Yazıp yazmamak arasında kararsızdım. Ama şu an bu satırları okuduğunuza göre kararımı vermişim ve yazıyorum. Bugün bir köyde pembe bir eve gittim. Kahve içtik, sohbet ettik, sonra ‘bioenerji uzmanı’ kişi ile görüştük. Bu isim de yeni üretilmiş bir şey, ben ‘falcı’ dedikçe beni susturdular ‘bioenerji uzmanı’ dediler. Konuştuk, beni şaşırttı biraz ve daha çok hayata dair genel tavsiyelerde bulundu.
Boncuk sürekli camdan girdi ve evin kızı da kucağında onu kapıdan dışarıya çıkardı. Bu ritüel uzun süre tekrarlandı, sonra birden camı kapatmaya karar verdiler. Kedicik de arkadaşı ile bahçede oturmak zorunda kaldı. Biz de kalktık, gittik.
Dönüş yolunda sahilde mola verip memleketimin harika gözlemelerinden yedik. Yanımıza gelen bir kediyle paylaşmayı ihmal etmedik. Yerde yatan ve hamile olan köpişe de vermek istedik ama karnı yerde -insanlar için karnı burnunda deriz ya işte ondan- bizimle ilgilenmedi, uykusuna devam etti.
Yapraklarını dökmüş ve üzerinde sadece yuvarlak topçuk süsleri kalmış kocaman çınar ağacına baktım. Bugün olanları düşünürken gövdesinin heybeti korkuttu beni. Güneşe açmıştı dallarını ışıldıyordu. Ben gözlememi yiyordum bin parça düşünceyle.
Günün sonuna doğru yarın çekilecek beyin MR’ım için aldığım ve çekim sırasında damarıma enjekte edilecek 125 TL’lik ilacı düşünmeye başladım. Ve daha ilerisini düşünmemek için durdurdum beynimi. Bir-ki-üç tıp.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...













bi dakka ya… yazini oyle her zamanki gibi okumaya dalmistim ki, birden acayip bi sekilde bitti. Insallah cok ciddi bir durum degildir. Allah sifa versin en yakin zamanda.
Insan hic tanimadigi, sadece yazilarini takip ettigi birisi hakkinda da endiselenebiliyormus demek ki… yarinki mr’dan sonra da ahaliyi haberdar edin lutfen efenim.
rüzgarlar esmeye devam ediyor.
karayeldi belki şimdi poyraz oldu.
teşekkür ederim ilginiz için. mutlu oldum bu sıcaklığınızdan :)
merak etmeyin iyiyim, hala güzelim :)
bio enerji seansı sırasında kafanızdan duman da çıktı mı mor paspas ?
ben pek hissedemedim, göremedim.
bu durumu yanımda olanlara sormak lazım naciye hanım :)
siz ne dersiniz :)
:) Losttaki black smoke halt etmiş derim! :)
Aslında ‘hayra Yorsam-Yormasam mı’ karar veremedım. sadece parmaklarım yazıyo bende bakıyorum bos duvarlara. Ben ‘help’ dıyorum sıze :)
Beynımın
aylardan Temmuz sıcaklıgı kadar yakıcı bı sıcaklıgı olsun ıstıyorum..
pazar günlerindeki İstiklal Caddesi kadar kalabalık olsun istiyorum..
evimizin cevresinde bulunan bos evler gibi ıssız olsun istiyorum..
30 km uzakta bulunan koydekı ınsanlar gıbı okuma yazma bılme-me-sını ıstıyorum..
Babam kadar kültürlü olsun istiyorum..
ama babam olsun istemiyorum..
Sanırım :))