Bir Sokak Trajedisi…

kİnsanın, ekonomik durumu kötüyken dolaşmaya çıkması, pek vahim ve önü alınamaz bir hatadır.. Eğer paranızın suyunu çektiği bir vakitte böyle bir  istek belirirse içinizde, hayra alamet değildir, oturup geçmesini bekleyin yahut başka meşgaleler bulun. Hele bir cuma vakti böyle bir yanılgıya düşerseniz, pek  fena! Tecrübeyle sabit. Neyse efendim, bunlar laf-ı güzaf, zira yaşamadan bilemezsiniz. Tecrübeye geçelim öyleyse.

   Göz kapağımın iç kısmında – tam da orta yerde – çıkan arpacık yüzünden büyük bölümünü yatakta pinekleyerek geçirdiğim bir cuma gününün akşamüzeri, ne vakit hastalansam semtime uğrayan melankoliden kurtulmak için dışarı çıkmaya niyet ediyorum. Fakat dışarı çıkmak için de bir sebep gerek. Hem semti öyle aylak aylak  gezecek kadar iyi tanımadığımdan hem de halledilmemiş işlerime bakıp hayıflanırken “Ama şunu da yapmışım.”  Kabilinden bir iki sözle avunabilmek için.  “Kaldırım üzerinden” satış yapan kitapçılara uğrarım diye geçiriyorum içimden. Geçirmez olsaydım! On beş dakika sonra,  kaldırım üstü esnafından biriyle bakışıyoruz karşılıklı. “Abla,” diyor. “Aradığın bir şey var mı, öylesine mi bakınıyorsun?” Öylesine demek ayıp kaçacak. Adam bekliyor çünkü, bir solukta on kitap ismi birden sıralayayım, sonra fazla olduğunu fark edip elemeye kalkayım ama kıyamayıp hepsini alayım! “Kara Kitap,” diyorum rahat bir ifadeyle. Rahatım çünkü Kara Kitap yok orada, bulamadım. “Bi’dakka bekleyiver” deyip içeriye koşuyor. Arkasından bakarken bu da “oyokamabuvar”cılardan olmasa bari diye içimden geçmiyor değil.  Buna rağmen müthiş sarsılıyorum. “O yok da, Benim Adım Kırmızı var, olur mu?” “I-ıh.” “İyi madem, eyvallah.” Desin diye bekliyorum, demiyor. Onun yerine “Başka bir şey verelim.” Diyor. Tedirgin, çünkü almaya niyetli değilim. Arka arkaya orada olmayacağını bildiğim birkaç kitap ismi sıralıyorum. Kâr etmiyor. Karşımdaki çetin ceviz çıktı. O anda gözüme Paulo Coelho’nun Brida’sı takılıyor. Kaldırıp adama gösteriyorum. Yüz hatları gevşiyor, gülümsüyor. “Allah bereket versin.” “Allah,  razı olsun!”demek istiyorum. “Bu duaya ne çok ihtiyacım var.” Söyleyemiyorum. Başımı sallıyorum yalnız. Hem son dakikada ettiği klasik esnaf duasıyla gönlümü kazanmış olsa da, adama sinirliyim. Zorla siftah etti resmen. Benim yerimde aklı başında biri olsa,daha  başlangıçta gönderilen bu ilahi uyarıyı dikkate alıp tıpış tıpış eve dönerdi. Ama