<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sakin kafa sakin vücutta bulunur &#187; Okul Hayatı</title>
	<atom:link href="http://www.sakinkafa.com/category/okul-hayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sakinkafa.com</link>
	<description>Sakin Kafa</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 22:27:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Akıllı Tahta</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/akilli-tahta/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/akilli-tahta/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 11:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk diyalogları]]></category>
		<category><![CDATA[En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>
		<category><![CDATA[okul anıları]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite hatırası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=12913</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/?attachment_id=12912"><img class="alignright size-medium wp-image-12912" title="akillitahta" src="http://www.sakinkafa.com/images/akillitahta-287x300.jpg" alt="akillitahta" width="287" height="300" /></a></p>
<p>Makine mühendisliği eğitimi almış ve fakat yıllardır özel bir kurumda matematik öğretmenliği yapan ablam ve diğer öğretmenleri önceki gün müdürleri toplamış ve bu dönemden itibaren ders anlatımında akıllı tahta kullanacaklarını bildirmiş. Benim bilgisayarı ancak açmak/kapatmaktan belki bir iki adım ötesini becerebilen ablam(mühendislerin yüzkarası :) paniklemiş tabii. Eve gelince biri 10 diğeri 9 yaşındaki yeğenlerime bu gelişmeden bahsetmiş ve o çok iyi bildiğim panik haliyle “<em>vallaa çok korkuyorum çocuklar”</em> deyince, Reyhan ve Bahadır(<span style="color: #999999;">hep Serdar&#8217;dan bahsedecek değilim ya:) <span style="color: #000000;">) </span></span>“- <em>Anne korkmana hiç gerek yok, biz sana öğretiriz</em>”, demişler.<span id="more-12913"></span></p>
<p>Ertesi gün “<em>Müdür Amca</em>”dan gerekli programı almaya gitmişler ailecek. Sonra çocuklar anlatmışlar, “<em>Anne bak buradan kalemi tıklıyosun, buradan renk seciyosuuun,…</em> “</p>
<p>“<em>Bugün onlarla bir kez daha gurur duydum”</em> dedi ablam telefonda bütün bunları anlatırken sesi titreyerek.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 40 defa okundu...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/akilli-tahta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YGS</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/ygs/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/ygs/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 22:58:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=12295</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sakinkafa.com/images/SS-SBS1-237x300.jpg" alt="SS-SBS~1" width="237" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-12296" /><strong>Ve evet.<br />
 Yarın saat 10:00&#8242;da YGS var. Şimdiden tüm arkadaşlarıma tüm kalbimle başarılar diliyorum.</strong><br />
11 ay sonra sınava girmenin rahatlığını düne kadar yaşarken bugün empati yapıp &#8216;ya yarın bende sınav anını bekleseydim&#8217; diye düşündüm. Düşünmez olaydım. Gerçekten çok stresli bir dönem ama önemli olan bununda keyfini çıkarmak. </p>
<p>Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim. Benden bir dönem büyük olan arkadaşım da yarın YGS&#8217;ye giriyor. Normalde çok çok rahat, heyecanı sıfır olan bu arkadaşım oldukça heyecanlı. Ve ben nedenini sınava bağlarken, o bana &#8216;tüm alınan önlemlerden&#8217; dolayı olduğunu anlattı. (En çokta sınav anında verecekleri kalemin çürük çıkmasından korkuyor. Şekerlerin midesini bozmasından, bir şişe suyun yetmeyeceğinden vs gibi nedenlerden dolayı korkuları var.) </p>
<p><strong>**Penguen&#8217;in kapağı gerçekten çok hoşuma gitti.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 15 defa okundu...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/ygs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtuluşum</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/kurtulusum/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/kurtulusum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2011 18:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[franz kafka]]></category>
		<category><![CDATA[kafka]]></category>
		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=12064</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-12066" src="http://www.sakinkafa.com/images/franz-kafka_35652-211x300.jpg" alt="franz-kafka_35652" width="101" height="112" /> Efendim artık duyan duymayan kalmadı malum ÖSS sınavlarına gireceğimden hepinizin haberi var. Çok yoğun temponun içinde fırsat buldukça kitap okuyabiliyorum. Okurken de Dünya Klasiklerinden tercih ediyorum hani bir taşla iki kuş olsun diyerek&#8230;<br />
Ve bu aralar Franz Kafka serisindeyim. <span id="more-12064"></span> Tabi ki Dönüşüm&#8217;le (yahut Değişim) başladım. Hep duyardım &#8216;O yazara/şaire aşığım!&#8217; cümlesini (karşı cinse duyulan duygu bozukluğundan bahsetmiyorum) ama kulak ardı ederdim. Sanırım bende Kafka&#8217;ya kulak ardı ettiğim hisleri besliyorum. Gerçi Kafka&#8217;dan önce de Freud vardı, onun da pabucunu dama at(a)madım o yüzden. Aklımdan ÖSS ve beraberinde getirdiği stres dolu dakikaları her neyle uğraşırsam uğraşayım atamıyordum ve Kafka tam bu anda bana elini uzattı ve kolunu da kaptırdı :) &#8216;Kalbime değdi&#8217; denir ya evet Kafka benim kalbime değdi. Ve sırf bu yüzden her ne kadar bencillikte etsem Max Brod&#8217;u ihanetle suçlamıyorum. Dürüst olmak gerekirse Milena&#8217;yı da çok kıskanıyorum, Kafka&#8217;nın Milena&#8217;ya;<br />
<em>&#8221;severim sevmesine de seni<br />
eski bir hüzünle ,durmadan büyür içimde bir girit yasemini.&#8221; </em><br />
demesiyle bu kıskaçlık ateşi daha da alevleniyor.</p>
<p>Her neyse efendim Kafka&#8217;nın şimdilik en etkilendiğim küçük bir paragrafıyla yazımı sonlandırıyorum.</p>
