Bunu her yere yazıyorum: Adorno isimli bir felsefeci (kendisine böyle hitap ettiğim için ahirette yakama yapışabilir emin değilim) demiş ki, “Auschwitz’den sonra şiir yazılmaz!”. Bilmeyenler için: Auschwitz bilinen en büyük Nazi toplama kampı. İşte Adorno nam kişi diyor ki, kötülük bu kadar net ve sistemli bir biçimde ortaya çıkmışken naif, hisli, coşkulu, romantik bir duruş yani şiir imkansızdır.
Tabi ki Adorno’yu eleştirenler olmuştur. Ama ben bunu her yere yazmaya, her konuştuğuma anlatmaya çalışıyorum. İleride entelektüel doygunluğa ulaşınca vazgeçeceğim bu tarz laflardan da şimdilik idare edin işte (hınzırca bir cümle oldu, maksadım Nohut’un içini gıcıklandırmak). Şimdi efendim şiir denilmişken bu güzide sitede, illa ki Türkiye’nin bir şiir cenneti olmasından da bahsetmek gerekiyor. Başta anlattığım hadise paralelinde bunu anlamaya çalışacağız.
Şimdi efendim mektep hayatımın nadide bir köşesinde dergi çıkarmak gibi bir halt yedim ben. Nohut Bey’le ortaklaşa girdiğimiz bir proje idi kendisi. Ben düşünmüştüm ki insanların içindeki yazarlar ortaya çıkar ve sürekli öyküler, denemeler gelir sağdan soldan. Hatta denemenin ağırlıkta olacağını bile düşünmüştüm. Bir de naçizane, kadın yazarların ağırlıkta olacağı gibi saçma (şimdi saçma geliyor, o zaman ciddi idim.) bir hissim bile vardı.
Neyse efendim, gün geldi devran döndü ve dergi yayınlandıkça yayınlandı. Fakat gelip giden sadece şiirlerdi. Zat-ı muhteremin birisi de demiş ya zaten, bu ülkede her 3 kişiden 5′i şairdir diye. Bizimki de o hesap oldu bir anda. O kadar çok şiir okudum ki çevremdeki insanlardan… artık bıkkınlık bile verdi. Zaten şiir okumayı sevmem.
İlkokul, ortaokul ve lise hayatımda şiir yazma deneyimlerim oldu, her Türkiyeli genç gibi. Hatta itiraf edeyim, üniversitede iken bile bir iki denedim. Fakat olmuyor. Adorno haklıymış, çok naif geliyor kelimeler. Coşku tutmuyor. kelimelerdeki musikiyi oturtamıyorum. Bu sadece benim yeteneksizliğim olmasın istiyorum. Şiir yazamıyorum diye oturup ağlamak istemiyorum çünkü.
Fakat bu ülkede bu kadar çok şiir yazılmasının bir izahı olmalı. Ben biraz Auschwitz tarzı bir “salt kötülüğün artık sıradanlaşması” olayına maruz kalmamamızda buluyorum. Düşünsenize, en kötü adam tipimiz Nuri Alço’dur. Nerde Hitler’in toplu katliamları, nerde Nuri abinin libidal müdahaleleri. O yüzden belki de biz halen hayata bir umutla, bir coşkuyla bakabiliyoruz. Batı’da kalmamış olmalı ki bu umut, şiir de giderek eksiliyor.
Anadolu’daki aşık edebiyatının etkilerini de göz ardı etmemek lazım tabi. O kadar çok insan var ki geçmişten gelmiş ve “halk şairi” ünvanı almış. Şiirin bir şekilde sokak duvarlarında, lise defterlerinde yahut geceyarısı radyo programlarında, hatta internette açılan şiir sitelerinde yayınlanabilme ihtimali bile insanımıza şiir yazma şevki veriyor. Bu nedenle belki de üniversitede kurduğumuz dergi, şiir bombardımanına uğrarken kimse öykü yazmıyor.
Lafı uzattık toparlayalım; şiir umudun türküsüdür diyeyim. Yani bir coşkunun, heyecanın… Yokluğun şiiri değil romanı yahut öyküsü yazılıyor. Kötülüğün de öyle. Kurgular devreye giriyor, devrik cümleler yarım kelimeler kaldırmıyor onu. Belki şiire öykünen romanlar olabiliyor bazı bazı. Bilge Karasu’nun Gece’si gibi mesela… Ya da Latife Tekin’in Gece Dersleri gibi… Tavsiyem olsun ayrıca…
Not: Foto’daki de Rimbaud’dur. şiirleri de fena sayılmaz işte…
bugün 0, toplam 10 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- auschwitz nerede
- auschwitz\den sonra şiir yazılmaz













şiir his dünyanı anlatıp rahatlama,
deneme his dünyanı anlatıp rahatlama,
öykü his dünyanı anlatıp rahatlama+kurgu
roman; his dünyanı detaylandırma, farklı vücutlara sokma, yeni bi algı dünyası sunma..
deneme ve şiiri beğenmek için, baya iyi olması lazım. o yüzden sevdiğim bir kaç şair dışında şiir okumuyorum. necip fazıldan başka da aslında pek sevdiğim şairde yok. olsa diye kasıyorum olmuyor. özdemir asaf vardı, o da anlamını yitirdi artık bende..
ama iyi bir şiirin çıktığı yere bir romanla çıkmak çok zor. ama şiir o yerde bir anlık beliriyor. roman çıktığı tepelerde geziniyor.
bıdı bıdı yaptım baya ben şimdi..:)
[...] Nohut: şiir his dünyanı anlatıp rahatlama, deneme his dünyanı anlatıp rahatlama, öykü his dünyanı anlatıp… [...]