ben, burnumun dikine gidip devam ediyorum. Sık sık uğradığım ufak dükkânın önünde durup vitrine bakıyorum şöyle bir. Popüler, fantastik bir yığın roman. Bir şey, belki şeytan, içeriye doğru itiyor beni. Müessesenin sahibesi hanım teyze tarafından ayakta karşılanıyorum. Siyah fon üzerine yan profilden gülümseyen bir afet oturtulmuş, gotik yazı stiliyle yazılmış, büyük puntolu bir başlığa sahip bir kitabı alıyor eline. “Bunun birincisi de var, ikincisi de, üçüncüsü de…” diyor çabuk çabuk. Bu böyle sürüp gidiyor. Seri sekiz kitaptan oluşuyor çünkü. Dinliyormuş gibi görünerek başka kitaplara bakıyorum. Birkaç kitabın fiyatını soruyorum ama bu arada teyzenin tanıtım çabası sürüyor. “Bu da vampir serisi. Şu da çok güzel bi’aşkı anlatıyo. Senin gibi kızlar çok alıyorlar bunu.” Senin gibi kızlar? Parmaklarımı yüzümde gezdiriyorum çaktırmadan. Normal. Nasıl ki imajım böyle söyledi? En nihayetinde fiyatını makul bulmaya kendimi zorladığım bir kitabı almak zorunda kalıyorum. Varan iki! Derken… Bir anneyle on üç – on dört yaşlarında kızı giriyorlar içeri. “Teyzesi,” diyor anne. “Kitap okuyacak da kızım…” Bizim teyze hemen bir İpek Ongun kapıyor raftan. “Bak çok güzel, senin gibi kızlar çok okuyor bunu.” Nedir bu “Senin gibi kızlar” anlamıyorum ki! Ben de süzmekteyim bir köşeden onları. Kadıncağız baktığımı fark etmiş olacak ki; “Nisa,” diyor. “Bak ablan anlıyordur belki, bi ona sor bakiyim.”  Adının Nisa olduğunu öğrendiğim küçük hanım elinde kitapla bana dönüyor. “Canım,” diyorum kocaman gülümseyerek. “Onu okusan eğlenirsin ama okumasan da olur.” Anlamamış gibi bakıyor  yüzüme. “Söyle bakalım, ne tür kitaplar okumayı seviyorsun?” “Böyle heyecanlı maceralı bi’şeyler…” Anlaşıldı. Ona sarılıp bağrıma basmak istiyorum. Zavallı küçük! Ama “benim gibi kızlar”ın böyle davranmayacağını düşünüp vazgeçiyorum sonra. Aslında ön raflara dizilmiş tüm bu zırvaların içinde onun yaşına uygun bir şey yok. Annesine dönüp Uçurtma Avcısı’nı ve şimdi ismini hatırlayamadığım ona nispeten daha hafif bir diğer kitabı işaret ediyorum ve anneyle kızını kararsız, teyzeyi sinirli halleriyle baş başa bırakıp çıkıyorum dükkândan. İntikamımı aldım ya, mutluyum. Ama şimdi düşünüyorum da, inşallah ikincisini almıştır diyorum. Uçurtma Avcısı biraz ağır bir kitap zira. Kitaptaki bazı unsurları düşününce… Sarsılabilir biraz. İpek Ongun okusa ondan evlâ. Hakikaten niye öyle yaptım ki ben?