<p><em>&#8220;Gömülmek geceye. Bazen düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, işte öyle, düpedüz gömülmüş olmak geceye. Çepeçevre insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da büzülmüş, çarşaflar içinde, yorganlar altında, gerçekte biraraya gelmişlerdir, o bir vakitler ve sonraları olduğu gibi çöl bir yerde, açıkta bir konak, sayılamıyacak kadar insanlar, bir önder, bir kavim, soğuk bir gök altında, soğuk topraklar üzerinde, önce ayakta, şimdi savrulmuş yerlere, alınırlar kollar üzerine bastırılmış, yüzler yere doğru, sakin soluyarak. Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin, yanıbaşındaki çalı çırpı yığınından yanan bir odun parçasını sallıyarak sana en yakınını bulursun. Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte.Birinin olması lazım.&#8221;</em></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 6 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>franz kafka gömiülmek geceye</li><li>gömülmek geceye franz kafka</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/kurtulusum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nanoakışkanın Nanosundan</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/nanoakiskanin-nanosundan/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/nanoakiskanin-nanosundan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 22:08:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>segah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ısı transferi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=11948</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-11949" src="http://www.sakinkafa.com/images/Nu.gif" alt="Nu" width="260" height="246" />Daha öncelerde &#8220;Nanoakışkanlarla Isı Transferi İyileştirmesi&#8221; konulu bir projede çalışacağımdan bahsetmiştim. Şubat ayı başından beri de projeyle uğraşıyorum, iki sene sürecek inşallah.</p>
<p>Aslına bakarsanız, şu an için  geleneksel akışkanlarla ısı transferi hesaplamaları yaparak hem temelimi oluşturuyor, hem kesin çözümü bilinen fiziksel olaylarla çözüm yolumu doğruluyorum.<span id="more-11948"></span> Mesela, suyun 100 °C&#8217;de bir boruya girdiğini düşünün ve de o borunun iç yüzeyinin 25 °C&#8217;de sabitlendiğini. Belirli bi uzunlutaki borudan çıkan bu suyun sıcaklığı ne oluyor bunu hesaplıyorum.</p>
<p>Bu hesaplar, aslında çok temel gerçeklere dayanıyor. Doğa olaylarının temelinde yatan diferansiyel denklemleri kullanıyorum. Bu diferansiyel denklemleri, bazı varsayımlar yaparak nümerik yöntemlerle çözüp sonuca ulaşıyorum. İlerleyen zamanlarda da nanoakışkanlar ile ilgili okuduğum makalelerden yaptığım çıkarımlar doğrultusunda nanoakışkan problem çözümlerini oluşturacağım.</p>
<p>Bunları yaparken düşündüm de öğrenecek ne kadar çok şey var. Hiç uyumadan çalışsam sadece kendi mesleğimin bile çok çok azını öğrenebilirim. Bu işi seçmem için beni cesaretlendirip öğrenme ihtiyacımın en azından bir kısmını sağlamama imkan veren aileme teşekkür ediyorum.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 11 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>nanoakışkan</li><li>ısı taşınımı</li><li>nanoakışkanlarla ısı transferi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/nanoakiskanin-nanosundan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haydi Hayırlısı</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/haydi-hayirlisi/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/haydi-hayirlisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 22:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>segah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[iş arama]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[nanoakışkanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=11378</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-11379" src="http://www.sakinkafa.com/images/nanoakiskanlar.jpg" alt="nanoakiskanlar" width="276" height="165" />Şu sıralar okulu bitirmek ve iş hayatına ufak ufak giriş yapma telaşındayım. Kalan 24 günlük öğrenciliğimin hakkını vererek inek gibi çalışıyorum. Beş dersim kaldı ve beş dersin sınavları, projeleri, raporları ve ödevleri olduğundan zorlu bir dönem benim için. Aslında düşününce, bölümümdeki 4.5 senenin zaten 3.5 senesi çalışıp durdum. Neyse, okul bitiyor ya, insan ister istemez soruyor kendine.<span id="more-11378"></span> Ben bu kadar sürede ne öğrendim, bir baltaya sap olabildim mi, öğrendiklerimin ne kadar geçerliliği var?</p>
<p>Sonra iş başvuruları filan derken, bir de baktım proje asistanlığına girmişim. Maaş desen, özel şirkete göre düşük ama idare eder, proje güzel, ama endüstriye katkısı ne kadar bilinemiyor daha. Herkes konuşuyor tabi, sen soruyorsun kararsız durumlarda olduğun için, millet de bol keseden konuşuyor. Aslında en iyisi, çok yakınındaki kişiler dışında kimseye bir şey anlatmayacaksın. Anlatıp da ne olcak, herkes fikrini söyleyince daha iyi mi karar vercen? Neyse karışık işler işte:) Haydi hayırlısı bakalım, nanoakışkanlar konusunda Türkiye&#8217;nin sayılı uzmanlarından olmaya adayım, öğrendiklerimi de sizlerle paylaşırım ara ara:)</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 4 defa okundu...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/haydi-hayirlisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesela Ben</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/mesela-ben/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/mesela-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 19:54:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=11333</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sakinkafa.com/images/155855_467662609884_698089884_5381732_7874874_n-191x300.jpg" alt="155855_467662609884_698089884_5381732_7874874_n" width="191" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-11344" />Öss, Öğrenci Seçme Sınavı yeni nesil YGS ve LYS falan filan. Ayrıntılara girmenin lüzumu yok. Sadece size bünyemde ve çevremdeki insanlarda gözlemediğim tesirlerini yazmayı uygun buldum. Sonra yine üstünde dururuz. </p>
<p><strong>8 temel yapı taşı vardır:</strong><br />
<strong>Madde 1:</strong> Bu öğrenciler stresli ve agresif olur. (Mesela ben, girişte &#8216;Ayrıntılara girmeye gerekli görmüyorum istiyorsan okuma kardeşim keyfin bilir, böylesini uygun buldum&#8217; gibi kaba bir üslup izlemişim,ayıp.)<span id="more-11333"></span></p>
<p><strong>Madde 2:</strong> Bu öğrenciler  sivilceli olur. (Mesela ben, photoshopla bile bazen zor kapanıyor,yazık ya.)</p>
<p><strong>Madde 3:</strong> Bu öğrenciler asosyal olur. (Mesela ben, 5 aydır kendi hâlimdeyim,yalnızım dostlarım yalnız.)</p>
<p><strong>Madde 4:</strong> Bu öğrenciler  test kitaplarıyla ve cep formül kitapçıklarıyla dolaşırlar, her yerde. (Mesela ben, bakkala bile test kitabımla gidiyorum.)</p>
<p><strong>Madde 5:</strong> Bu öğrenciler sağlıksız beslenir. (Mesela ben, günde bir kavanoz Nutella bitiriyorum.)<br />
Doğal olarak bu öğrenciler kilolu olur. (Hayır bu durumu kabullenmiyorum,Madde 1&#8242;e bakmalısınız bence.)</p>
<p><strong>Madde 6:</strong> Doğaüstü espri yaparlar. (Mesela ben.)</p>
<p><strong>Madde 7:</strong> Bu öğrenciler Ev-okul-dersane bermuda şeytan üçgeni arasında koştururlar. (Mesela ben, dersaneyi ve okulu evim olarak benimsedim!)</p>
<p><strong>Madde 8:</strong> Bu öğrenciler arasında tek konuşulan konu bu sınavdır. (Mesela ben ve yandaşlarım.)</p>
