Geçtiğimiz perşembe günüsü, babamın işi nedeniyle ailemin göçtüğü Dinar’a gittim. Yolculuk çok güzel birşeymiş yine anladım. Temmuz’da ‘yı (Im Juli) hatırladım. Belki aşkların en büyüğü için gittiğimdendir: Annem için. Ve çok özlemişim ailece toplanmayı.
Biz böyle bir aileyiz işte, kimimiz in Istanbul, kimimiz lives in Ankara kimimiz wohne in Inegöl. Ana baba da yol gözler Afyon’un kendi halinde ilçesi Dinar’da.
Çok güzel duygularla bindiğim İstanbul-Dinar otobüsünde düşündüm ki hayat ne güzel eğer yolculuk halindeysen. Çok fazla düşünülesi birşey yok. Nihayetinde bir varış noktan var ve oraya çufçufluyorsun. Bekleyenin de var en güzelinden. Sonra başladım kendimi sorgulamaya. Beklenmek güzel ama bekleyen olabilecek kadar adam olabilecek miyim diye; bir baba olabilecek miyim diye…
Ergenliğimde ve gençliğimde sık sık beni anlamadığını düşündüğüm annem babam kadar sevgi dolu olabilecek miyim diye; çocuklarım beni üzdüğünde annemle babam kadar sabırlı olabilecek miyim diye; eşimle annemle babamın anlaştığı kadar güzel anlaşabilecek miyim diye…
Bunları düşündüm işte ben. Hani tipik bir laf vardır, aslında asıl yolcukuk içimize yaptığımız derin yolculuktur diye… Ben pek derin işler sevmiyorum artık ama ben de yaptım galiba ondan. Biraz kendimi buldum. Küçük Dinar’a giderken, küçük Sakin Kafa’yı biraz daha tanıdım. Aslında hak vermemesi gerektiklerine ne kadar da ödün verdiğini ve aslında can yoldaşına ne kadar da az değer verdiğini… Daha bir sürü şey anladım kendimle ilgili. Ama hepsini söyleyip kendimi iyice ele vermek istemiyorum. O yüzden güle güle sevgili okur.
Bu arada bol bol fotoğraf çektim Gökgöl’de. Babamın makinesinde kaldı. Çünkü bilgisayarıma atmaya üşendim. Ama haftasonu geldiklerinde bir güzel anlatacağım size Gökgöl Balık Restaurant’ı. Restaurant dediysek aldanmayın. Baya kır gibi, cennet gibi bir mekan…
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













“Ben pek derin işler sevmiyorum artık ama ben de yaptım galiba ondan”:)
‘insan bir mültecidir ahi’
‘kendi gönlünden başka sığınacak bir yeri yoktur’
‘Allah’ın sırrı sensin, kalbine sefer et’
Güzel yazı olmuş abi bize gelirkene :)) Bn de inegöl yolcusuyum bn de artık kendimi yerim bitiririm yollarda. Segah abimin neden bu kadar sakin olabildiğini ve abartı kadar düşündüğünü şimdi anladım. Demek ki yollarda fazla düşünülüyor :)))
“Bu yol nereye gider” siiri geldi gecti icimden.
‘yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir’.
eskiler hayirli yolculuk dermis, yolculuklar degil. yilmaz erdogan a gore sebebi:
‘iyi yolculuklar denmez bir gidene
yapılamaz çünkü
çok yolculuk bir seferde ‘
yapiliyor ama sanki, hem dinar’a, hem kendi icine yolculuk yapiyor insan.
seyr-u sefer kelimesi ilisiyor bu sefer dilimin ucuna, baska bir siirinden yilmaz erdogan’in
‘dönmeyeceğime inandığım günlerde
bu seyrüseferden
(bu seyrüsefer sözünün burada geçme sebebi
tamamen kelimeyi sevdiğimden) ‘
bu kelimeyi ben de cok severim, ve bana da olur bu, sevdigim kelimeyi ille de cumle icinde kullanma arzusu.