Eflatun’un (Platon) mağara alegorisi

Madem konu “görmek”ten, “göz”den açıldı… aklıma düşmüşken yazayım dedim. Platon isimli Antik Yunan filozoflarından bir filozof vardır, illa ki duymuşsunuzdur ismini. Platon, Arap alfabesinde “p” sesi olmadığı için, bize “Eflatun” diye geçmiş. Yani kimisinin Eflatun, kimisinin Platon dediği bu adam aslında aynı zât-ı muhterem. Kendi güzel fikirleri olmasına rağmen, genelde hocası olduğunu iddia ettiği Sokrates’in sözlerini alıntılamış. Her ne şekilde olursa olsun, her “yazar/düşünür” gibi sözlerini bugünlere kadar ulaştırmasıyla birlikte şu fani dünyanın “ölümsüzlük illüzyonuna” ulaşmış. İşte o adamın meşhur bir “mağara alegorisi” vardır. Eski metinleri incelerseniz, pek çoğunda “temsiller” ile olayları açıklamak hakimdir. Yani yazar kişi, anlatmak istediği konuyu, küçük bir hikayecik ile destekler. Bu üslubu dinsel metinlerde de (Tevrat-İncil-Kuran) bulabileceğiniz gibi, büsbütün Mitoloji kaynaklarına da bu gözle bakabilirsiniz.

Platon’un mağara alegorisi düşünceler dünyası denilen dünyayı, filozofun bu dünyadaki vazifesini ve eşyanın manasına dair hikmetleri anlatmak için anlatılmış ufak bir model. Eflatun Efendi buyurur ki, bir mağara düşünün. Tek bir kapısı var ve oradan ışık geliyor. İnsanlar olsun, sırtları o kapıya çevrilmiş durumda. Hepsi de mağaranın büyük duvarına bakıyor olsunlar. Bu insanların, boyunlarına ve ellerine ve ayaklarına zincirler bağlansın. Kafalarını ışığın geldiği kapıya çeviremesinler yani. Birbirlerini de net bir biçimde göremesinler ama zincirlerle bağlı olsunlar. Bütün görebildikleri, duvardaki gölgeler olsun yani. Bu gölgeleri yorumlayarak, konumlarını, diğer insanların hallerini, mağaranın dışını, eşyanın tabiatını anlamaya çalışsınlar. Platon, bu mağara modeli üzerine sayfalarca döşenmiş tabi. Ben burada kısaca bahis açıyorum…

İşte insanlar, o “ışık” denilen şeyden bihaber, sadece gölgeler üzerinden düşünürlerken, filozof (ehl-i hikmet) denilen adamlar/kadınlar zincirlerden kurtulup mağaranın dışına çıkabilen, ardından gelip mağaradaki insanlara ışığı (hikmeti) ve dışarıdaki dünyayı anlatabilen insandır. İnsanlara dönüp, “bakın efendiler, dışarıda şöyle bir dünya var, onu gördüm” diyendir. Fakat Eflatun, akıllı bir adamdır ve şunu da demiştir: “Mağaranın dışını görebilen insan, bunu mağaradakilere anlattığında, ‘anlaşılmamak’ ile imtihan olacaktır.” Bu öyle bir imtihandır ki, filozof (âkil adam) bu vazifeden vazgeçebilir. Anlaşılmamak, bütün dünyası gölgeler olan birine ışıktan ve nesnelerin gerçek hallerinden bahsetmenin sancısına işaret eder. Bu öyle bir durumdur ki, mağaradan kaçıp ışığın geldiği dış dünyaya kaçanlar çoktur. Asıl hikmet sahibi, her şeye rağmen dönüp o insanlara “gerçeği” (hikmeti, varlığı, hakikati) anlatmaya çalışandır.

Hasan Ali Toptaş’ın meşhur kitabının isminin, Gölgesizler olması boşuna değildir. Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ının karakterinin ismi boşuna Selim Işık değildir. İncil’de “let there be light” (müsade edin ışık görünsün -var olsun-) diye boşuna denmemiştir. Kuran’da, Allah’ın dünya ile ilişkisi en güzel “Nur Suresi”nde anlatılmıştır, boşuna değildir. Tasavvuf, haybeye aynalarla ilgilenmemiştir. Batılı ressamlar, rönesansla birlikte boşuna ışıkla takıntılı resimler yapmaya başlamamışlardır. Kocaman kiliselerde ışığın içeriyi nasıl aydınlatacağına dair yapılan onca mimari hamle de boşuna değildir. İnsanlar bir dönem boşuna “güneş”e tapmamışlardır…

Sabah sabah bu kadar “anlam” yeter sanırım…

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 233 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 1, toplam 5.847 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

Dünya Alem Duysun Bunu ;

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

oyun



Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
sohbet muhabbet
  • obi: kardeşim allah senden razı olsun.. var ya beni inanılmaz mutlu ettin. allah razı olsun. 1000...
  • giriftkenbiri: Merhaba İç sıkıntılarıma iyi geliyor bu site. Yazınızı okuyunca aklıma geldi...
  • Hanzade: Amma kafaya taktılar ya adam çizmiş sonrada yaptığı kadının resmine aşık olmuş (nası bi...
  • asena değermenci: BİR AVUÇ FISTIK SESİNİZİ KISTIK
  • tuba: sag elimde darbuka sol elimde darbuka biz bu maçı alırız kan kustura kustura
  • lina: domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı sahaların yıldızı 5/c
  • Nur: bizimde macimiz var 1. maci yendik pazartesi ikinci macşans dileyin ve ltfen klasik olmayan...
  • gulseren: ayse hanimin atlari kişir kişir kişniyor arpa bugday istiyor. arpa bugday yok,...
  • seher: demir demir yolları 6 e atar gooleri 6 dan fazla atmayın 6 k yı ağlatmayın
  • gulseren: Arkadaşlar okullar açılyor haydi yeni tezarühatlar gerekli bize.
  • yuksedem: liste güzel, piknikte közde sarımsak ve patateste güzel oluyor tavsiye ederim.
  • hayalet: Herşey güzel olacak :)
  • Sahidüş: [ilk sahur, son iftar] dizi aralığı hoş olmuş:) Bekiroğlu’nun “babasız ilk...
  • gamze: allahım çok mutluyum. tank 90 <3. çok teşekkürler
  • söylemem :): yalnız yorumları okudum da şimdi, ne çok özlemişim bu muhabbeti. yıllardır...