<p>Sınava hazırlık döneminde:<br />
* Bol bol soru çözmenin verdiği mutluluk ve mutsuzluk yani dengesizlik hâkimdir. Çünkü çözülen sorular bir yerden sonra yeterli gelmez ve hastalık derecesine yükselir. Hastalık diye nitelendirdiğim aslında &#8216;bunalım&#8217;dır. Agresif,her şeye karşı çıkan,mıymıııy,insanı çileden çıkaran bir yaratık olunur.Özellikle bu durumdan ebeveynler çeker.(Sakinkafa aracılığıyla babamdan özür dilerim, nutellayı bitirdiği ve ona bunu yapmaması gerektiğini anlatırken bağırmamdan dolayı&#8230;)<br />
Daha sonra ise çözülen sorular hayatınızın bir parçası olur. &#8216;Saat 14:25&#8242;te A kentinden yola çıktık ve 70 km ile gidiyorsak,B kentine 16:30&#8242;da varıyorsak aldığımız yolun km,m,cm,mm cinsinden değeri &#8230;.&#8217; gibi. Yahut Rehberlik öğretmenlerinin &#8220;3 kişiden 2&#8242;si kazanacak!&#8221; demesi üzerine eve gelip denklemler,orantılar kurup üniversiteyi kazanma olasılığını hesaplamak huzur verici ama geçici&#8230;</p>
<p>Hayata giren sorular daha sonra rüyalara girer. Mesela ben, geçen gün rüyamda karekök içine hapsolmuştum ve beyaz &#8216;kare&#8217;li gömleği olan prensimi bekliyordum.(Madde 6&#8242;ya yönlendiriyorum sizi.)<br />
Hayata ve rüyalara dahil olan sorular bu sefer içinizi bulandırır. Çözdüğünüz soruların yetmediğini söylemiştim.Fakat  bir de içinizi rekabet duygusu kapladıysa evlere şenlik bir durum söz konusu.<br />
-Alo, Bilgecansu ne yapıyorsuun?<br />
-Uyuyorum uyuyorum(!) soru çözmüyorum yani hem ne işim olur soruyla benim ilahi sen!<br />
- İyi iyi bende bilgisayardayım zaten soru çözmek prensiplerimi aykırı biliyorsun Bilgecansu.<br />
Halbuki Bilgecansu ve arkadaşı o gün 500 soru çözmüşlerdir ve hâlâ soru çözmeye devam etmektedirler.</p>
<p>Bir de arkadaşlar arasında olmasa bile kafanıza kafanıza sokulan soyut rakipleriniz vardır. Mesela ben, şişmiş gözlerle 01:00&#8242;de tam yastığa başımı koymuşken iç huzursuzlukla uyuyamayıp kalkıp (&#8211;&gt;anlatım bozukluğu oldu,farkındayım) 10 soru daha çözüp rakiplerimin önüne geçmiş olmamın huzuruyla mışıl mışıl uyumuşumdur.<br />
Ama işte uyuyunca da bitmiyor işler dedim ya mesela ben rüyamda sorulara kaldığım yerden devam ediyorum, 132. dereceden logaritma denklemi bile gördüm.</p>
<p>Bir de hüzün hâli vardır. Mesela ben, soru çözmeyince kendimi &#8216;Wanted&#8217;lı afişlerde görüyorum.</p>
<p>Ayrıca formüllerin,önemli yerlerin akılda kalması için her boş bulunan yere notlar bantlamakta bu dönemde görülen unsurlardandır.Mesela ben annnemin masa örtülerini kaldırıp edebiyat notlarımı serdim gözümün önünde olsun diye.(Şaka şaka.)</p>
<p>Ve bu hazırlık dönemi böyle uzuyor gidiyor. Bir de atlamadan hazırlıktan önce hedef belirleme dönemi vardır. Gecelerce meslek araştırılır,psikolojik testler çözülür. &#8216;Hangi mesleğe eğilimim var&#8217; diye haftalarca aranır,aranır,aranır&#8230;. Mesela ben, hukuk ve ya psikoloji hadi olmadı sosyoloji istiyorum. Artık Odtü olur efendime söyliyim İstanbul Üniversitesi olur, olmadı Boğaziçi olur bakalım gönlüm nereyi isterse. (Keşke bu kadar kolay  olsa!)</p>
<p><strong>Gelelim sınav arifesine,</strong>Bu sefer &#8216;Ya yolda trafik kazası olur ve ben sınava geç kalırsam?&#8217;, &#8216;O gün ölümcül hastalığa yakalanırsam ve yalnızca 3 saatlik ömrüm kalırsa soruları nasıl yetiştireceğim?&#8217;, &#8216;Ya saatim sınav esnasında durur ve zamandan haberim olmazsa?&#8217;, &#8216;Annemin verdiği şekerler boğazıma kaçarsa?&#8217;, &#8216;Suyu içeyim derken optiğe dökersem?&#8217; vs gibi sorular kemirir genci. Günler öncesinden en az 23837939 kere evraklar kontrol edilir. Rahat giyecekler hazırlanır. Stres dorukta olur.<br />
Mesela ben pijamalarımla, pofuduk ayılı ev ayakkabımlarımla ve en önemlisi elimde kocaman bir Nutella&#8217;yla gitmeyi düşünüyorum.</p>
<p>Ve sınav anına gelirsek, <strong>&#8216;Yaşamadım bilmiyorum&#8217;</strong> şeklinde kestirip atmak istemiyorum. Ama pekte fikrim yok, &#8216;Zaman dursun&#8217; denilir muhtemelen.<br />
Sınav sonrasına gelirsek ise, heyecanlı bekleyişe ve puan hesaplamalarına adanır insanoğlu.<br />
Yazarken fark ettim de haddinden fazla abartıyormuşum. Evet yalnızca bir sınav ve gerekeni yapacağız. Tam tersine şu zamanların tadını çıkartmak daha eğlenceli ve çekilir olur diye düşünüyorum. :)</p>
<p><em><strong>Şimdiden tüm YGS ve LYS öğrencilerine başarılar dilerim :)</strong></em></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 13 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>stresli öğrenci</li><li>nutellalı öğrenci</li><li>bermuda şeytan üçgeni ev okul dershane</li><li>ÖĞRENCİNİN STRESİ</li><li>hangi mesleğe eğilimim var testi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/mesela-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laklak-2</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/laklak-2/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/laklak-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Dec 2010 19:53:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=11191</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sakinkafa.com/images/AJANSU1-233x300.jpg" alt="AJANSU~1" width="233" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-11192" /> Lisemizde geçen bizzat yaşamış olduğum bir hadiseyi naklen aktarıyorum:</p>
<p><strong>Ben:</strong> Abi* ya Z kılıklı X hocanın verdiği testlerden bilmem kaçıncı soruyu yapabildin mi?<br />
<strong>Edebikimlik-bunalımıyaşayan-dertliiçerliatarlı-gençarkadaşım**:</strong>Hayaaııır yuha yapmadım. (Yuha&#8217;nın hangi işlevde kullanıldığını önceki yazımdan bilmeniz gerekir yok eğer bilmiyorsanız tamam abi sende haklısın zaten başlıkta hâyır yok.)<br />
<span id="more-11191"></span><strong>Ben:</strong> Of be Brütüs sen de mi!<br />
<strong>Edebikimlik-bunalımıyaşayan-dertliiçerliatarlı-gençarkadaşım:</strong><br />
    Ne ben Sezar&#8217;ım<br />
    Ne sen Brütüs&#8217;sün<br />
    Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün<br />
    Artık seninle biz, (Ses incelir, ağlamaklı bir modda)<br />
    Düşman bile değiliz.<br />
<strong>Ben:</strong> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; (Devreler yanmış ve gözler fal taşı misali karşımdaki arkadaşıma aval aval bakmaktayım.)<br />
<strong>Edebikimlikbunalımıyaşayandertliiçerliatarlıgençarkadaşım:</strong> Çok fazla edebiyatla ilgilenirim sadece bir dize okuyayıım dedim.<br />
<strong>Ben:</strong> Şansını Okul Şiir Okuma Heyeti&#8217;nde kullanmalısın. Neyse ben okulu bırakıyorum zaten.</p>
<p>O anki şaşkınlığım akıllara zarar verecek cinstendi. Aslında bütün suç sosyal paylaşım sitelerinde, bilirsiniz oradaki edebi-felsefi grupları hani her saniye başı bir söz paylaşanlar ve anasayfayı tamamıyla işgal edenler. Ya da bir dakika yahu aslında biz de suç eğer biz bahsetmiş olduğumuz siteleri doğru düzgün bir işlevde kullansak ota ve güle gruplar açıp fanları olmasak yeni nesli bu kadar kolay kaybetmezdik. Ama artık daha yürekten inanıyorum &#8216;başımız sağolsun&#8217;.</p>
<p><strong>*</strong> &#8216;Abi&#8217; kelimesi TDK&#8217;ya göre &#8216;ağabey&#8217; şeklinde yazılır. Bu yararlı bilgiyi de verdikten sonra bu kelimenin başıma bela olduğunu söyleyebilirim. Okulda öğretmenlerimin &#8216;kaba kız öğğk möğğk&#8217; tarzı hakaretlerine maruz kaldım yani mağdurum!</p>
<p><strong>**</strong> Birleşik yazmamın nedeni okurken übülep hübülep olun diye.<br />
Ayrıca edebiyat güzeldir, hoştur , severiz. Ama herşey yerinde güzel  -be abicim- (benden büyükseniz  görmediniz &lt;3) misal sınıfta geçen olaylardan biri:<br />
Öğretmen espri yaptığını düşünüp yerlerde yuvarlanır ve bizede kinayeli bir ses tonuyla &#39;Gülüünn!&#39; emrini verir. Biz de güleriz &#39;hohoho&#39;, &#39;hahaha&#39;, &#39;ahahaha&#39;, &#39;zuahah&#39;, &#39;puhahahah&#39;, &#39;adasfdasdas&#39; vs şekillerinde. Arka sıralardan (sevgilisinden ayrılmış sabahtan akşama kadar Müslüm Baba dinleyip bütün ders çalışma isteğimi sömüren bir genç ama o da mağdur) &#39;Bir ihtimal daha var, ölmek mi dersiniz?&#39; der ve öğretmende  hayranlıkla şaşakaldığım &#39;Höönk!&#39; ifadesi belirir. Bu da böyle bir anı işte Sakinkafa.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 51 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>laklak o</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/laklak-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laklak-1</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/laklak-1/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/laklak-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 2010 15:13:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=11060</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sakinkafa.com/images/imagesCAJFYYSN.jpg" alt="imagesCAJFYYSN" width="201" height="250" class="alignleft size-full wp-image-11083" /><em><strong>&#8220;Gençlik nereye gidiyor azizim!&#8221;</strong></em></p>
<p>İstanbul&#8217;dan 2 yıl önce gelmeme rağmen şu Yalova&#8217;ya bir türlü adapte olamadım. Bilemiyorum açıkcası &#8216;İstanblue&#8217; gençleri arasında da böyle bir akım var mıdır yoksa buradaki gençleri YGS ve LYS diye atomlarına ayrılan ÖSS mi çarptı?!<br />
Evet pek saygı değer okuyucum neticeye bağlıyorum. Burada gençler birbirlerine ismiyle hitap etmiyorlaar.  Şöyle ki:<br />
&#8216;aga,reis,yiğen,reyiz,yeğen,hoca,dayı,ciciş,kanka,kakakikikanki,babaa,abii,ablaa,hacı,hacı osman,hoca osman,agi,kanki,agican&#8230;&#8217; diye uzayan bir listeyle hitap ediliyor. &#8216;Eee ne olmuş&#8217; diyorsanız eğer, bu kullandığınız kelimeler sizin sosyal statünüzü belirliyor. Nasıl mı? Şöyle efendim:<span id="more-11060"></span></p>
<p>- <strong>&#8216;Yeğen bugüne ne ödev vardı?&#8217;</strong><br />
(Buradaki yeğen kavramında karşıdaki kişi aşağılanıyor yani söyleyen taraf kendisini ondan bir kademe üstte görüyor(bak hele!) fakat &#8216;yiğen&#8217; deseydi durum daha vahim olurdu çünkü karşıdaki tarafı yerin dibinde görüyor olacaktı.)</p>
<p>- <strong>&#8216;Reis bir sorum olacaktı,yuha&#8217;</strong><br />
(yuha mı yuha ne arar sakinkafa&#8217;da klişe (sözüm ona) esprisinden sonra kelime olarak &#8216;yuha&#8217;  bir şaşkınlık,heyecan,korku vs. gibi bütün insansal duyguları belirten yüce bir kelime. Buradaki &#8216;reis&#8217; ise karşı taraftan kendimizi alçak görme başka bir bakıma da alçak gönüllülük olarak değerlendiriliyor. Eğer size biri &#8216;reis&#8217; derse &#8216;yeğen,yiğen&#8217; gibi bir cevap vermeniz beklenir. Eğer ola ki &#8216;reyiz&#8217; derse sizi gökler mertebesine ulaştırdığını bu eşsiz kelimeyle anlatmak istediğinin kanıtıdır.)<br />
* Yeğen,reis gibi kelimeler genelde racon kesen erkekler tarafından kullanılıyor. Kurtlar Vadisi, Ezel seyredenlerde %90 daha çok görüldüğünü bizzat tespit ettim. Bu kelimeleri kullanan gençlerin bir özelliğide ellerinde tespih(bkz:tesbih) sallamaları ve kendilerini &#8216;BİLGİN&#8217; kişi olarak ilân etmesidir.</p>
<p>- <strong>&#8216;Kankaa saçım nasıl olmuaaş?&#8217;</strong><br />
(Buradaki &#8216;kanka&#8217; kelimesini kullanan genç, sizi kendisine karşı yakın görmektedir. Sevgilerini karşılıksız bırakmazsanız çok mutlu olurlar hatta öyle bir mutlu olurlar ki (-ki bağlaç görevinde) tarifi mümkün değildir,kimse bu mutluluğun sırrını bulamaz lâkin ben resmini yakında çizeceğim.)</p>
<p>- <strong>&#8216;Kakakikikankiii! Hayat lalalaylooom!&#8217;</strong><br />
(Bu arkadaşlar hayatı pembe bir biyosfer,ekosfer,litosfer,atmosfer,hidrosfer olarak görürler. Çok vurdum duymaz sambacı tiplerdir.)<br />
-<strong>&#8216;Cicişşşşşş, şşşşşşşeker işşşşter mişşşşin?&#8217;</strong><br />
(Bu tür vakalarda ise alfabemizin &#8216;Ş&#8217; harfi baskın söylenir ve genelde de uzatıldıkça uzatılır hatta bazen sonu gelmez. (bkz: 20 yıl sonra Şşş&#8217;leyen cicişler) Sizi cici yani sevecen,cana yakın, iyi insan olarak görürler ve bunu da açıkça belirtirler.)<br />
*Genelde kızlar tarafından kullanılır, tabii bu terimlerin hepsi su altından seslenirmiş gibi çıkar ses tellerinden.</p>
<p>Halkın canı bu terimlere karşın çok sıkılmakta fakat &#8216;büyüyünce geçer&#8217; diye de bir umut söz konusu. Evet Sakinkafa  Yalova&#8217;da genel durum böyle söz Genel Merkez&#8217;de.</p>
<p><em><strong>Ciciş not:</strong></em> Benim için ise; Nohut reyizsin. Hatta ve hatta REYİZ 4EVER!</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 6 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>hacı dayı kanka</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/laklak-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoca-Ogrenci Iliskileri</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/hoca-ogrenci-iliskileri/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/hoca-ogrenci-iliskileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 12:57:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kuzeydeki güney insanı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=9911</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9916" title="kaplumbağa terbiyecisi" src="http://www.sakinkafa.com/images/kaplumbağa-terbiyecisi-212x300.jpg" alt="kaplumbağa terbiyecisi" width="212" height="300" />Ben bugun bunu gordum sevgili okur. Aslinda daha oncede gormustum ama tekrarlanmis oldu, yazmama da sebep oldu. Gecen seneki danismanim Cin asilli Amerikan bir kadindi. Bir Turkle evlenerek guzide ulkemize gelmis Usak sehrinin kutuğune kayit olmus. Kari koca ikisi de bolumumuzun sevilen hocalarindandi, en azindan ben seviyordum. Hic cocuklari olmadigi icin de biz ogrencileri kendi cocuklari gibi gorup, yakindan ilgileniyor, bir cok konuda yardimci oluyorlardi. Bu cocuk olarak gorme mevzundan bircok sohbette bahsetmisler, bircok aldigimiz mail &#8220;dear kids&#8221; diye basladigi icin alismistik&#8230;<span id="more-9911"></span></p>
