Şantiye+inşaat işçileri+toz+toprak ambiyansında dahi “hasretinle yandı gönlüm”ü duyduğunda hislenen ve dahi betonarme kitabı arasında çiçek kurutan biri olarak, eskilerin “hendese” dedikleri bu meslek ruhuma ne kadar uygundur sorunsalını öğrencilik yıllarında bırakmışken artik; ‘ruh hendesesi’ diye bir şey, bildiğimiz adıyla ‘hat’ merakımı celbetti bir vakit. Çiçeklerden lale nasıl sade ama asil bir güzelliğe sahipse, geleneksel sanat dallarından da hat sanatı biraz öyle gelir bana. Harflerin zerafeti…
İlgileneler bilir, ilk derste bir cümle vardır, ilk o cümleyi yazarsınız, ta ki hoca “tamamdır” diyene kadar. Sonraki derslerde alfabedeki harfleri sıra ile yazmaya başlarsınız. Derste hoca peynir ekmek yeme kolaylığında yazıyordur, “ kolaymış” diye geçirirsiniz içinizden, kaleminizi açmaya yardım eden kıdemli öğrencinin henüz “fe” harfinde olduğunu söylemesinden bile etkilenmezsiniz, “demek yeterince yetenekli değil”dir size göre. Sonra evde bir hevesle karıştırırsınız ipek ve mürekkebi, başlarsınız yazmaya, “altı üstü tek bi cümle “dir. Lakin yazdıkça anlarsınız, anlayanının elinde büyülü bir ritim ve ahenkle hareket ederken kağıtta harika izler bırakan kalem, sizin elinizde işe yaramaz bir kamış parçası olmuştur. Henüz okula başlamamış bir çocuğun defterine karaladığı harfler misali.
Hüsn-ü Hat ile sabır imtihanını geçemeyince, “kaligrafi” dedikleri Latin harfleri ile yazılan versiyonunu deneyeyim dedim. Öncekinden hallice olsa da, bana göre değilmiş, anlamış bulundum. Kiminin “maymun iştahlılık”, benim “tüketim” dediğim şey için geçenlerde “beslenme” dedi birisi, tuttum ben de bu kelimeyi. Ama hala Sultanahmet civarında, kenarları işlemeli tabaklara kesik uçlu kalemlerle imza atma rahatlığı ile 1 dakikada harika eserler ortaya çıkaranları gördükçe, içimden bir “aah” geçmiyor değil.
Böylesi sevdalar için, birincisi ayıracak vaktiniz olmalı, ikincisi de her yemek faslında malzemeleri toparlamak zorunda kalmayacağınız ikinci bir masanız.
Lakin şunu da söylemek lazım, yazmak sahiden, insana zamanı unutturan bişey, öyle dinlendirici, öyle huzur veren… Herkesler uyuyorken, Pierre Loti’de çay içiyor olmak gibi.
Yazmak, Uzak Doğu öğretilerinde de kağıda bir şeyler karalamaktan öte bir şeymiş, filmlerden gördüğümüz kadarıyla. Misal, Kim Ki Duk’un bir filminde yaşlı keşiş, cinayet işleyen eski öğrencisini almaya gelen polislerden bir gece süre ister, içinde bulunduğu ruh hali cinnetten farksız olan öğrencisinden ahşap zemine yazdığı yazıları bıçakla kazımasını ister ve bu eylem sabahın ilk ışıklarına kadar sürer, bir nevi terapi. Ya da Hero’da düşmanlar saldırırken, kuma bir takım yazılar yazmaya başlıyorlardı ve yazmak onları oklardan koruyan manevi bir kalkan oluyordu.
Not: Eskiler, kalem açılırken arta kalan o talaşa “bürade-i kalem” derlermiş. bir gelenek olarak bunlar atılmaz bir ömür boyu saklanırmış ve hattat vefat edince beraber gömülürmüş.
bugün 0, toplam 126 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- hat sanatı
- hat yazıları
- hat resimleri
- hüsnü hat
- hat resmi













fatma aliye’nin bir romanında “kız çocukları sabretmeyi öğrensin diye küçük yaşta ney üflemeyi öğretirlerdi” diyordu. ney ve hat gibi “sabır” üzere inşa edilen sanatlar bana hep o “sakinliği” çağrıştırıyor. sabırla sabırsızlık arasında gidip gelirken, insan gündelik hayatın ne kadar da boğucu olduğunu hatırlıyor.
filmde (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış… ilkbahar) en beğendiğim sahneydi orası, hatırlatma için teşekkürler…
hat sanatina karsi benim de bir hayranligim oldugu icin, gecenlerde bununla ilgili bir sergiye gitmistim, öyle harika eserler vardi ki..
Ve her tablonun altinda, o büyüleyici güzellik ve ahenk icerisindeki harflerin icerdigi cümlenin türkcesi yaziyordu, cok anlamli sözlerdi. Yani her resmin bir anlami vardi….bayildim.
Bir tanesini olsun almak istedim ama maalesef cok pahaliydi her biri. Ama ilerde mutlaka istiyorum evimde onlardan birtane… insallah.
Yazınızı çok beğendim.Hat gerçekten çok ince bir sanat. Eserlere bakarken bile insan huzur buluyor. Beni asıl ilgilendiren işin “sabır” faslı. Her sanat sabır gerektirir ama hat sabırla birlikte huzur ve yumuşaklılık da ister. İnsan çok sinirli iken beste yapabilir, resim çizebilir. Duygularını ifade eder. İş hat sanatına gelince huzur ve sabır olmadan asla yapılacak iş değildir zira bu sanat yumuşaklık ister. Türkçe’ye önem vermeniz çok güzel. Gençler bilgisayar ortamının verdiği rahatlıkla bunu gözardı ediyor. Sevgiler.