İşlerimizi bir an önce halletmek istediğimizde, mesleki ünvanımızı, çalıştığımız kurumu, bir çırpıda, küçücük bir iş için kullanmaya tenezzül etmemiz ne büyük bir küçüklüktür. Bazen de keyif için yaparız bunu. Çay bahçesinde oturuyoruzdur ve sırf yan masadakiler duysun diye, hönküre hönküre mesleğimizi dile getiririz. Kime ne bizim mesleğimizden?
Polis çevirdiğinde, neden memuriyetimizi bin kere dile getiririz? Adamın vergi dairesi var da orda memuruz sanki. Bunlara mukabil şekilde, neden istemediğimiz bir yerde veya dostlarımızın çalıştığından daha kötü bir yerde çalışıyorsak, işimizi pek dile getirmeyiz? Neden bakan ezer müsteşarını, müsteşar memurunu, memur tezgahtar kızı, tezgahtar kız kapıcıyı, kapıcı da adını apartman görevlisi yapıp yoldan geçen hurdacıyı. (Aziz Nesin’in karakterlerin başka sıfatlarda olduğu, benzer bir hikayesi vardı. Bilen desin.) Deli miyiz la biz yoksa?
“Savcılıkta memur olunca heralde insanın beyaz eşyalarında veya tesisatında hiçbir problem olmamalı.” demiştik çağrı merkezi hikayelerimizin birincisinde. Ne yalan diyeyim, savcılıktaki memurlardan bir tane denk geldiydi. Ama doktor ve avukatların maaşallahı vardı.
Çağrı merkezinde çalışıyorsunuzdur ve telefon eden müşterinizin ya bir beyaz eşyası bozulmuştur, ya otobüs biletine ihtiyacı vardır, ya da ne bileyim, çalıştığınız çağrı merkezinin sektörüne göre başka bir ihtiyacı… Ama inanın mesleği zerre bir anlam ifade etmez. “İyi günler evlat, ben Doktor Necmi”. İyi de banane be abicim, muayene mi edeceksin bedavaya sanki. “Ben Diş Hekimi Şükrü”. Dolgu mu yapacaksın dişlerime iskontolu? “Ben Avukat Hasan.” Sen peki, hı söyle sen ne yapacaksın, adam öldürmüş gibi bir sesim mi var? Düşünsenize, yardım etmenizi isteyecek birilerinin telefonunu bekliyorsunuz ve bir ses “Ben avukat, doktor…” Sanki telefonu eden o değil sizsiniz. O size yardım edecekmiş gibi…
Böyle bir durumda ünvanın bir halta yaramadığını buradan tüm doktor ve avukatlara duyurmak isterim. Hatta bir keresinde, imkansız birşey isteyip sürekli bana doktor olduğunu hatırlatan bir müşteriye, “mesleğinizin şu anda hiç bir işe yaramadığını hala anlayamadınız mı” diyebilmiştim. “20 sene bunun için mi okudun la sen? Bi davlumbaz için mi?” demeyi istemiştim aslında ama diyememiştim tabi.
Ne hikmetse bu tür tıbbi ve hukuki odunlukları hep erkeklerde gördüm. Hiç bir bayan doktor veya avukat hatırlamıyorum bu şekilde konuştuğum. Ama gayet net hatırladığım bazı hanımefendiler genellikle bana, bir gökdelende çalıştığını ve akşam iş çıkışlarında arkadaşlarıyla eğlenmeye gittiğini hissettiren, benimle konuşurken yer yer “ofis arkadaşları”na laf atan tiplerdi. Ne iş yaptıklarıysa meçhuldü onların. Büyük bir gökdelende, şık kıyafet ve takılarıyla çalışmaları yeterliydi.
Onlara da buradan naniklerimi gönderiyorum. Siz akşam arkadaşlarınızla kareoke partisine gidip çılgınca eğleneceğiniz için televizyonunuz daha çabuk tamir edilmeyecek o gamsız servis tarafından.
Çağrı merkezlerinde çalışanlara da ayrıca sesleniyorum. Mesleğiyle varolan bu tarz insanlara kesinlikle ayrıcalık tanımayın. Unutmayınız ki, bir insan doktor veya avukat olduğu için diğer insanlardan üstün olduğunu sanıyorsa, dünya üzerinde en son değer vereceği kişi sizsiniz. Sizler, böylelerinin gözünde sadece telefonlara bakan değersiz birisiniz. Ben öyleydim.
bugün 0, toplam 19 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ben merkezli hikaye
- ben merkezli ilginç hikaye













ya resim çok şeker olmuş:) tam doktor necmi çağrı merkezini ararken. tebrik ederim güzel seçimin için:)
ya arkadaşım nohut..
sen herşeyi eleştirmek zorundamısın.
sanki editörmüsün sayfanın bu ne yaa…
yeter..
öööğ yaa
hoşş.