Düşündüm de… (Bunu çok sık yapmamak lazımmış, bunu anladım bazılarından)
Yolda giderken, bazen, arabaların üstüne üstüne yürüyesim geliyor. Hatta karşıdan karşıya geçerken, ayağımı tam da tekerleğinin yanıbaşına basıyorum bazısının, önümden geçip gidiyor.
İşyerinde karolarla kaplı yerler ve ben onların çizgisine basmadan yürümeye uğraşıyorum. (Biliyorum bunu yapan insan sayısı da bir hayli fazla)
Yağmur yağarken, ıslanmamak için koşuşturan, şemsiyenin altında rahatça yürüyen, yahut çatıların altında saklanan insanlara acıyorum. (Oysa ben şapkamı takıyorum ve sadece yüzümü koruyorum yağmurdan)
Sonbahar gelince bir hüzün çökermiş ya insanın içine, bende sorular var hep. Sorular hüzünleri çağırmıyor değil, ama ihtimaller de doğuruyor. Bazen güzel ihtimaller de çıkıyor karşıma. Keşke diyorum… (Hayatım keşkelerin pişmanlığında sıkışmadı hiç, olmamışsa bir sebep, olmuşsa bin sebep var)
Her gün birileriyle tanışıyorum sanki. Yahut tanıdığım insanlar, her gün bir başkasıymış gibi davranıyor. Daha da fenası, ben her gün bir başkası oluyorum. (Hangisi doğru bilmiyorum!)
Günlerce aynı müziği dinliyorum. Artık yapışıyor kulağıma nağmeler. Her nağmeye bir hatıra ilişse, -evet geçmişte yaşamayı seviyorum- kafam allak bullak oluyor o otobüs yolculuklarından sonra. Okuduğum kitap bile, müziğe yoğruluyor zamanla. Müziği dinlerken, kitabı dönüp dönüp tekrar dinliyorum gibi.
Ve evet, -gelecekteki bir yazıya referans olsun şimdiden- intiharlar var yine. Pazartesi günü arabası köprüde bulunan, Sabancı Üniversitesi’nden hocam Dicle Koğacıoğlu sanırım intihar etmiş. Başka ihtimaller de olabilir, henüz bulunamadı.
Bu kara haberden de bir aydınlık ihtimali sızıyor. Güzel, bembeyaz sakalları olan bir adam şöyle demiş: “Keşke bize açılmadığı zaman onu zorlayıp, kapanıklığını kırsaymışız. İçindeki yaraları paylaşsaymışız. Eşeklik etmişiz!” Güzel.
İtiraf ediyorum: Geçen gece rüyamda gördüğüm kadın hâlâ güzel, hâlâ büyüleyici! Ne var ki, ben bir başkasıyım artık… Bunu Baudrillard ve “unutmak” bahsinde işlemiştim galiba.
bugün 0, toplam 8 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- uyuyan koala
- sikişmeli karikatürler
- adaptasyon ile ilgili karikatür
- arı maya karikatür
- hatırla sevgili aslı













Niye acıyorsun.. Yağmurlu havada şemsiye altında yürümek acayip bir güven duygusu veriyor insana.. güzel bir saçak altında yağmurda ıslanan enayileri izlemek de..:)
yağmur korkulacak bir şey değil:)
yağmur korkulacak bir şey değil de ıslanıp hasta olmak korkulacak bir şey. töbe yarabbim özgür takılcaz diye niye ıslanalım..
Dikkat E.D.Y.
Bu tip yazıların başına bu ibareyi koyalım ilgililere duyurulur..
Ergenlik Dönemi Yazısı..xD
”güzel bir saçak altında yağmurda ıslanan enayileri izlemek de..:) ” derken??
haa güzel bir saçak altında yağmurdan ıslanmak…:)
öyle de anlaşılıyor dediğim şimdi okuyunca.. güzel bir saçak altındayken, yağmurdan ıslanan .. olacaktı..
Ben bazen arabalara çelme takmak istiyorum, 40 numara ayağıma takılıp takla attıklarını hayal ediyorum, o anda 40 numara ayağım bir Hollywood prodüksiyonunu en ucuza kotaran yüce bir nesneye dönüşüyor… Ayağıma kaç para verirdi, bu Hollywood diye düşünüyorum… Sonra ayağımı çekiyorum, ondan vazgeçmek istemediğimi farkedip…