Esprinin kalitesini belirleyen birçok parametre vardır. Bu parametreler, yere, zamana, muhattaba göre de değişiklik gösterir. Espri yapıcının burada bütün bu dengeleri gözeterek, optimum noktayı bulması gerekir. Yerine göre eleştirel, yerine göre hicveden, yerine göre kimseyi kırmadan espiri yapması gerekebilir. Bu dengeleri öğrenmekte uzun bir eğitim sonucu olabiliyor ancak. Bu dengeleri bilmeyen amatör espiritüellerin arkadaş ortamlarında birbirlerine laf sokmaya çalışırken kalp kırdığını, basit espriler için gelecekteki birçok esprileri feda ettiklerini görüyoruz.
En zor espriler genel olarak muhattabınız sizden üst bir konumdaysa olur. Böyle durumlarda çok dikkatli davranmalı, yalakalığa kaçmadan, ama terbiye sınırları içinde de kalarak espirileri bombalamalısınız. Bu konuya örnek vermesi için, “Tarım ve Köyişleri Başkanlığı”, Marmara Bölgesi şefinin karşısında yaptığım espiriyi anlatmak istiyorum. Bu espiri, üst konumdaki insana yapılan espri (“joke to higher status”) konusunda yapılan tartışmalara bir nokta koyup, bir prototip oluşturacak düzeyde.
Bir gün gene espri kokluyor, her an tetikte bekliyor, kaliteli bir espri arıyordum. Yolun karşı tarafında “Tarım ve Köyişleri Başkanlığı” levhasını görünce aradığım esprinin burada olduğunu hissettim. Üst düzey bürokratların olduğu, insanların kasıl kasıl kasıldığı bu ortamda, espri yeteneklerimi zorlayacak, kendimi geliştirecektim.
Hemşehrim nereye? Diye soran güvenlik görevlisine yavaşça dönüp, “Hem şehrim diyorsun / Hem kendin bilmiyorsun. / Sen ne biçim bir haldesin? / Bekçi misin? Forvetçi misin? 4lüğümü okudum. İçeriye girer girmez, formumda olduğumu kanıtlamış, gelecek büyük esprimin belirtilerini göstermeye başlamıştım. Bekçinin Anadoludan geldiğini düşünmüş, geleneksel dörtlüklerden bir espri düzmüştüm. Bekçi kim olduğumu anladığını gösteren bir mimik yaptı, “Buyrun efendim, müdürümüz yukarıda” diyerek bir reveransla yolu işaret etti.
Müdürün odasına giderken aslında aklımda hiçbir espri yoktu. Zaten çoğu zamanda böyle olur. Herkes o espirileri önceden planlayıp, yaptığımı düşünür ama, aslında herşey o birkaç saniye içinde olur.
Müdürün kapısını çaldım. “Kim o?” diye heybetli bir ses geldi içeriden. “Ben kapıcı Memo!” diye cevap verdim. Beklenmedik bir anda esprim çarpmıştı müdürü, gülerek “buyrun buyrun” dedi. Kim olduğumu anlamıştı sanırım espirimin kalitesinden. İçeriye girmedim, durumu kendim için daha zorlaştırmak istiyordum. Esprimi kapının arkasından, yüzüne bakmayarak da çakabilirdim biliyordum. ” ‘Buyrun’, lütfen” dedi tekrar. Sizde koşmak satılıyor mu? diyiverdim. Evet tam bu bürokratik ortama uygun, İngilizceden çevrilmiş bir espiriydi. Tüm diller arası esprilerim gibi bu espirimin de anlaşılmama ihtimali çok yüksekti ancak. Bu yüzden espirimin son hamlesini İngilizce yapmaya karar verdim. Well, if you sell me run, i am gonna “buy run”.
İçerden gelen kahkaha seslerini geri de bırakarak, geri döndüm. Bekçinin selamını alırken gururluydum. Bekçi arkamdan, “Allahım, üstadı başımızdan eksik etme” diye dua etmiş midir bilmem ama o gün benim için özel bir gündü.
bugün 0, toplam 19 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- bilinçli tüketmesek ne olur
- kapıcı memo
- kullandığımız suyu bilincli tüketmesek













bir zamanlar “i run each team” falan vardı.. bi de “why high one why” gibi şeyler.. üstad, bunlara ne buyurursun?
[...] (Tüm Bölümler) 01. Bölüm: Bomba Esprilerim 02. Bölüm: Bomba Esprilerim -2- 03. Bölüm: Bomba Esprilerim -3- 04. Bölüm: Bomba Esprilerim -4- (Amigo’ya karşı) 05. Bölüm: Bomba 5- Espri için fazla [...]
“…erine göre eleştirel, yerine göre hicveden, yerine göre kimseyi kırmadan espiri yapması gerekebilir. ”
eleştirmekle hicvetmek sanki yarım kalmış gibi ? “taşlama” gelecek sanıyordum ben 3. olarak (: