Yazıma iddialı bir başlık atmış olabilirim. Ama hepimizi ilgilendiren birşey yapılıyorsa ben de içinde bulunacağım ve şimdiye kadar devletin, hükümetin ve muhalefetin ortaya koymadığı (koyduysa da bana duyuramadığı) bir dizi somut öneriyi burada anlatacağım.
Ama önce bu işin bu kadar gecikmesinin tek nedeninin şimdiye kadarki hükümetlerin basiretsizliğinden çok millet olarak sivil anlayışa bir türlü geçemememiz olduğunu gördüğümü söylemek zorundayım. “Asker bir milletin evlatları, torunları” olmakla övündük durduk tarih boyunca. Övünülecek bir tarihimizin olması güzel bir şey olabilir ancak pekala bu tarihten bazı dersler de çıkarabilirdik. Osmanlı Devleti’nin kalabalık ve cesur bir ordusu olmadığı için değil, ordusunu besleyecek ekonomisi; ekonomisini besleyecek endüstriyel, bilimsel, ticari ve siyasi anlayışı; ve tüm bunları beseleyecek sosyal, kültürel ve eğitimsel anlayışı olmadığı için geçerlilik süresinin dolduğunu aklımızdan çıkarmayabilirdik.
Vatan millet aşkını, askere giden genci uğurlarken yaşanan bıçkın delikanlı coşkusuna indirgemeseydik, her Türk asker doğacağına, her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı ülkeye duyulan sevginin diğer sevgilerden çok da farklı olmadığını ve iyi niyet dahilinde bir emek istediğini bilerek yaşasaydı şu anda zaten birçok sorunu halletmiş olurduk. Şimdi pişmanlıkları, umutsuzlukları ve geçmişi bir kenara bırakarak, 25 yaşındaki bir gencin kafasının içindekileri şuraya döküyorum.
25 YAŞINDAKİ GENCİN DEMOKRATİK AÇILIM PAKETİ
1. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri için özel olarak yetiştirilecek bir öğretmen nesli:
Maaşları ülkenin diğer bölgelerindekilere göre daha fazla olacak bu öğretmenler, lisans eğitimleri süresince Kürtçe, Kürdoloji dersleri alacaklar. Bu dersleri almak yeterli değil, tarih boyunca her türlü ayrımcılığın ne gibi sonuçlar doğurduğunu öğrenecekler. Öğretmen adaylarına Naziler ve Yahudiler, Beyazlar ve Siyahlar, kölelik üzerine dersler okutulacak. Bununla da yetinilmeyecek, adayların bölge üzerinde oynanan global oyunlardan, dünyada benzer bölgelerde yapılan yanlışlardan ve doğrulardan haberdar olmaları yine lisans seviyesindeki zorunlu derslerle sağlanacak. Özel Tim yetiştirmekten, onlara mühimmat ve teçhizat sağlamaktan daha ekonomik olacağına eminim. Madem kalem kılıçtan keskin, bu yöntem de çalışacaktır.
2. Ayrımcılığın doğurduğu sonuçları anlatan yayınlar ve sanatsal eserler:
Dünya üzerindeki soykırımların, etnik ayrımcılıkların, pozitif ayrımcılıkların, negatif ayrımcılıkların, siyasi ayrımcılıkların sayısı da hikayesi de çoktur. Sonuçları da hep insanlık dışıdır. Bu hikayeleri sonuçlarıyla beraber anlatan, günümüzdeki Kürt sorunu, ayrımcılık, bölücülük konularıyla ilişkilendiren filmler, belgeseller çekilmesi, kitaplar yazılması, devletin bu tarz eserler vermeye girişen yapımcı, yönetmen, senarist ve yazarlara doğrudan ve kaydadeğer katkı sunması da önemli bir çözüm adımı olacaktır. Eserlerin sorunları tüm gerçekliğiyle anlatan acıtıcılığının yanında, çözüme açılan kapıları göstermeleri ve umutvari olmaları da gerekir. Maddi külfet gibi görünebilir belki ama bir helikopter ihalesinde dışarıya ödenecek miktardan daha fazla olmayacağına eminim.
3. Bu eserlerin yayınlanacağı müzeler:
Ayrımcılık ve bölücülüğün şimdiye kadar bize kaybettirdiklerini ve bundan sonra nasıl kaybettiremeyeceğini anlatan film ve belgesellerin sürekli oynadığı plazmalardan, gazilerin ve şehitlerin annelerine yazdığı mektuplardan, sadece Türkiye’nin doğusunda yaşıyor olduğu için çocuk olamayan çocukların fotoğraflarından, eski gazete sayfalarından, sayısal gerçeklerden ve bunlar gibi başka eserlerden oluşacak müzeler açılacak. Sadece Türkiye’nin doğusunda değil, ortasında ve batısında da… Bu müzeye giren bir insan, ayrışmanın ve ayrıştırmanın ne kadar tehlikeli olduğunu anlayarak çıkabilecek. Kafasında, barış için bir sebep oluşacak. 1. maddede bahsettiğim özel öğretmen nesli ve ülkenin diğer bölgelerinde görev yapan tüm öğretmenler öğrencilerini bu müzelere götürecekler. (Bkz. Freedom Writers (Basit bir Hollywood Filmi)). İç güvenliği sağlamak üzere her noktaya karakol açmaktan ve bir de karakolun güvenliğini sağlamaktan kolay ve ekonomiktir diye düşünüyorum.
4. Bilgi merkezleri ve yine öğretmenler gibi yetiştirilecek danışmanlar
Bölgeye özel tarım, hayvancılık, ticaret, ihracat uzmanları yetiştirilmesi ve bölgede kurulacak, prezantasyonu ve ambalajı da iyi olan danışma merkezlerine yerleştirilmeleri. Aslında tek yapacakları, esnafa, çiftçiye, hayvancılıkla uğraşanlara, ev hanımlarına, öğrencilere, kısacası herkese yeni fikirler, pratik eğitimler vermek ve ufuklar açmak olacak. Bir nevi Halk Eğitim Merkezi… Ama ödeneksizlikten, plansızlıktan ve bürokrasiden kokuşmuş kurumlar olmayacak. O yüzden bunu Halk Eğitim Merkezi adıyla sürdürmek yerine, genç yöneticilerinin olduğu modern merkezler açmak daha mantıklı. Gülümseyen ama yılışmayan, devletin olan ama özel girişm gibi çalışan basit, çözüm odaklı ve modern merkezler olacak. Siyaset üstü olacak. (Bkz. Beyaz Zambaklar Ülkesi – Fİnlandiya (İp bağlamayı bile bilmeyen cahil bir halkın Nokia’ya giden yolu))
5. İlk dört maddeye destek olabilmesi açısından yeni iş olanakları:
İlk dört madde en az 20 yıllık bir süreci kapsıyor. (Öğretmenlerin, danışmanların, öğrencilerin ve halkın eğitilmesi). Tüm bunları destekleyecek şey de “bölgeye yapılacak yatırımların teşvik edilmesi ve arttırılması” diye yıllardır duyduğumuz maddenin tam anlamıyla gerçekleştirilmesi olacaktır. Ülkenin daha az gelişmiş bu bölgelerinin ülkeye maddi-manevi külfet olmasını engellemek için kaynaklar ayrılacak ve buralara yatırım yapılması teşvik edilecek.
SONUÇ ve DUYURU
Bu açılım paketinde tek mantık “affiliate” (bağlı) sistemi kurmak. Siz bu bölgeye umut verebilecek kadar donanımlı öğretmenler ve danışmanlar yetiştiriyor, eserler verdirtiyor, müzeler açtırıyorsunuz. Eğitimi teşvik ediyor ve kalitesini arttırıyorsunuz güvenlik harcamalarınızdan kısarak. Bir anlamda, herşeyi devlet eliyle yapmak yerine, zaten devletin ve ülkenin yararına olan fikirleri yayacak, fikir vermekle kalmayıp maddi manevi motivasyon sağlayacak bireyler yetiştiriyorsunuz ve onlara güveniyorsunuz. Sonra zaten bölge halkı kendi kendine yetecek kadar donanımlı hale geliyor, cefakar ama akıllı olan devletine karşı vefa duyguları besliyor. Kendini bu ülkenin vatandaşı gibi hissediyor ve başka yollar aramıyor…
Bu arada açılım karşıtları için bir şehit babasından notumuz var: “Devlet Bahçeli’nin çocuğu yok. O evlat acısı nedir bilmez. O yüzden hiç konuşmasın, sussun. Bu konuda hiç tepki göstermesin. Bu sorun çözülsün, evlatlarımız artık ölmesin.”
Ben biraz daha ileri gidiyorum ve susmak yerine katkı sağlasınlar diyorum muhalefet liderleri için. Bakın ben bile yaşıma başıma bakmadan fikir üretmeye çalışıyorum. Üstelik hükümetin her icraatına da hayran değilim. Ama bunun bir sorumluluk olduğunu görebiliyorum. Sevdiğimiz şey genetik yapımıza tapmak ve nutuk atmak mı, yoksa ülkemiz mi bunu iyi bir düşünmeli…
Yazarlarımıza ve okurlarımıza duyurulur: Bu konuda katkı sağlamak isteyen herkesin;
1. Konuyla ilgili fikir ve önerilerini yazmalarını, sakinkafa.com’da yayınlamalarını
2. Veya sakinkafa@yahoo.com’a e-mail olarak yollamalarını,
3. Yazılacak diğer önerileri ve eğer beğendilerse bu yazımı facebook, twitter, friendfeed gibi ortamlarda paylaşmalarını rica ediyorum.
Elimize ulaşan önerileri devletin ilgili kanallarına paketler topluluğu olarak gönderebiliriz. Düşünme ve dile getirme sorumluluğu bizim, dikkate alma takdiri ve sorumluluğu devletin. Olsun mu olmasın mı gibi lüzumsuz tartışmalardansa, zaten olmakta olan birşeye olumlu bir katkımız olur belki diye düşünerek bu konuyu irdelemeyi düşündüm.
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













Burayı okumayacak devlete öneri sunmaktansa sakinkafa bu konuda ne yapar onu düşünmek lazım.
belki müze dediğin şeyin internet versiyonunu yapabiliriz ileri de.
ancak ben kürt kültürünü tanımak amacıyla bir kürt yazarımızın sitede yazmasını isterdim. kürt kültürünü sakinkafa üslubuyla anlatabilecek birisi yazsa. yazısını da hatta kürtçe yazsa altına da paragraf paragraf türkçe karşılıklarını da koysa. kürt çocukların oynadığı oyunları, oradaki köylerde yaşananları anlatsa.
tanışsak biraz biraz artık.
“Elimize ulaşan önerileri devletin ilgili kanallarına paketler topluluğu olarak gönderebiliriz. Düşünme ve dile getirme sorumluluğu bizim, dikkate alma takdiri ve sorumluluğu devletin.” demiştim. göndeririz demiştim yani. devlet iş vakti oturup sakinkafa açıyorsa zaten o devleti kapatalım.
kürt yazar fikrinde ben de hemfikirim. çok hoş olur.
Paket olarak götürürüz dediğini okudum da, o paketi de okumazlar diye düşündüm o yüzden öyle dedim.