<p>4000 km yol katedip, Hollanda&#8217;nin kuzeyine tasindim. Hintli bir hocanin grubunda (iki tane de Hintli PhD ogrencisi var) calismaya basladim. Bircok kuzeyli insana kiyasla cok daha cana yakin, ogrencileri ile hastalikta saglikta cok yakindan ilgilenen bir hocam oldu. Avantajlari da var, dezavantajlari da. Ama asil anlatmak istedigim onlar degil.</p>
<p>Yukardaki hikaye ile nasil alakasi olduguna gelince. Sunu soylemem lazim; Hintli hocam bekar ve yalniz yasamayi sevdigini soyluyor, bu yastan sonra da evlenmeyi falan dusunmuyormus. Iki gun once clean room&#8217;da calisiyoruz, diger grup arkadaslari da islerini yapiyorlar. Her ne kadar garip garip kiyafetlerin icinde olsak da ortam samimi denebilir. Laf dondu dolasti oyle bir noktaya geldi ki, kadin muhabbeti &#8220;i have bunch of babies&#8221; (bircok bebegim var) ile bitirdi.</p>
<p>Hoca ile yakin iliski kurmayi sevsem de bu cocuk/bebek olarak gorme olayina alisamiyorum. Kac yasina geldik arkadas, eve gidersin annen baban hâlâ bebekmis gibi sever. Buyudugunu, artik bir sekilde hayatini kurdugunu anlatamazsin. Bunlarin  yanina bir de mustakbel esinin anne babasini da kendi annen babanmis gibi benimseme durumu var gelecek icin, o da pek mantikli gelmiyor.  Evet sevgili okur, bilmiyorum sesimi kim duyar ama &#8220;yeter&#8221; diye bagirmak istiyorum, bir de hocalarim cocuk gibi gormesin. Bilmiyorum ne yapmak lazim buyudugunu gostermek icin. Sakal birakmak ise yariyor mu acep?</p>
<p>Sonuca gelecek olursak sevgili okur, bekar hocadan uzak durmak gerektigine kanaat getirdim, hele bir de ustune tenure tracking ise bu hoca oradan acilen kacmak lazim. (bir ay icinde yapacagim da bu zaten.) Tenure track sistemi Turkiye universitelerinde olmadigi icin, terimin turkcesini de bulamadim. Sunu soylemek gerek ki, kendini ispatlamaya calisan, cok stres altinda, acinacak bir kimse denebilir.</p>
<p>Ilgilisine not: Clean room (temiz oda) dedigimiz mekanin ozel havalandirma sistemleri var ve havanin mumkun oldugunca tozdan arindirilmasi icin kullaniliyor. Nedeni ise, toz parcaciklarinin mikro (metrenin milyonda biri) olcekte oldugunu goz onunde bulundurursak ve nano (metrenin milyarda biri) boyutta uretilen araclarin, uzerine toz parcasi dusmesi durumunda kullanilamaz hale gelmesi. Gunluk kiyafetlerinizde cok fazla tozlu oldugu icin, ozel toz tutmayan elbiselerle girmeniz gerekiyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 41 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>kaplumbağa terbiyecisi</li><li>kaplumbağa terbiyecisi kimdir</li><li>hintli hoca</li><li>öğrencisi ile evlenen hoca</li><li>üniversitede hoca ogrenci</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/hoca-ogrenci-iliskileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Tıpçının İtirafları &#8211; 1</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/bir-tipcinin-itiraflari-1/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/bir-tipcinin-itiraflari-1/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 08:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sizden Gelenler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[tıpçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=9899</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">yazan: Skywalker</span></strong></p>
<p>Ali babanın çiftliğindeki ya da Alp Dağları’ndaki ineklerin ne kadar huzurlu olduğunu düşünmekteyim bugünlerde. 9 aylık okul hayatının 8 ayını “Az kaldı abi ya sınav bitsin rahatlıyacaz.” diyerek geçirince madem inek olacaktık bari süt aşkıyla uçan ineklerden olaydık diyor insan buralarda. Napıyorum derseniz yaklaşık on bin tıp öğrencisinin yaptığını yapıyorum. Çalışıyorum, yemek yiyorum sonra çalışıyorum.<span id="more-9899"></span> Ondan sonra diğer öğün. Ama yatmadan önce de çalışmak lazım tabi onu da hemen aradan çıkarıp günün yorgunluğunu atmak için tabii ki uyuyorum. İşte Hacettepe’de bir tıpçının normal diyebileceği hayat. Madem öyle çalışma arkadaşım sanki herkes öyle mi doktor oluyor dediğinizi duyar gibiyim. Çoğu zaman bu doğru ama burada değil. Ha yok dersler çok zor, hocalar hiç acımıyorlar falan böyle bir problem değil buradaki. Asıl bahsetmek istediğim söylemeye utansam da benim de içlerinden biri olduğum sapıtmış öğrenci modeli.</p>
<p>Biraz bahsetmek gerekirse bu öğrencinin en tipik özelliği kendince çaktırmadığı hırsıdır. ÖSS’dir yarıştır dendi, hırslıydık, işe de yaradı; ama bunu üstünden atamamış birileri varsa onlar işte bu gruptadır.<br />
Yine tipik bir günde bir tıpçıyı ararsınız. İşte diyalog:</p>
<p>Tıpçı1 – Abi naber napıyosun?<br />
Tıpçı2 – İyi abi bir şey yapmıyorum. Senden ne haber?<br />
T1 – İyidir. Ya diyorum ki gidip bi PES mi atsak?<br />
T2 – Hımm ya ben gece pek uyuyamadım da biraz yatıyım diyodum siz gidin olur mu?<br />
T1 – Tamam o zaman. Benim de biraz evi toplamam lazımdı zaten. Hadi görüşürüz.</p>
<p>Konuşma incelendiğinde T2 adlı arkadaşın yaptığı hiçbir şeyin aslında komitenin ikinci tekrarı olduğu ve dün gece sabahladığı için öğlen yaklaşık 3 saat uyuyup rutinine devam edeceği bir tıpçı tarafından kolayca görülebilmektedir. Yine aynı şekilde insani görülmek için PES teklif eden arkadaşın da karşıdakinin asıl amacını kavrayıp panik halinde derse başlaması an meselesidir.</p>
<p>Bunun değişik bir formu yine okul çıkışı daha büyük gruplarla da yaşanabilir. Muhtemelen üçüncü tekrarına başlamış bir arkadaş ortaya fikir sunar: “Sinemaya mı gitsek bugün ya?”<br />
Soru üzerinde yapacak daha çok işi olan diğer arkadaşlar ya duymamış gibi yapıp kırtasiyedeki yeni notlarla ilgili konular açar ya da iyi bir bahanesi olanlar arkadaşı cevaplayıp ortamı terk ederler. İlginç bir şekilde teklifi sunan arkadaş da kendi sorusunu unutup rutinine devam eder:)</p>
<p>Güzel anlar da yaşanmıyor değil tabii bu sıralarda. Mesela bir Anatomi pratik dersinden önce hoca kısaca konuyu özetler. Bunun ardından kadavra başında uygulaması yapılacaktır. Hocanın cümlesinin sonlarına geldiğini anlayan sapıtmış öğrenci modeli yavaştan gruptan uzaklaşır ve yolunu açar. Hocadan tamam işareti alındığında yarış başlamıştır. Kadavra başında yer kapma uğruna yapılan engelli koşudan sonra amaca ulaşılır. Ancak çeşitli çarpışmalar sonucunda burkulma ve çürümelerle ders sonunda olay yeri engelli olarak terk edilir. Bu sırada ortamların en popüler insanlarının bile dönüştüğü yaratıkları görmekse günün eğlenceli kısmıdır.</p>