Bu yazı Araksi tarafından yazıldı;

Araksi – yayınlanmış 8 yazısı bulunmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 34 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

Dünya Alem Duysun Bunu ;

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • öncelikle aramıza hoşgeldiniz…
    çocuk belkide ileride “bir kitap okudum, hayatım değişti” diyerek sizi hayırla anacak…

  • kuzeydeki güney insanı :

    kitapçıların müşteriler üzerine baskı kurmaya çalışmasına cidden uyuz oluyorum. geçmişte bir tarihte, roman almak için bir kitapçıya girmiştim. mümkün olduğunca korsan almıyorum :) adam ısrarla korsan kopyaları satmaya çalıştı bana, fiyatını ayarlarız diyerekten. ondan da öte, “neden boş boş roman okuyorsun” deyip, kendince önemli bulduğu tarihi ya da siyasi içerikli kitapları tavsiye etmeye çalıştı ısrarla. benim aradığım kitaplara da hafiften hakaret etmeye başlayınca, muhatap almaya gerek görmeyerek hemen sıvışmıştım.

    hoşgelmişiniz :)

  • bizim evin altındaki kitapçı, benim kitap okuma serüvenimi baya etkilemiştir herhalde. o geldi aklıma…

    saramago’nun körlük’ünü almaya niyetlendiğim bir ikindi vaktinde, kasadaki amcanın suratıma tuhaf tuhaf bakıp, rafların orada ayakta duran elemana işaret ederek, “oraya git sana iyisini versinler” dediğini hatırladım. nedir ki, saramago’nun “körlük”ünden iyi?

    bu soruyu ileride bir gün bir yerlerde cevaplarım. o gün kitapçıda bana önerilen kitap, ihsan oktay anar’ın “efrasiyab’ın hikayeleri” idi. sonra bütün kitaplarını okudum anar’ın.

    saramago’dan iyi bir yazar mıydı anar, emin değilim. ama bana çok güzel bir fırsat sunmuş oldu o gün “kader”…

  • nisa gibi kizlar, bence de, “uçurtma avcisi”ni biraz daha büyüyünce okumali.. hayat boyu kalici hasar birakabilme özelligi var, erken yasta alinmasi durumunda. (olumsuz bir sey söylemiyorum, müthis bir kitap, çok etkileyici, fazlasiyla, diyorum.)

  • Araksi :

    Hoş buldum… İçten bir ifade bu. Siteyi ve “sakin”lerini hakikaten hoş buldum. Ayasophia ve Kuzeydeki Güney İnsanı’nın (ne ilginç oluyor böyle) yazdıklarını okuyunca düşündüm ki; kitabevi açmak isteyenlerin edebiyat fakültesi diplomasına sahip olmaları şart koşulsun. Fakat sonra, eczacılık sektörüne döner diye vazgeçtim. Yulimeka: Öyleyse Nisa, geleceğin Orhan Pamuk’u. :) Ama keşke Uçurtma Avcısı’nı önermeseydim… Hala suçlu hissediyorum.

  • @araksi ;
    yeni bir şey daha öğrendim sayenizde… araksi, akıllı ve bilge anlamına geliyormuş ;)

  • Araksi :

    Öyle miymiş, bilmiyordum. :) Benim bildiğim Araksi Batı Ermenicesi’nde Aras Nehri’ni karşılıyor… Ama bunu da sevdim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
sohbet muhabbet
  • zehra: 8\a canımız 7\a çorabımız
  • bahar: 6-A hamama lifte bizden bedava……..
  • Caner: Merhaba, Bir iletişim formu bulamadığım için burdan yazıyorum, sitenizde virüs var...
  • aHMET: kardesım eline saglık. biri allah rızası icin su kolu ya da klavyeyi iki kisilik...
  • misican: Ben 18.doğum günümü hatırlamıyorum ama : ”Kaç kurtar ruhunu yalnızlıkla(yalnızlık...
  • mor paspas: hoşgeldiniz sevgili dohoda. çok ilginç bir adınız var. “arabanın açık camında...
  • dohoda: Merhabalar, Sitenize bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine yeni üye oldum. Gördüm ki; yazı...
  • yulimeka: doğum gününüz kutlu olmuştur inşallah ;) videoyu gayet güzel eklemişsiniz de ben ufak...
  • faith no more: Öncelikle arabanın açık olan camından, ay rüzgar çarpacak şimdi diyerek huzursuz...
  • mor paspas: doğum günün kutlu olsun. 6 mayısta doğanların da doğum günü kutlu mutlu olsun.
  • mor paspas: bahar gelir, hoş gelir. siteye uzun süredir girmediğimin ben de farkına vardım. bahar...
  • ayasophia: Doğum günün kutlu olsun! Güzel yaşa… 18. doğumgünümde evde misafirler vardı....
  • Miss Luna: Sandalyeler, burada iki binanın arasına koyulmasıyla şunu ifade ediyor olmalı; burada...
  • cesur: alpaçino başlı başına mukemel bı aktordur çızgısınden ödun vermemiş hiç penbe dızide...
  • Cengiz: Arkadaşlar öncelikle paylaşım için teşekkürler. Programın Windows7 altyapısının...