‘Bugün bayram erken kalkın çocuklar’ çınlıyordu kulağımda kapıya dayanmış küçücük elleriyle kapıyı çıtlatan ufaklığa şeker verirken.
Bugün çocukların gözleri parıl parıl parlıyor. Dedeler neneler de çocuktan farklı değil ki zaten :)
Aman Tanrım bu ne büyük bir mutluluk ama.. Ya onlar ??
‘Onlar’ unutuldu mu? ‘Onlar’ sahipsiz mi? Peki ya ‘onlar’ mutsuz mu?
Genede ‘onlar’ın gözleri parlıyor, yaşamı seviyorlar, nefes alabildiklerine şükretmeyi anlayan ve bilen insanlar, ne kadar küçük yada çocuk, ne kadar -bunamış- yada dert yükleyip kamburu çıkmış olsalarda.. Umut taşıyan insan ‘onlar’. Kapı açılıpta sevgiyi görebilmek için umut taşıyan insanlar .
‘Onlar’ her zaman yalnız. Kimi nene örgüsünü örer ama bir torununa yada çocuğuna değil. Çünkü örecek ne torunu vardır ne de çocuğu, belki somut olarak vardır soyut olarak yoktur. Kimi dede pencereden bakar ama birini beklediğinden değil. Kimi küçük oğlan resim yapar, ama ne buzdolabına asacak bir annesi vardır ne de kucaklayacak babası.. Kimi küçük kızda bebeğini sallar ayağında, ama kendisi sallandığından değil.
Bu ‘onlar’ın suçu değil. Lâkin köşelerine çekilmeleri bizim suçumuz.
Kendi nenemize, dedemize, çocuğumuza, kardeşimize, annemize, babamıza verdiğimiz değerin üçte birini versek çok mu?
Özür dilerim. Bizler yoğun insanlarız, gitmeye vaktimiz yok. “X alışveriş merkezinde %10 indirim varmış, hücuum” diyebiliyorsak eğer saatimizden bir akrep ayırabiliriz ‘onlar’ın davetlerine karşı.
Kısacası dün bugün ve yarın onları yalnız bırakmasak?
‘Onlar’a şeker versek, ‘onlar’dan şeker alsak, fena olmaz hani :)
bugün 0, toplam 0 defa okundu...