<p>Bu kadar şikâyetçi görülsem de alıştım ben de bu duruma. İnsanların sağlığı söz konusu olduğundan en iyisini seçmek gerekli tabii. Biraz ilginç bir taktik; ama engelleyemediğiniz zaman kabulleneceğiniz en güzel bahane bu oluyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 17 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>bir tıpçının üç yılı</li><li>tıpçılarla ilgili sözler</li><li>hayatta tıpçı olmak</li><li>tıpçıların hayatı</li><li>tıpçılarla ilgili fıkra- söz</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/bir-tipcinin-itiraflari-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana Kaderimin Bir Oyunu</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/bana-kaderimin-bir-oyunu/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/bana-kaderimin-bir-oyunu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 07:58:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ereces</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=8435</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her öğrencinin öğrencilik hayatı enteresanlıklar ile doludur (klasik lise komposizyon girişi). Ancak bildiğim bütün dillerde anlatmaktan usanmayacağım bir hikayem vardır ki, hayat boyu hatırlayacağım. Lise 2&#8242;de sayısal ağrılılıklı bir düzende seyrederken sıkıldığımdan ve vasatı aşamamamdan ötürü, lise 3&#8242;e eşit ağırlıkta merhaba dediğim yıllardı. Arkadaşlar ile aramdaki farkı zamanla kapatmış artık yavaş yavaş başa oynar hale gelmiştim. Deneme sınavlarında kaçıncı olduğum aslında yapmak istediklerim göz önüne alındığında pek de bir önem arzetmiyordu. Ne var ki, büyük yarışa sıkı tutunabilmem açısından önemliydi. Bu yolda bana her akşam, anahtarını müdürden aldığımız dersanedeki çalışmalarımızda iki arkadaşım eşlik ediyordu. Çoğu zaman dedikodu ile geçen bu akşamların sınav üzerindeki olumlu etkisi yine de takdire şayandır.<span id="more-8435"></span></p>
<p>Sınav bitmiş, tercih süreci başlamıştı. Beraber çalıştığım arkadaşlarımdan birisi benden 1 puan, öteki de benden 2 puan fazla almıştı. Bizim dönem hayal kırıklıklarıyla anılan bir dönemdir. Şöyle ki, bir önceki yılla puanların kıyaslandığında herkes en az 3-4 tercih öncesini beklerken sonuçlar açıklandığında şoke olmuştu. O zamanki mağrur duruşları rehberlik öğretmenleri bile ayıltamıyordu. Ben de uğruna eşit ağırlığa geçtiğim Uluslararası İlişkiler bölümü sevdamın, ailem tarafından &#8216;geleceği olmadığı gerekçesi&#8217; ile veto yemesinden sonra rotamı hukuk tercihlerine yönlendirmiştim. Tam 11 hukuk tercihi, araya zorla sıkıştırılmış Ankara Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler ile birlikte kült bir şekilde duruyordu. Hukuk tercihlerinden sonra gelen Ankara Üniversitesi Maliye bölümü ise başıma gelenlerden sonra edilgenleşecekti.</p>
<p>Tercihlerin sona ermesine birkaç gün kala kuzenimle beraber okulun yoluna koyulduk. Giderken benden 2 puan fazla alan arkadaşımı gördüm. Samimiyetimiz ilerlediğinden beri hakkında bildiğim gerçek kendisinin ve ailesinin hayallerini hukuk fakültesinin süslediğiydi. Tercih sırası hemen hemen benimkine yakındı ama aralara psikolojik danışmanlık ve rehberlik (bundan sonra kısaca pdr diyeceğiz) bölümünün muhtelif üniversitelerindeki fakültelerini eklemişti. Biz tabi daha önce de söylediğim gibi üst sıralardan tercihlerin gelmesini beklediğimizden alttakilere pek itibar etmiyorduk. Ancak tercihlerinde gözüme ilişen bir gariplik vardır. Puan sıralamasında geçen yıl daha yukarıdan öğrenci almış Mersin pdr, kendisinden düşük puanla öğrenci almış Erzincan Hukuk Fakültesi&#8217;nin altındaydı. Kendi tercih sıramızda daha yukarıları beklediğimizden aslında önemli olmadığını, fakat yine de bu durumu düzeltebileceğini söyledim. Ben tercihlerimi teslim ederken kendisi naçizane tavsiyeme uymuş ve değiştirmiş.</p>
<p>Sonuç tahmin edebileceğiniz gibi. Erzincan Hukuk Fakültesi yerine Mersin pdr&#8217;ye gitti. Peki bu durumun bende yarattığı değişiklik neydi? Benim Erzincan Hukuk Fakültesi&#8217;ne son sıradan girmem. Yani o gün karşılaşmasak kendisi hayallerine kavuşacak ve beni de Ankara&#8217;ya, bambaşka bir hayata yönlendirmiş olacaktı. İşte bu hikayenin yazılmasının sebebi de, hoş bir anıdan ziyade, insanın hayatı ile oynadığı kumarlar üzerine hayatın çektiği resttir. İlk zamanlar şehre ısınamamış, okul hayatının getirdiği ağır yükü de taşımakta zorlanmıştım. Ancak an itibariyle hem Portekiz&#8217;de olmama vesile olmuş olması, hem de okuduğum bölümün önemine artık haiz olmamdan ötürü şikayet etmeye sebep de derman da bulamıyorum. Arkadaşıma ne mi oldu? 1 sene sonra okulunu dondurdu, tekrar sınava hazırlandı ve şimdi Kayseri Hukuk Fakültesinde.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 2 defa okundu...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/bana-kaderimin-bir-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Erasmus Öğrencisinin Notları</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/bir-erasmus-ogrencisinin-notlari/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/bir-erasmus-ogrencisinin-notlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 17:34:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ereces</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci evi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=8429</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni neslin aşinalığı vardır, ancak bilmeyenler için Erasmus Öğrenci Değişim Programı&#8217;nı şöyle izah edelim. Türk üniversitelerinde okumakta olan öğrencilerin, üniversiteleri eğer bir yabancı üniversite ile anlaşmışsa, devlet destekli yurt dışında eğitim almaları olayıdır. Bu işlerle uğraşan Ulusal Ajans, her ülke için asgari harcama tutarlarını belirmemiş ve ona göre de giden öğrencilerinin cebine parasını koyuyor. Tabi, burada fikren bir ütopya söz konusu. Yıllardır pohpohlanan Avrupai tarz, birden bire öğrencinin ayağına geliyor ve bir de üzerine para alıyorsunuz. Bununla birlikte bir de nesilden nesile gidip gelenlerin anlattıkları da cabası. Artık sadece Türkiye&#8217;de değil, bu programın kapsamı dahilindeki her ülkede Erasmus adı partiler ile anılır olmuş.</p>
