış olsanız da. Sınavdan sınava çalıştığınız ve derslerini pek takip etmediğiniz bir ders düşünün. Üniversite veya lise olsun farketmez. O derse daha önceden aşina olmadığınız için (özellikle sayısal bir ders ise) ders çalışmanın bir kaç saati hatta dersine göre bir kaç günü sırf o kitabın, defterin, notun başında mal gibi oturmakla geçer. Ama üniversite yaşamı boyunca çoğu kimse bunun farkına varmaz. Son akşam herşeyi kıvıracağını düşünür veya buna inanır, kendini zorlayarak.

Ben de öyleydim. Bölümümün elektronik mühendisliği olması da işi iyice yokuşa sürüyordu. Ey insanlık, kaldığım dersler hep son akşam çalıştıklarımdı. Peki o zaman sonra nasıl geçtin derseniz cevabım şudur: Dersi ilk defa alıp kaldığımda son akşam çalışmış oluyordum, sonra bir dahaki sene yine son akşam çalışınca toplam da iki gün çalışmış oluyordum. Oysa adam gibi 2 gün çalışıver değil mi ilk seferinde? Ya da dersine göre, 3 gün veya 1 hafta… Ama yok. Zaten o derse veya hocasına kılmışım ki girmemişim derse. Bir de kitabını iki gün mü çekeyim peşpeşe. Ama çektin işte noldu?

Arkadaşlar, bayık amca tavsiyesi gibi olursa olsun ben bu tavsiyeyi vereceğim. Kitabı, notu ilk elinize aldığınızda çalışasınız gelmez zaten normal bir insansanız. Ama o kitaba mal mal bakmanız gereken bir dönem var. Ve o dönem kesinlikle son akşam olmamalı. Notu, kitabı açınca hemen anlamayı beklemeyin. Öyle karıştırın kitabı, okuyun sadece. Biraz cilveleşin tabiri caizse o dersle. Bir dersi geçmek o dersle evlenmek gibidir (lafa bak) bu yüzden işin en başında tabiki o ilk, zor ve heyecanlı dönemi atlatmanız gerekli.

Aman Allahım, büyümüş de neler dermiş. Yerim beni. Ey öğrenci milleti! Bir derse ilk defa çalıştığındaki mallık dönemini hafife alma. Sırf bu mallık dönemi için zaman ayır o derse. Ve bu son akşam olmasın.

Ergenlik dönemi sancılarınızla, kantinlerde dünyayı kurtaracağınıza bütün gün, arada derse girin de kendinizi kurtarın.

Gerçekler acı ama dimi :)



İlginizi çekebilecek başka yazılar

İlgili yazı yokmuş


“Bir Derse ilk Defa Çalışıldığındaki Mallık Dönemi” için 2 yorum. Var mı arttıran?

  1. Nohut | 12 Ara 08 (12:24)

    evet her işle ilgili öle bi dönem var sanırım.. beyin bağlantılar kuruyor, algılamaya başlıyor, bir çerçeve çiziyor o dönemde, ama çok bilinçli değil.. bu döneme latince “cosmos antirokopos” dönemi deseler keşke.. ama yok öle bişi..

  2. haciyatmaz | 13 Ara 08 (10:32)

    25 yasimda, su ana kadar gelistirdigim (yada aslinda gelistirdigimi zannettigim) butun teknikleri gocmus durumda. Megerse, dunya lineer bir sistemmis. Verdigin yada verecegin kadar aliyormussun. Ama gercek zamanli ve nedensel degil iste. Cok onceden odeyebiliyorsun bazi kazandiklarini. Veya tam dersi Ne demis yabanci atalar; there is no free lunch bro.. Tabi ki yerli atalar tercihimiz (Akima su an gelmedi iyimi? Utan haciyatmaz!!). En kotusu ne biliyor musunuz? Bu yazdiklarim da bir kac zaman sonra cokecek ve ben yine megerse diyecegim. Aciklimi bilmem ki. Bu ara aciklidan ziyade komik geliyor.

Yorum yazmaca