yazan: kabasakal
Hafta sonu ne yapsam diye düşünenlere en iyi önerim; piknik yapın… Toplayın ahaliyi, kapın mangalınızı , bütçenize göre et, yeşillik, meyve …Ve başlayın piknik serüveninize…Şimdi İstanbul sınırları içinde nerede piknik yapacağız kardeşim diyenlere aha da başlık.. Başka yerlerde var tabii. Anadolu yakasında Polonezköy, Karasu, Şile, Sapanca gibi. Ama insan kendi tecrübelerini anlatmalı değil mi! Kulaktan dolma bilgiler toplumumuzun en büyük yarası! Millet sağdan soldan duyduklarını, kendi yaşamış gibi anlatır ya , işte o hesap…
Piknik için ideal bir bölge çatalca durusu bölgesi. Durugöl eski adıyla Terkos Gölü, İstanbul’un Avrupa yakasının temel su ihtiyacını karşılayan en önemli alan. Durugöl etrafında bir sürü piknik alanı var. Bunlardan biri; Balaban köyü: köy Durugölün içine sokulmuş bir yarımadanın ucunda yer alıyor. Köyün hemen girişinde büyükçe bir piknik alanı var; her zaman belli bir doluluğa sahip, bazen dernek, firma piknikleri de düzenleniyor. Biz de o tip bir etkinliğe denk geldik. Değil içeri girmek araba yoğunluğundan İstanbul trafiğini aratmayacak bir trafik çilesi bile çektik. Girişin ücretli olduğu bu yerde (fiyatını sormadık ama pahalı olduğunu zannetmem) hamaklar, masalar, çocuklar için oyun parkı, tuvaletler mevcut. Orayı pas geçerek köyün göl kenarına ilerledik. Orası da kalabalık! Halkımız meğer ne çok severmiş piknik yapmayı! Fakat bu göl kenarına hafta içi gitmenizi şiddetle tavsiye ederim, harika bir manzara. Yok çalışıyorum, okuyorum diyenlere, ille de hafta sonu olsun diyenlere bir tekne kiralayıp musluk suyunuzun kaynağında ufak bir gezinti öneririm. Günlüğü 20 tl ye kürekli, fiber veya ahşap bir tekne kiralayıp erzakınızı da alarak açılın göle. Sazlık kısımlarda sazan gibi balıkların bol olduğunu ve balıkçıların yoğun ilgisini çektiğini gidince siz de göreceksiniz. Nisan ayında tam bir papatya tarlasına dönen alanda, hiçbir tesis yok. Doğa ana ile baş başa kaldığınız yerde huzurlu bir piknik yapabilirsiniz. Biz bu sefer o imkânı da kaçırdık maalesef. Bir gün önceki davetsiz misafirlerimiz ineklerin bıraktıkları sayesinde doyumsuz piknik hayalimizi bir serüvene dönüştürdük… Oradan Karaburun istikametine hareket ettik. Ha bu kadar anlatmışken nasıl gidilir bölümü yapalım hemen meraklı ve buraya kadar bu yazıyı sabırla okuyanlara; Tem otobanından Edirne istikametine giderken Bahçeşehir çıkışının devamında Hadımköy çıkışından çıkarak Hadımköy merkezden takiben Dursunköy, Boyalık ve Balaban istikametini takip ederek ulaşabilirsiniz. Hadımköy- Balaban arası 30 km. FSM-Hadımköy arası ise yaklaşık 50 km. Otobüsle gitmek isteyenlere ise Bayrampaşa metro dan direkt otobüs seferi var Balaban köyüne günde 3 sefer. Bunları araştırırken www.yoltarifi.com adlı güzel bir de site buldum.
Evet efendim serüvenimize kaldığımız yerden devam edelim. En son Karaburun’a doğru ilerliyorduk. Daha önce geçerken gördüğümüz ve midelerimizin, sinir katsayımızı da yükseltmesinin etkisiyle ilk gördüğümüz; Baklalı köyü piknik alanına dalıverdik. Giriş araba başına 7,5 lira. Masalar ücretsiz hatta mangal bile! Tabii sizden önce talep edenler bitirmemişse. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın efendim ama güzel eğlendik… Yemeklerden sonra içilmesi bir zorunluluk haline gelmiş olan siyah çayımızı da oradaki büfeden, bizim için demlenmiş olarak çaydanlıkta ve ince belli bardakları ile birlikte 10 tl ye alıverdik. Uğraşmanıza çok gerek yok. Ama biz kömür ateşinde demlediğimiz çayımızı yudumlamayı da ihmal etmedik, onun tadı bir başka tabii ki. Evet piknik alanı tam teşekküllü, büfe ve piknikçilerin aradığı en önemli ihtiyaç; tuvalet var. Böylesi anlarda medeniyetin iyi mi kötü mü olduğunu tartar oldum son zamanlar :) (İhtiyaç nedir diye sorsam size ? en güzel açıklamayı Açık öğretim Genel işletme kitabında bulduk: tüketicinin içinde bulunduğu koşullar ile içinde bulunmayı arzu ettiği koşullar arsındaki farklar imiş. Vallahi çok beğendik bu açıklamayı ailecek.)
Neyse konuyu dağıtmadan dönelim yazımıza; Bu piknik alanına ise yine aynı şekilde Hadımköy den Dursunköy, Boyalık, Baklalı istikametini takip ederek veya temden Gaziosmanpaşa metris cezaevinden eski Edirne asfaltını takip ederek Arnavutköy durusu istikametinden gidilebilir. Ayrıca yine Bayrampaşa metro-Terkos 336D ile gidilebilir. Bu güzel piknikten sonra, bu kadar gelmişken Karadeniz i görmeden gitmek olmaz dedik ve direksiyonu kırdık Karaburun’a. Burası da ufak bir balıkçı kasabası. Upuzun plajı ile deniz severleri çağırıyor ama karadenizin sakin zamanını yakalamanız gerekiyor denize girmek için. 2-3 restoran var, Tepedeki Gizlibahçe restoran bizim favorimiz. Cuma, cumartesileri fasıl da düzenleniyor. İyi bir balıkçı diyebilirim. Ama sadece kahve de içebilirsiniz güzel deniz manzarasına nazır.
Kalburüstü vatandaşlarımız için ise Durusu Park Otelinin tesislerini tavsiye edebiliriz. Göl kenarını kendilerine tahsis eden kişilerin bulunduğu bir alan. Elbet meraklısı -paralısı- vardır.
Efendim kıssadan hisse, gezin dolaşın . Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun gördüklerinizi siz de bizlerle paylaşın.
bugün 0, toplam 601 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- terkos gölü nerede
- durusu gölü
- terkos nerede
- terkos gölü
- durusu terkos














barajlar doldu diyoruz ya, gerçekten doğru.
geçen sene ve bu sene arasında yaptığım gözlemler sayesinde Terkos Gölünün yaklaşık 1,5 metre yükseldiğini tespit ettim. fotoğraflarla belgelerim var efendim :)
bu bilimsel veri de armağan olsun sevgili okurlara.
haydi pikniğe, et yicez et :))
bu yazı ilaç gibi geldi ya.. ben de yaza girerken böle sakin yerler arıodum:)
arkadaşım süpersin ya, be de evde öylece oturuyordum yazını görünce gitmeye karar verdik, şu an hazırlık yapıyoruz.
Şu gittiğin yerlerin telefonu web sitesi gibi bilgileri var mıdır acaba?