<p>Bendeniz de, üniversitemin ikinci kuşak Erasmus öğrencisiyim. Portekiz&#8217;in Lizbon vilayetinde bir üniversitede <span id="more-8429"></span>eğitim alıyorum. Benden önceki jenerasyonda gelen arkadaştan edindiğim kıt kanaat bilgilerle yollara düştüm. Aktarmada beklediğim saatleri hesaba katmaz isek, yaklaşık 4,5 saat sonra Lizbon semalarında şehri ve okyanusun eşsiz manzarasını izliyordum. Bunca sınav stresi, hazırlık çalışmaları ve nihayet yolculuktan sonra geriye dair tüm yorgunlukların silindiği bambaşka bir heyecandı ilk zamanlar. Avrupa&#8217;nın dört bir köşesinden gelmiş ve bu amaca hizmet eden insanlarla birlikte aynı sofrayı, aynı sınıfı paylaşmak; durumun yarattığı hoş sersemlikle tüm tabloları pembeye boyuyordu. Zaman geçti, okulda sezon açıldı ve bu yeni deneyim de artık eskitilmek için sıraya girdi.</p>
<p>Burada iki tip öğrenci vaziyeti söz konusudur. Bunlardan birincisi, gayet sıradan bir şekilde programa uyar ve neticesinde tüm dersleri takip edip icap ettiğinde de sınavı verir. Benim de içinde bulunduğum ikinci grup için ise önceden tasarlanan acziyet durumunun hocaya servis edilişine bağlı olarak gelen bir netice vardır. Öyle ki, gidip dillerinden anlamadığınızı ve kendi kendinize, önceden hoca tarafından önerilmiş ödevi yapmanızın sizin hayrınıza olduğuna ikna ederseniz, bundan sonra tüm ışıklar yeşildir. Burada hazırladığınız plan kadar okulun ve bireysel olarak hocanın genel tutumunu da değerlendirmeye almak gerekir. Nihayet, dönem sonunda hazırladıklarınızı teslim edersiniz ve hakettiğiniz not ile eve dönersiniz.</p>
<p>Erasmus felsefesi ise başlı başına bir kategoridir. Birçok öğrenci için &#8220;hayatımın en güzel günleriydi&#8221; diye anılacak, zaten iyi değerlendirilmesi sıkça öğütlenen öğrencilik yıllarına bir de bonus ekleyecek &#8220;sultanların sultanı&#8221; bir fırsattır. İlk zamanlar öyleydi tabi. Oradaki yaşamın tüm enteresanlıklarına alıştıktan sonra artık sindirme dönemi baş gösterir. Arkadaşlıklar şekillenmiş, aktiviteler monotonlaşmış ve bir de üstüne eskiden koşullanılmış olumlu havada farkedilmeyen sorunlar dikkat çeker hale gelmiştir. Burada bir not düşmek gerekirse, yazının sahibi için hayat &#8220;kullanma kılavuzu okunmamış&#8221; veya &#8220;değeri bilinmeyen&#8221; bir mefhumdan ibaret değildir. Meseleyi atalarımız &#8220;bal yiyen baldan usanır&#8221; veya &#8220;bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş&#8221; şeklinde özetlerken, bu benlikte de yine günlerin birçoğu hareketli ve yine ferahfeza bir yaşam mevcut iken; gerek yemeklerin özlenmesi, gerek eş dostun hasretinin cana tak etmesi, gerek çevrede iki çift Türkçe laf konuşacak adam kıtlığı ve gerekse makineleşmiş insanların sinir bozucu düzeni etkin rol oynamaktadır (yemeklerin ilk sırada oluşu benim de dikkatimi çekti).</p>
<p>Bu açıdan değerlendirildiğinde Erasmus aslında her öğrencinin tecrübe etmesi gereken ve insana anı üstüne anı, dil üstüne dil, arkadaş üstüne arkadaş ekleyen süresi az ama öz bir müessesedir. Yine de buralara yolu düşmeyecek olanlar için veya müstakbel ziyaretçiler için belirtmekte fayda var ki, buranın adamı da senin benim gibi aynı gök kubbenin altında yaşayan, hemen hemen aynı besin kaynaklarından beslenen, aynı yaşam süresine sahip insanlar. Kimse Avrupa&#8217;da diye (Türkiye&#8217;ye nazaran) çok çok bohem hayatı yaşamıyor. Buradakilerin de batıl inançları var, takıntıları var, kıskançlıkları var; buradakiler de yalan söylüyor, çamura yatıyor, dedikodu yapıyor. Peki, bunca zaman geçtikten sonra Avrupa&#8217;ya bu denli entegre olmaya gayret eden Türkiye&#8217;nin bu çabaları hangi büyük farktan kaynaklanıyor acaba, bu soruya bir cevap bulunabildi mi? Şöyle izah etmek gerekirse, Türkiye&#8217;deki tüm &#8216;yozlaşmışlık&#8217; adı altındaki değişiklikleri ele alıp Avrupa&#8217;ya kıyasladığımızda bir benzerlik görebiliriz; aradaki fark ise Avrupa zihniyetinin insana daha fazla değer veriyor oluşudur. Ciddi manada kutuplaşmaların, karşıt görüşü kimi zaman yok sayıp kimi zaman yok etmeye çalışmaların olmadığı ve en önemlisi devlet tutumunda hizmet açısından muhatabın &#8216;insan olduğu gerçeği&#8217; faktörlerinden yola çıkılarak bu sonuca varılabilir.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 4 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>erasmus gidip gelen</li><li>erasmus notları 1 2 3 4 5</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/bir-erasmus-ogrencisinin-notlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce Sola, Sonra Sağa, Sonra Tekrar Sola</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/once-sola-sonra-saga-sonra-tekrar-sola/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/once-sola-sonra-saga-sonra-tekrar-sola/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 13:12:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>segah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[derste soru sorma]]></category>
		<category><![CDATA[ezberci eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen hoca]]></category>
		<category><![CDATA[trafik dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=7959</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-7966" src="http://www.sakinkafa.com/images/ezber.JPG" alt="ezber" width="227" height="314" />Dinlemekten büyük keyif aldığım ve ondan çok yararlı bilgiler öğrendiğim hocam, bir konu hakkında konuşmayı bitirdiğinde hep aynı cümleyi kurar:&#8221;What questions do you have? (Ne gibi sorularınız var?)&#8221;. Bu cümle kalıbı dikkatimi çekmişti. Diğer hocaların tercih etmediği bir cümle kalıbı. İnsanı soru sormaya zorlanmış gibi hissettiren.</p>
<p>Bu hafta içinde bir derste, konu soru sormak üzerine açılmışken<span id="more-7959"></span>, benim dikkatimi çeken bu konuya parmak bastı hocamız. Bu şekilde sormanın soru sormaya özendirdiğini, öğrencilere &#8220;muhtemelen sorularınız vardır, peki bunlar hangileri?&#8221; demiş sayıldığından,   &#8220;Do you have any questions?&#8221; demiş olsa, &#8220;Yoktur ama, belki vardır, var mı sorunuz?&#8221; demiş gibi olacağından bahsetti. Bize bolca soru sormamızı öğütleyen, kafamızdaki soruların aslında bir çok arkadaşımızın da kafasında olduğundan fakat kimsenin sormaya cesaret edemediğinden dem vurdu. Bu meselenin de köklerinin tabi ki ilköğretime kadar dayandığını, gördüklerimizi kalıp olarak beynimize yerleştirmeyi tercih ettiğimizi söyledi.</p>
<p>Ben kafamın içinde bu gibi sorunları düşünerek caddede karşıdan karşıya geçmek üzere iken aklıma gelenler&#8230; çocukken yaşadığım bir anıyı sizlerle paylaşmanın tam sırası:)</p>
<p>Matematik, Hayat bilgisi ve Türkçe&#8217;den arta kalan zamanlarda gördüğümüz &#8216;Çevre, Sağlık ve Trafik&#8217; dersinde, öğretmenimizin bize öğrettiği altın bir kural vardı: &#8220;Önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola.&#8221; Bense öğrendiğim bilgileri hemen uygulamayı seven bir çocuk olduğumdan, okul dönüşü cadde üzerinde öğretilen dogmaları harfiyen yerine getirdim. Ama dikkate almadığım bir şey vardı. Trafik tek yölü idi! İster çocuk aklı deyin, ister salaklık deyin, ister başka bir şey deyin. Ama duyduklarımı kelime kelime beynime yazmamda benden daha suçlu insanların olduğu gerçeğini gözden kaçırmayın.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 31 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa</li><li>önce sola sonra sağa sonra tekrar sola</li><li>trafikte önce sola sonra sırası</li><li>trafikte önce sola sonra sağa sonra tekrar sola</li><li>trafikte önce sola</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/once-sola-sonra-saga-sonra-tekrar-sola/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anca Laf 10 “Çocuğunuz zeki ama…”</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/anca-laf-10-%e2%80%9ccocugunuz-zeki-ama%e2%80%a6%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/anca-laf-10-%e2%80%9ccocugunuz-zeki-ama%e2%80%a6%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 08:35:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sizden Gelenler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[anca laf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=7312</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">yazan: maya lilithowsky</span></strong></p>
<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/koala-karikatur.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-7316" title="koala-karikatur" src="http://www.sakinkafa.com/images/koala-karikatur.jpg" alt="koala-karikatur" width="200" height="198" /></a>İşte ilk duyulan ve belki de bu nedenden ötürü kemiklerimize kadar işleyen bir &#8220;anca laf&#8221; daha aramızda. &#8220;Çocuğunuz zeki ama çalışmıyor.&#8221; İltifat mı? Hakaret mi? Çalışmıyor da yetiyor mu zekası? Zeki ama tembellikten karnesinde beş kırık mı olacak? Hadi bakalım hangisi?</p>
<p>Değişik bir iki varyasyonu daha var elbette, &#8220;Çocuğunuz zeki ama hep haytalık peşinde&#8221; bu lafın daha yaşlıca öğretmenler tarafından söylenen hali. Bir de daha modern bir hali var &#8220;Çocuğunuz zeki ama konstrasyon eşiği çok düşük&#8221;, meali dersle alakası yok, anca çene, anca alakasız işler peşinde koşma.<span id="more-7312"></span></p>
<p>Bunun söylendiğini ilk olarak veli toplantısından dönen anne veya babadan duyarız, &#8220;Oğlum/Kızım, bak öğretmenin de dedi, çok zekiymişsin ama çalışmıyormuşsun.&#8221;  Sonra anne gün falan yapar ya da misafir gelir eve, misafirliğe gidilir, babanın arkadaşları da olur, hep aynı hikaye &#8220;Geçen toplantıda da dediler, bizim çocuk çok zeki, zaten küçüklüğünden belliydi, 8 aylıkkken &#8220;memeee&#8221; diyordu, 2 yaşında çamaşır katlıyordu. Ama çalışmıyor işte teyzesi/amcası.&#8221; Bunu duyan çocuk napar ? &#8220;Çok zekiyim lan ben heheh&#8221; diye gezmeye başlar elbette, böylece elimizde çok zeki bir milyon yavrumuz olur, çalışmayan, anca haytalık peşinde olan. Hadi hayırlı olsun.</p>
<p>Halbuse ne diyeceksin? &#8220;Sizin çocuk salak değil ama pek parlak da sayılmaz, Tembel  bir de, okulla, dersle, eğitimle alakası yok. Siz bunu çırak verin bir yere, eli ekmek tutsun bari, başka da bir şey olmaz bundan.&#8221; Bunu duyan çocuk ne yapacak? Gaza gelecek &#8220;Aaaay kafam da pek çalışmıyor zaten, bari çalışayım. Yoksa arkadaşlar yazın tatil yaparken ben atölyeye gidicem. Yağmur da bakmaz bana o kılıkla. Yandık oğlum! Neydi kare kökünü alıııpp&#8230;.&#8221; Yaa işte böyle :)</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 2, toplam 228 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>koala karikatur</li><li>koala karikatürü</li><li>koala karikatürleri</li><li>karikatür koala</li><li>öğretmenle ilgili karikatürler</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/anca-laf-10-%e2%80%9ccocugunuz-zeki-ama%e2%80%a6%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatil Bitince</title>
		<link>http://www.sakinkafa.com/tatil-bitince/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/tatil-bitince/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 14:26:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ortason</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[afyon dinar]]></category>
		<category><![CDATA[ortaokul günlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=6988</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-6990" src="http://www.sakinkafa.com/images/oss.jpg" alt="oss" width="147" height="108" /> Evet sayın okurlar. Okulların kapalı olduğu öğrencilerin yattığı, mayıştığı, maymaladığı bir yaz tatil dönemini daha geride bıraktık. Bu dönemde ne ders yaptık ne bir şey. Sadece ve sadece gezip tozduk, oynadık ve yattık. Ben Afyon&#8217;da olduğum için pek gezdim tozdum denemez. Genelde evdeydim. Bilgisayar başında sabah 6&#8242;lara 7&#8242;lere kadar oturdum. Oyun Oynadım, msne girdim facebook&#8217;a girdim. Call Of Duty 4-5&#8242; i bitirdim, Sims 3&#8242; te süper bir ev yaptım vs.<span id="more-6988"></span></p>
<p>Biraz Afyon/Dinar&#8217;dan bahsediyim. İstanbul&#8217;dan geldiyseniz eğer size uygun bir yer değil pek. Çünkü ne bir Real ne de bir Carrefour var. Çarşıya indiğiniz zaman evleri hep eski püskü olarak görüyorsunuz. Herkes dışarıda oturmuş sigara içiyor. Boş boş dolaşıyor. Bir tek kayda değer Tansaş var. IYAŞ diye bir yer daha var. Orası da çok bakımsız bir görünümde. Her yer her yerde yani. Minibüs çok ucuz. Öğrenci 50 Krş, tam 75 Krş. Ama saatte bir buluyorsunuz. Çok beklemeniz gerekiyor. Ben çarşıya şu ana kadar ya 4 ya da 5. kez çıkmışımdır. O kadar zaman olmasına rağmen. Çünkü çıksam hemen geri dönüyorum. Burası coğrafi özellik bakımdan her yere uzak diyebiliriz. En yakın yer Isparta orasıyla 60 km ara var. Yakınımızdaki en gelişmiş yer Denizli. Denizli&#8217;ye gidiyoruz bazen. Pamukkale Travertenleri&#8217;ni gezmiştik. Yaz tatilindeki en güzel yaşadığım olay buydu.</p>
<p>Yani kısacası benim tatilim çok boş ve anlamsız geçti. Bu yüzden kendimi çok boş bir insan olarak görmeye başladım. Sürekli bilgisayar oynadığım için galiba. Hayatımda kayda değer sadece cuma namazı ve oruç vardı. Başka bir şey yapmadım. Ben en sonunda sıkılmaya ve bir an önce okul başlasın demeye başladım. Şu an okul başladı ve ben pazar günü okuluma gideceğim. Üzülüyorum ama okulların açıldığına değil ailemden ayrıldığıma. Hatta kendimin boş olmadığımı hissettiğime seviniyorum. Geçen sene olsa üzülürdüm okul açıldığına çünkü İstanbul&#8217;daydım o zaman. Gezme şansım vardı arkadaşlarımla ama şu an yok. Neyse buradan hem tatilin bittiğini hem benim tatilin bitişine üzülmeyen bir kişi olduğuma hem de boş insan olmanın çok kötü olduğunu anlayabilirsiniz.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 2 defa okundu...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/tatil-bitince/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
